Salim Kerimi: Türkiye’den dış politikada yeni strateji sinyali

Kuzey Makedonya 74 kez okundu.
 

Salim Kerimi: Türkiye’den dış politikada yeni strateji sinyali

Türkiye’nin Mekke savunma anlaşması ve AB üyeliğini öncelik olmaktan çıkarması, dış politikada stratejik özerklik arayışını güçlendirebilir.
Tarihçi ve emekli diplomat Salim Kadri Kerimi, Mekke’de imzalanan üçlü savunma anlaşması ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliğinin artık Ankara için öncelik olmadığı yönündeki açıklamasının, Türk dış politikasında yeni bir dönemin işareti olabileceğini değerlendirdi. Tarihçi ve emekli diplomat Salim Kadri Kerimi, Türkiye’nin dış politikasında yeni bir dönemin başlayıp başlamadığının tartışılması gerektiğini belirtti. Kerimi’ye göre, 7 Ağustos 2026’da Mekke’de Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Ağustos’ta Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin artık Ankara için öncelik olmadığı yönündeki açıklaması, birlikte değerlendirildiğinde önemli bir tablo ortaya koyuyor. Kerimi, iki gelişmenin Türkiye’nin uluslararası sistemdeki konumunu yeniden şekillendirme sürecine işaret edebileceğini ifade etti. Mekke anlaşması yeni bir güvenlik çerçevesi oluşturabilir 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan anlaşmayla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma alanındaki iş birliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma kapsamında taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yönelik saldırı olarak değerlendirilmesi öngörülürken, siyasi ve askeri koordinasyon, ortak tatbikatlar ve savunma sanayisinde iş birliğinin geliştirilmesi de gündeme geliyor. Kerimi, anlaşmanın öneminin yalnızca üç ülke arasındaki askeri iş birliğiyle sınırlı olmadığını belirterek, Türkiye’nin NATO üyesi olması, Pakistan’ın nükleer güce sahip bulunması ve Suudi Arabistan’ın ekonomik, enerji ve bölgesel ağırlığının anlaşmaya farklı bir boyut kazandırdığını vurguladı. Anlaşmanın ilerleyen dönemde başka ülkelerin katılımına açık olmasının da dikkat çekici olduğunu belirten Kerimi, Mısır ve Katar’ın olası katılımcılar arasında anıldığını ifade etti. Kerimi, gelecekte İran’ın da bu güvenlik yapılanmasına dahil olması durumunda ise anlaşmanın bölgesel sınırları aşabilecek daha geniş bir güvenlik mekanizmasına dönüşebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ancak Kerimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmayı olumlu karşılamasının, İran’ın yakın gelecekte bu yapıya dahil olma ihtimalini zayıflattığı görüşünü dile getirdi. Erdoğan’ın AB açıklaması dikkat çekti Kerimi’nin değerlendirmesinde ikinci önemli gelişme ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Ağustos’ta Al Jazeera’ya verdiği röportajda Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin artık Ankara için öncelik olmadığını söylemesi oldu. Erdoğan’ın açıklamasında Avrupa’nın Türkiye’yi kabul etmeye hazır görünmediğine işaret ettiğini belirten Kerimi, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin uzun yıllardır devam ettiğini hatırlattı. Türkiye, 1999 yılında AB’ye aday ülke statüsü kazanmış, üyelik müzakerelerine ise 2005 yılında başlamıştı. Ancak müzakere süreci uzun süredir fiilen ilerlemiyor. Kerimi’ye göre Erdoğan’ın son açıklaması, Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifini tamamen terk ettiği anlamına gelmese de Ankara’nın dış politika önceliklerinde önemli bir değişimin yaşandığını gösteriyor. “Türkiye Batı’dan kopuyor” yorumu için erken Kerimi, söz konusu gelişmelerin Türkiye’nin Batı ittifakından tamamen uzaklaştığı şeklinde yorumlanmasının doğru olmayacağını da belirtti. Türkiye’nin NATO üyeliğinin yanı sıra Avrupa ülkeleri ve ABD ile güçlü ekonomik, siyasi ve güvenlik bağlarına sahip olduğunu hatırlatan Kerimi, Mekke anlaşmasının mevcut ittifakların alternatifi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Buna karşın Türkiye’nin son yıllarda dış politikada daha fazla stratejik özerklik arayışına girdiğini belirten Kerimi, Ankara’nın Avrupa ve ABD ile ilişkilerinin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu, Kafkaslar, Orta Asya ve Afrika’daki ülkelerle ilişkilerini de geliştirdiğine dikkat çekti. Kerimi, bu nedenle Türkiye’nin önündeki seçeneğin “Avrupa veya İslam dünyası” şeklinde ikili bir tercih olmadığını, Ankara’nın aynı anda birden fazla jeopolitik alanda etkili olmayı hedeflediğini ifade etti. Balkanlar ve Kuzey Makedonya açısından yeni dönem Türkiye’nin dış politikasındaki olası değişimin Balkanlar açısından da yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Kerimi, Ankara’nın bölge ülkeleriyle tarihi, kültürel, ekonomik ve siyasi bağlara sahip olduğunu vurguladı. Kerimi, Türkiye’nin stratejik özerklik politikasını daha fazla öne çıkarması halinde Balkanlar’ın Türk dış politikasındaki öneminin daha da artabileceğini değerlendirdi. Bu durumun Kuzey Makedonya açısından da önemli olduğunu belirten Kerimi, Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki geleneksel dostane ilişkilerin yanı sıra ülkenin NATO üyesi ve Avrupa siyasi alanının bir parçası olmasının gelişmelerin yakından izlenmesini gerektirdiğini kaydetti. Kerimi, 7 ve 15 Ağustos 2026 tarihlerinin ileride Türkiye açısından tarihî dönüm noktaları olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin zamanla ortaya çıkacağını belirterek, Ankara’nın dış politikasında Avrupa merkezli perspektiften daha geniş bir jeopolitik ve stratejik özerklik anlayışına doğru bir yönelimin artık daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Kerimi’ye göre, Türkiye’nin geleceğini yalnızca Avrupa perspektifi üzerinden tanımlamak istememesi, Türk dış politikasında dikkate değer bir değişimin işareti olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin Mekke savunma anlaşması ve AB üyeliğini öncelik olmaktan çıkarması, dış politikada stratejik özerklik arayışını güçlendirebilir.

Tarihçi ve emekli diplomat Salim Kadri Kerimi, Mekke’de imzalanan üçlü savunma anlaşması ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliğinin artık Ankara için öncelik olmadığı yönündeki açıklamasının, Türk dış politikasında yeni bir dönemin işareti olabileceğini değerlendirdi.

Tarihçi ve emekli diplomat Salim Kadri Kerimi, Türkiye’nin dış politikasında yeni bir dönemin başlayıp başlamadığının tartışılması gerektiğini belirtti. Kerimi’ye göre, 7 Ağustos 2026’da Mekke’de Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Ağustos’ta Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin artık Ankara için öncelik olmadığı yönündeki açıklaması, birlikte değerlendirildiğinde önemli bir tablo ortaya koyuyor.

Kerimi, iki gelişmenin Türkiye’nin uluslararası sistemdeki konumunu yeniden şekillendirme sürecine işaret edebileceğini ifade etti.

Mekke anlaşması yeni bir güvenlik çerçevesi oluşturabilir

7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan anlaşmayla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma alanındaki iş birliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma kapsamında taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yönelik saldırı olarak değerlendirilmesi öngörülürken, siyasi ve askeri koordinasyon, ortak tatbikatlar ve savunma sanayisinde iş birliğinin geliştirilmesi de gündeme geliyor.

Kerimi, anlaşmanın öneminin yalnızca üç ülke arasındaki askeri iş birliğiyle sınırlı olmadığını belirterek, Türkiye’nin NATO üyesi olması, Pakistan’ın nükleer güce sahip bulunması ve Suudi Arabistan’ın ekonomik, enerji ve bölgesel ağırlığının anlaşmaya farklı bir boyut kazandırdığını vurguladı.

Anlaşmanın ilerleyen dönemde başka ülkelerin katılımına açık olmasının da dikkat çekici olduğunu belirten Kerimi, Mısır ve Katar’ın olası katılımcılar arasında anıldığını ifade etti. Kerimi, gelecekte İran’ın da bu güvenlik yapılanmasına dahil olması durumunda ise anlaşmanın bölgesel sınırları aşabilecek daha geniş bir güvenlik mekanizmasına dönüşebileceği değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Kerimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmayı olumlu karşılamasının, İran’ın yakın gelecekte bu yapıya dahil olma ihtimalini zayıflattığı görüşünü dile getirdi.

Erdoğan’ın AB açıklaması dikkat çekti

Kerimi’nin değerlendirmesinde ikinci önemli gelişme ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Ağustos’ta Al Jazeera’ya verdiği röportajda Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin artık Ankara için öncelik olmadığını söylemesi oldu.

Erdoğan’ın açıklamasında Avrupa’nın Türkiye’yi kabul etmeye hazır görünmediğine işaret ettiğini belirten Kerimi, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin uzun yıllardır devam ettiğini hatırlattı.

Türkiye, 1999 yılında AB’ye aday ülke statüsü kazanmış, üyelik müzakerelerine ise 2005 yılında başlamıştı. Ancak müzakere süreci uzun süredir fiilen ilerlemiyor.

Kerimi’ye göre Erdoğan’ın son açıklaması, Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifini tamamen terk ettiği anlamına gelmese de Ankara’nın dış politika önceliklerinde önemli bir değişimin yaşandığını gösteriyor.

Türkiye Batı’dan kopuyor” yorumu için erken

Kerimi, söz konusu gelişmelerin Türkiye’nin Batı ittifakından tamamen uzaklaştığı şeklinde yorumlanmasının doğru olmayacağını da belirtti.

Türkiye’nin NATO üyeliğinin yanı sıra Avrupa ülkeleri ve ABD ile güçlü ekonomik, siyasi ve güvenlik bağlarına sahip olduğunu hatırlatan Kerimi, Mekke anlaşmasının mevcut ittifakların alternatifi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.

Buna karşın Türkiye’nin son yıllarda dış politikada daha fazla stratejik özerklik arayışına girdiğini belirten Kerimi, Ankara’nın Avrupa ve ABD ile ilişkilerinin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu, Kafkaslar, Orta Asya ve Afrika’daki ülkelerle ilişkilerini de geliştirdiğine dikkat çekti.

Kerimi, bu nedenle Türkiye’nin önündeki seçeneğin “Avrupa veya İslam dünyası” şeklinde ikili bir tercih olmadığını, Ankara’nın aynı anda birden fazla jeopolitik alanda etkili olmayı hedeflediğini ifade etti.

Balkanlar ve Kuzey Makedonya açısından yeni dönem

Türkiye’nin dış politikasındaki olası değişimin Balkanlar açısından da yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Kerimi, Ankara’nın bölge ülkeleriyle tarihi, kültürel, ekonomik ve siyasi bağlara sahip olduğunu vurguladı.

Kerimi, Türkiye’nin stratejik özerklik politikasını daha fazla öne çıkarması halinde Balkanlar’ın Türk dış politikasındaki öneminin daha da artabileceğini değerlendirdi.

Bu durumun Kuzey Makedonya açısından da önemli olduğunu belirten Kerimi, Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki geleneksel dostane ilişkilerin yanı sıra ülkenin NATO üyesi ve Avrupa siyasi alanının bir parçası olmasının gelişmelerin yakından izlenmesini gerektirdiğini kaydetti.

Kerimi, 7 ve 15 Ağustos 2026 tarihlerinin ileride Türkiye açısından tarihî dönüm noktaları olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin zamanla ortaya çıkacağını belirterek, Ankara’nın dış politikasında Avrupa merkezli perspektiften daha geniş bir jeopolitik ve stratejik özerklik anlayışına doğru bir yönelimin artık daha belirgin hale geldiğini ifade etti.

Kerimi’ye göre, Türkiye’nin geleceğini yalnızca Avrupa perspektifi üzerinden tanımlamak istememesi, Türk dış politikasında dikkate değer bir değişimin işareti olarak değerlendirilebilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.