Gözü Ankara’da, aklı hep doğduğu topraklarda: En büyük hayalim Üsküp'te klinik açmak
Gözü Ankara’da, aklı hep doğduğu topraklarda: En büyük hayalim Üsküp'te klinik açmak
90'lı yıllarda Üsküp’ün köklü okulu Tefeyyüz’den mezun olup Ankara’ya uzanan cefakâr ama gurur dolu bir yolculuk...
Bugün ağız, yüz ve çene cerrahisinde bir marka haline gelen Dr. Tansel Hamza ile dünü, bugünü, cerrahideki iddiasını ve doğduğu topraklara olan sönmeyen sevdasını konuştuk. "Biz buralıyız" diyen deneyimli hekim, röportajın bir anında resmi kalıpları bir kenara bırakıp özüne, o sıcak Üsküp Türkçesine dönüyor...
Yeniden Birlik: Tansel Bey, ilk önce sizi tanıyalım. Makedonya’da doğdunuz, tıp lisesinin ardından Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi... Bu büyük yolculuk nasıl başladı?
Dr. Tansel Hamza: Üsküp’te biliyorsun, Tefeyyüz’den mezun olduktan sonra okumak isteyenlerin hedefi genelde bellidir: Ya tıp, ya mühendislik ya da diş hekimliği. Benimki de burada, Türkiye’deki sağlık meslek liselerine denk gelen tıp lisesiyle başladı. Sene 1991’de Türkiye’de okumaya karar verdik, sınava girdik ve Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazandık. Güzel ama çok zor bir yolculuktu. Özellikle biz o dönemin en cefakâr jenerasyonuyuz. İlk gittiğimizde çok sıkıntı çektik.
Yeniden Birlik: Ne gibi zorluklardı bunlar? İlk ayak bastığınızda "Ben neredeyim?" dediniz mi hiç?
Dr. Tansel Hamza: Dedim, hakikaten dedim! Şimdiki nesil daha rahattır muhakkak ama bizim dönemimizde ilk gidenler olarak nereye gideceğimizi, neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Evet, Türk’üz ama sonuçta farklı bir ortama, farklı bir sisteme gidiyorsunuz. Tırnak içinde söylüyorum; biz hep bir sevdayla gidiyoruz ya Türkiye’ye, hani herkes bizi kırmızı havlularla, çiçeklerle karşılayacak sanıyoruz... O kadar da öyle değilmiş (gülüyor). Kendimizi, Türk olduğumuzu ispatlamak için uzun zaman geçti. Bir de Türkçe eğitimle mücadelede zorlandık. Burada ilkokulda Türkçe okumuştuk ama oradaki çok farklı, çok daha ağır bir eğitim sistemiydi. Ama biz buralardan zorluklarla mücadele etmeye alışkınız; başardık.
Yeniden Birlik: Diş hekimliği eğitimi Türkiye'de hep çok ağır bir süreç olarak bilinir...
Dr. Tansel Hamza: Yoğun ne kelime! Türkiye’de diş hekimliği ve tıp eğitimi öyle bir sistemdir ki öğrencinin ne tatili olur, ne hafta sonu, ne akşamı... İşini eve götürdüğün tek eğitim dalıdır. Teorisi zaten çok zor, pratiği ise akşam evde de seninle yaşamaya devam eder. Gençliğin verdiği o özentiyle herkes gezip eğlenirken biz hep çalışıyorduk. Çok az tatil yüzü gördük ama çok şükür, sonuç çok iyi oldu. Fakültenin ardından ağız, diş ve çene cerrahisi üzerine doktora ve uzmanlığımı yaptım. Burada "Maksillofasiyal cerrahi" dedikleri bölüm. Çok severek yaptım, hâlâ da aşık olduğum bir meslektir.

"Çene anomalilerinden tümörlere kadar yüz bölgesindeki her şeye dokunuyoruz."
Yeniden Birlik: Sokaktaki vatandaşa anlatacak olsak, çene cerrahı tam olarak ne yapar?
Dr. Tansel Hamza: Çene, ağız içi ve yüz bölgesiyle ilgili oluşabilecek tüm hastalık ve anomalilerin tedavisini yapıyoruz. En basitinden gömülü yirmi yaş dişleri, ağız içindeki kistler, tümörler, tükürük bezleri ve çene anomalileri... Hani sokakta görürsünüz ya; çenesi çok öndedir ya da yandadır, işte o çeneleri kırıp yeniden şekillendirerek yüz estetiğini ve sağlığını tamamen düzeltiyoruz. Üst çene, alt çene, yüze dair aklınıza ne geliyorsa bu uzmanlık alanının içine giriyor.
Yeniden Birlik: İki ülkeyi kıyasladığınızda; diş hekimliği eğitimi ve cerrahi uygulamalar açısından ne gibi farklar görüyorsunuz?
Dr. Tansel Hamza: Buranın sistemini total olarak çok iyi bilmediğim için derin bir kıyaslama yapmam yanlış olur. Burası da çok eski ve köklü bir geçmişe sahip. Ancak Türkiye olarak cerrahide kesinlikle çok daha ilerideyiz. Bunu kimseyi küçümsemek için söylemiyorum, bu bir gerçek. Çünkü Türkiye’de hasta potansiyeli çok yüksek. Dolayısıyla çok daha fazla pratik yapma, vaka görme ve eğitim imkânımız var.
Yeniden Birlik: Peki, Makedonya’dan size gelen hastalar oluyor mu?
Dr. Tansel Hamza: Var, hem de çok var. Burada çözülemeyen, "Gidin bunu Türkiye'de yaptırın" denilen ya da burada yapılıp başarısız olmuş çok zorlu ameliyatlar için gelen hastalarımız oluyor. En yakın arkadaşlarımızın ailelerinden, buranın meşhur esnaflarından gelip Ankara'da ameliyat ettiğimiz birçok hemşerimiz var.
"Dünem mi Üsküpçeye? Ameliyat oldi mi 8'de başlaym..."
Yeniden Birlik: Sizi sadece klinikte değil, sosyal medyada ve televizyon ekranlarında da çok sık görüyoruz. Bu medyatik yanınızın hastalara yansıması nasıl oluyor?
Dr. Tansel Hamza: Şaka bir yana, kamerayla eski bir aşinalığım var; Türkiye'de televizyon programlarına da çok çıktım. Günümüzde sosyal medya bir paket program gibi; reklam ve bilinirlik açısından her sektörde olduğu gibi bizim camiada da çok önemli. Bir hasta doktora gideceği zaman hemen internete girip "Bu kimmiş?" diye araştırıyor. Orada güven veren bir duruş görmek hastayı rahatlatıyor. Geri dönüşler çok pozitif.
Yeniden Birlik: Sosyal medyadaki hasta yorumlarını incelerken çok ilginç bir unvana rastladım. Bir hastanız sizin için "Dişlere fısıldayan adam" yazmış...
Dr. Tansel Hamza: (Gülüyor) İlk duyduğumda çok güldüm, hoşuma gitti. Aslında ben bilmiyordum, bir hastamız yazmış. Sonra kliniğe gelen birkaç hasta daha "Hocam siz dişlere fısıldayan adammışsınız" deyince girdim baktım, harbi yazmışlar. Muhtemelen işimi güzel ve incitmeden yaptığım için böyle bir yakıştırma yaptılar. İnsanın gururunu okşayan, işini layıkıyla yapmanın verdiği mutluluğu yaşatan sevindirici şeyler bunlar.
Yeniden Birlik: Ankara'daki bir gününüz nasıl geçiyor? Nasıl bir temponuz var?
Dr. Tansel Hamza: Bak şimdi, dünem mi Üsküpçeye? (Gülüşmeler...) Şimdi ilk başta her gün ben 7'de kalkayım bir kere zaten. Ameliyat oldi mi 8 ya da 8.30'da başlaym ilk hastalarıma. Saatte bir hasta alim. Genelde kuşlukta öğlene kadar hastaları bitirim. Kuşluktan sonra da muayene, kontrol hastaları falan filan... Her gün yoğun geçiyor. Haftanın altı günü çalışıyorum. Ama artık yaş ve neredeyse otuz yıllık mesleki tecrübeden sonra yanıma bir cerrah arkadaş daha aldım, yükün bir kısmını devrettim. Sadece benim ismime gelen özel vakalara, muayene ve kontrollere bakıyorum. Ama ben mesleğimi çok seviyorum. 55 yaşına geldim, bir on-on beş sene daha böyle zevkle çalışırım. Sabah erken kalkmaktan, geç saatlere kadar çalışmaktan asla gocunmam. Başarı zaten çalışmadan gelmez.

Yeniden Birlik: Hastalarınızdan biri, "İki implant yaptırdım, ağrı kesici içmeme bile gerek kalmadı" yazmış. Cerrahi süreçte bu kadar konfor sağlamanın sırrı nedir?
Dr. Tansel Hamza: Vallahi doğrudur ama ben yine de ağrı kesici veriyorum, o içmemiştir (gülüyor). Bu tarz yorumları duymak beni çok mutlu ediyor. Ben mesleğimi iyi yapıyorum; bu konuda mütevazılık yapmayacağım, hava atmak için de söylemiyorum ama mesleğimin gerektirdiği neyse onu eksiksiz uygularım. Benim için hastanın kliniğe gelip memnun ayrılması, işinin kusursuz bitmesi önemlidir. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor. "Dişçi koltuğuna oturamazdım, hayatımı kurtardınız" diyen o kadar çok insan var ki... Bunları duymak en büyük ödül.
"Kökümüzü burası yetiştirdi, Türkiye geliştirdi. Her zaman hizmete hazırız."
Yeniden Birlik: Ankara’da yaşıyorsunuz ama kökleriniz Makedonya’da. Bir gün bu tecrübelerinizi buradaki insanlara aktarmak, buraya dönmek gibi bir düşünceniz var mı?
Dr. Tansel Hamza: En büyük hayalim bu! Hatta bizim Dr. Fatih Rasim’le de konuştuk; "Üsküp’te gidip güzel bir klinik açsak, buradaki hemşerilerimize de hizmet versek" diye. Allah nasip eder inşallah bir gün, hayalimde hep var. Buradan davetler, konferans teklifleri de alıyorum ama yoğunluktan bir türlü tarihleri denk getiremedik. Yoksa yazılarım, sunumlarım her şeyim hazır. Biz her davete, her yardıma hazırız.
Yeniden Birlik: Buradaki bir doktor ile yaptığımı bir sohbette, "Türkiye olmasa bizim sağlık sistemimiz zorlanır, desteğe ihtiyacımız var" demişti...
Dr. Tansel Hamza: Çok doğru. Kim ne destek isterse, ne zaman çağırırlarsa buradayım. Çünkü biz buralıyız. Çok da şükür ki buralıyız, bununla her zaman gurur duyuyoruz. Buranın Türk’üyüz biz. Bizim kökümüzü burası yetiştirdi, sağ olsun Türkiye de geliştirdi, bir yere getirdi. Bu topraklara gece-gündüz, saat gün fark etmeksizin hizmet etmeye her zaman hazırız. Bunun için varız zaten.
Yeniden Birlik: Son olarak, Yeniden Birlik okuyucularına ağız ve diş sağlığıyla ilgili altın bir kural verecek olsanız, bu ne olurdu?
Dr. Tansel Hamza: Ağza çok iyi bakın! Çünkü her şey ağızdan başlar. Ağızda oluşabilecek kötü bir enfeksiyon ya da hastalık; gider kalbini de vurur, böbreğini de vurur, tüm vücudunu etkiler. Dolayısıyla sağlığınız için ilk kural: Ağız içine çok iyi bakacaksınız.
Yeniden Birlik: Tansel Hoca'm, bu içten ve keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim.
Dr. Tansel Hamza: Ben çok mutlu oldum, iyi ki çağırdın beni. Üsküp'te seninle bu tarz profesyonel bir işin içinde konuşmak beni çok sevindirdi. İnşallah devamı gelir, sen ne zaman çağırırsan ben buradayım. Tüm vatandaşlarımıza, hemşerilerimize Ankara’dan kucak dolusu selamlar, sevgiler. Çok teşekkür ederim.
H.Gina
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.