İyiliğin dili, dini ve milleti olmaz: Fevzi Ali’nin çağrısı
İyiliğin dili, dini ve milleti olmaz: Fevzi Ali’nin çağrısı
Üsküp’te berberlik yapan Fevzi Ali, 2020 yılında başlattığı yardım faaliyetleriyle din, dil ve etnik köken ayrımı gözetmeden ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor. Bir dönem kendi arabasını satarak yardımlara kaynak sağlayan, Türkiye’deki depremzedeler için 14 yardım tırının gönderilmesine öncülük eden Ali, yaşadığı hayat tecrübelerinden yola çıkarak dayanışmanın, merhametin ve birlikte yaşamanın önemini anlatıyor.
Bir yangın, iki haftalık koma ve ardından hayatını başkalarına yardım etmeye adayan bir insanın hikâyesi… Üsküp’ün Çayır semtinde büyüyen, bugün Aerodrom’da berberlik yapan Fevzi Ali, 2020 yılında Kovid-19 salgını döneminde başlattığı yardım faaliyetleriyle tanınıyor. “Bidi Ali” adıyla yürüttüğü çalışmalarında din, dil ve etnik köken ayrımı gözetmeden ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışan Ali, kimi zaman bir ailenin sofrasına ekmek, kimi zaman bir çocuğa süt ve bez, kimi zaman da bir hastaya ilaç ulaştırıyor.
Kendi yaşadığı zorlukların ve özellikle 2014 yılında geçirdiği ağır kazanın hayatına farklı bir anlam kattığını anlatan Fevzi Ali, iyiliğin karşılık beklemeden yapılması gerektiğini vurguluyor. Kuzey Makedonya’nın farklı şehirlerinden insanların katılımıyla Türkiye’deki depremzedeler için 14 yardım tırının gönderilmesinden sokak hayvanlarına gösterdiği şefkate, aile yapısından gelecek nesillere bırakmak istediği mirasa kadar pek çok konuyu konuştuk.
Fevzi Ali, bu röportajda yalnızca yardım faaliyetlerini değil, insan olmanın, birlikte yaşamanın ve dayanışmanın kendisi için ne ifade ettiğini de anlattı.

“Eski Üsküplüyüz, Osmanlı çocuğuyuz”
Yeniden Birlik: Fevzi Ali kimdir? İlk kez tanıyan insanlara kendinizi nasıl anlatırsınız?
Fevzi Ali: Benim adım Fevzi Ali. Eski Üsküplüyüm. Burada eski topraklardan kalma Türkleriz. Osmanlı çocuğuyuz. Doğma büyüme Üsküplüyüm. Çayır Belediyesi’nde yaşıyorum. Berber olarak çalışıyorum. Bir de 2020 yılında, Kovid zamanında yardımlara başladım. Beni “Bidi Ali” adıyla tanıdılar. “Bidi Ali” yani “Ol Ali”. “Ol Ali” demek ki istedim, gösterdim ki biz Müslümanlar kötü insanlar değiliz. Bizim dinimiz, imanımız bütün insanlara yardım etmeyi ister. Irkçılık olmasın, din sorun olmasın. Her zaman herkese, el uzatana herkese yardım edelim. Benim düşüncem de bu. Öyle devam ediyorum. 2019’da başladık yardım faaliyetlerine. Allah’ın izniyle devam ediyoruz.
Bir yangın, iki haftalık koma ve değişen bir hayat
Yeniden Birlik: Peki, nasıl başladınız? Bir gün berber dükkânında çalışırken bu fikir aklınıza nasıl geldi?
Fevzi Ali: 2009 yılında Avusturya’ya, Viyana’ya gittim. Babama demiştim, Allah rahmet eylesin, vefat edeli beş yıl olacak. Bu dünyada ya da başka bir yerde çalışarak başarırsın. İnsanları iyi ve kötü diye ayıracaksın. Dinine, imanına bakmayacaksın. Ben öyle başladım. 2014 yılında bizim binada, Çayır’da büyük bir yangın oldu. Yani 18 daire yandı. Bizim evimiz yukarıdaydı, son kattaydık. O gün cuma günüydü. Abdestimi almıştım, dükkâna geliyordum. O sırada akrabalarım aradılar. Çocuklarla beraber oradaymışlar. “Gel” dedi, “koş, eviniz yanıyor...” Ben de o telaşla ne olduğunu anlayamadım.
Ben de gittim. Bir baktım, 18 daire bir anda yanmış. O panik içinde ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilemedim. Sağa sola, her tarafa koştum. Bir yere kadar yetişebildim. Ama yetişmeden önce bir cam kırmıştım. Camı kırarken ayağım kesildi. Çok kan kaybettiğim için yere düştüm ve hastaneye kaldırıldım. İki hafta komada kaldım. Komadayken anladım ki bu dünya boş. İster on evladın olsun, ister bir evladın olsun, ister hiç evladın olmasın... Hepimiz bu dünyada misafiriz. Kendi ne üreteceksin, ne yapacaksın, ne biçeceksin; bu dünyadan onunla gideceksin. Ben de bundan sonra yardımlara başladım.
“İki arabam vardı, birisini sattım yardımlar için”
Yeniden Birlik: Demek ki hayatınızın dönüm noktası bu koma süreci oldu?
Fevzi Ali: Evet, yani 2014 yılında yardım etmeye başladım. Viyana’da da yardım ediyordum. Bizimkilere, Makedonya’dan gelen insanlarla orada yardım ediyordum. Ev konusunda, iş konusunda destek oluyordum.
Ama 2019’da Kovid dönemi geldi. Buraya döndüm. İki arabam vardı. İki televizyonum, iki cipim, BMW’m vardı. Birisini yardımlar için sattım. O zaman babam, “Niçin yaptın?” derdi. Ama sattıktan sonra, “Helal olsun çocuğum. Hiç kimse yapmaz, bunu sen yaptın” dedi. Ben de yaptım. Allah’a çok şükür, yine ayaktayız. Çökmedik.
Çayır’ın çok kültürlü yaşamı: “Birlikte büyüdük, birlikte yaşadık”
Yeniden Birlik: Peki, Çayır’da büyümüş olmak, çok etnikli bir ortamda yetişmek sizin üzerinizde nasıl bir etki bıraktı?
Fevzi Ali: Yani bizim orada, eski zamanlarda, Yugoslavya döneminde büyürken Arnavut mu, başka dinden mi, Makedon mu, Türk mü diye bakmazdık. Birlikte yaşardık. Yugoslavya zamanında böyleydi. Bina önünde, parkta, Çayır’da birlikte oynar, gezer ve vakit geçirirdik. Çayır çok etnikli bir yer. 2001’de Makedonya’da olaylar yaşandı. Çayır’da bu durum fark edilmedi. Çünkü biz şimdi birlikte yaşamaya, komşumuza yardım etmeye alışmışız.
Biliyorsunuz, Gazi Baba’da kapıcık yerleri vardı. O zamanlarda evlerin kapıları da kapanmazdı. Herkes girip çıkardı.
Herkese yardım edemediğimde uyuyamıyorum
Yeniden Birlik: Bazen herkese yardım edemediğiniz oluyor mu? O zaman nasıl bir hisse kapılıyorsunuz?
Fevzi Ali: Yani her zaman yardım etmek isterim. Dün İstanbul’a gittim. Sabah geldim. Hatta uyumadan gittim, geldim; iş güç derken... Yardımlarla her zaman ilgilenmek, herkese yardım etmek isterim. Bazen normal olarak söz veririm ama yapamam. Fakat o gün aklımda kalır, uyuyamam.
Yani bugün olmazsa bir hafta ya da iki hafta içinde onu hallederim. İster yemek, ister eşya konusuna... Bazen insanlar gelip ilaç istiyorlar.
“Fevzi Ağabey, ilaç var mı? İlaçları almak için para verin” diyorlar. Ben de burada dernekte para toplarım. Bir kutum var, orada biriktiririm. Bazılarına ilaç, diğerlerine yemek alırım.
Bazı insanları tatile de gönderirim. Her sene çocukları otizmli ya da Down sendromlu olan 7-8 aileyi tatile götürürüm. İster Arnavutluk’a, ister Bulgaristan’a, ister Makedonya’da Ohri’ye ya da Prespa’ya...
Yardım kapısı günün her saati açık
Yeniden Birlik: Fevzi Bey, sürekli sizden yardım alan kişiler var mı, yoksa yardımlar daha çok günlük ihtiyaçlara göre mi şekilleniyor?
Fevzi Ali: Siz kendiniz de gördünüz, çocuklar anne, babalarıyla geldiler. Bizde her gün yardım var, her gün. Bazen sabah saat sekizde, henüz gözlerimi açmamışken mesajları okuyorum.
“Bana bu lazım, bana şu lazım” diyorlar. Bazen saat 23-24 oluyor, “Hadi bakalım, artık telefonu kapatayım” diyorum. Ama telefon çalmaya devam ediyor. İnsanlar bazen zor durumda oluyor. İhtiyaç sahibi olanlar saatin kaç olduğuna bakmıyorlar.
Ramazan ayında sahur vaktiyle ilgili de böyle bir durum vardı. Gece saat birde, ikide arıyorlar. “Sahur için bir şey isteyebilir miyim?” diyorlar. İmkânım yoksa ben de tanıdık insanlara yazıyordum. Özellikle o vakitte çarşıda olan gençlerle yazıyorum: “Şöyle bir durum var onlara yardım eder misiniz?” Hemen seve seve kabul ediyorlar. Ne kadar lazım, para mı lazım? Ya da bir paket hazırlayayım, götüreyim. Ben de adresleri insanlara veriyorum, onlar da götürüyorlar.
300 bin takipçiyle büyüyen bir dayanışma ağı
Yeniden Birlik: Yardıma ihtiyaç duyan vatandaşlar sizinle nasıl iletişim kuruyor?
Fevzi Ali: En çok Facebook ve elektronik sistem üzerinden iletişim kuruyorlar. Bidi Ali’nin bir derneği var. “Bidi Ali” adıyla, yani yardımsever derneği olarak bizi buluyorlar. Facebook’ta 300 bin takipçim var. Gruplarla birlikte 40 bin gerçek üyem bulunuyor.
O 40 bin kişinin arasında iş insanları, bakanlar var. Bakanlıklarda çalışan normal insanlar da var. Onlar da bazen bana destek veriyor. Firmalar da zaten destek vermeye başladı. İnsanlar benim ilerlediğimi görüyor. Oldukça büyüdüm, çok sayıda grup oluşturdum.
Yani 300 bin takipçisi olan bir insan... Bu devlette her şeyi yapabilir. Ben siyasete karışmam. Siyaset benim işim değil. Ben doğruluğu isterim; dinde, imanda... Allah’a inanan, bana güvenen benimle gelebilir.
Türkiye’deki depremzedeler için 14 yardım tırı
Yeniden Birlik: Bidi Ali aracılığıyla topluma vermek istediğiniz mesaj nedir? Derneğinizle Türkiye’de yaşanan büyük deprem sonrasında da önemli bir yardım çalışması gerçekleştirdiniz.
Fevzi Ali: Bidi Ali Derneği’yle Türkiye’de yaşanan büyük deprem sonrasında yardım yaptık.
O zaman derneğim Merkez’de (Ploştad) yardım topluyordu, 500 gönüllüsü vardı. Bazıları, “Sen de merkezi aldın, ama hiçbir şey yapamazsın” diyorlardı. Ama cesaretimle, kalbimle o insanları bir araya getirdim. Pek çok insan da bana yardım etti. Halkbank ve başka firmalar destek verdi. Limak da yardım etti. Türkiye’ye 14 tır gönderdik.
Bu 14 tırla en çok gurur duydum. O dönemde bütün Makedonya’dan yardımlar toplandı. İster Manastır’dan, ister Pirlepe’den, ister Ustrumca’dan... Hristiyanı, Müslümanı; her dinden insan yardım etti. Yardımlarını oraya bıraktılar.
“Önce ailelerine baksınlar, çocuklarına güzel bir yol göstersinler”
Yeniden Birlik: Sizce insanlar bugün birbirine yeterince yardım ediyor mu? Toplumumuzda bu dayanışmayı nasıl artırabiliriz?
Fevzi Ali: Yani ilk önce her bir birey kendi ailesine, annesine, babasına ve çocuklarına sahip çıksın, onlara baksınlar. Bu dönemde toplumda çok sayıda boşanma var. Anne ve baba boşandığında çocuklar hangi yola gideceklerini bilmiyorlar. O zaman çocuklar en kötü yollara gidebiliyor. Bazıları kötü yollara sapıyor. Bazıları hızlı büyümek, zengin olmak istiyor. Kontrol yok.
Anneden kontrol yok, babadan kontrol yok. Çocuklar en kötü yollara gidiyor.
Demek istediğim, ilk önce ailelerine baksınlar. Ailelerine destek versinler. Çocuklarına güzel bir yol göstersinler. Anne baba terbiyesi... Ondan sonra her şey olur.
İhtiyaç sahipleri mi artıyor, yoksa yardımları kötüye kullananlar mı?
Yeniden Birlik: Uzun zamandır yardımlaşma faaliyetleri yürütüyorsunuz. Yaptığınız çalışmalarda önceki yıllarla bugün arasında bir fark görüyor musunuz? İhtiyaç sahiplerinin sayısı artıyor mu, azalıyor mu?
Fevzi Ali: Sosyal Hizmet Bakanlığı ile görüşmüştüm. Bir çalışma başlatmalarını söyledim. İnsanlar sokaklarda, trafik ışıklarında dileniyorlar. Onlara yardım konusunda bir çalışma başlatsınlar. İnsanların sokaklarda dilensi kötü niyetle mi, iyi niyetle mi yaptığını görsünler. Bunun ne anlama geldiğini araştırsınlar.
Üç aylık bir bebekle neden sokakta, trafik ışıklarında yardım istiyor? Bu konuda bir çalışma yapsınlar. Yardım edebiliyorlarsa yardım etsinler.
Onlar benim taleplerimi yerine getirdi. Allah razı olsun. Birkaç gün önce bu çalışmayı yaptılar. İnsanların sosyal yardımlardan ne kadar yararlandığını gördüler. Bazıları ekstra para kazanmak da istiyor. Bu olmaz. Bazı insanların ekmek ve yemek alacak imkânı yok.
Bu tür insanlar yüzünden, gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar da yardım imkânlarını kaybediyor. Bazılarının arabası, evi ve her şeyi var. Ama mal mülkünü başka birinin adına kullanıyor, devletin sigortasından yararlanıyor. Ben bunları çok gördüm. Bakana da söyledim. Böyle bir görüşme yaptık.
Bir de Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana (Silyanovska) ile görüştüm. Ona da aynı şeyleri söyledim. Eğer Makedonya’ya birlikte sahip çıkarsak; Müslüman, Hristiyan, Türk, Arnavut, Makedon, Boşnak, Roman hep birlikte hareket edersek Makedonya ilerler.
Berber dükkânında hayvanlara da yer var
Yeniden Birlik: Berberlik ve yardım çalışmalarının dışında, günlük hayatında Fevzi Ali nasıl biridir? Sizi mutlu eden şeyler nelerdir?
Fevzi Ali: Beni mutlu eden şeyler var. Dükkânımın önünde birkaç köpeğim, kedilerim ve kuşlarım var. Onlarla normalde insanlarla kurduğumuz gibi iletişim kuramazsın. Onlar hayvan.
Ama onlara saygı gösterdiğim zaman hayvanlar da iyilik yaptığımı görüyor. Ben de iyiliği severim. İyilik yaparken karşılığını beklememek lazım. Karşılığını beklersen iyilik olmaz.
Ayrıca sporla da çok ilgiliyim. Televizyon kanallarından spor ve futbol izlerim.
Galatasaraylıyım. Her zaman Galatasaray’ı temsil ederim.
“Hepimiz bu dünyada misafiriz”
Yeniden Birlik: Dernek aracılığıyla insanlara, insanlara, hayvanlara yardım ediyorsunuz. Bu Kolay bir şey değil, zaman, koşuşturmaca gerekiyor?
Fevzi Ali: Dediğim gibi, hepimiz bu dünyada misafiriz. Bir şeyler bırakacağız ki yeni nesiller de bunları uygulasın, görsün ve bizim hayatımıza, sistemimize katkıda bulunsun.
Şimdi biz insanlara, annemize, babamıza ve yakınlarımıza sırtımızı dönersek olmaz. Her zaman iyiliğin ve merhametin yanında olmalıyız. Merhamet olduğu zaman her şey güzellik olarak gelir.
Bir ailenin en temel ihtiyacı: Ekmek, süt ve çocuk bezi
Yeniden Birlik: Yardım ettiğiniz insanlar en çok hangi sorunlarla karşılaşıyor?
Fevzi Ali: Yardım ettiğim insanların en çok gıda konusunda ihtiyacı oluyor. Pek çok insanın ekmeği yok. Çocuklar geliyor. Mesela annesi arayıp “Çocuğuma süt alabilir miyim? Çocuk bezimiz yok” diyor.
Yani bazı insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak imkânı yok. Allah’a çok şükür, çok insana yardım ediyorum.
Burada, dükkânımdan günde 20-30 yardım paketi veriyorum. İçinde gıda ve başka ihtiyaç malzemeleri oluyor. İnsanların ekmek bulabilmek için çöplüklerden ekmek topladığını gördük.
Dükkânımın çevresinde birkaç çöplük yeri var. Artık insanların oraya gitmesini istemiyorum. Onları çağırıp “Gelin, ben size vereceğim” diyorum. Müşterilerimden ve dükkândan kazandığım parayı ayırıyorum.
Gençlere çağrı: “Herkes gelebilir, beni görebilir”
Yeniden Birlik: Size destek olmak isteyen insanlar ya da özellikle gençler bu iyilik hareketinin bir parçası olmak için ne yapabilirler?
Fevzi Ali: Benim dükkânım 1986’dan beri Aerodrom’da. Herkes gelebilir, beni görebilir.
Derneğime de gelirse elimden geleni yapabilirim. İsterlerse yardım da edebilirler. Şimdi yılbaşı geliyor. Yılbaşı için büyük bir kontenjanım var, böyle bir sistem hazırlıyorum.
Her sene artı 500 paket hazırlıyorum. Bu sene 3.500 pakete ulaşacağım yılbaşı için. Makedon, Hristiyan çocuklar için de... Çocuklar sevinsin diye. Benim amacım her çocuğun mutlu olması, her gün sevinçli olması lazım
“İnsan olmak demek önce kendisine de bakacak”
Yeniden Birlik: Son olarak şu cümleyi tamamlar mısınız? İnsan olmak demek...
Fevzi Ali: İnsan olmak demek, önce insanın kendisine de bakması, bugün ne yaptığına dikkat etmesi demek. Güne nasıl başlayacağını düşünmesi lazım. Benim de bir sistemim var. Uyumadan önce evde Allah’a dua ederim. Kalktığım zaman yine dua ederim. Allah’ın bizi nasıl yarattığına, bize neler verdiğine şükrederim.
Herkes önce ailesiyle iyi olacak, ailesiyle mutlu olacak. Ondan sonra dışarıda da iyi olacak. Ailesiyle iyi olmadıktan sonra dışarıda da iyi olamazsın.
H.Gina
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.