Kuzey Makedonya'da kalp-damar hastalıkları geçen yıl 6.888 kişinin ölümüne neden oldu

Sağlık 292 kez okundu.
 

Kuzey Makedonya'da kalp-damar hastalıkları geçen yıl 6.888 kişinin ölümüne neden oldu

Risk yalnızca yaşla birlikte artmıyor. Yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve kolesterol, aşırı kilo, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve zararlı alkol kullanımı, üzerinde etkide bulunulabilecek başlıca faktörler arasında yer alıyor. Yaş ve aile öyküsü ise değiştirilemeyen faktörler olarak öne çıkıyor.
Geçen yıl kalp-damar hastalıkları nedeniyle 6.888 kişi hayatını kaybetti ve bu, toplam ölümlerin yüzde 34'ünü oluşturdu. Bu açıklama, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla Halk Sağlığı Enstitüsü Müdürü Mariya Andonovska tarafından yapıldı. Enstitü bu kapsamda vatandaşlara ücretsiz önleyici muayeneler düzenledi; tansiyon, kan şekeri, boy ve kilo ölçümleri ile sağlık çalışanlarından tavsiyeler sunuldu. Sağlık Bakanı Saşo Klekovski, önleme ve erken teşhisin özellikle büyük önem taşıdığını vurguladı; çünkü yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve bozulmuş kan yağları, kalp krizi veya felç meydana gelmeden önce sıklıkla tespit edilebiliyor. Klekovski, yüksek tansiyonun kalbe, böbreklere ve beyne zarar verebileceğini, kontrolsüz diyabetle birleştiğinde ise riski daha da artırdığını belirtti. Kalp hastalıkları yalnızca yaşlılık sorunu değil Kalp-damar hastalıkları, koroner kalp hastalığı, felç ve kalp yetmezliği gibi kalbi ve damarları etkileyen bir dizi durumu kapsıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre bu hastalıklar küresel düzeyde önde gelen ölüm nedeni ve yılda yaklaşık 19,8 milyon ölüme yol açıyor. Kalp-damar hastalıklarından kaynaklanan ölümlerin beşte dördünden fazlası kalp krizi ve felçle ilişkili. Risk yalnızca yaşla birlikte artmıyor. Yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve kolesterol, aşırı kilo, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve zararlı alkol kullanımı, üzerinde etkide bulunulabilecek başlıca faktörler arasında yer alıyor. Yaş ve aile öyküsü ise değiştirilemeyen faktörler olarak öne çıkıyor. Kalbi koruyan beslenme nasıl olmalı? Sağlıklı bir kalp için özel bir "kalp diyeti" gerekmiyor; bunun yerine ağırlıklı olarak az işlenmiş gıdaların tüketildiği uzun vadeli bir beslenme düzeni benimsenmesi gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, beslenmenin çeşitlilik, ölçülülük ve denge temelinde; daha fazla sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve kaliteli protein kaynaklarıyla şekillenmesini öneriyor. Pratikte bu, sofrada daha sık fasulye, mercimek, nohut, yulaf, esmer pirinç, yeşil salata, domates, biber, lahana, mevsim meyveleri, ceviz ve badem bulunması; yağ kaynağı olarak da daha sık zeytinyağı kullanılması anlamına geliyor. Balık düzenli olarak beslenmenin parçası olabilirken kırmızı ve işlenmiş et, sucuk-salam gibi şarküteri ürünleri, kızarmış yiyecekler ve yüksek düzeyde işlenmiş ürünler sınırlandırılmalı. Özellikle tuz konusuna dikkat edilmesi gerekiyor. DSÖ, yetişkinlerin günde 5 gramdan az tuz, yani 2 gramdan az sodyum almasını öneriyor. Tuzun önemli bir kısmı yalnızca tuzluktan değil; ekmek, peynir, şarküteri ürünleri, hazır yemekler, tuzlu atıştırmalıklar ve çeşitli soslardan da geliyor. Beslenmede doymuş yağlar, serbest şekerler ve yüksek düzeyde işlenmiş gıdalar da azaltılmalı. DSÖ, sebze, meyve, tam tahıl, baklagil ve kuruyemiş açısından zengin beslenmenin daha iyi kalp-damar korumasıyla ilişkili olduğunu vurguluyor. Hareket de en az beslenme kadar önemli DSÖ yetişkinler için haftada 150 ila 300 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite veya 75 ila 150 dakika yüksek yoğunluklu aktivite öneriyor. Ayrıca haftada en az iki gün kas güçlendirme egzersizleri yapılması tavsiye ediliyor. Tüm aktivitenin spor salonunda yapılması gerekmiyor. Hızlı yürüyüş, bisiklete binme, yüzme, dans etme, doğa yürüyüşü, bahçe işleri, ev işleri ve işe veya markete yürüyerek gitmek de fiziksel aktivite olarak kabul ediliyor. Şu anda aktif olmayan kişilerde bile hareketin kademeli olarak artırılması sağlık açısından fayda sağlıyor. Sigara ve tansiyonun etkisi büyük Sigarayı bırakmak, kalp-damar riskini azaltmada en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda tansiyonun düzenli ölçülmesi büyük önem taşıyor; çünkü hipertansiyon çoğu zaman belirgin belirti vermiyor ve zamanla kalbe, beyne ve böbreklere zarar verebiliyor. DSÖ, önlemede kilit önlemler arasında tütün kullanımının bırakılması, tuzun azaltılması, daha sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyi sayıyor. Bu nedenle kalp sağlığı yılda bir yapılan kontrolle sınırlı değil. Tansiyonun, kan şekerinin ve kolesterolün düzenli takibi, fiziksel aktivite, kaliteli beslenme ve reçete edilen tedavinin zamanında alınması uzun vadeli korumanın parçalarını oluşturuyor. Klekovski ayrıca çalışabilir nüfusun sistematik muayenelerinden elde edilen sonuçların izlenme biçiminde değişiklikler yapılacağını ve bu verilerin hastaların tıbbi dosyasına entegre edilebileceğini duyurdu. Eczanelerde tansiyon ve kan şekeri ölçümünün, düzenlenmiş koşullarda ve uygun eğitim almış sağlık çalışanları tarafından yapılması konusu da yeniden gündeme geldi.
Risk yalnızca yaşla birlikte artmıyor. Yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve kolesterol, aşırı kilo, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve zararlı alkol kullanımı, üzerinde etkide bulunulabilecek başlıca faktörler arasında yer alıyor. Yaş ve aile öyküsü ise değiştirilemeyen faktörler olarak öne çıkıyor.

Geçen yıl kalp-damar hastalıkları nedeniyle 6.888 kişi hayatını kaybetti ve bu, toplam ölümlerin yüzde 34'ünü oluşturdu. Bu açıklama, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla Halk Sağlığı Enstitüsü Müdürü Mariya Andonovska tarafından yapıldı. Enstitü bu kapsamda vatandaşlara ücretsiz önleyici muayeneler düzenledi; tansiyon, kan şekeri, boy ve kilo ölçümleri ile sağlık çalışanlarından tavsiyeler sunuldu.

Sağlık Bakanı Saşo Klekovski, önleme ve erken teşhisin özellikle büyük önem taşıdığını vurguladı; çünkü yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve bozulmuş kan yağları, kalp krizi veya felç meydana gelmeden önce sıklıkla tespit edilebiliyor. Klekovski, yüksek tansiyonun kalbe, böbreklere ve beyne zarar verebileceğini, kontrolsüz diyabetle birleştiğinde ise riski daha da artırdığını belirtti.

Kalp hastalıkları yalnızca yaşlılık sorunu değil

Kalp-damar hastalıkları, koroner kalp hastalığı, felç ve kalp yetmezliği gibi kalbi ve damarları etkileyen bir dizi durumu kapsıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre bu hastalıklar küresel düzeyde önde gelen ölüm nedeni ve yılda yaklaşık 19,8 milyon ölüme yol açıyor. Kalp-damar hastalıklarından kaynaklanan ölümlerin beşte dördünden fazlası kalp krizi ve felçle ilişkili.

Risk yalnızca yaşla birlikte artmıyor. Yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve kolesterol, aşırı kilo, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve zararlı alkol kullanımı, üzerinde etkide bulunulabilecek başlıca faktörler arasında yer alıyor. Yaş ve aile öyküsü ise değiştirilemeyen faktörler olarak öne çıkıyor.

Kalbi koruyan beslenme nasıl olmalı?

Sağlıklı bir kalp için özel bir " kalp diyeti" gerekmiyor; bunun yerine ağırlıklı olarak az işlenmiş gıdaların tüketildiği uzun vadeli bir beslenme düzeni benimsenmesi gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, beslenmenin çeşitlilik, ölçülülük ve denge temelinde; daha fazla sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve kaliteli protein kaynaklarıyla şekillenmesini öneriyor.

Pratikte bu, sofrada daha sık fasulye, mercimek, nohut, yulaf, esmer pirinç, yeşil salata, domates, biber, lahana, mevsim meyveleri, ceviz ve badem bulunması; yağ kaynağı olarak da daha sık zeytinyağı kullanılması anlamına geliyor. Balık düzenli olarak beslenmenin parçası olabilirken kırmızı ve işlenmiş et, sucuk-salam gibi şarküteri ürünleri, kızarmış yiyecekler ve yüksek düzeyde işlenmiş ürünler sınırlandırılmalı.

Özellikle tuz konusuna dikkat edilmesi gerekiyor. DSÖ, yetişkinlerin günde 5 gramdan az tuz, yani 2 gramdan az sodyum almasını öneriyor. Tuzun önemli bir kısmı yalnızca tuzluktan değil; ekmek, peynir, şarküteri ürünleri, hazır yemekler, tuzlu atıştırmalıklar ve çeşitli soslardan da geliyor.

Beslenmede doymuş yağlar, serbest şekerler ve yüksek düzeyde işlenmiş gıdalar da azaltılmalı. DSÖ, sebze, meyve, tam tahıl, baklagil ve kuruyemiş açısından zengin beslenmenin daha iyi kalp-damar korumasıyla ilişkili olduğunu vurguluyor.

Hareket de en az beslenme kadar önemli

DSÖ yetişkinler için haftada 150 ila 300 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite veya 75 ila 150 dakika yüksek yoğunluklu aktivite öneriyor. Ayrıca haftada en az iki gün kas güçlendirme egzersizleri yapılması tavsiye ediliyor.

Tüm aktivitenin spor salonunda yapılması gerekmiyor. Hızlı yürüyüş, bisiklete binme, yüzme, dans etme, doğa yürüyüşü, bahçe işleri, ev işleri ve işe veya markete yürüyerek gitmek de fiziksel aktivite olarak kabul ediliyor. Şu anda aktif olmayan kişilerde bile hareketin kademeli olarak artırılması sağlık açısından fayda sağlıyor.

Sigara ve tansiyonun etkisi büyük

Sigarayı bırakmak, kalp-damar riskini azaltmada en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda tansiyonun düzenli ölçülmesi büyük önem taşıyor; çünkü hipertansiyon çoğu zaman belirgin belirti vermiyor ve zamanla kalbe, beyne ve böbreklere zarar verebiliyor. DSÖ, önlemede kilit önlemler arasında tütün kullanımının bırakılması, tuzun azaltılması, daha sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyi sayıyor.

Bu nedenle kalp sağlığı yılda bir yapılan kontrolle sınırlı değil. Tansiyonun, kan şekerinin ve kolesterolün düzenli takibi, fiziksel aktivite, kaliteli beslenme ve reçete edilen tedavinin zamanında alınması uzun vadeli korumanın parçalarını oluşturuyor.

Klekovski ayrıca çalışabilir nüfusun sistematik muayenelerinden elde edilen sonuçların izlenme biçiminde değişiklikler yapılacağını ve bu verilerin hastaların tıbbi dosyasına entegre edilebileceğini duyurdu. Eczanelerde tansiyon ve kan şekeri ölçümünün, düzenlenmiş koşullarda ve uygun eğitim almış sağlık çalışanları tarafından yapılması konusu da yeniden gündeme geldi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.