Miçotakis: Coğrafya kaderimizdir

Balkanlar 1183+ kez okundu.
 

Miçotakis: Coğrafya kaderimizdir

Başbakan Kiriakos Miçotakis, Delphi Ekonomi Forumu kapsamında Robert D. Kaplan ile yaptığı söyleşide Türkiye ile ilişkilere de değindi.
Moderatörlük görevini yapan Robert D. Kaplan Başbakan Miçotakis’e, “Yunanistan’ın doğusunda yalnızca Ukrayna ve eski Sovyetler Birliği değil, aynı zamanda Türkiye de bulunmaktadır. Ve Sayın Erdoğan 23 yıldır iktidarda. Yaşlanıyor, kimse bilemez ama birkaç yıl daha iktidarda kalabilir. Yunanistan, Türkiye ile ilişkilerini geleceğe dönük olarak nasıl yönetiyor? Yani demek istediğim Türkiye, Suriye’deki rejimin devrilmesiyle daha yeni güçlenmiş, büyük su rezervlerine sahip, coğrafi olarak da imrenilecek bir konumda.” Sorusunu şu şekilde cevapladı: “Coğrafyamız gereği yan yana yaşamak kaderimizdir. Ve tabii ki hedefimiz yan yana barış içinde yaşayabilmek, var olan farklılıklarımızı çözebilmektir. Türkiye ile temel bir farkımız var. Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda jeopolitik, hukuki bir farkımız var. Dürüst olmalıyız: Bu sorunu 40 yıldan fazla bir süredir çözemedik ve yakın gelecekte de çözebileceğimizi beklemiyorum. Ancak bu, Türkiye ile görüşmeyeceğimiz, iletişim kanallarımızın açık olmayacağı, özellikle iki halk arasındaki insani ilişkileri güçlendirecek ortak çıkarlara dayanan diğer projelerde işbirliği yapamayacağımız anlamına gelmiyor. Bana müsaade ederseniz size sadece pratik bir örnek vereyim: Doğu Ege’deki 12 ada için Avrupa Birliği ile hızlı vize rejimi müzakere etmeyi başardık; bu, örneğin Türk ziyaretçilerin Hios (Sakız) veya Samos’a (Sisam) gelip, orada vize alıp bir hafta kalabilecekleri anlamına geliyor. Bu gerçekten işe yaradı ve sadece yerel ekonomiler için finansal bir enjeksiyon değil, aynı zamanda kişiler arası ilişkiler açısından da önemli. Aynı zamanda saf da değiliz. Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı her zaman inandırıcı bir caydırıcılık sergilemesi gerekiyor. Ve bu, silahlı kuvvetlerimizi güçlendirmemizin ve bu şekilde Avrupa güvenliği ve stratejik özerkliği konusundaki daha geniş tartışmalara katkıda bulunmamızı sağlamamızın nedenlerinden biridir. Yani, her zaman karmaşık bir ilişkiydi. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüm, sayısını unuttum, yedi sekiz kez görüştüm ve bu görüşmelerin, somut bir sonuç elde edilmese bile en azından birbirimizi anlamamız, farklılıklarımızın farkında olmamız, sürprizlerle karşılaşmamamız, iletişim kanallarımızı açık tutmamız açısından önemli olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla Türkiye ile ilişkilerimizi yönetirken iyimser bir realist olduğumu söyleyebilirim. Dış politikamızın sadece Türkiye ile olan ilişkilerimiz tarafından belirlendiğini düşünmüyoruz. Körfez ülkelerinin tamamıyla çok güçlü ilişkilerimiz var. İsrail ile stratejik ortaklığımız var. Mısır’la çok güçlü ilişkilerimiz var. Coğrafi konumumuz itibarıyla IMEEC ekonomik koridorunda kritik bir “oyuncu” olabileceğimize inanıyoruz. Doğu Akdeniz’deki enerji yataklarını değerlendirmeyi hedefliyoruz. Exxon ve Chevron şu anda Girit’in güneyinde doğal gaz arıyorlar. Ortadoğu’nun karmaşık jeopolitik ortamında güvenilir muhatap olduğumuza inanıyoruz. Herkesle sohbet edebiliyoruz. Gerilimin azaltılmasına her zaman katkıda bulunmaya çalışabiliriz, yapıcı olmaya da çalışabiliriz, çünkü sonuçta Doğu Akdeniz’in barışçıl, güvenli ve müreffeh olmasını sağlamak bizim çıkarımızadır.”
Başbakan Kiriakos Miçotakis, Delphi Ekonomi Forumu kapsamında Robert D. Kaplan ile yaptığı söyleşide Türkiye ile ilişkilere de değindi.
Moderatörlük görevini yapan Robert D. Kaplan Başbakan Miçotakis’e, “Yunanistan’ın doğusunda yalnızca Ukrayna ve eski Sovyetler Birliği değil, aynı zamanda Türkiye de bulunmaktadır. Ve Sayın Erdoğan 23 yıldır iktidarda. Yaşlanıyor, kimse bilemez ama birkaç yıl daha iktidarda kalabilir. Yunanistan, Türkiye ile ilişkilerini geleceğe dönük olarak nasıl yönetiyor? Yani demek istediğim Türkiye, Suriye’deki rejimin devrilmesiyle daha yeni güçlenmiş, büyük su rezervlerine sahip, coğrafi olarak da imrenilecek bir konumda.” Sorusunu şu şekilde cevapladı:
“Coğrafyamız gereği yan yana yaşamak kaderimizdir. Ve tabii ki hedefimiz yan yana barış içinde yaşayabilmek, var olan farklılıklarımızı çözebilmektir. Türkiye ile temel bir farkımız var. Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda jeopolitik, hukuki bir farkımız var. Dürüst olmalıyız: Bu sorunu 40 yıldan fazla bir süredir çözemedik ve yakın gelecekte de çözebileceğimizi beklemiyorum.
Ancak bu, Türkiye ile görüşmeyeceğimiz, iletişim kanallarımızın açık olmayacağı, özellikle iki halk arasındaki insani ilişkileri güçlendirecek ortak çıkarlara dayanan diğer projelerde işbirliği yapamayacağımız anlamına gelmiyor.
Bana müsaade ederseniz size sadece pratik bir örnek vereyim: Doğu Ege’deki 12 ada için Avrupa Birliği ile hızlı vize rejimi müzakere etmeyi başardık; bu, örneğin Türk ziyaretçilerin Hios (Sakız) veya Samos’a (Sisam) gelip, orada vize alıp bir hafta kalabilecekleri anlamına geliyor. Bu gerçekten işe yaradı ve sadece yerel ekonomiler için finansal bir enjeksiyon değil, aynı zamanda kişiler arası ilişkiler açısından da önemli.
Aynı zamanda saf da değiliz. Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı her zaman inandırıcı bir caydırıcılık sergilemesi gerekiyor. Ve bu, silahlı kuvvetlerimizi güçlendirmemizin ve bu şekilde Avrupa güvenliği ve stratejik özerkliği konusundaki daha geniş tartışmalara katkıda bulunmamızı sağlamamızın nedenlerinden biridir.
Yani, her zaman karmaşık bir ilişkiydi. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüm, sayısını unuttum, yedi sekiz kez görüştüm ve bu görüşmelerin, somut bir sonuç elde edilmese bile en azından birbirimizi anlamamız, farklılıklarımızın farkında olmamız, sürprizlerle karşılaşmamamız, iletişim kanallarımızı açık tutmamız açısından önemli olduğuna inanıyorum.
Dolayısıyla Türkiye ile ilişkilerimizi yönetirken iyimser bir realist olduğumu söyleyebilirim.
Dış politikamızın sadece Türkiye ile olan ilişkilerimiz tarafından belirlendiğini düşünmüyoruz. Körfez ülkelerinin tamamıyla çok güçlü ilişkilerimiz var. İsrail ile stratejik ortaklığımız var. Mısır’la çok güçlü ilişkilerimiz var. Coğrafi konumumuz itibarıyla IMEEC ekonomik koridorunda kritik bir “oyuncu” olabileceğimize inanıyoruz. Doğu Akdeniz’deki enerji yataklarını değerlendirmeyi hedefliyoruz. Exxon ve Chevron şu anda Girit’in güneyinde doğal gaz arıyorlar.
Ortadoğu’nun karmaşık jeopolitik ortamında güvenilir muhatap olduğumuza inanıyoruz. Herkesle sohbet edebiliyoruz. Gerilimin azaltılmasına her zaman katkıda bulunmaya çalışabiliriz, yapıcı olmaya da çalışabiliriz, çünkü sonuçta Doğu Akdeniz’in barışçıl, güvenli ve müreffeh olmasını sağlamak bizim çıkarımızadır.”
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.