Yenilgilerin zafer, başarısızlıkların başarı ilan edildiği bir dönem

Kuzey Makedonya 66 kez okundu.
 

Yenilgilerin zafer, başarısızlıkların başarı ilan edildiği bir dönem

Erol Rizaov, Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlığını değerlendirerek siyasi manipülasyonları, ekonomik kayıpları ve AB çıkmazını eleştirdi.
Gazeteci ve köşe yazarı Erol Rizaov, Makedonya’nın bağımsızlığının 35. yılı dolayısıyla kaleme aldığı yazısında ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal durumuna ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu. Rizaov, “Büyük yalanın babası” başlıklı yazısında, son 35 yılda yaşanan başarısızlıkların ve yenilgilerin siyasi söylemler aracılığıyla başarı ve zafer olarak sunulduğunu savundu. Rizaov’a göre ülkede siyasi aktörler, vatandaşların karşı karşıya bulunduğu sorunlara gerçekçi çözümler üretmek yerine “yalanlar, yanılsamalar ve manipülasyonlar” üzerinden siyaset yapıyor. Yazar, eski Yunancadaki “prodon pseudos” ifadesine atıfta bulunarak, büyük bir yalan ortaya atıldığında onu sürdürebilmek için zamanla binlerce yeni yalana ihtiyaç duyulduğunu belirtti. “Her yenilgi zafer olarak sunuluyor” Rizaov, internet ve sosyal medyanın da siyasi manipülasyonların yayılmasını kolaylaştırdığını ileri sürdü. Siyasi söylemde başarısızlıkların büyük başarılara, yenilgilerin zaferlere ve devlet çıkarlarını savunan bazı adımların ise “ihanet” olarak gösterildiğini belirten Rizaov, bunun toplumdaki gerçeklik algısını bozduğunu savundu. Ekonomik durum üzerinden de eleştiriler yönelten Rizaov, iktidarın maaş ve emekli aylıklarındaki artışları abartılı biçimde sunduğunu iddia etti. Vatandaşların günlük yaşam koşullarındaki gerçek iyileşmenin ise resmi siyasi söylemler kadar güçlü olmadığını öne sürdü. “Bağımsızlığın haklı çıkarılıp çıkarılmadığını sorgulamak artık gereksiz” Makedonya’nın bağımsızlık sürecine de değinen Rizaov, bundan 20 yıl önce ülkenin bağımsızlığını ekonomik ve sosyal göstergeler üzerinden değerlendirmeye çalıştığını belirtti. Rizaov, o dönemde elde ettiği sonuçların Makedonya’nın bağımsızlığını beklenen ölçüde “haklı çıkaramadığını” gösterdiğini, ancak geleceğe yönelik umutların devam ettiğini ifade etti. Aradan geçen yıllar içerisinde Avrupa perspektifine ilişkin beklentilerin de büyük ölçüde karşılanmadığını savunan Rizaov, Yunanistan ve Bulgaristan ile yapılan anlaşmaların ardından NATO üyeliği ve Avrupa Birliği müzakerelerinin başlaması yönündeki umutların yeniden canlandığını hatırlattı. Ancak Rizaov, NATO üyeliği ile gerçek anlamda “Avrupalılaşma” arasında fark bulunduğunu belirterek, kurumsal ve toplumsal dönüşümün çok daha uzun bir süreç olduğunu savundu. “35 yıllık bağımsızlığın ardından neyi kutlayacağız?” Yazısında bağımsızlık yıldönümü kutlamalarını da eleştiren Rizaov, Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlığının elbette kutlanması gerektiğini ancak bunun ötesinde hangi başarıların öne çıkarılabileceğinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Rizaov, Makedonya’nın Yugoslavya’dan ayrılırken savaş yaşamadan bağımsızlığını elde etmesini önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. Özellikle ilk Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov dönemindeki politikaya dikkat çeken Rizaov, savaşın önlenmesini ve Yugoslav Halk Ordusu’nun ülkeden barışçıl biçimde çekilmesini, bağımsızlık sürecinin en önemli başarılarından biri olarak gösterdi. Buna rağmen, siyasi çevrelerde Gligorov’un ve dönemin diğer yöneticilerinin “ihanet” ile suçlandığını belirten Rizaov, referandumda gelecekte Yugoslavya ile bir birlik ihtimaline açık kapı bırakılmasının da zaman zaman siyasi tartışmalarda bağımsızlıktan daha önemli hale getirildiğini savundu. Yugoslavya’dan devralınan miras Rizaov, 1945-1991 dönemindeki sosyalist Yugoslavya ile 1991-2026 dönemini karşılaştırarak, iki dönemde gerçekleştirilen yatırımlar ve ekonomik gelişmeler konusunda kapsamlı bir değerlendirme yaptı. 1945 sonrasında Makedonya’nın yoksulluk, eğitimsizlik, sağlık sorunları ve yetersiz altyapıyla mücadele eden bir bölgeden; fabrikaları, madenleri, bankaları, yolları, hastaneleri, üniversiteleri ve diğer kurumları bulunan gelişmiş bir cumhuriyet haline geldiğini belirtti. Rizaov, bağımsızlığın ardından ise ekonomik dönüşüm sürecinde birçok büyük şirketin ve stratejik kuruluşun özelleştirildiğini, bunun sonucunda önemli ekonomik varlıkların yabancı şirketlerin kontrolüne geçtiğini savundu. Bankalar, petrol rafinerisi, telekomünikasyon ve enerji dağıtımı gibi stratejik sektörlerdeki özelleştirmeleri eleştiren Rizaov, Makedonya’nın başka ülkelerde benzer ölçekte yatırımlar gerçekleştirememesini de eleştiri konusu yaptı. Hukukun üstünlüğü ve yargı eleştirisi Rizaov, ülkenin hukuk sistemi ve yargı bağımsızlığı konusunda da sert değerlendirmelerde bulundu. Hukukun üstünlüğünün siyasi baskılardan bağımsız olması gerektiğini belirten Rizaov, yargı üzerindeki siyasi etkilerin ülkedeki hukuk devleti anlayışına zarar verdiğini savundu. Yazısında eğitim ve sağlık sistemlerini de eleştiren Rizaov, üniversitelerin yaygınlaşmasına rağmen eğitim kalitesinin aynı ölçüde yükselmediğini ileri sürdü. Öğrencilerin eğitim amacıyla Bulgaristan, Slovenya ve diğer Avrupa ülkeleri ile ABD’ye gitmesini de değerlendiren Rizaov, önemli bir bölümünün mezuniyet sonrasında ülkeye dönmek yerine yurtdışında kalmayı tercih ettiğini savundu. Sağlık sisteminde de doktor ve akademisyenlerin yurtdışına göç ettiğini belirten Rizaov, kamu hastanelerinin altyapı ve finansman sorunlarına dikkat çekti. Tarım ve altyapı eleştirileri Rizaov, Makedonya’nın tarım ve hayvancılık sektöründeki durumunu da eleştirdi. Bir zamanlar önemli gelir kaynaklarından biri olan tarım sektörünün bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Rizaov, üreticilerin gelirlerinin yetersizliğine dikkat çekti. Yazısında bir Kavadarcı bağcısının İtalya’da tarım işçisi olarak kendi bağından çok daha fazla gelir elde ettiğini söylediğini aktaran Rizaov, hayvancılık sektöründe de benzer sorunların yaşandığını ifade etti. Ayrıca Çebren ve Galishte baraj projelerinin yıllardır tamamlanamamasını, altyapı projelerindeki gecikmelerin örneklerinden biri olarak gösterdi. Rizaov, otoyollar, demiryolları, sulama kanalları ve su altyapısına ilişkin projelerin de yıllardır gündemde olduğunu belirterek, ülkenin bazı bölgelerinde temel altyapı sorunlarının hâlâ devam ettiğini savundu. NATO ve AB süreci Rizaov, Makedonya’nın NATO üyeliği ile Avrupa Birliği sürecine ilişkin siyasi yaklaşımı da eleştirdi. Geçmişte NATO üyeliğine karşı çıkan bazı çevrelerin bugün bu başarıyı sahiplenmesini eleştiren Rizaov, Birleşmiş Milletler üyeliği, Yunanistan ve Bulgaristan ile yapılan anlaşmalar ve AB müzakereleri konusunda da benzer bir siyasi tutarsızlık bulunduğunu ileri sürdü. Yazar, ülkenin NATO üyeliğinin ve uluslararası kuruluşlarla bütünleşmesinin geçmişte bazı siyasi çevreler tarafından “ihanet” olarak nitelendirildiğini hatırlatarak, bugün ise aynı gelişmelerin ülkenin kazanımları arasında gösterildiğini belirtti. “Kim sorumlu?” Rizaov yazısının önemli bölümünü siyasi partilerin sorumluluğuna ayırdı. Makedonya’nın iki büyük siyasi partisinin yaklaşık 17'şer yıl boyunca iktidarda bulunduğunu ve farklı dönemlerde güçlü muhalefet konumunda da yer aldığını belirten Rizaov, ülkedeki mevcut durumun sorumluluğunun uzun yıllar boyunca iktidar olan siyasi yapılarda aranması gerektiğini savundu. En büyük Arnavut siyasi partisinin de 20 yılı aşkın süredir farklı hükümetlerde koalisyon ortağı olduğunu hatırlatan Rizaov, bu nedenle ülkenin mevcut siyasi, ekonomik ve toplumsal durumunun sorumluluğunun yalnızca tek bir partiye yüklenemeyeceğini ifade etti. Rizaov’a göre siyasi rekabet, Avrupa entegrasyonu ve reformlar üzerinden yürütülmesi gerekirken, zaman zaman “kimin daha fazla yolsuzluk yaptığı ve kimin daha fazla yalan söylediği” tartışmasına dönüşüyor. Yazar ayrıca VMRO-DPMNE, SDSM, DUI ve VLEN'in geçmişteki siyasi performanslarının kendi taraftarları tarafından farklı biçimlerde değerlendirildiğini belirterek, siyasi kutuplaşmanın ülkedeki gerçek sorunların tartışılmasını zorlaştırdığını savundu. “Mutlu bayram, haklı çıkarılmamış bağımsızlık” Rizaov yazısının sonunda Makedonya’nın bağımsızlığının 35. yıl dönümüne ironik bir göndermede bulundu. Ülkenin bağımsızlığının savaş yaşanmadan elde edilmesini önemli bir tarihsel kazanım olarak değerlendiren Rizaov, buna karşın geçen 35 yılın ekonomik, siyasi ve toplumsal sonuçlarının ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini belirtti. Rizaov, Makedonya’nın geleceğinin geçmişte yaşanan başarısızlıkların zafer olarak sunulmasıyla değil, gerçek sorunların kabul edilmesi ve bunlara yönelik somut çözümler üretilmesiyle şekillenebileceği mesajını verdi.
Erol Rizaov, Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlığını değerlendirerek siyasi manipülasyonları, ekonomik kayıpları ve AB çıkmazını eleştirdi.

Gazeteci ve köşe yazarı Erol Rizaov, Makedonya’nın bağımsızlığının 35. yılı dolayısıyla kaleme aldığı yazısında ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal durumuna ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu.

Rizaov, “Büyük yalanın babası” başlıklı yazısında, son 35 yılda yaşanan başarısızlıkların ve yenilgilerin siyasi söylemler aracılığıyla başarı ve zafer olarak sunulduğunu savundu.

Rizaov’a göre ülkede siyasi aktörler, vatandaşların karşı karşıya bulunduğu sorunlara gerçekçi çözümler üretmek yerine “yalanlar, yanılsamalar ve manipülasyonlar” üzerinden siyaset yapıyor.

Yazar, eski Yunancadaki “prodon pseudos” ifadesine atıfta bulunarak, büyük bir yalan ortaya atıldığında onu sürdürebilmek için zamanla binlerce yeni yalana ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

“Her yenilgi zafer olarak sunuluyor”

Rizaov, internet ve sosyal medyanın da siyasi manipülasyonların yayılmasını kolaylaştırdığını ileri sürdü.

Siyasi söylemde başarısızlıkların büyük başarılara, yenilgilerin zaferlere ve devlet çıkarlarını savunan bazı adımların ise “ihanet” olarak gösterildiğini belirten Rizaov, bunun toplumdaki gerçeklik algısını bozduğunu savundu.

Ekonomik durum üzerinden de eleştiriler yönelten Rizaov, iktidarın maaş ve emekli aylıklarındaki artışları abartılı biçimde sunduğunu iddia etti. Vatandaşların günlük yaşam koşullarındaki gerçek iyileşmenin ise resmi siyasi söylemler kadar güçlü olmadığını öne sürdü.

“Bağımsızlığın haklı çıkarılıp çıkarılmadığını sorgulamak artık gereksiz”

Makedonya’nın bağımsızlık sürecine de değinen Rizaov, bundan 20 yıl önce ülkenin bağımsızlığını ekonomik ve sosyal göstergeler üzerinden değerlendirmeye çalıştığını belirtti.

Rizaov, o dönemde elde ettiği sonuçların Makedonya’nın bağımsızlığını beklenen ölçüde “haklı çıkaramadığını” gösterdiğini, ancak geleceğe yönelik umutların devam ettiğini ifade etti.

Aradan geçen yıllar içerisinde Avrupa perspektifine ilişkin beklentilerin de büyük ölçüde karşılanmadığını savunan Rizaov, Yunanistan ve Bulgaristan ile yapılan anlaşmaların ardından NATO üyeliği ve Avrupa Birliği müzakerelerinin başlaması yönündeki umutların yeniden canlandığını hatırlattı.

Ancak Rizaov, NATO üyeliği ile gerçek anlamda “Avrupalılaşma” arasında fark bulunduğunu belirterek, kurumsal ve toplumsal dönüşümün çok daha uzun bir süreç olduğunu savundu.

“35 yıllık bağımsızlığın ardından neyi kutlayacağız?”

Yazısında bağımsızlık yıldönümü kutlamalarını da eleştiren Rizaov, Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlığının elbette kutlanması gerektiğini ancak bunun ötesinde hangi başarıların öne çıkarılabileceğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Rizaov, Makedonya’nın Yugoslavya’dan ayrılırken savaş yaşamadan bağımsızlığını elde etmesini önemli bir kazanım olarak değerlendirdi.

Özellikle ilk Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov dönemindeki politikaya dikkat çeken Rizaov, savaşın önlenmesini ve Yugoslav Halk Ordusu’nun ülkeden barışçıl biçimde çekilmesini, bağımsızlık sürecinin en önemli başarılarından biri olarak gösterdi.

Buna rağmen, siyasi çevrelerde Gligorov’un ve dönemin diğer yöneticilerinin “ihanet” ile suçlandığını belirten Rizaov, referandumda gelecekte Yugoslavya ile bir birlik ihtimaline açık kapı bırakılmasının da zaman zaman siyasi tartışmalarda bağımsızlıktan daha önemli hale getirildiğini savundu.

Yugoslavya’dan devralınan miras

Rizaov, 1945-1991 dönemindeki sosyalist Yugoslavya ile 1991-2026 dönemini karşılaştırarak, iki dönemde gerçekleştirilen yatırımlar ve ekonomik gelişmeler konusunda kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

1945 sonrasında Makedonya’nın yoksulluk, eğitimsizlik, sağlık sorunları ve yetersiz altyapıyla mücadele eden bir bölgeden; fabrikaları, madenleri, bankaları, yolları, hastaneleri, üniversiteleri ve diğer kurumları bulunan gelişmiş bir cumhuriyet haline geldiğini belirtti.

Rizaov, bağımsızlığın ardından ise ekonomik dönüşüm sürecinde birçok büyük şirketin ve stratejik kuruluşun özelleştirildiğini, bunun sonucunda önemli ekonomik varlıkların yabancı şirketlerin kontrolüne geçtiğini savundu.

Bankalar, petrol rafinerisi, telekomünikasyon ve enerji dağıtımı gibi stratejik sektörlerdeki özelleştirmeleri eleştiren Rizaov, Makedonya’nın başka ülkelerde benzer ölçekte yatırımlar gerçekleştirememesini de eleştiri konusu yaptı.

Hukukun üstünlüğü ve yargı eleştirisi

Rizaov, ülkenin hukuk sistemi ve yargı bağımsızlığı konusunda da sert değerlendirmelerde bulundu.

Hukukun üstünlüğünün siyasi baskılardan bağımsız olması gerektiğini belirten Rizaov, yargı üzerindeki siyasi etkilerin ülkedeki hukuk devleti anlayışına zarar verdiğini savundu.

Yazısında eğitim ve sağlık sistemlerini de eleştiren Rizaov, üniversitelerin yaygınlaşmasına rağmen eğitim kalitesinin aynı ölçüde yükselmediğini ileri sürdü.

Öğrencilerin eğitim amacıyla Bulgaristan, Slovenya ve diğer Avrupa ülkeleri ile ABD’ye gitmesini de değerlendiren Rizaov, önemli bir bölümünün mezuniyet sonrasında ülkeye dönmek yerine yurtdışında kalmayı tercih ettiğini savundu.

Sağlık sisteminde de doktor ve akademisyenlerin yurtdışına göç ettiğini belirten Rizaov, kamu hastanelerinin altyapı ve finansman sorunlarına dikkat çekti.

Tarım ve altyapı eleştirileri

Rizaov, Makedonya’nın tarım ve hayvancılık sektöründeki durumunu da eleştirdi.

Bir zamanlar önemli gelir kaynaklarından biri olan tarım sektörünün bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Rizaov, üreticilerin gelirlerinin yetersizliğine dikkat çekti.

Yazısında bir Kavadarcı bağcısının İtalya’da tarım işçisi olarak kendi bağından çok daha fazla gelir elde ettiğini söylediğini aktaran Rizaov, hayvancılık sektöründe de benzer sorunların yaşandığını ifade etti.

Ayrıca Çebren ve Galishte baraj projelerinin yıllardır tamamlanamamasını, altyapı projelerindeki gecikmelerin örneklerinden biri olarak gösterdi.

Rizaov, otoyollar, demiryolları, sulama kanalları ve su altyapısına ilişkin projelerin de yıllardır gündemde olduğunu belirterek, ülkenin bazı bölgelerinde temel altyapı sorunlarının hâlâ devam ettiğini savundu.

NATO ve AB süreci

Rizaov, Makedonya’nın NATO üyeliği ile Avrupa Birliği sürecine ilişkin siyasi yaklaşımı da eleştirdi.

Geçmişte NATO üyeliğine karşı çıkan bazı çevrelerin bugün bu başarıyı sahiplenmesini eleştiren Rizaov, Birleşmiş Milletler üyeliği, Yunanistan ve Bulgaristan ile yapılan anlaşmalar ve AB müzakereleri konusunda da benzer bir siyasi tutarsızlık bulunduğunu ileri sürdü.

Yazar, ülkenin NATO üyeliğinin ve uluslararası kuruluşlarla bütünleşmesinin geçmişte bazı siyasi çevreler tarafından “ihanet” olarak nitelendirildiğini hatırlatarak, bugün ise aynı gelişmelerin ülkenin kazanımları arasında gösterildiğini belirtti.

“Kim sorumlu?”

Rizaov yazısının önemli bölümünü siyasi partilerin sorumluluğuna ayırdı.

Makedonya’nın iki büyük siyasi partisinin yaklaşık 17'şer yıl boyunca iktidarda bulunduğunu ve farklı dönemlerde güçlü muhalefet konumunda da yer aldığını belirten Rizaov, ülkedeki mevcut durumun sorumluluğunun uzun yıllar boyunca iktidar olan siyasi yapılarda aranması gerektiğini savundu.

En büyük Arnavut siyasi partisinin de 20 yılı aşkın süredir farklı hükümetlerde koalisyon ortağı olduğunu hatırlatan Rizaov, bu nedenle ülkenin mevcut siyasi, ekonomik ve toplumsal durumunun sorumluluğunun yalnızca tek bir partiye yüklenemeyeceğini ifade etti.

Rizaov’a göre siyasi rekabet, Avrupa entegrasyonu ve reformlar üzerinden yürütülmesi gerekirken, zaman zaman “kimin daha fazla yolsuzluk yaptığı ve kimin daha fazla yalan söylediği” tartışmasına dönüşüyor.

Yazar ayrıca VMRO-DPMNE, SDSM, DUI ve VLEN'in geçmişteki siyasi performanslarının kendi taraftarları tarafından farklı biçimlerde değerlendirildiğini belirterek, siyasi kutuplaşmanın ülkedeki gerçek sorunların tartışılmasını zorlaştırdığını savundu.

“Mutlu bayram, haklı çıkarılmamış bağımsızlık”

Rizaov yazısının sonunda Makedonya’nın bağımsızlığının 35. yıl dönümüne ironik bir göndermede bulundu.

Ülkenin bağımsızlığının savaş yaşanmadan elde edilmesini önemli bir tarihsel kazanım olarak değerlendiren Rizaov, buna karşın geçen 35 yılın ekonomik, siyasi ve toplumsal sonuçlarının ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini belirtti.

Rizaov, Makedonya’nın geleceğinin geçmişte yaşanan başarısızlıkların zafer olarak sunulmasıyla değil, gerçek sorunların kabul edilmesi ve bunlara yönelik somut çözümler üretilmesiyle şekillenebileceği mesajını verdi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.