Doçent Dr. Günter Mercan güncel analiz: Enerji şoku enflasyonu yeniden yükseltti
Doçent Dr. Günter Mercan güncel analiz: Enerji şoku enflasyonu yeniden yükseltti
Küresel enerji krizi enflasyonu yeniden gündeme getirdi: Enflasyon bir ayda yüzde 2,9’dan yüzde 4,9’a sıçradı. Doç. Dr. Günter Mercan, 2026 yılındaki stagflasyon ekonomideki yapısal zayıflıkları ve 2026 yılındaki stagflasyon tehlikesini değerlendiriyor.
Doçent Dr. Günter Mercan tarafından kaleme alınan bu analiz, Kuzey Makedonya ekonomisinin 2026 yılı mart ayı itibarıyla karşı karşıya kaldığı enflasyonist baskıları, küresel enerji şokunun yerel piyasalara etkilerini ve ekonomideki yapısal riskleri ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. Metin mevcut ekonomik veriler ışığında stagflasyon riskini ve çözüm önerilerini değerlendirmektedir.
Mart ayında enflasyon yüzde 4,9’a fırladı
Kuzey Makedonya’da şubat ayında yıllık yüzde 2,9 seviyesine kadar gerileyerek hanehalkı ve politika yapıcılar nezdinde bir miktar iyimserlik yaratan enflasyon oranı, mart ayında ani bir sıçramayla yüzde 4,9 seviyesine tırmandı. Bu, yalnızca istatistiksel bir dalgalanma değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarındaki “petrol şoku” ile yerel gıda ve gayrimenkul piyasalarındaki kronik sorunların kesiştiği bir kırılma noktasını temsil etmektedir. 2025 yılında kaydedilen yüzde 3,5’lik büyüme oranının ardından, IMF tarafından 2026 yılı için öngörülen yüzde 3,1’lik büyüme projeksiyonu, artan enflasyonist baskılarla birleştiğinde stagflasyon riskini de ortaya çıkarmaktadır.
TÜFE aylık yüzde 0,7 arttı; gıda, enerji ve ulaştırma lokomotif oldu
Mart 2026 dönemi verileri incelendiğinde, tüketici fiyatlarındaki artışın hızı ve kapsamı, ekonominin dışsal şoklara karşı ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Aylık bazda yüzde 0,7’lik bir artış kaydeden tüketici fiyat endeksi (TÜFE), yıllık bazda yüzde 4,9’luk bir oranla son bir yılın en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Bu yükselişin lokomotifi hanehalkı bütçesinin en büyük kalemlerini oluşturan gıda, enerji ve ulaştırma sektörleri oldu.
Gıdada yüzde 7,5’lik artış; maliyet itişli enflasyon dalgası
Sektörel bazda bakıldığında, gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık yüzde 7,5’lik artış enflasyonun toplumsal hissedilebilirliğini en üst düzeye çıkardı. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların petrol fiyatlarını yukarı çekmesi, ulaştırma grubunda aylık yüzde 3,4’lük bir artışa neden olarak tüm mal ve hizmetlerin lojistik maliyetlerini doğrudan etkileyip fiyatların yukarı yönlü revize edilmesine yol açan bir maliyet itişli enflasyon dalgası yarattı. Çekirdek enflasyon rakamları da bu genel yükselişten muaf kalmadı. Enerji ve gıda gibi volatil kalemlerin dışarıda bırakıldığı çekirdek enflasyon mart ayında yüzde 4,34 olarak gerçekleşti. Bu oran, 2006-2026 dönemindeki tarihsel ortalama olan yüzde 2,9’un oldukça üzerindedir ve enflasyonist baskıların artık ekonominin geneline yayıldığını, beklentilerin bozulmaya başladığını göstermektedir.
Petrol şoku: Hürmüz Boğazı krizi Brent’i 100 doların üzerine çıkardı
Orta Doğu’daki savaşın tırmanması, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kısmen bloke edilmesi, küresel petrol arzının yüzde 7 ila yüzde 10’luk bir kısmının piyasadan çekilmesine neden oldu. Bu gelişme Brent petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasına yol açarak Kuzey Makedonya gibi enerji ithalatına bağımlı küçük ekonomilerde şok etkisi yarattı. Dizel ve benzin fiyatlarındaki artışlar, ulaştırma maliyetlerini artırarak tedarik zinciri boyunca tüm ürünlerin raf fiyatlarına yansıdı. Üretici fiyat endeksinde (ÜFE) enerji kaleminin şubat ayında yüzde 10,4 artmış olması, aslında mart ayındaki TÜFE yükselişinin öncü bir göstergesi niteliğindedir. Kuzey Makedonya için bu durum, yalnızca doğrudan yakıt maliyetlerinin artması değil, aynı zamanda kimyasal gübre sevkiyatının aksaması nedeniyle tarımsal verimliliğin düşmesi ve gıda fiyatlarının ikinci bir dalga şeklinde yükselmesi anlamına gelmektedir.
Gıda fiyatlarındaki artış satın alma gücünü eritiyor
Kuzey Makedonya’da enflasyonun sosyal boyutu gıda fiyatlarındaki artışla doğrudan ilişkilidir. Mart ayında gıda ve alkolsüz içeceklerin yıllık yüzde 7,5 oranında pahalılaşması, hanehalkı harcamalarının yaklaşık üçte birinden fazlasını gıdaya ayıran Kuzey Makedonya vatandaşları için satın alma gücünün dramatik bir şekilde erimesi anlamına gelir. Aslında, temel gıda sepetinde yer alan çok sayıda ürünün petrol şoku tam olarak piyasaya yansımadan önce de fiyat artışı eğilimine girdiği gözlemlendi; bu da durumun daha ciddi olabileceğini göstermektedir.
Ekmek fiyatlarına yüzde 10 zam; gübre maliyetleri tarımı tehdit ediyor
Özellikle ekmek ve fırın ürünleri grubunda yaşanan fiyat düzenlemeleri de dikkat çekicidir. Bazı şehirlerde 450 gramlık beyaz ekmeğin fiyatı mart ayı sonu itibarıyla 3 ila 5 MKD arasında (yaklaşık yüzde 10) artış gösterdi. Sektör temsilcileri, bu artışın yalnızca akaryakıtla sınırlı olmadığını; un, yumurta ve yağ gibi diğer girdilerin de eşzamanlı olarak pahalılaştığını belirtmektedir. Enerji krizinin kimyasal gübre fiyatlarını ocak ayından bu yana yüzde 30-40 oranında artırmış olması, önümüzdeki hasat dönemlerinde yerel tarım ürünlerinin fiyatlarının daha da yükseleceğinin bir göstergesidir.
Gayrimenkulde aşırı ısınma: Üsküp’te metrekare 3.000 Euro’yu aştı
Buna ek olarak, Kuzey Makedonya ekonomisinde Mart 2026 itibarıyla en fazla tartışılan konuların başında gayrimenkul piyasası da geliyor. Tüketici fiyatlarındaki yüzde 4,9’luk artışa rağmen konut fiyatları, özellikle başkent Üsküp’te, bu oranın çok üzerinde bir hızla yükselmeye devam ediyor.
2026 yılının ilk çeyreğine dair veriler, daire fiyatlarının yıllık bazda yüzde 16,7 oranında arttığını ortaya koymaktadır. Bazı şehir ve merkezi bölgelerde yıllık artış oranının daha yüksek seviyelere ulaştığı bilinmektedir. Üsküp’ün Centar Belediyesi’nde metrekare fiyatları 3.000 Euro sınırını aşmıştır. 2025 yılının son çeyreğinde ülke genelindeki konut fiyat endeksinin yüzde 25 oranında artmış olması, 2026 başındaki bu ivmenin tesadüfi olmadığını; aksine, yapısal bir eğilime dönüştüğünü göstermektedir.
Artan maliyetler, güvenli liman arayışı ve kayıt dışı ekonomi
Gayrimenkul piyasasındaki bu aşırı ısınmanın birçok nedeni var. Enerji ve hammadde fiyatlarındaki artış, inşaat şirketlerinin maliyet tabanını yükseltti. Kuzey Makedonya’da sermaye piyasalarının yeterince gelişmemiş olması, hanehalkının birikimlerini enflasyondan korumak için gayrimenkulü güvenli bir liman olarak görmesine neden oluyor. Ayrıca, kayıt dışı ekonominin de yüksek oranda olması ve bu fonların önemli bir kısmının gayrimenkul sektörü üzerinden yasallaştırılması, fiyat artışında önemli bir rol oynamaktadır. Geçmiş dönemlerdeki düşük faizli konut kredilerinin yarattığı talep dalgası, arzın sınırlı olduğu bir ortamda fiyatları yukarı itmektedir.
İşgücü piyasasında gerilim: Sendikalardan 600 Euro asgari ücret talebi
Enflasyonun yüzde 4,9’a yükselmesi Kuzey Makedonya işgücü piyasasında da oluşan gerilimin daha da alevlenmesini sağladı. Bundan önce de satın alma güçleri eriyen çalışanlar, sendikalar aracılığıyla ücret artışı taleplerini dile getiriyorlardı. Kuzey Makedonya Sendikalar Federasyonu (SSM), asgari ücretin 600 Euro’ya çıkarılması ve diğer tüm maaşların da buna paralel olarak en az 6.000 denar artırılması talebinde bulunmuştu. SSM’nin Mart 2026 hesaplamalarına göre, dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayan sendikal minimum sepetin değeri 67.818 denar. Asgari ücret mart ayında yapılacak yasal düzenlemeyle yaşam maliyeti ve ortalama ücret artışına endeksli olarak yaklaşık 430 Euro seviyesine ulaşsa bile, bir hanehalkında iki kişinin asgari ücretle çalışması bile temel sepeti karşılamaya yetmemektedir. Fakat asgari ücretin 600 Euro’ya ve diğer tüm maaşların en az 6.000 denar artırılması isteği, ücret-fiyat sarmalı riskini de beraberinde getirmektedir. Olası ücret artışları maliyetleri artırarak yeniden enflasyona yol açabilir.
Hükümetten akaryakıtta KDV ve ÖTV indirimi; IMF uyarısı
Hükümet, mart ayındaki enflasyon şokuna karşı maliye politikası kapsamında bir dizi önlem aldı. Akaryakıtta KDV oranını yüzde 18’den yüzde 10’a indirip, dizelde litre başına 4 MKD ÖTV ve benzinde litre başına 2 MKD ÖTV indirimine gidildi. Bu önlemlerin amacı, akaryakıt fiyatlarının litre başına 100 MKD seviyesini aşmasını önlemek olmuştur. Fakat bu mali müdahalelerin bir bedeli vardır. IMF, Kuzey Makedonya hükümetine bu tür genel vergi indirimlerinin verimsiz olduğunu ve bütçe gelirlerinde ciddi kayıplara yol açtığını belirterek, desteğin yalnızca kırılgan hanehalklarına yönelik hedefli transferler şeklinde verilmesi gerektiğini vurguladı. Onlara göre 2026 yılındaki vergi indirimleri bütçe açığını GSYİH’nin yüzde 4,2’sine kadar çıkarma riskini barındırmaktadır.
Stagflasyon tehdidi: Büyüme yavaşlıyor, enflasyon yükseliyor
Kuzey Makedonya ekonomisi için 2026 yılı “yavaşlayan büyüme ve yükselen enflasyon” (stagflasyon) tehdidi altında geçecek bir yıl olmaya aday. IMF, 2025’teki yüzde 3,5’lik büyümenin ardından 2026’da büyümenin yüzde 3,1’e gerileyeceğini tahmin ediyor. Dünya Bankası’nın Batı Balkanlar için büyüme tahminini yüzde 2,9’a düşürmesi, dış talebin (özellikle Almanya’nın enerji krizi nedeniyle durgunluğa girmesi) zayıflayacağına dair güçlü bir sinyaldir.
Ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın temel nedenleri olarak yüksek gıda ve enerji fiyatlarından kaynaklanan satın alma gücü kaybını, jeopolitik riskleri ve artan girdi maliyetlerinden kaynaklanan yatırım belirsizliğini; ayrıca enerji ithalat faturasındaki artış ve cari açığın gerilemesi nedeniyle bozulacak dış ticaret dengesini sayabiliriz.
Üç temel politika direği: Enerji güvenliği, hedefli yardım ve makro ihtiyat
Mart 2026 verileri, Kuzey Makedonya için bir uyarı niteliğindedir. Enflasyonun yüzde 4,9’a fırlaması, ekonominin yapısal zayıflıklarını (enerji bağımlılığı, düşük verimlilik, kayıt dışı ekonomi) bir kez daha ortaya koydu. Bu süreçte ekonomi yönetiminin şu üç temel direk üzerinde hareket etmesi elzem görünmektedir:
• Birincisi, enerji güvenliği ve çeşitlendirilmesi artık bir tercih değil, makroekonomik bir zorunluluktur. Hidroelektrik ve güneş enerjisi yatırımlarının hızlandırılması, ülkeyi enerji krizlerinden kurtaracak tek uzun vadeli çözümdür.
• İkincisi, mali konsolidasyon hedeflerine hizmet etmek ve bütçe açığını kontrol altında tutmak için hükümetin, genel vergi indirimlerinden kaçınarak kaynaklarını “hedefli sosyal yardımlara” yönlendirmesi gerekmektedir.
• Üçüncüsü, gayrimenkul piyasasındaki aşırı ısınmanın finansal istikrara zarar vermemesi için makro ihtiyat önlemleri (konut kredisi standartlarının sıkılaştırılması, vergi denetimleri) devreye alınmalıdır. Üsküp’teki fiyat balonunun sönmesi, toplumsal konuta erişilebilirliği artıracağı gibi, sermayenin daha üretken sektörlere kaymasını da teşvik edecektir.
Sonuç: Kriz aynı zamanda yapısal dönüşüm için bir fırsat
Kuzey Makedonya’nın Mart 2026 enflasyon artışı, sadece fiyatları düşürme mücadelesi değil, aynı zamanda ekonomiyi daha dayanıklı ve rekabetçi bir yapıya kavuşturma fırsatı olarak da değerlendirilebilir. Küresel enerji krizinin ortasında, doğru politika miksiyle bu dönemi en az zararla atlatmak, 2027 ve sonrası için ekonomik istikrarın anahtarı olacaktır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.