Balkanlar’da Liman Osman ile 15 yıl: Tarih, mutfak ve unutulmaz insan hikâyeleri
Balkanlar’da Liman Osman ile 15 yıl: Tarih, mutfak ve unutulmaz insan hikâyeleri
Balkanlar'ı sadece anlatmadı, insanlarla yaşadı. 15 yılı aşkın süredir bölgeyi dünyaya tanıtan Liman Osman, Türk turistlerin Balkan sevgisini, Üsküp'ün tarihi zenginliğini ve rehberlik mesleğinin görünmeyen yüzünü anlattı.
Taş Köprü'nün yüzyıllara meydan okuyan silueti ile Sulu Han'ın tarihi atmosferi arasında buluştuğumuz Liman Osman, 15 yılı aşkın süredir Balkanlar'ı binlerce turiste anlatıyor. Bölgenin deneyimli profesyonel turist rehberlerinden Osman, Yeniden Birlik için 2026 turizm sezonunu, Türk turistlerin Kuzey Makedonya ve Balkanlar'a gösterdiği ilgiyi, coğrafyanın zengin mutfak kültürünü ve rehberlik mesleğinin bilinmeyen yönlerini değerlendirdi. "Bu meslekte en büyük zenginlik para değil, yüzlerce insanla kurulan dostluklardır." sözleriyle mesleğe bakışını özetleyen Osman, Balkanlar'ın sadece tarihiyle değil, insan hikâyeleriyle de unutulmaz bir coğrafya olduğunu anlattı.
Tesadüfle başlayan 15 yıllık mesleki serüven
Liman Osman'ın turizm yolculuğu, 2010 yılında yaptığı Prizren gezisiyle başladı. O ziyaret sırasında aldığı olumlu geri dönüşlerin kendisini bu mesleğe yönlendirdiğini söylüyor.
"Hayatta bazı şeyler tesadüfen başlıyor. 2010 yılında Prizren'i ziyaret ettikten sonra aldığım güzel referanslar sayesinde 2011'de profesyonel olarak turizme adım attım. Üsküp Turizm Fakültesi'nden çalışma iznimizi ve kokardımızı aldık. O günden bu yana her sezon Türkiye başta olmak üzere Balkanlar'a gelen misafirlere rehberlik yapıyorum."
Rekor yılın ardından sezon hareketli
Osman'a göre Balkan turizminin lokomotifi yine Türkiye.
"Son 10-15 yıldır Türk turistler Makedonya, Sırbistan ve Bosna'da açık ara ilk sırada yer alıyor. Mayıs ayı verilerine göre Türkiye'den Makedonya'ya yaklaşık 35 bin turist geldi. İkinci sıradaki Almanya ise 9 bin 500 civarında kaldı. Aradaki fark oldukça büyük. Türkiye, bizim için en önemli pazar olmaya devam ediyor."

Üsküp'ün iki kilometrelik tarih rotası
Türkiye'den gelen turların büyük bölümü Üsküp Havalimanı'ndan başlıyor.
Osman, şehrin en önemli avantajının yürüyerek gezilebilen tarihi güzergâh olduğunu söylüyor.
"Turumuz ya Mustafa Paşa Camii'nden ya da Eski Tren Garı'ndan başlıyor. Yaklaşık iki kilometrelik bu rota Üsküp'e özgü. Kurşunlu Han, Sulu Han, Kapan Han, Davut Paşa Hamamı, Taş Köprü, Makedonya Meydanı ve Rahibe Teresa Müzesi aynı yürüyüş hattı üzerinde bulunuyor.
Eski Tren Garı ise yalnızca 1963 depreminin değil, Türkiye'ye yaşanan soydaş göçünün de en önemli sembollerinden biridir."
Balkan mutfağı zengin bir lezzet mozaiği sunuyor
Osman'a göre Balkanlar'da tek bir şehir ya da mutfak öne çıkmıyor.
"Ohri'yi çok seven de var, Saraybosna'ya hayran kalan da... Blagaj ve Sarı Saltuk Dergâhı da mistik atmosferiyle büyük ilgi görüyor."
Mutfak konusunda ise her ülkenin kendine özgü lezzetleri olduğunu belirtiyor.
"Bosna'da sac böreği ve kuzu çevirme, Makedonya'da tavče gravče, köfte ve simit poğaça öne çıkıyor. Adriyatik kıyılarında deniz ürünleri tercih edilirken Arnavutluk'ta taze salatalar ve Elbasan tavası turistlerden ilgi görüyor. Kısacası Balkanlar'ın mutfağı oldukça zengin."
Türkler Üsküp'te en çok Osmanlı mirasına ilgi gösteriyor
Liman Osman'a göre Üsküp'ün en büyük zenginliği farklı dönemleri aynı şehirde yaşatması.
" Üsküp sadece Osmanlı'dan ibaret değil. Sosyalizm döneminin izleri de var, son yıllarda yapılan yeni yapılar da... Biz rehberler bu farklı katmanları birlikte anlatıyoruz."
Türk turistlerin özellikle Osmanlı eserlerine yoğun ilgi gösterdiğini söyleyen Osman, yeni anıtlarla ilgili farklı görüşlerin bulunduğunu da belirtiyor.
"Bazı ziyaretçiler yeni anıtları beğenirken bazıları tarihi dokuya uygun bulmuyor. Özellikle 2. Filip Anıtı'nın konumu zaman zaman eleştiri konusu oluyor."
Altyapı ve hijyen konusunda eksikler var
Üsküp'ün güçlü yönlerinin yanında çözülmesi gereken sorunların da bulunduğunu dile getiren Osman, özellikle temizlik hizmetlerinin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyor.
"Hijyen konusunda hem turistlerden hem de biz rehberlerden şikâyet geliyor. Tarihi Çarşı gibi yoğun bölgelerde çöp konteynerlerinin daha sık boşaltılması gerekiyor. Umumi tuvalet eksikliği de turistlerin en çok dile getirdiği konular arasında."
Tüm eksiklere rağmen Üsküp'ün görülmeye değer bir şehir olduğunu vurgulayan Osman, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Biz rehberler şehrimizin güzelliklerini en iyi şekilde tanıtmaya çalışıyoruz. Çünkü Üsküp, tarihi ve kültürel mirasıyla Balkanlar'ın en özel şehirlerinden biri."
Simit poğaça turistlerin ilgisini çekiyor
Türk turistlerin Makedonya mutfağını genel olarak beğendiğini söyleyen Liman Osman, en büyük eleştirinin ise yemeklerin tuz oranı olduğunu ifade ediyor.
"Lezzetlerimizi beğeniyorlar, fiyatları da uygun buluyorlar. Sadece yemeklerimizi biraz tuzlu bulduklarını söylüyorlar."
En fazla ilgi gören ürünlerden biri ise simit poğaça.
"Ekmek arasında börek fikri birçok turiste ilginç geliyor. Simit poğaçayı mutlaka anlatıyoruz. Ardından tavče gravče, köfte ve kebaplarımızı tattırıyoruz. Son yıllarda Acıbadem de en çok tercih edilen tatlılardan biri oldu."
Bu mesleğin en büyük kazancı dostluklar
Liman Osman'a göre rehberlik yalnızca tarihi anlatmaktan ibaret değil. Yıllar içinde kurduğu dostluklar, mesleğinin en değerli kazanımı olmuş.
"Bu işin maddi yönü elbette önemli ama benim için asıl değerli olan, tanıştığımız insanlar. Yüzlerce misafirle dost olduk. Bazılarıyla sosyal medyada görüşmeye devam ediyoruz, bazılarıyla ise ailecek ziyaretleşecek kadar yakın ilişkiler kurduk. Türkiye'ye gittiğimde onları ziyaret ediyorum, onlar da Üsküp'e geldiklerinde mutlaka buluşuyoruz."
Türkiye'nin dört bir yanından gelen misafirlerle güzel anılar biriktirdiğini söyleyen Osman'ın gönlünde ise Hatay'ın ayrı bir yeri var.
"Hiçbir zaman Türkiye'den gelen turistler arasında ayrım yapmam. Ama Hataylı misafirlerin bende özel bir yeri var. Depremden önce gelen gruplar çok renkli, kültürel açıdan zengin insanlardı. Yanlarında yöresel lezzetler getirir, bizimle paylaşırlar, tur boyunca çok güzel bir atmosfer oluştururlardı. Yaşanan büyük felaket hepimizi derinden üzdü."
Rehberlik mesleğinin en güzel yanının insanlar arasında köprü kurmak olduğunu vurgulayan Osman, şunları ekliyor:
"Yedi gün boyunca aynı otobüste birlikte yolculuk ediyoruz. Tarihi anlatıyoruz, müzik dinliyoruz, eğleniyoruz. Özellikle Ohrid'de düzenlenen Rumeli geceleri turistlerin unutamadığı anlardan biri oluyor. Bu meslek bana hayat boyu sürecek dostluklar kazandırdı."

Tiran'da kaybolan Ahmet Amca
15 yılı aşkın meslek hayatında sayısız anı biriktiren Osman'ın unutamadığı olaylardan biri Arnavutluk'un başkenti Tiran'da yaşanmış.
"75 yaşındaki Ahmet Amca gruptan ayrılmıştı. Büyük panikle aramaya başladık. Daha sonra karakola gittiğimizde kendisini polislerle otururken bulduk. Arnavut polisi onu sokakta yalnız görünce karakola götürmüş ve 'Seni ararlarsa burada bulurlar' demiş."
O günü gülümseyerek hatırlayan Osman şöyle devam ediyor:
"Kendisine 'Ahmet Amca ne yaptın?' diye sordum. O da 'Evlat, sağa gideceğime sola döndüm. Kaybolunca en güvenli yer polis dedim' cevabını verdi. Böyle anılar yıllar geçse de unutulmuyor."
Eski Kültür Bakanın duyarsızlığı, kaçak rehberlik ve sektörün sorunları
Mesleki mücadelelerine ve idari kanattaki duyarsızlıklara dikkat çeken Liman Osman, bakanlık düzeyinde yaşanan tıkanıklığı ve sektördeki eksikleri açıkça ifade ediyor:
"Maalesef Eski Kültür Bakanı bu sorunlara karşı pek fazla duyarlı değildi; zaman öylece geçip gitti. Çarşı girişlerinin düzenlenmesi, hijyen sorunları ve müfettiş denetimleri gibi kritik konular sürekli rafa kaldırıldı"
Mesleğin sorunlarına da değinen Liman Osman, en büyük sıkıntının denetim eksikliği olduğunu düşünüyor.
"Kaçak rehberlik hâlâ önemli bir problem. Denetimler çoğu zaman yerli rehberler üzerinde yoğunlaşıyor. Oysa yurt dışından gelen ve yerel rehber kullanmadan çalışan kaçak turların da daha etkin şekilde kontrol edilmesi gerekiyor."
Bir diğer sorunun ise rehberlerin ortak hareket edememesi olduğunu söylüyor.
"Bugün iki ayrı rehber derneği var. Bu durum doğal olarak birlik içinde hareket etmeyi zorlaştırıyor. Buna rağmen meslektaşlarımızla bir araya geliyor, sektörün sorunlarını gündeme taşımaya çalışıyoruz."
Balkanlar'a gelecek turistlere tavsiyeler
Liman Osman, Balkanlar'ı ziyaret etmeyi planlayan Türk turistlere de bazı önerilerde bulunuyor.
"Turizmde güzel bir söz vardır; planladığınız eşyadan biraz daha azını, planladığınız paradan ise biraz fazlasını yanınıza alın."
Bir diğer önemli uyarısı ise kayıt dışı tur faaliyetlerine karşı.
"İnternetten veya sokakta karşılaşılan kayıtsız kişiler yerine mutlaka resmi seyahat acenteleri ve lisanslı rehberlerle geziye çıkmalarını tavsiye ediyorum. Biraz daha fazla ödeme yapabilirsiniz ama güvenli ve kaliteli bir gezi deneyimi yaşarsınız."
Türkiye bizim için hiç bitmeyecek bir pazar
Röportajın sonunda geleceğe dair umutlarını paylaşan Liman Osman, Kuzey Makedonya turizminin gelişmeye devam edeceğine inanıyor.
" Turizm çok önemli ama aynı zamanda kırılgan bir sektör. Buna rağmen ülkeler için ciddi bir gelir kaynağı. Kuzey Makedonya her yıl biraz daha gelişiyor. Yeni yatırımlarla birlikte turist sayısının artacağına inanıyorum."
Türkiye'nin Balkan turizmi açısından vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu vurgulayan Osman, sözlerini şu ifadelerle tamamlıyor:
"Türkiye bizim için en büyük pazarlardan biri. Türk turistlerin Balkanlar'a ilgisinin uzun yıllar devam edeceğine inanıyorum. Biz de hizmet kalitemizi sürekli geliştirerek daha fazla misafiri en iyi şekilde ağırlamayı hedefliyoruz."
H.Gina
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.