Makedonya'dan ABD'ye 'beyin ihracı' nasıl bir gizeme dönüştü?
Makedonya'dan ABD'ye 'beyin ihracı' nasıl bir gizeme dönüştü?
Konu yalnızca araştırmanın bilimsel değeri değil, aynı zamanda kurumların vatandaşlarla ne kadar şeffaf bir iletişim kurduğu ve faaliyetler sürerken tüm yönlerin açıkça tanımlanıp belgelenip belgelenmediği sorusudur.
Makedonya'dan ABD'ye beyin örneklerinin gönderilmesi konusu yeniden gündeme gelirken, tartışma odağı projenin kendisinden ziyade, kapsamı, süresi ve kurumsal denetimine dair açıklamalardaki tutarsızlıklara kaydı. Tüm taraflar yasal ve etik bir bilimsel iş birliğinden söz edildiğini savunsa da, kamuoyuna yansıyan sayılar ve ifadeler ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Eski Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Profesör Aleksey Duma, "Deutsche Welle"ye verdiği demeçte, Makedonya'dan yılda yaklaşık 10-15 beynin, çoğunlukla intihar nedeniyle ölen kişilerden alındığını ve bu sayının mütevazı ve sıkı kontrollü olduğunu iddia etti. Açıklamalarına göre, her örnek aile onayı, etik kurul izni ve eksiksiz belgelerle gönderilmiş, herhangi bir kötüye kullanım veya kâr imkânı bulunmuyordu.
Öte yandan, on yılı aşkın süre önce yayımlanan ve bizzat Duma, Profesör Gorazd Rosokliya ve ABD'li Columbia Üniversitesi'nden meslektaşlarınca imzalanan bilimsel makalelerde, iş birliği kapsamında yılda 25 ila 75 beyin örneği toplandığı belirtiliyor. Söz konusu metinlerde, bunun yalnızca Makedonya'ya değil, uluslararası projenin toplam koleksiyonuna ait olduğu açıklansa da, bu ifade sonraki kamuoyu açıklamalarındaki çok daha küçük ölçekli Makedon katkı iddialarıyla açık bir çelişki içinde.
Tam da bu sayısal uçurum, kamudaki ikilemin merkezinde yer alıyor. Günümüz açıklamaları miktarı minimize eder ve katı sınırlı bir kapsamda ısrar ederken, yazılı bilimsel kaynaklar, özellikle de iş birliğinin kendi aktörlerine göre 1996'da başlayıp yıllarca sürdüğü düşünüldüğünde, çok daha geniş ve yoğun bir faaliyet izlenimi bırakıyor. Kurumlardan kamuya açık resmi veriler olmaması nedeniyle, makalelerdeki sayıların projenin farklı evrelerine mi yoksa yeterince net açıklanmayan daha geniş bir coğrafi kapsama mı ait olduğu belirsizliğini koruyor.
Ek bir kafa karışıklığı, yazarların makalelerde Makedonya'daki idari koşullardan bahsediş biçiminden kaynaklanıyor. Metinlerde doku ihracının karmaşık bir süreç olduğu belirtilirken, aynı zamanda mevzuatta kolaylaştırmalar olduğundan da söz ediliyor. Bu ifadeler, günümüzde konunun hassasiyeti bağlamında, denetimin maksimum ve aşılmaz olduğuna dair güvencelerle çelişiyor gibi görünüyor. Aynı zamanda, başlangıçta yerleşik protokollerin ve etik uygulamaların eksik olduğu, bunların daha sonra projeyle paralel olarak inşa edilmek zorunda kalındığı da kabul ediliyor.
Bu projeden, uluslararası tartışmalı bir bağlamda gündeme gelmesiyle haberdar olan kamuoyu için, anlatılardaki bu farklılıklar kilit önem taşıyor. Konu yalnızca araştırmanın bilimsel değeri değil, aynı zamanda kurumların vatandaşlarla ne kadar şeffaf bir iletişim kurduğu ve faaliyetler sürerken tüm yönlerin açıkça tanımlanıp belgelenip belgelenmediği sorusudur.
Şimdilik, Makedonya'daki resmi kurumlar, kaç örneğin, hangi yıllarda, hangi koşullarda ülkeden çıkarıldığına dair detaylı bir kronoloji, kesin sayılar ve net bir çerçeve sunmadı. Böyle bir bilgi boşluğunda, birbiriyle çelişen açıklamalar ve farklı yorumlar kaçınılmaz olarak şüphe ve güvensizlik yaratıyor. Net ve doğrulanabilir yanıtlar olmadan, Makedon beyinlerinin hikâyesi, bilimsel açıklama ile kamuoyundaki şüphe arasında sıkışmış durumda ve hangi anlatının tüm gerçeğe daha yakın olduğu sorusu açık kalmaya devam ediyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.