Makedonya, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosu için bir laboratuvar mıydı?

Kuzey Makedonya 28 kez okundu.
 

Makedonya, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosu için bir laboratuvar mıydı?

Prof. Dr. Hasan Babacan, Tefeyyüz İlkokulunda verdiği konferansta Makedonya’nın Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının yetişmesindeki tarihî rolünü anlattı. Atatürk ve silah arkadaşlarının bu coğrafyada edindikleri ortak tecrübelerin yeni Türkiye’nin kuruluşuna etkisini vurguladı.
Tefeyyüz Eğitim Kültür ve Spor Dayanışma Derneği (TEKSPODD) tarafından düzenlenen konferansta, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Babacan, “Makedonya’dan Ankara’ya: Cumhuriyet’in Kurucu Kadrosunun Makedonya’daki Kökleri” başlıklı sunumuyla öğrencilerle buluştu. Konferansta, Osmanlı döneminde Makedonya olarak anılan coğrafyanın Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların yetişmesindeki yeri ele alındı. Babacan, Makedonya’nın yalnızca bir coğrafi bölge olarak değil; siyasi düşüncenin, askerî tecrübenin, modern eğitimin ve kültürel etkileşimin iç içe geçtiği tarihsel bir tecrübe alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Makedonya bir "laboratuvar" mıydı? Konferansın öne çıkan başlıklarından biri, Makedonya’nın bir "laboratuvar" olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği oldu. Babacan, bu kavramın tarihsel gerçekliğin tamamını açıklayan kesin bir tanımdan ziyade, dönemin şartlarını anlamaya yardımcı olan bir metafor olduğunu belirtti. Eğitim, askerlik, siyasal örgütlenme, milliyetçilik, basın ve şehir kültürü gibi ölçütler birlikte ele alındığında Makedonya’nın bir “laboratuvar” olarak nitelendirilebileceğini ifade eden Babacan, bu coğrafyada yaşanan gelişmelerin dönemin askerî ve siyasi kadrolarına önemli tecrübeler kazandırdığını anlattı. Babacan, Makedonya’nın yeni Türkiye’nin kuruluşundaki rolünü şu sözlerle dile getirdi: “Makedonya’da yaşananlar, elde edilen tecrübeler yeni Türkiye’nin doğmasında da kurulmasında da çok önemli bir rol oynadı. Makedonya, yani sizin yaşadığınız topraklar, yeni Türkiye’yi kuran insanlar için bir laboratuvar görevi gördü. Buradaki tecrübeleri bildiler, olaylara karşı nasıl davranmaları gerektiğini öğrendiler. Böylece yeni Türkiye’nin kuruluşunda da başarılı oldular.” Babacan, Makedonya’nın Cumhuriyet’i tek başına doğuran bir yer olmadığını; ancak Cumhuriyet’in siyasi, askerî ve kültürel kadrosunun önemli bir bölümünün modernleşme, örgütlenme, savaş, milliyetçilik ve kültür gibi olgularla bu tarihsel coğrafyada karşılaştığını ifade etti. Selanik siyasal örgütlenme ve fikir hareketleriyle, Manastır askerî eğitimle, 3. Ordu ise sahadaki askerî ve siyasi tecrübeyle öne çıktı. Balkan Savaşları da Osmanlı Devleti’nin çözülüş sürecinin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bu bakımdan Makedonya’yı farklı kadroları ve şahsiyetleri farklı biçimlerde etkileyen çok katmanlı bir tarihsel tecrübe alanı olarak incelemenin önemine dikkat çekti. Manastır’da aynı sıraları paylaşan tarihî şahsiyetler Sunumda Manastır Askerî İdadisi’nin, dönemin önemli askerî ve siyasi isimlerinin yetiştiği eğitim kurumlarından biri olduğuna işaret edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün de eğitim gördüğü okulda Enver Paşa, Ali Fethi Okyar, Kâzım Özalp, Kâzım Dirik ve Nuri Conker gibi isimler aynı eğitim çevresinde bulundu. Babacan, yatılı okul hayatının öğrenciler arasında güçlü arkadaşlıklar ve ortak tecrübeler oluşturduğunu belirterek, bu birlikteliğin ilerleyen yıllarda farklı görevler üstlenen şahsiyetlerin birbirlerini tanımalarına ve birlikte hareket edebilmelerine katkı sağladığını anlattı. Manastır Askerî İdadisi’nde tarih, coğrafya, matematik ve Fransızcanın yanı sıra resim ve hüsnühat gibi derslerin de okutulduğunu aktaran Babacan, bu eğitim ortamının yalnızca askerî bilgi kazandırmakla sınırlı olmadığını; öğrencilerin düşünce ve kültür dünyalarının gelişmesinde de etkili olduğunu vurguladı. Mustafa Kemal’in Selanik’te başlayan eğitim hayatının Manastır’da devam ettiğini hatırlatan Babacan, onun okuma alışkanlığına ve düşünce dünyasını geliştiren eserlere de değindi. Atatürk’ün okuduğu kitapların kenarlarına notlar düşmesinin, farklı düşünürleri takip etmesinin ve tarihî meseleler üzerine yoğunlaşmasının entelektüel gelişimindeki önemini anlattı. Selanik, siyasi örgütlenmenin merkeziydi Selanik’in çok kültürlü yapısı, liman şehri kimliği ve basın hayatıyla dönemin fikir hareketlerinin gelişmesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Babacan, şehirde farklı toplulukların ve düşüncelerin bir arada bulunduğuna dikkat çekti. 1906 yılında Selanik’te Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’nin kurulması, bu siyasi hareketliliğin önemli örneklerinden biri olarak ele alındı. Cemiyetin 1907’de Paris merkezli Terakki ve İttihat Cemiyeti ile birleşmesi, dönemin örgütlenme sürecinde yeni bir aşama oluşturdu. 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanına giden süreçte Makedonya ve Rumeli’de yaşanan gelişmelerin önemine değinen Babacan, Manastır’ın da bu tarihsel dönüşümde öne çıkan merkezlerden biri olduğunu anlattı. Bu gelişmelerin, daha sonra Millî Mücadele ve Cumhuriyet dönemlerinde farklı sorumluluklar üstlenecek kişilerin siyasi tecrübelerinin şekillenmesinde etkili olduğu ifade edildi. Yahya Kemal ve Cumhuriyet’in kültürel temelleri Konferansta Makedonya’nın etkisi yalnızca siyasi ve askerî gelişmelerle sınırlı tutulmadı. Bölgenin sanat ve kültür hayatı da değerlendirmeye alındı. 1884 yılında Üsküp’te doğan Yahya Kemal Beyatlı’nın hayatı, Makedonya ile Türkiye arasındaki kültürel bağın önemli örneklerinden biri olarak ele alındı. Yahya Kemal’in ailesinin 1897 yılında Selanik’e taşınması, onun yetiştiği şehir çevresinin şekillenmesinde etkili olan gelişmeler arasında gösterildi. Babacan, bir devletin kuruluşunun yalnızca askerî mücadeleyle açıklanamayacağını; kültür, sanat, edebiyat ve düşünce hayatının da yeni bir toplumun inşasında önemli rol oynadığını vurguladı. Bu çerçevede Yahya Kemal gibi kültür ve edebiyat insanlarının Cumhuriyet’in fikrî ve kültürel dünyasına katkıları üzerinde durdu. Yahya Kemal’in eserlerinde memleketine ve doğduğu coğrafyaya duyduğu özleme de değinen Babacan, bu konudaki değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Düşünün ki bizim burada, Makedonya’da, Üsküp’te ya da başka şehirlerde doğmuş insanlar gidip hangi devleti kuruyorlar? Anadolu’da yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuruyorlar. Neyle? Önce siyasi ve askerî mücadeleyle, savaşlarda galip gelerek; sonra siyasi ve ekonomik mücadeleyle. Bütün bunları da kültürle taçlandırıyorlar. İyi edebiyat, iyi şiir… Mesela Yahya Kemal’in yazdığı şiirleri hepiniz biliyorsunuz. Şiirlerinde memleketine, Makedonya’ya, Üsküp’e özlem olsa da kullandığı dil, yöntem, yazdığı düz yazılar ve şiirlerle bu toprakları unutmadığını görüyoruz.” “Biz kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz?” Konferansın öğrenciler açısından dikkat çeken bölümlerinden biri, Prof. Dr. Hasan Babacan’ın tarih bilinci üzerine yaptığı değerlendirmeler oldu. Öğrencilere geçmişlerini tanımaları, aile büyüklerinden kendi tarihlerine ilişkin hatıraları dinlemeleri ve köklerini unutmamaları tavsiyesinde bulunan Babacan, “Biz kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz?” sorusunu akıllarında tutmalarını istedi. Tarih bilincinin insanın kendisini ve yaşadığı toplumu anlamasına yardımcı olduğunu belirten Babacan, geçmişini bilen bireylerin geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyebileceğini ifade etti. Öğrencilere, ailelerinin ve atalarının yaşadıklarını öğrenmelerini, tarihlerini merak etmelerini ve bu bilinci hayatları boyunca korumalarını önerdi. Babacan, Makedonya’da aynı okulda eğitim gören, aynı şehirlerde yaşayan ve benzer tarihî gelişmelere tanıklık eden kişilerin ilerleyen yıllarda farklı alanlarda önemli görevler üstlendiğini anlatarak, ortak tecrübelerin insanlar arasında güçlü bağlar kurabildiğine dikkat çekti. Makedonya’nın tarihî rolü nasıl değerlendirilmeli? Konferansta ortaya konulan temel değerlendirmelerden biri, Makedonya’nın Cumhuriyet’in tek nedeni veya tek kaynağı olarak görülmemesi gerektiği oldu. Bununla birlikte bölge, Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun oluşumunda etkili olan önemli tarihsel tecrübe alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Selanik siyasal örgütlenme, Manastır askerî eğitim, 3. Ordu saha tecrübesi, Balkan Savaşları ise imparatorluğun çözülüş süreci bakımından önem taşıyor. Sanat ve kültür boyutu da Üsküp ve Selanik şehir çevresi ile Yahya Kemal örneği üzerinden siyasi tarihin ötesine uzanıyor. Bu çerçevede Makedonya, Cumhuriyet’i tek başına “doğuran” bir mekân değil; Cumhuriyet’in siyasi, askerî ve kültürel kadrosunun önemli bir bölümünün modernleşme, örgütlenme, savaş, milliyetçilik ve kültürle karşılaştığı başlıca tarihsel alanlardan biri olarak değerlendiriliyor. Makedonya tecrübesi, farklı şahsiyetlerde farklı biçimlerde karşılık buluyor. Bu nedenle bölgeyi yalnızca bir coğrafya olarak değil, farklı kadroları biçimlendiren çok katmanlı bir tarihsel tecrübe alanı olarak incelemek gerekiyor. Kronoloji: Makedonya’dan Cumhuriyet’e 1846: Manastır Askerî İdadisi eğitim-öğretime hazır hâle geldi. 1897: Yahya Kemal’in ailesi Selanik’e taşındı. 1905–1906: Kâzım Karabekir Manastır’da göreve başladı; Mustafa Kemal’in Rumeli bağlantıları güçlendi. 1906: Osmanlı Hürriyet Cemiyeti Selanik’te kuruldu. 1907: Selanik ve Paris merkezli örgütlenmeler birleşti. 1908: Manastır merkezli hareketle II. Meşrutiyet ilan edildi. 1912–1913: Balkan Savaşları yaşandı ve Osmanlı Devleti Makedonya’dan çekildi. 1919–1923: Millî Mücadele dönemi yaşandı. 1923: Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Tefeyyüz İlkokulunda gerçekleştirilen konferans, öğrencilerin tarihî geçmişlerini tanımaları ve yaşadıkları coğrafyanın Türkiye’nin yakın tarihindeki yerini anlamaları açısından önemli bir buluşma oldu.  H. Gina  
Prof. Dr. Hasan Babacan, Tefeyyüz İlkokulunda verdiği konferansta Makedonya’nın Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının yetişmesindeki tarihî rolünü anlattı. Atatürk ve silah arkadaşlarının bu coğrafyada edindikleri ortak tecrübelerin yeni Türkiye’nin kuruluşuna etkisini vurguladı.

Tefeyyüz Eğitim Kültür ve Spor Dayanışma Derneği (TEKSPODD) tarafından düzenlenen konferansta, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Babacan, “Makedonya’dan Ankara’ya: Cumhuriyet’in Kurucu Kadrosunun Makedonya’daki Kökleri” başlıklı sunumuyla öğrencilerle buluştu.

Konferansta, Osmanlı döneminde Makedonya olarak anılan coğrafyanın Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların yetişmesindeki yeri ele alındı. Babacan, Makedonya’nın yalnızca bir coğrafi bölge olarak değil; siyasi düşüncenin, askerî tecrübenin, modern eğitimin ve kültürel etkileşimin iç içe geçtiği tarihsel bir tecrübe alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Makedonya bir "laboratuvar" mıydı?

Konferansın öne çıkan başlıklarından biri, Makedonya’nın bir "laboratuvar" olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği oldu. Babacan, bu kavramın tarihsel gerçekliğin tamamını açıklayan kesin bir tanımdan ziyade, dönemin şartlarını anlamaya yardımcı olan bir metafor olduğunu belirtti.

Eğitim, askerlik, siyasal örgütlenme, milliyetçilik, basın ve şehir kültürü gibi ölçütler birlikte ele alındığında Makedonya’nın bir “laboratuvar” olarak nitelendirilebileceğini ifade eden Babacan, bu coğrafyada yaşanan gelişmelerin dönemin askerî ve siyasi kadrolarına önemli tecrübeler kazandırdığını anlattı.

Babacan, Makedonya’nın yeni Türkiye’nin kuruluşundaki rolünü şu sözlerle dile getirdi:

“Makedonya’da yaşananlar, elde edilen tecrübeler yeni Türkiye’nin doğmasında da kurulmasında da çok önemli bir rol oynadı. Makedonya, yani sizin yaşadığınız topraklar, yeni Türkiye’yi kuran insanlar için bir laboratuvar görevi gördü. Buradaki tecrübeleri bildiler, olaylara karşı nasıl davranmaları gerektiğini öğrendiler. Böylece yeni Türkiye’nin kuruluşunda da başarılı oldular.”

Babacan, Makedonya’nın Cumhuriyet’i tek başına doğuran bir yer olmadığını; ancak Cumhuriyet’in siyasi, askerî ve kültürel kadrosunun önemli bir bölümünün modernleşme, örgütlenme, savaş, milliyetçilik ve kültür gibi olgularla bu tarihsel coğrafyada karşılaştığını ifade etti.

Selanik siyasal örgütlenme ve fikir hareketleriyle, Manastır askerî eğitimle, 3. Ordu ise sahadaki askerî ve siyasi tecrübeyle öne çıktı. Balkan Savaşları da Osmanlı Devleti’nin çözülüş sürecinin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bu bakımdan Makedonya’yı farklı kadroları ve şahsiyetleri farklı biçimlerde etkileyen çok katmanlı bir tarihsel tecrübe alanı olarak incelemenin önemine dikkat çekti.

Manastır’da aynı sıraları paylaşan tarihî şahsiyetler

Sunumda Manastır Askerî İdadisi’nin, dönemin önemli askerî ve siyasi isimlerinin yetiştiği eğitim kurumlarından biri olduğuna işaret edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün de eğitim gördüğü okulda Enver Paşa, Ali Fethi Okyar, Kâzım Özalp, Kâzım Dirik ve Nuri Conker gibi isimler aynı eğitim çevresinde bulundu.

Babacan, yatılı okul hayatının öğrenciler arasında güçlü arkadaşlıklar ve ortak tecrübeler oluşturduğunu belirterek, bu birlikteliğin ilerleyen yıllarda farklı görevler üstlenen şahsiyetlerin birbirlerini tanımalarına ve birlikte hareket edebilmelerine katkı sağladığını anlattı.

Manastır Askerî İdadisi’nde tarih, coğrafya, matematik ve Fransızcanın yanı sıra resim ve hüsnühat gibi derslerin de okutulduğunu aktaran Babacan, bu eğitim ortamının yalnızca askerî bilgi kazandırmakla sınırlı olmadığını; öğrencilerin düşünce ve kültür dünyalarının gelişmesinde de etkili olduğunu vurguladı.

Mustafa Kemal’in Selanik’te başlayan eğitim hayatının Manastır’da devam ettiğini hatırlatan Babacan, onun okuma alışkanlığına ve düşünce dünyasını geliştiren eserlere de değindi. Atatürk’ün okuduğu kitapların kenarlarına notlar düşmesinin, farklı düşünürleri takip etmesinin ve tarihî meseleler üzerine yoğunlaşmasının entelektüel gelişimindeki önemini anlattı.

Selanik, siyasi örgütlenmenin merkeziydi

Selanik’in çok kültürlü yapısı, liman şehri kimliği ve basın hayatıyla dönemin fikir hareketlerinin gelişmesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Babacan, şehirde farklı toplulukların ve düşüncelerin bir arada bulunduğuna dikkat çekti.

1906 yılında Selanik’te Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’nin kurulması, bu siyasi hareketliliğin önemli örneklerinden biri olarak ele alındı. Cemiyetin 1907’de Paris merkezli Terakki ve İttihat Cemiyeti ile birleşmesi, dönemin örgütlenme sürecinde yeni bir aşama oluşturdu.

1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanına giden süreçte Makedonya ve Rumeli’de yaşanan gelişmelerin önemine değinen Babacan, Manastır’ın da bu tarihsel dönüşümde öne çıkan merkezlerden biri olduğunu anlattı. Bu gelişmelerin, daha sonra Millî Mücadele ve Cumhuriyet dönemlerinde farklı sorumluluklar üstlenecek kişilerin siyasi tecrübelerinin şekillenmesinde etkili olduğu ifade edildi.

Yahya Kemal ve Cumhuriyet’in kültürel temelleri

Konferansta Makedonya’nın etkisi yalnızca siyasi ve askerî gelişmelerle sınırlı tutulmadı. Bölgenin sanat ve kültür hayatı da değerlendirmeye alındı.

1884 yılında Üsküp’te doğan Yahya Kemal Beyatlı’nın hayatı, Makedonya ile Türkiye arasındaki kültürel bağın önemli örneklerinden biri olarak ele alındı. Yahya Kemal’in ailesinin 1897 yılında Selanik’e taşınması, onun yetiştiği şehir çevresinin şekillenmesinde etkili olan gelişmeler arasında gösterildi.

Babacan, bir devletin kuruluşunun yalnızca askerî mücadeleyle açıklanamayacağını; kültür, sanat, edebiyat ve düşünce hayatının da yeni bir toplumun inşasında önemli rol oynadığını vurguladı. Bu çerçevede Yahya Kemal gibi kültür ve edebiyat insanlarının Cumhuriyet’in fikrî ve kültürel dünyasına katkıları üzerinde durdu.

Yahya Kemal’in eserlerinde memleketine ve doğduğu coğrafyaya duyduğu özleme de değinen Babacan, bu konudaki değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Düşünün ki bizim burada, Makedonya’da, Üsküp’te ya da başka şehirlerde doğmuş insanlar gidip hangi devleti kuruyorlar? Anadolu’da yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuruyorlar. Neyle? Önce siyasi ve askerî mücadeleyle, savaşlarda galip gelerek; sonra siyasi ve ekonomik mücadeleyle. Bütün bunları da kültürle taçlandırıyorlar. İyi edebiyat, iyi şiir… Mesela Yahya Kemal’in yazdığı şiirleri hepiniz biliyorsunuz. Şiirlerinde memleketine, Makedonya’ya, Üsküp’e özlem olsa da kullandığı dil, yöntem, yazdığı düz yazılar ve şiirlerle bu toprakları unutmadığını görüyoruz.”

“Biz kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz?”

Konferansın öğrenciler açısından dikkat çeken bölümlerinden biri, Prof. Dr. Hasan Babacan’ın tarih bilinci üzerine yaptığı değerlendirmeler oldu.

Öğrencilere geçmişlerini tanımaları, aile büyüklerinden kendi tarihlerine ilişkin hatıraları dinlemeleri ve köklerini unutmamaları tavsiyesinde bulunan Babacan, “Biz kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz?” sorusunu akıllarında tutmalarını istedi.

Tarih bilincinin insanın kendisini ve yaşadığı toplumu anlamasına yardımcı olduğunu belirten Babacan, geçmişini bilen bireylerin geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyebileceğini ifade etti. Öğrencilere, ailelerinin ve atalarının yaşadıklarını öğrenmelerini, tarihlerini merak etmelerini ve bu bilinci hayatları boyunca korumalarını önerdi.

Babacan, Makedonya’da aynı okulda eğitim gören, aynı şehirlerde yaşayan ve benzer tarihî gelişmelere tanıklık eden kişilerin ilerleyen yıllarda farklı alanlarda önemli görevler üstlendiğini anlatarak, ortak tecrübelerin insanlar arasında güçlü bağlar kurabildiğine dikkat çekti.

Makedonya’nın tarihî rolü nasıl değerlendirilmeli?

Konferansta ortaya konulan temel değerlendirmelerden biri, Makedonya’nın Cumhuriyet’in tek nedeni veya tek kaynağı olarak görülmemesi gerektiği oldu. Bununla birlikte bölge, Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun oluşumunda etkili olan önemli tarihsel tecrübe alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Selanik siyasal örgütlenme, Manastır askerî eğitim, 3. Ordu saha tecrübesi, Balkan Savaşları ise imparatorluğun çözülüş süreci bakımından önem taşıyor. Sanat ve kültür boyutu da Üsküp ve Selanik şehir çevresi ile Yahya Kemal örneği üzerinden siyasi tarihin ötesine uzanıyor.

Bu çerçevede Makedonya, Cumhuriyet’i tek başına “doğuran” bir mekân değil; Cumhuriyet’in siyasi, askerî ve kültürel kadrosunun önemli bir bölümünün modernleşme, örgütlenme, savaş, milliyetçilik ve kültürle karşılaştığı başlıca tarihsel alanlardan biri olarak değerlendiriliyor. Makedonya tecrübesi, farklı şahsiyetlerde farklı biçimlerde karşılık buluyor. Bu nedenle bölgeyi yalnızca bir coğrafya olarak değil, farklı kadroları biçimlendiren çok katmanlı bir tarihsel tecrübe alanı olarak incelemek gerekiyor.

Kronoloji: Makedonya’dan Cumhuriyet’e

  • 1846: Manastır Askerî İdadisi eğitim-öğretime hazır hâle geldi.
  • 1897: Yahya Kemal’in ailesi Selanik’e taşındı.
  • 1905–1906: Kâzım Karabekir Manastır’da göreve başladı; Mustafa Kemal’in Rumeli bağlantıları güçlendi.
  • 1906: Osmanlı Hürriyet Cemiyeti Selanik’te kuruldu.
  • 1907: Selanik ve Paris merkezli örgütlenmeler birleşti.
  • 1908: Manastır merkezli hareketle II. Meşrutiyet ilan edildi.
  • 1912–1913: Balkan Savaşları yaşandı ve Osmanlı Devleti Makedonya’dan çekildi.
  • 1919–1923: Millî Mücadele dönemi yaşandı.
  • 1923: Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Tefeyyüz İlkokulunda gerçekleştirilen konferans, öğrencilerin tarihî geçmişlerini tanımaları ve yaşadıkları coğrafyanın Türkiye’nin yakın tarihindeki yerini anlamaları açısından önemli bir buluşma oldu. 

H. Gina

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.