Koltuk var, yetki yok! Bağımsızlığın 35. yılında Türkler sembolik bakanlıkla mı uyutuluyor?

Kuzey Makedonya 124 kez okundu.
 

Koltuk var, yetki yok! Bağımsızlığın 35. yılında Türkler sembolik bakanlıkla mı uyutuluyor?

Kuzey Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlık tarihinde Türk toplumundan yedi isim hükümetlerde yer aldı. Ancak 1992’deki Güner İsmail örneği hariç, bu isimlerin tamamı yetkisiz ve "portföysüz/devlet” bakanı olarak kaldı. Gazeteci, yazar Cemal Süleyman ile Türk toplumunun bitmeyen siyasi temsil krizini ve 'sembolik bakanlık' kıskacını konuştuk: “Biz bu vatanın kurucu unsuruyuz, daha güzel şeyleri hak ediyoruz.”
Kuzey Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlık döneminde Türk toplumunun siyasi temsili, görünürde var olan ancak nitelikte dar bir alana sıkışan temel bir çelişkiyi barındırıyor. Üç buçuk on yıllık süreçte Türk toplumundan yedi farklı isim hükümetlerde bakanlık görevinde bulundu. Ancak bu isimlerden yalnızca biri, Güner İsmail, doğrudan bir bakanlığın (Kültür Bakanlığı) başında yer aldı. Diğer altı Türk temsilci ise farklı hükümetlerde portföysüz/devlet (resorsuz) bakan olarak görev yaptı. Başka bir ifadeyle; Türk toplumundan temsilciler kabinede yer alsa da Kültür, Eğitim, Sağlık veya Ekonomi gibi bütçesi ve doğrudan yetkisi olan ana bakanlıkların yönetimi kendilerine verilmedi. Bu tablo, bağımsızlık tarihinin ardından kritik bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Türk toplumunda yeterli, eğitimli ve nitelikli kadrolar bulunmasına rağmen, neden 35 yılda yalnızca bir kez tam yetkili bir bakanlık verildi? 35 Yıllık Bakanlık Karnesi   Bakan Görev / Portföy Dönem / Notlar Güner İsmail Kültür Bakanı 1992-1994 (Tam yetkili tek bakan, SDSM) Adnan Kahil Portföysüz / Devlet Bakanı Akademisyen / Kimya Başmühendisi Hadi Nezir Portföysüz / Devlet Bakanı Gruevski Hükümeti Dönemi Furkan Çako Portföysüz / Devlet Bakanı 2014 Hükümet Dönemi Beycan İlyas Portföysüz / Devlet Bakanı Tıp Doktoru, Dış Politika ve Sağlık Komisyonu Deneyimi Elvin Hasan Dış Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı 2018-2020 Hükümet Dönemi, Dr. Eğtim bilimci Zülfikar Zeynula Devlet Bakanı 24 Temmuz 2026 Göreve Başlama   Mesele Kadro Eksikliği mi, Yetki Paylaşımı mı? Tabloyu yalnızca “yeterli kadro yoktu” gerekçesiyle açıklamak mümkün değil. Geçen 35 yılda Türk toplumu içerisinden tıp doktorları, akademisyenler, mühendisler, tarihçiler, yazarlar, şairler ve bürokratlar yetişti. Nitekim kabinede yer alan isimlerin biyografileri de niteliksel bir eksiklik olmadığını gösteriyor. Asıl soru; mevcut kadroların neden hükümetlerin karar alma mekanizmalarında doğrudan icracı yetkiye sahip konuma getirilmediği. Koalisyon hükümetleri, başbakanlar ve ortaklar değişse de Türk temsilcilere biçilen rolün niteliği değişmedi. Bu durum, sorunun kaynağını şu temel eksenlerde sorgulatıyor: • Seçim Matematiği: Seçimlerde elde edilen sandalye sayısının yetersizliği mi? • Pazarlık Stratejileri: Koalisyon görüşmelerindeki müzakere gücü ve izlenen stratejiler mi? • Büyük Partilerin Tercihi: Ana siyasi aktörlerin bakanlık dağılımındaki tutumu mu? • Siyasi Sistem Sınırları: Küçük etnik toplulukların hükümetlerdeki rolünü kısıtlayan genel sistem yapısı mı?   Cemal Süleyman: “Bunun Hiçbir Şekilde Özür Dileyecek Tarafı Olamaz” Yeniden Birlik'e özel açıklamalarda bulunan gazeteci ve yazar Cemal Süleyman, 35 yıllık süreçte Türk toplumuna verilen bakanlık görevlerinin niteliğini sert bir dille eleştirdi. Süleyman’a göre Türk toplumunun hükümette yalnızca bir “temsilci” bulundurması yeterli değil; Türklerin kendi sorunlarıyla doğrudan ilgilenebilecek alanlarda gerçek karar yetkisine sahip olması gerekiyor. Süleyman, “Makedonya hükümetleri, devamlı iktidardaki siyasi partiler Türklere ya bir devlet bakanı verdi, hiçbir zaman tam bir bakanlık verilmedi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Bunun sebepleri, kadromuz olmasına rağmen nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Valla bunun hiçbir şekilde özür dileyecek tarafı olamaz, olmamalı. Biz siyasi parti olarak, hem de 2-3 siyasi partimiz var. Yeteri kadar burada, işte ortalama 100 bin kadar nüfusumuz var. Ve bakanlıklar ayrılırken Türklere bir bakanlık verilmemesi ya da koltuksuz bakan, öyle söyleyeyim, bu gerçekten çok üzücü bir şey.” Özellikle “koltuksuz bakan” ifadesinin kendisinin sorgulanması gerektiğini savunan Süleyman, açıklamalarına şöyle devam etti: “Bu konudayken, koltuksuz bakan ne demek o koltuksuz bakan? Eğer verecekse, herhangi bir alanda bir bakan verilmesi lazım. Türkler bunu hak ediyor. Ve bunu ne ile özür diliyorlar? Efendim, bakan, koltuksuz bakan ama belirli bir branşta olacak. Ve sonradan ekliyorlar, Türkiye-Makedonya ilişkilerinden sorumlu. Ne demek bu? Türkiye-Makedonya ilişkilerinde bir Makedon da olabilir, bir Arnavut da olabilir. Sanıyorum çok daha isabetli olur. Türklerin sorunlarını çözecek, eğitim bakanı olabilir, kültür bakanı olabilir, ekonomi bakanı olabilir. Sanıyorum o zaman biz Makedonya’da yaşamayı daha tatmin edecek bir bakan oluruz. Ama maalesef bugüne kadar olmuyor.” “Bu Tatmin Edici Değil” 2026 yılında yeniden bir Türk temsilcinin hükümete alınmasını ve atamanın zamanlamasını değerlendiren Süleyman, tablonun değişmediğine dikkat çekti: “Ama maalesef bugüne kadar bunu herkes görüyor. Bunu anlatmaya gerek yok. Ve hükümet neredeyse iki yıl kuruldu. Ve oradan buradan yapılan baskı ya da oradan buradan görünen boşluğun ardından işte yeni bir aynı bakan, yani koltuksuz bakan diyeyim öyle, tayin ettiler. Sanıyorum bu tatmin edici değil.” “Makedonya’nın Sadık Vatandaşları Bunu Hak Ediyor mu?” Süleyman, “Peki, Makedonya’nın sadık vatandaşları bunu hak ediyor mu?” sorusunu ise Türk toplumunun tarihsel varlığına vurgu yaparak yanıtladı: “Asla. Asla ve asla. Çünkü daha güzel şeyleri hak ediyoruz. Biz çünkü bu vatanın kurucu unsuruyuz. Yani 35 yıl değil, çok daha gerili döneminde biz bu vatanın kurucu unsuruyuz.” 35 Yılın Ardından Değişmeyen Görüntü 35 yıllık bağımsızlık döneminin ortaya koyduğu rakamlar net: Yedi Türk bakan, yalnızca bir icracı bakanlık. Güner İsmail’in Kültür Bakanlığı döneminden sonra Türk toplumundan hükümetlerde görev alan isimlerin tamamı portföysüz/devlet bakanlığı statüsünde kaldı. Bu nedenle tartışma, Türk toplumunun hükümetlerde bulunup bulunmadığından çok, hükümetlerde ne ölçüde karar ve yetki sahibi olduğuna odaklanıyor. Ortada artık yalnızca geçici bir siyasi dönem değil, 35 yıllık bir örüntü bulunuyor. Ve bu örüntü şu soruyu gündemde tutuyor: Türk toplumunda eğitimli, deneyimli ve nitelikli kadrolar bulunmasına rağmen, 35 yıldır neden yalnızca bir Türk temsilci bir bakanlığın başına geçebildi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Türk siyasi partilerinin değil, Kuzey Makedonya’daki koalisyon siyasetinin ve iktidar paylaşım modelinin de sorgulanmasını gerektiriyor mu?  H.Gina  
Kuzey Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlık tarihinde Türk toplumundan yedi isim hükümetlerde yer aldı. Ancak 1992’deki Güner İsmail örneği hariç, bu isimlerin tamamı yetkisiz ve "portföysüz/devlet” bakanı olarak kaldı. Gazeteci, yazar Cemal Süleyman ile Türk toplumunun bitmeyen siyasi temsil krizini ve 'sembolik bakanlık' kıskacını konuştuk: “Biz bu vatanın kurucu unsuruyuz, daha güzel şeyleri hak ediyoruz.”

Kuzey Makedonya’nın 35 yıllık bağımsızlık döneminde Türk toplumunun siyasi temsili, görünürde var olan ancak nitelikte dar bir alana sıkışan temel bir çelişkiyi barındırıyor. Üç buçuk on yıllık süreçte Türk toplumundan yedi farklı isim hükümetlerde bakanlık görevinde bulundu. Ancak bu isimlerden yalnızca biri, Güner İsmail, doğrudan bir bakanlığın (Kültür Bakanlığı) başında yer aldı.

Diğer altı Türk temsilci ise farklı hükümetlerde portföysüz/devlet (resorsuz) bakan olarak görev yaptı. Başka bir ifadeyle; Türk toplumundan temsilciler kabinede yer alsa da Kültür, Eğitim, Sağlık veya Ekonomi gibi bütçesi ve doğrudan yetkisi olan ana bakanlıkların yönetimi kendilerine verilmedi.

Bu tablo, bağımsızlık tarihinin ardından kritik bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Türk toplumunda yeterli, eğitimli ve nitelikli kadrolar bulunmasına rağmen, neden 35 yılda yalnızca bir kez tam yetkili bir bakanlık verildi?

35 Yıllık Bakanlık Karnesi
 

Bakan

Görev / Portföy

Dönem / Notlar

Güner İsmail

Kültür Bakanı

1992-1994 (Tam yetkili tek bakan, SDSM)

Adnan Kahil

Portföysüz / Devlet Bakanı

Akademisyen / Kimya Başmühendisi

Hadi Nezir

Portföysüz / Devlet Bakanı

Gruevski Hükümeti Dönemi

Furkan Çako

Portföysüz / Devlet Bakanı

2014 Hükümet Dönemi

Beycan İlyas

Portföysüz / Devlet Bakanı

Tıp Doktoru, Dış Politika ve Sağlık Komisyonu Deneyimi

Elvin Hasan

Dış Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı

2018-2020 Hükümet Dönemi, Dr. Eğtim bilimci

Zülfikar Zeynula

Devlet Bakanı

24 Temmuz 2026 Göreve Başlama

 
Mesele Kadro Eksikliği mi, Yetki Paylaşımı mı?

Tabloyu yalnızca “yeterli kadro yoktu” gerekçesiyle açıklamak mümkün değil. Geçen 35 yılda Türk toplumu içerisinden tıp doktorları, akademisyenler, mühendisler, tarihçiler, yazarlar, şairler ve bürokratlar yetişti. Nitekim kabinede yer alan isimlerin biyografileri de niteliksel bir eksiklik olmadığını gösteriyor.

Asıl soru; mevcut kadroların neden hükümetlerin karar alma mekanizmalarında doğrudan icracı yetkiye sahip konuma getirilmediği.

Koalisyon hükümetleri, başbakanlar ve ortaklar değişse de Türk temsilcilere biçilen rolün niteliği değişmedi. Bu durum, sorunun kaynağını şu temel eksenlerde sorgulatıyor:

• Seçim Matematiği: Seçimlerde elde edilen sandalye sayısının yetersizliği mi?
• Pazarlık Stratejileri: Koalisyon görüşmelerindeki müzakere gücü ve izlenen stratejiler mi?
• Büyük Partilerin Tercihi: Ana siyasi aktörlerin bakanlık dağılımındaki tutumu mu?
• Siyasi Sistem Sınırları: Küçük etnik toplulukların hükümetlerdeki rolünü kısıtlayan genel sistem yapısı mı?
 
Cemal Süleyman: “Bunun Hiçbir Şekilde Özür Dileyecek Tarafı Olamaz”

Yeniden Birlik'e özel açıklamalarda bulunan gazeteci ve yazar Cemal Süleyman, 35 yıllık süreçte Türk toplumuna verilen bakanlık görevlerinin niteliğini sert bir dille eleştirdi. Süleyman’a göre Türk toplumunun hükümette yalnızca bir “temsilci” bulundurması yeterli değil; Türklerin kendi sorunlarıyla doğrudan ilgilenebilecek alanlarda gerçek karar yetkisine sahip olması gerekiyor.

Süleyman, “ Makedonya hükümetleri, devamlı iktidardaki siyasi partiler Türklere ya bir devlet bakanı verdi, hiçbir zaman tam bir bakanlık verilmedi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Bunun sebepleri, kadromuz olmasına rağmen nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Valla bunun hiçbir şekilde özür dileyecek tarafı olamaz, olmamalı. Biz siyasi parti olarak, hem de 2-3 siyasi partimiz var. Yeteri kadar burada, işte ortalama 100 bin kadar nüfusumuz var. Ve bakanlıklar ayrılırken Türklere bir bakanlık verilmemesi ya da koltuksuz bakan, öyle söyleyeyim, bu gerçekten çok üzücü bir şey.”

Özellikle “koltuksuz bakan” ifadesinin kendisinin sorgulanması gerektiğini savunan Süleyman, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Bu konudayken, koltuksuz bakan ne demek o koltuksuz bakan? Eğer verecekse, herhangi bir alanda bir bakan verilmesi lazım. Türkler bunu hak ediyor. Ve bunu ne ile özür diliyorlar? Efendim, bakan, koltuksuz bakan ama belirli bir branşta olacak. Ve sonradan ekliyorlar, Türkiye- Makedonya ilişkilerinden sorumlu. Ne demek bu? Türkiye- Makedonya ilişkilerinde bir Makedon da olabilir, bir Arnavut da olabilir. Sanıyorum çok daha isabetli olur. Türklerin sorunlarını çözecek, eğitim bakanı olabilir, kültür bakanı olabilir, ekonomi bakanı olabilir. Sanıyorum o zaman biz Makedonya’da yaşamayı daha tatmin edecek bir bakan oluruz. Ama maalesef bugüne kadar olmuyor.”

“Bu Tatmin Edici Değil”

2026 yılında yeniden bir Türk temsilcinin hükümete alınmasını ve atamanın zamanlamasını değerlendiren Süleyman, tablonun değişmediğine dikkat çekti:

“Ama maalesef bugüne kadar bunu herkes görüyor. Bunu anlatmaya gerek yok. Ve hükümet neredeyse iki yıl kuruldu. Ve oradan buradan yapılan baskı ya da oradan buradan görünen boşluğun ardından işte yeni bir aynı bakan, yani koltuksuz bakan diyeyim öyle, tayin ettiler. Sanıyorum bu tatmin edici değil.”

“Makedonya’nın Sadık Vatandaşları Bunu Hak Ediyor mu?”
Süleyman, “Peki, Makedonya’nın sadık vatandaşları bunu hak ediyor mu?” sorusunu ise Türk toplumunun tarihsel varlığına vurgu yaparak yanıtladı:

“Asla. Asla ve asla. Çünkü daha güzel şeyleri hak ediyoruz. Biz çünkü bu vatanın kurucu unsuruyuz. Yani 35 yıl değil, çok daha gerili döneminde biz bu vatanın kurucu unsuruyuz.”

35 Yılın Ardından Değişmeyen Görüntü
35 yıllık bağımsızlık döneminin ortaya koyduğu rakamlar net: Yedi Türk bakan, yalnızca bir icracı bakanlık. Güner İsmail’in Kültür Bakanlığı döneminden sonra Türk toplumundan hükümetlerde görev alan isimlerin tamamı portföysüz/devlet bakanlığı statüsünde kaldı.

Bu nedenle tartışma, Türk toplumunun hükümetlerde bulunup bulunmadığından çok, hükümetlerde ne ölçüde karar ve yetki sahibi olduğuna odaklanıyor. Ortada artık yalnızca geçici bir siyasi dönem değil, 35 yıllık bir örüntü bulunuyor.

Ve bu örüntü şu soruyu gündemde tutuyor: Türk toplumunda eğitimli, deneyimli ve nitelikli kadrolar bulunmasına rağmen, 35 yıldır neden yalnızca bir Türk temsilci bir bakanlığın başına geçebildi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Türk siyasi partilerinin değil, Kuzey Makedonya’daki koalisyon siyasetinin ve iktidar paylaşım modelinin de sorgulanmasını gerektiriyor mu? 

H.Gina

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.