Üsküp Garı’ndan Anadolu’ya: Unutulmayan ayrılığın belgelerle yüzleşmesi
Üsküp Garı’ndan Anadolu’ya: Unutulmayan ayrılığın belgelerle yüzleşmesi
1950'lerde Makedonya'dan Türkiye'ye uzanan göç yolculuğu. Emekli diplomat Salim Kadri Kerimi, rahmetli yazar İlhami Emin'in "Ağlıyorum Ama Yine de Gidiyorum" satırlarıyla ölümsüzleşen Yörük kadınlarının hikâyesini ve göçün görünmeyen yüzünü anlatıyor.
Tarih, bazen devletlerin antlaşmalarıyla, bazen de sıradan insanların sessiz çığlıklarıyla yazılır. II. Dünya Savaşı sonrasında Makedonya’dan Türkiye’ye uzanan göç dalgası, işte bu sessiz çığlıkların en derinlerinden biridir.
Emekli diplomat ve araştırmacı yazar Salim Kadri Kerimi, yıllar süren arşiv çalışmaları ve belgesel araştırmalarla bu sorumluluğu üstlenen nadir isimlerden. Kerimi ile gerçekleştirdiğimiz bu yazılı röportajda, göçün görünmeyen yüzlerini, devlet politikalarının soğuk satır aralarını ve insan hikâyelerinin sıcak ama buruk tanıklıklarını konuştuk.
“Tarihçi olarak görev bildim”
Yeniden Birlik: Sayın Kerimi, sizi “II. Dünya Savaşı Sonrası Türklerin Makedonya’dan Türkiye’ye Göçü” konusunu araştırmaya iten temel motivasyon neydi?
Salim Kadri Kerimi: II. Dünya Savaşı sonrası Yugoslavya’nın ve özellikle Makedonya’nın Türk ve diğer Müslüman nüfusun Türkiye’ye göçü, biz Makedonya Türkleri için en üzücü ve en zararlı olaydır. Bu süreçte Makedonya Türklerinin yaklaşık yüzde 60’ının ülkeyi terk etmesiyle, bizler ülkenin toplumsal ve siyasi hayatında etkisi azaltılmış, görünürlüğü zayıflatılmış ve marjinalleştirilmiş bir topluluk hâline getirildik.
Bu nedenle, Türk toplumunun bir ferdi ve özellikle bir tarihçi olarak, bu meselenin kritik boyutlarını aydınlatmayı, sürecin arka planındaki gerçek dinamikleri ortaya çıkarmayı ve dönemin en üst düzey Yugoslav ve Makedon yöneticilerinin gizli ve kötü niyetlerini gün yüzüne çıkarmayı kendime bir görev ve sorumluluk olarak kabul ettim. Amacım, ideolojiden uzak, belgeler ve veriler ışığında objektif bir analiz sunmaktı.
“Göçü biz istemedik, dayatıldı”
Yeniden Birlik: Göç dalgasının arkasında en belirleyici etken sizce neydi: ekonomik sebepler mi, siyasi baskılar mı, yoksa aidiyet duygusu mu?
Salim Kadri Kerimi: Rahmetli Fahri Kaya yazarımızın dediği gibi, “Göçü biz istemedik, onu bize dayattılar.” Makedon ve Sırp yazarların çalışmalarında, göçün nedenleri genellikle ülkenin yeni halk-sosyalist düzeninde uygulanan politikaların sonuçlarında ve sözde bu nüfusun dinî ya da entelektüel açıdan geri kalmışlığında aranmıştır.
Oysa benim kanaatime göre, 1950’li ve 1960’lı yıllardaki kitlesel göçün asıl ve tek belirleyici nedeni, dönemin Yugoslavya ve Makedonya yöneticilerinin Türklere ve diğer Müslüman topluluklara yönelik temel yaklaşımı ve nihai hedefleriydi. Çünkü belirli çevreler ve kişiler için söz konusu nüfus, siyasi ve toplumsal açıdan maalesef istenmeyen bir unsur olarak görülmekteydi.
Türkiye’nin göç politikası
Yeniden Birlik: Türkiye o dönemde bu göç hareketine nasıl yaklaştı acaba?
Salim Kadri Kerimi: II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin Yugoslavya’dan Türklerin göçü konusuna yaklaşımı, benim görüşlerime göre, yanlış ve özellikle biz Makedonya Türkleri açısından son derece zararlı olmuştur. Bana göre, Türkiye’nin savaş sonrası dönemde Yugoslavya’yla göç konusunda herhangi bir pazarlığa girmesini gerektiren ciddi bir neden yoktu.
Türkiye’nin yapması gereken iki önemli şey vardı: Birincisi, Türkiye’de ve Yugoslavya’da yaşayan bölünmüş aile bireylerinin, herhangi bir yazılı anlaşma yapmadan, yeniden bir araya gelmelerini sağlamak; İkincisi, hem ikili düzeyde hem de uluslararası platformlarda, Yugoslavya’daki Türklerin ve diğer Müslüman toplulukların ulusal, dinsel ve insani haklarının korunması için kararlı bir şekilde çaba göstermekti. Bu tutum, Balkanlar’daki tüm Müslüman topluluklar için de geçerli olmalıydı.

“Ağlıyorum ama yine de gidiyorum”
Yeniden Birlik: Göç eden insanların hikâyelerinde sizi en çok etkileyen, unutamadığınız bir olay var mı?
Salim Kadri Kerimi: Elbette, konuyla ilgili çok sayıda üzücü olay meydana geldi, ama beni en çok etkileyen hikâyelerden biri, rahmetli İlhami Emin yazarımızın “Ağlıyorum Ama Yine de Gidiyorum” başlıklı yazısıdır. Bu yazı, 1950’lerin başında Doğu Makedonya’dan gelen birkaç Yörük-Türk kadınının, Türkiye’ye gitmek üzere Üsküp Tren İstasyonu’nda bekleyişini anlatır. Kadınlar, yörenin geleneğine göre, davet edilmeden trene binemezlerdi ve bu yüzden hareket eden trene binmeden beklemeye devam ettiler.
Bu hikâyeyi ağlayarak okudum ve beni derinden etkiledi; çünkü göçün sadece fiziksel bir hareket değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal normlarla şekillenen çok katmanlı bir süreç olduğunu gösteriyor.
Ortak aidiyetin dayanışma dili
Yeniden Birlik: “Bir Türk bir Müslümana, bir Müslüman da Türke eşittir” anlayışı, o dönemin kimlik algısını nasıl etkiledi?
Salim Kadri Kerimi: Bu anlayış, göç sürecinde kimlik bilincini ve aidiyet duygusunu pekiştirdi. İnsanlar kendilerini yalnızca etnik gruplarıyla değil, daha geniş bir Müslüman-Türk topluluğunun parçası olarak gördüler. Ancak bazen bireysel ve yerel kimlikler geri planda kaldı; sosyal ilişkiler ve göç kararları üzerinde doğrudan etkisi oldu.
Yalnızca Türkler değil — Arnavut, Torbeş ve Boşnakların ortak kaderi
Yeniden Birlik: Kitabınızda, Türklerin yanı sıra Arnavut, Torbeş ve Boşnak topluluklarının göçlerinden de söz ediyorsunuz. Bu tespitim doğru mu?
Salim Kadri Kerimi: Evet. Makedonya’da geçmişte bu meseleyle ilgili tek bir kitap yazılmıştı, o da Arnavutça olarak. Yazarı tarihçi Sayın Kerim Lita, yalnızca Arnavutların göçüyle ilgilenmiş ve biz Makedonya Türkleri hakkında ve onların göçüyle ilgili maalesef çok yanlış bilgiler, varsayımlar ve sonuçlar sunmuştu.
Makedonca olarak geçmişte birkaç tarihçi farklı çalışmalar yayınlamıştır. Sayın Aneta Svetieva hariç, diğer Makedon tarihçileri göçün tam nedenini anlatmamış ya da anlatmaya yanaşmamışlardır. Makedonya Türk tarihçileri, yazarları ve gazetecileri ise konuyla maalesef yeterince ve doğru-dürüst şekilde ilgilenmemişlerdir.
Benim kitabımda ise söz konusu dönemin göç meselesini, çok sayıda kaynaktan kapsamlı araştırmalar yaptıktan sonra, hiçbir ayrım yapmadan bir bütün olarak değerlendirdim.
Göçmenin bagajında taşıdığı görünmez miras
Yeniden Birlik: Göç süreci sadece bir yer değişimi değil, kimliklerin ve hatıraların da taşındığı bir yolculuktu. Bu topluluklar Türkiye’de kimliklerini nasıl yeniden inşa ettiler?
Salim Kadri Kerimi: Göç eden topluluklar Türkiye’de kimliklerini hem geçmişten gelen bağlarla hem de yeni ortamın gereklilikleriyle yeniden inşa ettiler. Bir yandan kendi dil, kültür ve geleneklerini korumaya çalıştılar; diğer yandan Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve idari yapısına uyum sağlamak zorundaydılar.
Bir tarihçinin Sırp meslektaşıyla akademik sınavı
Yeniden Birlik: Belgelere dayalı, önyargılardan uzak bir tarih anlatısı kurduğunuzu söylüyorsunuz. Balkan tarih yazımında bu yaklaşım nasıl karşılanıyor?
Salim Kadri Kerimi: Balkan tarih yazımında belgeler ve arşiv kaynaklarına dayalı, önyargılardan uzak bir yaklaşım her zaman kolay karşılanmıyor. Özellikle millî ve etnik perspektiflerin hâkim olduğu bir ortamda, tarafsız bir anlatı bazen eleştirilere veya tartışmalara yol açabiliyor. Öyle de oldu. Son bir yıldır, Sırp tarihçi Sayın Zoran Yanyetoviç ile konuyla ilgili “Tokovi istorije” dergisinde tartışmayı sürdürüyorum.
Genç araştırmacılara sesleniş: Tarih bir yolculuktur
Yeniden Birlik: Son olarak, bu kitabı okuyan genç bir araştırmacının bu göç hikâyesinden çıkarması gereken en önemli ders sizce nedir?
Salim Kadri Kerimi: 2021 yılında yayınladığım göçle ilgili kitabımı ve çok sayıda diğer çalışmalarımı, genç araştırmacılara tarihin sadece olaylar zinciri olmadığını, aynı zamanda insanların kimliklerini, aidiyetlerini ve hatıralarını taşıdığı bir yolculuk olduğunu göstermeye çalıştım.
Makedonya’daki Türklerin bugün karşılaştığı zorluklar, doğrudan II. Dünya Savaşı sonrası göçün bir sonucudur. O dönemki siyasi manipülasyonları ve dayatmaları bilmek, özellikle her Türk entelektüeli için vazgeçilmez bir şarttır.
Tarihi doğru anlamak, belgelerle desteklenen tarafsız analiz yapmak ve kendi toplumunun geçmişini öğrenmek; genç araştırmacılar için benim çalışmalarım değerli bir ders ve yol gösterici olabilir.
H.Gina
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.