Yetkin Sezair: Oyuncuyken anı yaşardım, şimdi o anın nasıl doğacağını kuruyorum
Yetkin Sezair: Oyuncuyken anı yaşardım, şimdi o anın nasıl doğacağını kuruyorum
Yetkin Sezair ilk yönetmenlik deneyimini sadece Yeniden Birlik haber sitesine anlattı: "Sanki tek bir karakter değil de yaşayan kocaman bir dünya kuruyorsunuz."
Bu akşam Üsküp Türk Tiyatrosu sahnesinde prömiyeri yapılacak olan "Kader Kısmet" oyununun yönetmen koltuğunda, yıllardır sahnede izlemeye alışkın olduğumuz başarılı oyuncu Yetkin Sezair oturuyor. İlk yönetmenlik deneyiminde, tanıdık oyuncu arkadaşlarıyla bambaşka bir dinamik yakalayan Sezair, oyunun isim değişikliğinden prova sürecindeki kahkaha dolu anlara, oyuncu prömiyeri ile yönetmen prömiyeri arasındaki duygusal farktan seyirciye vermek istediği mesaja kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. İşte röportajın tamamı:
"Sanki tek bir karakter değil de yaşayan kocaman bir dünya kuruyorsunuz"
Yeniden Birlik: Yıllardır sizi sahnede oyuncu olarak izlemeye alışkınız. Bu kez "Kader Kısmet"in yönetmen koltuğundasın. Sahnenin önünden arkasına geçmek nasıl bir duygu, farklar neler?
Yetkin Sezair: Yıllardır sahnenin önünde, bir karakterin duygusunu ve hikâyesini taşımaya alışmıştım. Bu kez ilk defa sahnenin tamamını düşünmek zorunda kaldım. Oyuncuyken daha çok kendi karakterinizin dünyasına odaklanıyorsunuz, ama yönetmenlikte ışığından ritmine, oyuncular arasındaki enerjiden seyircinin nefesine kadar her şeyi aynı anda hissetmeniz gerekiyor. Açıkçası benim için hem çok heyecan verici hem de öğretici bir süreç oldu. Bir oyuncu olarak sahnede anı yaşamayı seviyorum, yönetmen olarak ise o anın nasıl doğacağını kuruyorsunuz. Bu da insana bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor. İlk kez yönetmenlik yapıyor olmama rağmen oyuncu geçmişim bana büyük avantaj sağladı çünkü oyuncunun sahnede neye ihtiyaç duyduğunu, nerede zorlandığını ya da nasıl motive olduğunu iyi anlayabiliyorum. Tabii zaman zaman zorlayıcı tarafları da oldu. Çünkü artık sadece kendi performansınızdan değil, bütün oyunun ruhundan sorumlusunuz. Ama sanırım en güzel tarafı da bu. Bir oyunun perde arkasında büyüyüşünü görmek… Sanki tek bir karakter değil de yaşayan kocaman bir dünya kuruyorsunuz.
"Orijinal yazara duyduğum saygıdan dolayı ismin de değişmesi gerektiğini düşündüm."
Yeniden Birlik: Orijinal adı "Pembe Panduflu Aşk" iken oyunun adını "Kader Kısmet" olarak değiştirdiniz. Bu isim değişikliğinin altında yatan sanatsal tercih nedir? Seyirciye nasıl bir mesaj verilmek isteniyor?
Yetkin Sezair: Oyunun adını değiştirmemin birkaç sebebi vardı. Öncelikle metni bizim konseptimize göre adapte ettim. Metin üzerinde oldukça fazla değişiklik yaptım; hatta bir noktadan sonra bambaşka bir dinamiği ve temposu olan yeni bir yapı ortaya çıktı diyebilirim. Kendi bakış açımıza ve bizim seyircimizin dünyasına daha yakın bir hale getirmeye çalıştım. Bu kadar değişiklik yaptıktan sonra da, orijinal yazara duyduğum saygıdan dolayı ismin de değişmesi gerektiğini düşündüm. Çünkü ortaya artık birebir aynı oyun değil, farklı bir yorum ve farklı bir sahne dili çıkıyordu. "Kader Kısmet" ismini seçmemizin sebebi ise aslında oyunun atmosferini ve dünyasını daha iyi hissettirmesiydi. Ve özellikle "biz" diyorum çünkü bu süreçte oyuncu arkadaşlarımın da çok büyük katkısı oldu. Hep birlikte, oyunun ruhunu en doğru şekilde taşıyacak ismi aradık. Neden özellikle "Kader Kısmet" olduğu kısmını ise biraz seyirciye bırakmak istiyorum. Onu gelip oyunu izlediklerinde kendileri hissetsinler istiyorum.

"Metnin özüne ve ruhuna sadık kalmaya özellikle dikkat ettim."
Yeniden Birlik: Metni sahneye taşırken ne tür değişikliklere gittiniz? Özellikle Kuzey Makedonyalı seyircinin kültürel kodlarına uyarlama yaparken nelere dikkat ettiniz?
Yetkin Sezair: Metin aslında Türkiye'deki seyirci için yazılmış bir metin. Karakterlerin konuşma biçimleri, günlük alışkanlıkları, tavırları, hatta bazı esprilerin ritmi bile oradaki kültürel yapıya göre şekillenmiş. Dolayısıyla metni ilk okuduğumda, bazı detayların bizim seyircimize biraz daha yakın hale gelmesi gerektiğini hissettim. Tabii biz Balkanlar'da yaşıyoruz diye tamamen farklı dünyalar değiliz. Aksine, birçok ortak duygumuz, benzer aile yapılarımız ve birbirine yakın insan ilişkilerimiz var. Bu yüzden metnin özüne ve ruhuna sadık kalmaya özellikle dikkat ettim. Oyunun anlattığı temalar zaten oldukça evrensel; aşk, iletişimsizlik, ilişkilerdeki çatışmalar, insanların birbirini anlama çabası… Bunlar her yerde karşılık bulabilecek şeyler. Benim yaptığım değişiklikler daha çok küçük dokunuşlar oldu diyebilirim. Bazı repliklerin ritmini, bazı söylemleri ve bazı davranış biçimlerini bizim seyircimizin kulağına ve dünyasına biraz daha yakınlaştırmaya çalıştım. Zaten ikinci soruda da söylediğim gibi, metnin dinamiği ve temposu üzerinde ciddi şekilde çalıştık. Ama bunu yaparken oyunun temel duygusunu kaybetmemeye çok özen gösterdim.
"Onları 'yöneten' biri gibi değil, aynı dili konuşan biri gibi yaklaştım."
Yeniden Birlik: Daha önce meslektaşı (oyuncu arkadaşı) olduğunuz bu isimlerle şimdi yönetmen-oyuncu ilişkisi kurmak nasıl bir dinamik yarattı?
Yetkin Sezair: Daha önce birlikte aynı sahneyi paylaştığım insanlarla bu kez yönetmen-oyuncu ilişkisi kurmak benim için çok ilginç ve özel bir deneyimdi. Çünkü onlar sadece meslektaşım değil, aynı zamanda arkadaşlarım. Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz ve bu da prova sürecinde büyük bir güven ortamı oluşturdu. Tabii ki ilk başta hepimiz için farklı bir durumdu. Dün birlikte kuliste şakalaştığınız insanlara bugün sahneyle ilgili yön vermeye çalışıyorsunuz. Ama sanırım oyuncu kökenli olmam burada büyük avantaj sağladı. Çünkü onları "yöneten" biri gibi değil, aynı dili konuşan biri gibi yaklaştım. Ne hissettiklerini, bir oyuncunun sahnede neye ihtiyaç duyduğunu anlayabiliyorum. Bence en güzel tarafı da buydu. Provalar boyunca çok kolektif bir süreç yaşadık. Ben sadece kendi fikrimi dayatan bir yönetmen olmak istemedim; herkesin enerjisinin ve katkısının oyunun içine girmesini istedim. Zaten 'Kader Kısmet'in bugünkü ruhunda da o ortak emeğin büyük payı var.

"Bazen birkaç saniyelik bir tebessüm bile çok kıymetlidir."
Yeniden Birlik: Prömiyer gecesi seyircinin MK Türk Tiyatrosu'nda bir araya gelecek olması sizin için ne ifade ediyor? Sahneden seyirciye vermek istediğiniz en güçlü mesaj nedir?
Yetkin Sezair: Prömiyer gecesinde seyircinin MK Türk Tiyatrosu'nda bir araya gelecek olması benim için çok değerli. Çünkü tiyatro, insanların aynı anda aynı duyguyu paylaşabildiği nadir yerlerden biri. Özellikle bugün dünyada yaşanan ve hepimizi bir şekilde yoran, tüketen olayların arasında, insanların biraz nefes alabileceği bir alan yaratabilmek bence çok önemli. Ben seyircinin salondan çıkarken en azından bir süreliğine günlük hayatın ağırlığını unutmasını, biraz gülmesini ve iyi hissetmesini istiyorum. Bazen tiyatro tam olarak bunu yapar; size kısa bir kaçış alanı sunar. Ve bazen birkaç saniyelik bir tebessüm bile çok kıymetlidir. Ama tabii oyunun sadece eğlendiren bir tarafı yok. Tiyatronun temel amaçlarından biri de hayatı, insan ilişkilerini ve karakterleri sahnede yansıtabilmek. Bu oyunda da özellikle ilişkiler üzerine düşünmeye davet eden bir taraf var. Romantik ilişkilerde denge kurmanın, birbirini anlamanın, saygının ve uyumun ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Çünkü hayat da ilişkiler de siyah ve beyaz değil. İnsan bazen karşısındakini gerçekten duymayı, anlamayı ve sevgi uğruna değişebilmeyi öğrenmeli. Eğer seyirci oyun bittikten sonra hem gülmüş hem de kendi hayatına dair küçük bir şey düşünmüş olursa, sanırım amacımıza ulaşmış olacağız.
"Biraz her yönetmenden küçük parçalar alıp, sonunda kendi yolunuzu ve kendi dilinizi oluşturmaya çalışıyorsunuz."
Yeniden Birlik: Oyunculuk günlerinizden yönetmenliğe uzanan bu yolda size en çok ilham veren veya "Ben de böyle bir yönetmen olmalıyım" dedirten bir isim var mı?
Yetkin Sezair: Bugüne kadar birçok farklı yönetmenle çalışma fırsatım oldu. Aynı zamanda bana çok şey öğreten, yol gösteren çok değerli hocalarım ve mentorlarım vardı. Her birinden farklı bir bakış açısı, farklı bir çalışma disiplini ve farklı bir sahne anlayışı öğrendim. Ama açıkçası şu an için 'Ben tamamen onun gibi bir yönetmen olmak istiyorum' diyebileceğim tek bir isim yok. Daha çok, birlikte çalıştığım insanlardaki iyi ve kaliteli bulduğum şeyleri kendime katmaya çalışıyorum diyebilirim. Birinden oyuncuyla iletişimi, başka birinden sahne ritmini, bir diğerinden disiplin anlayışını öğreniyorsunuz. Aslında biraz her yönetmenden küçük parçalar alıp, sonunda kendi yolunuzu ve kendi dilinizi oluşturmaya çalışıyorsunuz. Ben de şu anda yönetmenlikte kendi sesimi, kendi bakış açımı keşfetme sürecindeyim.
"Bu süreç benim için çok yoğun bir okul gibiydi."
Yeniden Birlik: Provalar nasıl geçti? En çok güldüğünüz veya en çok duygulandığınız bir anı paylaşabilir misiniz?
Yetkin Sezair: Prova süreci benim için çok yoğun ama bir o kadar da heyecan vericiydi. Aynı anda birçok duyguyu yaşadım diyebilirim; mutlu oldum, heyecanlandım, kaygılandım, bazen sinirlendim… Ama galiba en çok yoruldum. Fiziksel olarak değil, daha çok zihinsel olarak. Çünkü ilk kez bir oyunun bütün yükünü ve sorumluluğunu farklı bir açıdan taşımaya çalışıyorsunuz. Ama bütün bu süreç bana gerçekten çok şey öğretti. Hatta benim için çok yoğun bir okul gibiydi diyebilirim. Her prova, her problem, her çözüm bana yeni bir şey kattı. Tabii oyunun komedi türünde olması prova sürecini çok daha keyifli hale getirdi. Çok fazla güldüğümüz an oldu. Şu anda tek bir örnek vermem zor çünkü gerçekten sayısız anı birikti. Bazen sahnede doğaçlama gelişen küçük şeyler, bazen birinin yanlışlıkla yaptığı bir hareket bütün ekibi kahkahaya boğuyordu. Şimdi dönüp baktığımda, o stresli, panikli ya da yorucu anların bile aslında ne kadar değerli olduğunu görüyorum. Gerçekten benim için çok güzel bir deneyimdi. Ve açıkçası bundan sonraki projelere de büyük bir heyecanla bakıyorum.
"Şu an kendi içimde huzurluyum. Çünkü bu süreçte samimi, dürüst ve yoğun bir emek vardı."
Yeniden Birlik: Daha önce bir oyuncu olarak birçok prömiyer yaşadınız. Ama bu sefer her şey sizin sorumluluğunuzda. Oyuncu prömiyeri ile yönetmen prömiyeri arasında nasıl bir duygusal fark var?
Yetkin Sezair: Aslında oyuncu prömiyeriyle yönetmen prömiyeri arasındaki duygusal farkın tam olarak ne olduğunu ben de henüz bilmiyorum. Çünkü bu benim ilk yönetmenlik deneyimim ve açıkçası prömiyer gecesiyle ilgili ne hissedeceğimi ben de merak ediyorum. Şu an için çok belirgin bir duygu içinde değilim. Süreç boyunca tek hedefim elimden gelenin en iyisini yapmak ve üzerime düşen sorumluluğu olabildiğince doğru şekilde tamamlamaktı. Gerçekten maksimumumu vermeye çalıştım. Tabii ki eksikler vardır, geliştirmem gereken çok şey vardır. Öğreneceğim daha çok şey olduğunu biliyorum. Ama şu an kendi içimde huzurluyum diyebilirim. Çünkü bu süreçte samimi, dürüst ve yoğun bir emek vardı. Belki de bu soruya en doğru cevabı prömiyerden sonra verebilirim. O geceyi yaşadıktan sonra, muhtemelen bu deneyime dair çok daha farklı düşüncelerim ve duygularım olacak.
Bu röportaj ve oyuna gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. İlk yönetmenlik deneyimimde düşüncelerimi paylaşabilmek benim için çok değerliydi. Umarım seyircimiz de 'Kader Kısmet'in dünyasına dahil olur, birlikte güler, düşünür ve keyifli bir akşam geçirir. Prömiyerde görüşmek üzere.
H.Gina
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.