Üsküp'ten İstanbul'a: 5.000 tabloda bir ömür

Kültür 1057 kez okundu.
 

Üsküp'ten İstanbul'a: 5.000 tabloda bir ömür

Üsküp’te doğup 9 yaşında Türkiye’ye göç eden 80 yaşındaki ressam Haşim Şentürk, ayakkabı sayacılığından resim sanatına uzanan sıra dışı yolculuğuyla sanat dünyasında kendine özgü bir yer edindi.
Çocuk yaşta başladığı zanaatkârlık mesleğini elli yıl boyunca sürdüren Şentürk, emekliliğin ardından tüm yaşamını resme adadı. Bugün Zeytinburnu’ndaki atölyesinde her gün altı saatini tuval ve boyalarla geçiriyor; üretkenliğiyle bugüne kadar 5000’den fazla tabloya imza attı. Sanatı bir “terapi” ve “yaşam arzusu” olarak tanımlayan Şentürk, İstanbul’un eşsiz manzaralarını ve Üsküp’ün hatıralarını tuvaline taşıyarak iki şehir arasında duygusal bir köprü kuruyor. Onun için resim, yalnızca estetik bir ifade değil; hayatı diri tutan bir tutku, geçmişle bugünü buluşturan bir yolculuk. Bu özel söyleşi, Yeniden Birlik Haber Sitesi için gerçekleştirildi; sanatçı hem kişisel hikâyesini hem de ‘Tuval Üzerine İstanbul’ sergisinin ruhunu gözler önüne seriyor. Şentürk, ilhamını şu sözlerle özetliyor:” “Resimlerimin en büyük ilham kaynağı İstanbul’un eşsiz manzaraları. Her köşesinde kendinizden bir şeyler bulabildiğiniz bir şehir.” Üsküp ve İstanbul’un duygusal izleri Sanatçı Haşim Şentürk için şehirler yalnızca mekân değil, aynı zamanda hayatın farklı dönemlerini taşıyan duygusal hafızalar. Üsküp, onun doğduğu, çocukluk yıllarını hatırlatan şehir olarak özel bir yer tutuyor. İstanbul ise yaşamının geri kalanına ev sahipliği yapan, her köşesinde ayrı bir manzara ve ilham barındıran bir şehir. “Üsküp doğup büyüdüğüm bana çocukluk yıllarımı hatırlatan bir şehir. İstanbul ise yaşamımın geri kalanında bana ve resimlerime ev sahipliği yapan, her köşesinde ayrı bir manzara bulunduran şehir.” Sergi gecesinin en özel anı “Tuval Üzerine İstanbul” sergisinin açılış gecesi, sanatçı için unutulmaz anlarla doluydu. Özellikle Üsküp’ten gelen dostlarının varlığı ve kültürel bağların İstanbul’da yeniden buluşması, Şentürk’ün hafızasında derin bir iz bıraktı. “Tek Rumeli Televizyonunun benimle sergi hakkında yaptığı röportaj benim için kıymetliydi. Ayrıca Zeytinburnu Belediye Başkanımız Ömer Arısoy’un ve Üsküp’ten misafirlerimizin değerli katılımı iyi ki dedirtti.”. İstanbul–Üsküp temalı karma sergi heyecanı Üsküp'lü sanatçı Mesut Nebi’den sanatçıya yöneltilen İstanbul–Üsküp temalı karma sergi fikri, onun için yalnızca bir sanat projesi değil, aynı zamanda köklere dönüş anlamı taşıyor. Doğup büyüdüğü memleketinde yeniden sergi açma ihtimali, Şentürk’te gurur ve mutluluk uyandırıyor. “Doğup büyüdüğü sonra göç etmek zorunda kaldığı memleketinde kim sergi açmak istemez ki. Tabii ki gurur ve mutluluk verici bir olay. Şartlar uygun olduğu takdirde neden olmasın.” Doğduğu şehir mi, yaşadığı şehir mi? Sanatçılar için mekânların belirleyiciliği sıkça tartışılan bir konu. Haşim Şentürk ise bu soruya dengeli bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Ona göre, hem doğduğu şehir hem de yaşadığı şehir sanatçının ruhunda iz bırakıyor. Önemli olan, bu parçaları nasıl gördüğümüz ve tuvale nasıl yansıttığımız. “İnsan her iki yerde de kendinden parçalar bulur. Bizim nasıl baktığımız ve o parçaları tuvale nasıl yansıttığımız önemli olan.” 5000 Tabloya sığan tutku Haşim Şentürk’ün üretkenliği, sanat dünyasında dikkat çeken bir nokta. Bugüne kadar 5000 tabloya imza atan sanatçı, bu sürekliliğin sırrını ise hayata bakışındaki tutarlılıkta buluyor. Sanata olan sevgisi, doğaya bağlılığı ve yaşam felsefesi, onun fırçasını her zaman canlı tutmuş. “Sanata olan sevdam, tabiata olan bağlılığım, hayata bakış açım sayesinde yıllarca bu sürdü.” Zanaatten sanata: Sayacılıktan tuvale Haşim Şentürk’ün sanat yolculuğu, ayakkabı sayacılığından resim sanatına uzanan sıra dışı bir hikâyeyi barındırıyor. Titiz el işçiliği ve sabırla geçen yılların ardından, fırçasında bambaşka bir ifade biçimi doğmuş. Ancak sanatçı bu iki alanı net bir çizgiyle ayırıyor: “Ayakkabı sayacılığı zanaat, resim ise sanattır.” Resim: Terapi ve yaşam arzusu 80 yaşındaki sanatçı, enerjisini ve hayata bağlılığını resimle kurduğu derin bağda buluyor. Resim yapmayı bir terapi ve yaşam arzusu olarak tanımlayan Şentürk, bu gücün kaynağını tek bir cümleyle özetliyor: “Resim sanatına olan sevdama borçluyum.” Sanatsız bir hayatın boşluğu Şentürk, sanatın hayatındaki yerini anlatırken Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlatıyor. Son 18 yıldır yaşamının tamamını resim sanatına adayan sanatçı, bu bağın kopması halinde hayatın anlamını yitireceğini söylüyor: “Son 18 yıldır hayatımın tamamını sadece resim sanatı kapladığı için resim olmazsa tüm tutkum sevdam da bitmiş olurdu. Hayat daha manasız gelirdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuş Gibidir’.” Haşim Şentürk’ün sanat yolculuğu, Üsküp’ten İstanbul’a uzanan bir köprü gibi… Ayakkabı sayacılığından tuvale, zanaattan sanata dönüşen bu hikâye, onun için yalnızca bir meslek değil, yaşamın özü. Bugün 81 yaşında hâlâ her gün atölyesinde saatlerce resim yapan Şentürk, sanatın bir milletin damarlarını besleyen en güçlü değer olduğunu hatırlatıyor. Hüsamettin Gina  
Üsküp’te doğup 9 yaşında Türkiye’ye göç eden 80 yaşındaki ressam Haşim Şentürk, ayakkabı sayacılığından resim sanatına uzanan sıra dışı yolculuğuyla sanat dünyasında kendine özgü bir yer edindi.

Çocuk yaşta başladığı zanaatkârlık mesleğini elli yıl boyunca sürdüren Şentürk, emekliliğin ardından tüm yaşamını resme adadı. Bugün Zeytinburnu’ndaki atölyesinde her gün altı saatini tuval ve boyalarla geçiriyor; üretkenliğiyle bugüne kadar 5000’den fazla tabloya imza attı.

Sanatı bir “terapi” ve “yaşam arzusu” olarak tanımlayan Şentürk, İstanbul’un eşsiz manzaralarını ve Üsküp’ün hatıralarını tuvaline taşıyarak iki şehir arasında duygusal bir köprü kuruyor. Onun için resim, yalnızca estetik bir ifade değil; hayatı diri tutan bir tutku, geçmişle bugünü buluşturan bir yolculuk.

Bu özel söyleşi, Yeniden Birlik Haber Sitesi için gerçekleştirildi; sanatçı hem kişisel hikâyesini hem de ‘Tuval Üzerine İstanbul’ sergisinin ruhunu gözler önüne seriyor. Şentürk, ilhamını şu sözlerle özetliyor:”

“Resimlerimin en büyük ilham kaynağı İstanbul’un eşsiz manzaraları. Her köşesinde kendinizden bir şeyler bulabildiğiniz bir şehir.”

Üsküp ve İstanbul’un duygusal izleri

Sanatçı Haşim Şentürk için şehirler yalnızca mekân değil, aynı zamanda hayatın farklı dönemlerini taşıyan duygusal hafızalar. Üsküp, onun doğduğu, çocukluk yıllarını hatırlatan şehir olarak özel bir yer tutuyor. İstanbul ise yaşamının geri kalanına ev sahipliği yapan, her köşesinde ayrı bir manzara ve ilham barındıran bir şehir.

“Üsküp doğup büyüdüğüm bana çocukluk yıllarımı hatırlatan bir şehir. İstanbul ise yaşamımın geri kalanında bana ve resimlerime ev sahipliği yapan, her köşesinde ayrı bir manzara bulunduran şehir.”

Sergi gecesinin en özel anı

“Tuval Üzerine İstanbul” sergisinin açılış gecesi, sanatçı için unutulmaz anlarla doluydu. Özellikle Üsküp’ten gelen dostlarının varlığı ve kültürel bağların İstanbul’da yeniden buluşması, Şentürk’ün hafızasında derin bir iz bıraktı.

“Tek Rumeli Televizyonunun benimle sergi hakkında yaptığı röportaj benim için kıymetliydi. Ayrıca Zeytinburnu Belediye Başkanımız Ömer Arısoy’un ve Üsküp’ten misafirlerimizin değerli katılımı iyi ki dedirtti.”.

İstanbul–Üsküp temalı karma sergi heyecanı

Üsküp'lü sanatçı Mesut Nebi’den sanatçıya yöneltilen İstanbul–Üsküp temalı karma sergi fikri, onun için yalnızca bir sanat projesi değil, aynı zamanda köklere dönüş anlamı taşıyor. Doğup büyüdüğü memleketinde yeniden sergi açma ihtimali, Şentürk’te gurur ve mutluluk uyandırıyor.

“Doğup büyüdüğü sonra göç etmek zorunda kaldığı memleketinde kim sergi açmak istemez ki. Tabii ki gurur ve mutluluk verici bir olay. Şartlar uygun olduğu takdirde neden olmasın.”

Doğduğu şehir mi, yaşadığı şehir mi?

Sanatçılar için mekânların belirleyiciliği sıkça tartışılan bir konu. Haşim Şentürk ise bu soruya dengeli bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Ona göre, hem doğduğu şehir hem de yaşadığı şehir sanatçının ruhunda iz bırakıyor. Önemli olan, bu parçaları nasıl gördüğümüz ve tuvale nasıl yansıttığımız.

“İnsan her iki yerde de kendinden parçalar bulur. Bizim nasıl baktığımız ve o parçaları tuvale nasıl yansıttığımız önemli olan.”

5000 Tabloya sığan tutku

Haşim Şentürk’ün üretkenliği, sanat dünyasında dikkat çeken bir nokta. Bugüne kadar 5000 tabloya imza atan sanatçı, bu sürekliliğin sırrını ise hayata bakışındaki tutarlılıkta buluyor. Sanata olan sevgisi, doğaya bağlılığı ve yaşam felsefesi, onun fırçasını her zaman canlı tutmuş.

“Sanata olan sevdam, tabiata olan bağlılığım, hayata bakış açım sayesinde yıllarca bu sürdü.”

Zanaatten sanata: Sayacılıktan tuvale

Haşim Şentürk’ün sanat yolculuğu, ayakkabı sayacılığından resim sanatına uzanan sıra dışı bir hikâyeyi barındırıyor. Titiz el işçiliği ve sabırla geçen yılların ardından, fırçasında bambaşka bir ifade biçimi doğmuş. Ancak sanatçı bu iki alanı net bir çizgiyle ayırıyor:

“Ayakkabı sayacılığı zanaat, resim ise sanattır.”

Resim: Terapi ve yaşam arzusu

80 yaşındaki sanatçı, enerjisini ve hayata bağlılığını resimle kurduğu derin bağda buluyor. Resim yapmayı bir terapi ve yaşam arzusu olarak tanımlayan Şentürk, bu gücün kaynağını tek bir cümleyle özetliyor:

“Resim sanatına olan sevdama borçluyum.”

Sanatsız bir hayatın boşluğu

Şentürk, sanatın hayatındaki yerini anlatırken Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlatıyor. Son 18 yıldır yaşamının tamamını resim sanatına adayan sanatçı, bu bağın kopması halinde hayatın anlamını yitireceğini söylüyor:

“Son 18 yıldır hayatımın tamamını sadece resim sanatı kapladığı için resim olmazsa tüm tutkum sevdam da bitmiş olurdu. Hayat daha manasız gelirdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuş Gibidir’.”

Haşim Şentürk’ün sanat yolculuğu, Üsküp’ten İstanbul’a uzanan bir köprü gibi… Ayakkabı sayacılığından tuvale, zanaattan sanata dönüşen bu hikâye, onun için yalnızca bir meslek değil, yaşamın özü. Bugün 81 yaşında hâlâ her gün atölyesinde saatlerce resim yapan Şentürk, sanatın bir milletin damarlarını besleyen en güçlü değer olduğunu hatırlatıyor.

Hüsamettin Gina

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.