Gıda güvenliğinde kritik soru: Meyve ve sebzeler nereden geliyor?

Kuzey Makedonya 489 kez okundu.
 

Gıda güvenliğinde kritik soru: Meyve ve sebzeler nereden geliyor?

Üsküp’te denetimlerde 5 tondan fazla meyve ve sebze imha edildi. Olay, gıda güvenliği ve AB standartlarına uyum tartışmasını gündeme taşıdı.
Kuzey Makedonya’da Üsküp’teki pazarlarda gerçekleştirilen denetimlerde 5 tondan fazla meyve ve sebze ele geçirilerek imha edildi. Ürünlerin kayıt dışı ve uygun olmayan koşullarda satılması, gıda güvenliği ve Avrupa Birliği standartlarına uyum konusunu yeniden gündeme taşıdı. Kuzey Makedonya Gıda ve Veterinerlik Ajansı (AHV), 19 Ekim’de Üsküp’teki Yeşil Pazar ve Gjorçe Petrov Pazarı’nda gerçekleştirilen denetimlerde 5 tondan fazla meyve ve sebzenin ele geçirilerek imha edildiğini bildirdi. Ajansın açıklamasına göre ürünler, organize pazar alanlarının dışında, kayıt dışı ve uygun olmayan koşullarda satışa sunuluyordu. Ürünlerin menşeinin belirlenememesi de denetimlerde tespit edilen sorunlar arasında yer aldı. Üsküp Belediyesi, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Piyasa Müfettişliği ile koordinasyon içinde yürütülen denetimlerin amacı, kayıt dışı ticaretin önlenmesi, tüketicilerin korunması ve kayıtlı işletmeler ile tarımsal üreticiler arasında adil rekabetin sağlanması olarak açıklandı. Avrupa Birliği gıdanın izlenebilirliğini zorunlu tutuyor Avrupa Birliği’nde gıda güvenliğinin temel unsurlarından biri, ürünlerin üretimden tüketiciye ulaşana kadar izlenebilir olması. AB’nin 178/2002 sayılı düzenlemesi uyarınca gıda işletmecileri, ürünleri kimden temin ettiklerini ve ticari olarak kime teslim ettiklerini belirleyebilecek bilgilere sahip olmak zorunda. Bu sistem, bir ürün grubunda sağlık riski tespit edilmesi durumunda kaynağın belirlenmesini, ürünlerin dağıtım zincirinin izlenmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlıyor. Bir ürünün menşeinin bilinmemesi, tek başına o ürünün sağlığa zararlı olduğunu göstermese de olası risklerin değerlendirilmesini ve gerektiğinde müdahale edilmesini zorlaştırıyor. Taze meyve ve sebzelerde kalite ve menşe kuralları AB’nin 2023/2429 sayılı düzenlemesi kapsamında, 1 Ocak 2025 itibarıyla taze meyve ve sebzelerin pazarlanmasına ilişkin kuralların uygulanmasına başlandı. Düzenleme, ürünlerin kalite standartlarını ve menşe bilgilerinin belirtilmesini kapsıyor. Domates, elma, biber, çilek, armut, şeftali, turunçgiller ve muz gibi ürünler için özel pazarlama standartları bulunuyor. Doğrudan üreticiden satış ve yerel pazarlar için bazı istisnalar öngörülse de bu istisnalar gıda güvenliğine ilişkin temel yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor. AB mevzuatı ayrıca 852/2004 sayılı düzenleme aracılığıyla gıdaların taşınması, depolanması ve satışında hijyen koşullarını belirliyor. Denetimlerin sürekliliği önem taşıyor AB’de 2017/625 sayılı düzenleme, gıda güvenliği alanındaki resmî denetimlerin çerçevesini belirliyor. Denetimlerin sıklığı, risk düzeyine ve işletmelerin geçmişteki uyum durumuna göre belirleniyor. Gerektiğinde belge incelemeleri, ürün numunesi alma ve laboratuvar analizleri de gerçekleştiriliyor. Bu yaklaşım, yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra ürünlerin toplanmasını değil, risklerin önceden belirlenmesini ve önlenmesini hedefliyor. Kuzey Makedonya’daki son denetimlerin ardından ise bazı sorular yanıt bekliyor. El konulan ürünlerin ne kadarının hijyen koşulları nedeniyle, ne kadarının diğer mevzuat ihlalleri nedeniyle imha edildiği; laboratuvar analizlerinin yapılıp yapılmadığı ve ürünlerin kaynağının belirlenip belirlenmediği konusunda daha ayrıntılı bilgilere ihtiyaç duyuluyor. Avrupa standartlarına uyum yalnızca yasalarla sınırlı değil AB üyeliğine aday ülke olan Kuzey Makedonya’nın gıda güvenliği mevzuatını Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirmesi kadar, bu kuralların sahada etkili biçimde uygulanmasını sağlaması da önem taşıyor. Bunun için izlenebilirlik sisteminin güçlendirilmesi, düzenli denetimlerin sürdürülmesi, risklerin önlenmesi ve tedarik zincirindeki tüm aktörlerin sorumluluklarının açık biçimde belirlenmesi gerekiyor. Küçük üreticilerin ve yerel pazarların faaliyet göstermesi Avrupa modeline aykırı değil. Ancak küçük ölçekli üretim, gıda güvenliğine ilişkin temel kurallardan muafiyet anlamına gelmiyor. Üsküp’te ele geçirilen 5 tondan fazla meyve ve sebze, bu nedenle yalnızca kayıt dışı ticaret sorununu değil, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin kaynağını ve güvenliğini belirleyebilecek etkin bir denetim sistemine duyulan ihtiyacı da gündeme getiriyor.
Üsküp’te denetimlerde 5 tondan fazla meyve ve sebze imha edildi. Olay, gıda güvenliği ve AB standartlarına uyum tartışmasını gündeme taşıdı.

Kuzey Makedonya’da Üsküp’teki pazarlarda gerçekleştirilen denetimlerde 5 tondan fazla meyve ve sebze ele geçirilerek imha edildi. Ürünlerin kayıt dışı ve uygun olmayan koşullarda satılması, gıda güvenliği ve Avrupa Birliği standartlarına uyum konusunu yeniden gündeme taşıdı.

Kuzey Makedonya Gıda ve Veterinerlik Ajansı (AHV), 19 Ekim’de Üsküp’teki Yeşil Pazar ve Gjorçe Petrov Pazarı’nda gerçekleştirilen denetimlerde 5 tondan fazla meyve ve sebzenin ele geçirilerek imha edildiğini bildirdi.

Ajansın açıklamasına göre ürünler, organize pazar alanlarının dışında, kayıt dışı ve uygun olmayan koşullarda satışa sunuluyordu. Ürünlerin menşeinin belirlenememesi de denetimlerde tespit edilen sorunlar arasında yer aldı.

Üsküp Belediyesi, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Piyasa Müfettişliği ile koordinasyon içinde yürütülen denetimlerin amacı, kayıt dışı ticaretin önlenmesi, tüketicilerin korunması ve kayıtlı işletmeler ile tarımsal üreticiler arasında adil rekabetin sağlanması olarak açıklandı.

Avrupa Birliği gıdanın izlenebilirliğini zorunlu tutuyor

Avrupa Birliği’nde gıda güvenliğinin temel unsurlarından biri, ürünlerin üretimden tüketiciye ulaşana kadar izlenebilir olması. AB’nin 178/2002 sayılı düzenlemesi uyarınca gıda işletmecileri, ürünleri kimden temin ettiklerini ve ticari olarak kime teslim ettiklerini belirleyebilecek bilgilere sahip olmak zorunda.

Bu sistem, bir ürün grubunda sağlık riski tespit edilmesi durumunda kaynağın belirlenmesini, ürünlerin dağıtım zincirinin izlenmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlıyor.

Bir ürünün menşeinin bilinmemesi, tek başına o ürünün sağlığa zararlı olduğunu göstermese de olası risklerin değerlendirilmesini ve gerektiğinde müdahale edilmesini zorlaştırıyor.

Taze meyve ve sebzelerde kalite ve menşe kuralları

AB’nin 2023/2429 sayılı düzenlemesi kapsamında, 1 Ocak 2025 itibarıyla taze meyve ve sebzelerin pazarlanmasına ilişkin kuralların uygulanmasına başlandı. Düzenleme, ürünlerin kalite standartlarını ve menşe bilgilerinin belirtilmesini kapsıyor.

Domates, elma, biber, çilek, armut, şeftali, turunçgiller ve muz gibi ürünler için özel pazarlama standartları bulunuyor. Doğrudan üreticiden satış ve yerel pazarlar için bazı istisnalar öngörülse de bu istisnalar gıda güvenliğine ilişkin temel yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor.

AB mevzuatı ayrıca 852/2004 sayılı düzenleme aracılığıyla gıdaların taşınması, depolanması ve satışında hijyen koşullarını belirliyor.

Denetimlerin sürekliliği önem taşıyor

AB’de 2017/625 sayılı düzenleme, gıda güvenliği alanındaki resmî denetimlerin çerçevesini belirliyor. Denetimlerin sıklığı, risk düzeyine ve işletmelerin geçmişteki uyum durumuna göre belirleniyor. Gerektiğinde belge incelemeleri, ürün numunesi alma ve laboratuvar analizleri de gerçekleştiriliyor.

Bu yaklaşım, yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra ürünlerin toplanmasını değil, risklerin önceden belirlenmesini ve önlenmesini hedefliyor.

Kuzey Makedonya’daki son denetimlerin ardından ise bazı sorular yanıt bekliyor. El konulan ürünlerin ne kadarının hijyen koşulları nedeniyle, ne kadarının diğer mevzuat ihlalleri nedeniyle imha edildiği; laboratuvar analizlerinin yapılıp yapılmadığı ve ürünlerin kaynağının belirlenip belirlenmediği konusunda daha ayrıntılı bilgilere ihtiyaç duyuluyor.

Avrupa standartlarına uyum yalnızca yasalarla sınırlı değil

AB üyeliğine aday ülke olan Kuzey Makedonya’nın gıda güvenliği mevzuatını Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirmesi kadar, bu kuralların sahada etkili biçimde uygulanmasını sağlaması da önem taşıyor.

Bunun için izlenebilirlik sisteminin güçlendirilmesi, düzenli denetimlerin sürdürülmesi, risklerin önlenmesi ve tedarik zincirindeki tüm aktörlerin sorumluluklarının açık biçimde belirlenmesi gerekiyor.

Küçük üreticilerin ve yerel pazarların faaliyet göstermesi Avrupa modeline aykırı değil. Ancak küçük ölçekli üretim, gıda güvenliğine ilişkin temel kurallardan muafiyet anlamına gelmiyor.

Üsküp’te ele geçirilen 5 tondan fazla meyve ve sebze, bu nedenle yalnızca kayıt dışı ticaret sorununu değil, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin kaynağını ve güvenliğini belirleyebilecek etkin bir denetim sistemine duyulan ihtiyacı da gündeme getiriyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.