Algoritmaların etkisi: Instagram ve TikTok ruh sağlığını zorluyor
Algoritmaların etkisi: Instagram ve TikTok ruh sağlığını zorluyor
Yeni araştırmalar, Instagram ve TikTok gibi algoritma odaklı platformların ruh sağlığı üzerinde daha olumsuz etkiler yarattığını ortaya koydu.
Yeni yayımlanan küresel araştırmalar, sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Özellikle Instagram ve TikTok gibi algoritma temelli platformların, kullanıcıların psikolojik iyilik hali üzerinde daha olumsuz etkiler yarattığı belirlendi.
Yıllık Küresel Mutluluk Barometresi ve Dünya Mutluluk Raporu verilerine göre, sonsuz kaydırma (infinite scroll) mekanizmasıyla çalışan bu platformlar, kullanıcıları pasif tüketime yönlendirirken, sosyal bağlantı odaklı Facebook ve WhatsApp gibi uygulamalara kıyasla daha düşük mutluluk seviyeleriyle ilişkilendiriliyor.
Araştırmalar, sosyal medyanın aşırı kullanımının özellikle gençler arasında mutsuzlukla bağlantılı olduğunu ortaya koyarken, bu etkinin İngilizce konuşulan ülkeler ve Batı Avrupa’da daha belirgin olduğu vurgulandı. Nitekim Birleşik Krallık’ta mutluluk seviyeleri, raporun ilk yayımlandığı 2012 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi.
Oxford Üniversitesi Refah Araştırma Merkezi tarafından yürütülen analizler, yalnızca kullanım süresinin değil, kullanılan platform türünün de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Latin Amerika’da 17 ülkede yapılan bir çalışmada, WhatsApp ve Facebook’un daha sık kullanımının yüksek yaşam memnuniyetiyle ilişkili olduğu tespit edilirken; X, Instagram ve TikTok gibi influencer ve algoritma odaklı platformların kullanımının daha düşük mutluluk ve artan ruh sağlığı sorunlarıyla bağlantılı olduğu saptandı.
Benzer şekilde Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yürütülen araştırmalar da, görsel ve pasif içerik ağırlıklı uygulamaların daha problemli sonuçlar doğurduğunu ortaya koydu.
Rapora katkı sunan ve Refah Araştırma Merkezi Direktörü olan Jan-Emmanuel De Neve, sosyal medyanın kullanım biçimine dikkat çekerek, platformların yeniden “sosyal” yönüne odaklanması gerektiğini belirtti. De Neve, “Bu platformların insanları birbirleriyle bağlantı kurmaya teşvik edecek şekilde kullanılması gerekiyor” dedi.
Araştırmada ayrıca, sosyal medya kullanımını tamamen bırakmak yerine sınırlı düzeyde tutmanın daha olumlu sonuçlar verdiği ifade edildi. Günde yaklaşık bir saatlik kullanımın daha yüksek yaşam memnuniyetiyle ilişkili olduğu belirtilirken, mevcut ortalamanın ise yaklaşık 2,5 saat olduğu kaydedildi.
Bulguların, Avustralya’nın 16 yaş altı için sosyal medya yasağı planları açısından da önemli olduğu değerlendiriliyor. Söz konusu düzenlemenin, Facebook, Instagram, TikTok ve X’i kapsadığı ancak WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarını hariç tuttuğu belirtildi.
Öte yandan rapor, ülkelerin mutluluk sıralamasına da yer verdi. 2026 yılında da İngilizce konuşulan hiçbir ülkenin ilk 10’a girememesi dikkat çekti.
Gallup ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı iş birliğiyle hazırlanan çalışma, sosyal medyanın yaygın olduğu ülkelerde bile gençlerin mutluluk düzeylerinin farklılık gösterdiğini ortaya koydu.
Uzmanlar, sosyal medyanın etkilerinin tek başına belirleyici olmadığını, ekonomik belirsizlik, iş güvencesi ve toplumsal baskı gibi faktörlerin de gençlerin refahı üzerinde önemli rol oynadığını vurguluyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.