Coşkun Sabah'tan Üsküp'e vefa sözü: 'Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak'

Kültür 352 kez okundu.
 

Coşkun Sabah'tan Üsküp'e vefa sözü: 'Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak'

Usta besteci Coşkun Sabah, Üsküp'teki unutulmaz konserinin ardından soydaşlarına seslendi: 'Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak.' 'İstanbul Sokakları'nın ardından şimdi de 'Üsküp Sokakları' sinyali veren sanatçı, yeni teklisi ve dijital platform eleştirileriyle de dikkat çekiyor.
19 Mayıs coşkusunu Kuzey Makedonya’ya taşıyan Türk müziğinin efsane ismi Coşkun Sabah ile Üsküp Türk Çarşısı’nın buram buram tarih ve samimiyet kokan atmosferinde bir araya geldik. Sahnelerin dev sanatçısı, çarşı esnafıyla ve kendisini adım başı durduran hayranlarıyla kucaklaşırken; alçak gönüllülüğü, güler yüzü ve halktan biri olarak sergilediği o içten tavırlarıyla Üsküplülerin kalbini fethetti. Üsküp’e dair beslediği derin sevgiyi, gastronomi hayranlığını ve müzik sektörünün geleceğine dair çok konuşulacak çarpıcı tespitlerini gazetemize anlatan usta besteci, soydaşlarımıza yeni projelerin ve konserlerin müjdesini verdi. Alkışın Şifresini Çözdü: "Uzayan Alkış, Hayatından Memnun Olunduğunun Mesajıdır" 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle Üsküp’te sahne alan usta sanatçı Coşkun Sabah, konserin üzerinden günler geçmesine rağmen salondaki sevgi selinin yankılarını hâlâ kalbinde taşıyor. Kuzey Makedonya’daki soydaşların gösterdiği yoğun ilginin beklentilerinin çok üzerinde olduğunu belirten usta besteci, sahnede tecrübe ettiği o muazzam atmosferi habercilik literatürüne geçecek bir "alkış analiziyle" özetliyor. "Beklentilerimin üstünde bir sevgiyle ve bol alkışla karşılaştım. Alkış, konukların duygularının açığa çıkmış halidir. Her şarkıdan sonra volümlü ve bitmeyen, uzayan bir alkış olunca, demek ki onun altında şu yatıyor: 'Biz memnunuz, iyi ki de geldiniz, şu an hayatımızdan memnunuz, şu an her şey güzel gidiyor.' Ben alkışı her zaman önemserim. Üsküp'te de herkes şarkılara eşlik etti, hep bir ağızdan okuduk. Bu muazzam bir birliktelikti." Bu anlamlı buluşmanın arkasındaki emeğe ve gösterilen misafirperverliğe de ayrı bir parantez açan ünlü sanatçı, organizasyonu üstlenen Türk Hareket Partisi’ne ve Genel Başkan Enes İbrahim’e teşekkürlerini sunuyor. Turne alışkanlıklarının aksine, Üsküp’te gördüğü zarafet karşısında kalış süresini uzattığını belirten usta isim, "Normalde bir gün kalır döneriz ama Enes Bey'in nezaketiyle buraları gezmek, yaşamak için kalışımızı iki üç güne çıkardık. Her açıdan mutlu olduğumuz, olumlu izlenimlerle ayrıldığımız bir konser oldu" diyerek memnuniyetini dile getirdi. "Müzikte Sınırlar Yok, Dijital Çağ Gönül Köprülerini Eşitledi" Üsküp’te sahne alan Coşkun Sabah, sahnede karşılaştığı refleksin, Türkiye’nin herhangi bir şehrindeki konser atmosferinden hiçbir farkı olmadığını hayranlıkla anlatan usta besteci, Üsküp’te yaşayan soydaşlarımızın Türk müziğine olan derin bağlılığını şöyle anlattı: "Türkiye'de bir konser veriyormuşum gibi hissettim. Türkiye'deki reaksiyon neyse, buradaki de aynısıydı; çünkü şarkıların hepsini istisnasız biliyorlar. Demek ki çok sıkı takip ediliyoruz. Şarkılarımız ezbere biliniyor." Yıllardır Türk müziğine yön veren ve hafızalara kazınan ölümsüz eserlerin sahibi olan Sabah için, binlerce kilometre ötedeki bir salonda şarkılarının koro halinde söylenmesi bir sanatçının ulaşabileceği en tepe noktalardan biri. “O akşam salonda yükselen 'Anılar', 'Hatıram Olsun', 'Aşığım Sana Doyamıyorum' gibi eserler adeta dev bir koro halinde, çok volümlü bir şekilde okundu. Bu durum bir besteci için, benim için son derece değerli ve tarifi imkânsız" Matka Kanyonu’nda Coşkun Sabah Sevgisi: "Beni Anında Tanıyorlar, Hiç Tereddüt Etmiyorlar" Üsküp sokaklarında ve şehrin doğa harikası Matka Kanyonu'nda adeta bir fotoğraf maratonu yaşadığını vurgulayan usta sanatçı halkın kendisine olan samimi yaklaşımını ve gezisi sırasında yaşadığı neşeli anları kendi mizahi üslubuyla aktardı: "Burada üçüncü günümüz ve her gün adeta bir fotoğraf maratonu yaşıyoruz; günde herhalde kırk, elli, altmış tane fotoğraf çekiliyoruzdur. Dün Matka Kanyonu’na gittik. Orada da her görenle yine bir o kadar anı fotoğrafı çektirdik. Bilirsiniz, ben şakacı bir insanım, şaka yapmayı da çok severim. Kanyon'da gezerken bir hanımefendi heyecanla yaklaşıp, 'Aa Coşkun Sabah, siz Coşkun Sabah mısınız?' diye sordu. Ben de muziplik yapıp, 'Yok, ben ona çok benziyorum' dedim. Hanımefendi ısrarla, 'Yok yok, siz Coşkun'sunuz' dedi." "Vardar Ovası Repertuvarımızın Baş Tacıdır" Balkan müziğinin ve ritimlerinin müzik hafızasında her zaman çok özel bir yeri olduğunu belirten Coşkun Sabah, bu toprakların ezgilerine olan hayranlığını gizlemiyor. Türkiye’de bu müziğin sevilmesinde Suzan Kardeş gibi değerli öncülerin büyük katkısı olduğunu ifade eden usta sanatçı, iki coğrafya arasındaki kültürel ve müzikal entegrasyonun derinliğini örneklerle gözler önüne serdi. "Rumeli ve Balkan müziği yıllardır Türkiye’de de belli bir düzeyde hakimiyet kurmuş durumda. Bu müziği bizlere sunan Suzan Kardeş gibi değerli öncülerimiz ve onu takip eden müzisyen arkadaşlarımız var. Rumeli’nin gerçekten çok güzel türküleri var. Örneğin, Türkiye’de halen çok popüler olan 'Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar' gibi ezgiler buraların ürünüdür ve benim kendi sahnemde de severek okuduğum bir eserdir. " İki kültürün birbirini nasıl beslediğine dair unutulmaz bir anısını paylaşan ünlü besteci, 1993 yılında Üsküp’e gerçekleştirdiği ilk turne sırasında yaşadığı şaşırtıcı bir sürprizi paylaştı: "Rahmetli Enver Bey’in (Enver Maliçi) organizasyonuyla 1993 yılında buralara geldiğimde bizi gezdirmeye götürmüşlerdi. Bir mekâna gittik; bir baktım, orada çalan orkestra benim 'Aşığım Sana Doyamıyorum' bestemi Makedonca’ya çevirmiş, kendi lisanlarında okuyorlar. Beni görünce bu güzel jesti yaptılar. Bu, müziğimizin nasıl iç içe geçtiğinin en somut kanıtıydı. Tabii bir de bu toprakların asıl simgesi olan 'Vardar Ovası' var ki, o zaten bizim baş tacımızdır. Bu türkü Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de en sevdiği şarkılardan biridir. Repertuvarımızın bir numarası olarak aslında ilk önce onu saymamız gerekirdi, o derece kıymetlidir." Üsküp Sokakları Bir Coşkun Sabah Bestesine mi İlham Oluyor? "İstanbul Sokakları" gibi Türk müziğine yön veren kült bir eserin mimarı olan Coşkun Sabah’ın Üsküp sokaklarındaki yürüyüşü, müzik dünyasını heyecanlandıracak yeni bir ilhamın da kapısını aralıyor. Sanatçıların üretim sürecindeki en büyük beslenme kaynağının insan hikayeleri olduğunu vurgulayan Sabah, yeni bir beste ihtimalini şu sözlerle değerlendiriyor: "Evet, kesinlikle bir 'Üsküp Sokakları' ya da 'Skopye Sokakları' şarkısı yapılabilir. Dur bakalım, üzerinde bir düşünelim... Neden olmasın? Biz besteciler bu tür tarihi ve duygu yüklü atmosferlerden çok beslenir, buralardan ilham alırız. Bizim asıl kaynağımız, halkın içerisindeki o doğal yaşam öykülerinden ve soydaşlarımızla kurduğumuz bağdan duyduğumuz hissiyatlardır. Biz şarkılarımızı o hissiyatlar ile yaparız. Dolayısıyla Üsküp için de bir beste olabilir, niye olmasın?" "Burada Kendimi İstanbul’un Bir Mahallesinde Gibi Hissediyorum" Üsküp’te geçirilen günlerin ardından buradaki atmosferi gurbet kelimesiyle yan yana getirmeyi kesinlikle reddeden ünlü besteci, kentin kalbinde hissettiği o sıcak ev sahipliğini ve içsel huzuru şu sözlerle özetledi: "Ben burada kendimi aynen İstanbul'da, Türkiye'de gibi hissediyorum. O yüzden burada Türk kahvesini içerken de içimde en ufak bir yabancılık hissi uyanmıyor. Üç gündür etrafımızda hep bizim vatandaşlarımız, hep soydaşlarımız var. Hiç ama hiç gurbette gibi hissetmiyorum kendimi. Gerçekten sanki İstanbul'un bir mahallesindeymişim gibi bir duygu bu. Zaten kaldığımız Otel’in hemen altı tarihi çarşıya açılıyor; o çarşı da tamamen bizim insanımızla, vatandaşlarımızla dolu. İşte bu yüzden buralarda gurbet duygusuna yer yok." Coşkun Sabah’tan Dijital Dünyaya Sert Eleştiri: "YouTube’un Algoritma Sistemi Yanlış, Sanatçılar Birlik Olmalı" Üsküp’teki muazzam konser atmosferinin ardından gözünü stüdyoya ve yeni projelerine çeviren Coşkun Sabah, hayranlarına bir ay sonra yayınlanacak beşinci teklisinin (single) müjdesini veriyor. "Her yıl ya da on sekiz ayda bir tekli yapıyorum. Yeni teklimiz de bir ay sonra müzikseverlerle buluşacak; stüdyo kayıtları bitme aşamasında. Ne yazık ki halkın bundan haberi olmuyor. Eserler sadece dijital platformlarda yayınlandığı için haberdar olmak zorlaşıyor. Bu gerçekten üzüntü verici." Bu dijital engeli aşmak için Instagram hesabını adeta bir iletişim üssü gibi kullandığını ve geri sayımlarla takipçilerini bilgilendirdiğini ifade eden ünlü besteci, asıl büyük sorunun YouTube'un arama algoritmasından kaynaklandığını savunuyor. "YouTube öyle otomatik bir sistem kurmuş ki, tüm sanatçıların birlik olup bu sistemi kesinlikle değiştirmesi lazım. Örneğin arama motoruna 'Coşkun Sabah' yazdığınızda, karşınıza kafadan otuz altı yıllık 'Anılar' ya da 'Hatıram Olsun' gibi on milyonlarca dinlenmiş eski profiller çıkıyor. Bu tamamen yanlış bir taktik. Mantıklı olan, bir sanatçıyı arattığınızda en son çıkardığı güncel şarkının ilk olarak önünüze düşmesidir. Bu sistemsel yanlışı her yerde dile getiriyorum ve tüm sanatçıların bu konuda ortak hareket etmesi gerektiğine inanıyorum." "Üsküp’ten Çok Olumlu İzlenimlerle Ayrılıyorum" Coşkun Sabah, şehre veda etmeye hazırlanırken arkasında sadece müzikal bir başarı değil, çok güçlü dostluk bağları da bırakıyor. Sahnede ve sokakta hissettiği o muazzam enerjiyi özetleyen Sabah, veda duygularını şu sözlerle ifade ediyor: "Güzel anılarla, çok güzel dostluk anılarıyla ayrılıyorum. Bütün düşüncelerim çok pozitif. Hepsi olumlu. Konser çok pozitif. Çok güzel dönüşler aldık. Herkes çok mutlu. Sosyal medyada çok büyük paylaşım oldu. Amacımıza ulaştık." Bu kusursuz sinerjinin kendisi için en büyük mutluluk kaynağı olduğunu belirten usta besteci, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü olur ya, bir aktivite yaparsın, sonucunu iyi alamazsın. Geri dönüşleri iyi olmaz. Biz bunu değil, en üst seviyede, top seviyede amacımıza ulaştık. Bu da ayrıca çok mutluluk verici bir olay. Bundan dolayı da çok mutluyum. Çok olumlu izlenimlerle ayrılıyorum." Üsküp Mutfağına Tam Not: "Buradaki Etin Kalitesini Türkiye’de Yiyemem, Hamur Ağızda Eriyor" Coşkun Sabah’ın Üsküp’e dair biriktirdiği olumlu izlenimler sadece kültürel ve müzikal alanla sınırlı kalmıyor; kentin mutfak kültürü de usta sanatçıdan tam not alıyor. Üsküp’ün geleneksel tatlarına ve un kalitesine hayran kaldığını belirten Sabah, lezzet deneyimlerini şu sözlerle paylaşıyor: "Yemekler güzel. Mesela ben çok güzel et yedim. Şunu itiraf edeyim, Türkiye'dekilere ilham olsun bu; buradaki yediğim etin kalitesini Türkiye'de ben yiyemem. Dün balığa götürdüler, balık yedik. Balık da çok güzeldi, mezeler güzeldi. Mesela ızgara kalamar yedik; müthiş lezzetliydi. Ki bir deniz ülkesi olmamasına rağmen hepsi çok lezzetliydi." Üsküp’ün fırın kültürüne ve sofraların vazgeçilmezi olan ekmeklerine de ayrı bir parantez açan usta besteci, hamur işlerindeki bu büyük başarıyı iki coğrafya arasındaki un farkına bağlıyor: "Mesela ekmekler, hamurunuz çok güzel. Hiç kompliman değil bu, abartı da yapmıyorum. Hamur kalitesi olarak; mesela o pide gibi olan, üstünde susamlar olan klasik ekmekleri ağzımıza atıyoruz, fazla çiğnemeye gerek kalmadan eriyor. O hamur ağızda eriyor yani. Türkiye'de çiğnediğin zaman ağzında daha da büyüyor. Herhalde un farkımız var, sizden onu anlıyorum. Bütün yemekler başarılı." Gelecek Konserlerin Müjdesiyle Veda: "Elbet Bir Gün Buluşacağız, Bu Böyle Yarım Kalmayacak" Usta sanatçı Coşkun Sabah’ın Yeniden Birlik okurlarına ve salonu dolduran gençlere mesajı tam anlamıyla bir vefa ve gelecek müjdesi taşıyor. Bu unutulmaz buluşmanın tek bir konserle sınırlı kalmayacağını, Kuzey Makedonya’nın diğer bölgelerindeki soydaşlarla da bir araya gelmek için şimdiden planlar yapıldığını söyledi: "Onlara sonsuz sevgilerimi sunuyorum. Konserde gördünüz; her yaş grubundan kitleler vardı. Seksen, seksen beş yaşında, zar zor yürüyen büyüklerimizi de gördüm, gençleri ve çok gençleri de gördüm. Büyük bir yaş yelpazesi aralığı vardı. Bu da sevindirici bir olay. Her yaş grubundan orada konuklarımızın olması bizler için değerlidir ve olumlu bir şeydir. Vedam Türk sanat müziğindeki o güzel şarkı gibi olsun: 'Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak.' Öyle diyorum. Çok teşekkür ediyorum, sağ olun." H.Gina  
Usta besteci Coşkun Sabah, Üsküp'teki unutulmaz konserinin ardından soydaşlarına seslendi: 'Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak.' 'İstanbul Sokakları'nın ardından şimdi de 'Üsküp Sokakları' sinyali veren sanatçı, yeni teklisi ve dijital platform eleştirileriyle de dikkat çekiyor.

19 Mayıs coşkusunu Kuzey Makedonya’ya taşıyan Türk müziğinin efsane ismi Coşkun Sabah ile Üsküp Türk Çarşısı’nın buram buram tarih ve samimiyet kokan atmosferinde bir araya geldik. Sahnelerin dev sanatçısı, çarşı esnafıyla ve kendisini adım başı durduran hayranlarıyla kucaklaşırken; alçak gönüllülüğü, güler yüzü ve halktan biri olarak sergilediği o içten tavırlarıyla Üsküplülerin kalbini fethetti. Üsküp’e dair beslediği derin sevgiyi, gastronomi hayranlığını ve müzik sektörünün geleceğine dair çok konuşulacak çarpıcı tespitlerini gazetemize anlatan usta besteci, soydaşlarımıza yeni projelerin ve konserlerin müjdesini verdi.

Alkışın Şifresini Çözdü: "Uzayan Alkış, Hayatından Memnun Olunduğunun Mesajıdır"

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle Üsküp’te sahne alan usta sanatçı Coşkun Sabah, konserin üzerinden günler geçmesine rağmen salondaki sevgi selinin yankılarını hâlâ kalbinde taşıyor. Kuzey Makedonya’daki soydaşların gösterdiği yoğun ilginin beklentilerinin çok üzerinde olduğunu belirten usta besteci, sahnede tecrübe ettiği o muazzam atmosferi habercilik literatürüne geçecek bir "alkış analiziyle" özetliyor.

"Beklentilerimin üstünde bir sevgiyle ve bol alkışla karşılaştım. Alkış, konukların duygularının açığa çıkmış halidir. Her şarkıdan sonra volümlü ve bitmeyen, uzayan bir alkış olunca, demek ki onun altında şu yatıyor: 'Biz memnunuz, iyi ki de geldiniz, şu an hayatımızdan memnunuz, şu an her şey güzel gidiyor.' Ben alkışı her zaman önemserim. Üsküp'te de herkes şarkılara eşlik etti, hep bir ağızdan okuduk. Bu muazzam bir birliktelikti."

Bu anlamlı buluşmanın arkasındaki emeğe ve gösterilen misafirperverliğe de ayrı bir parantez açan ünlü sanatçı, organizasyonu üstlenen Türk Hareket Partisi’ne ve Genel Başkan Enes İbrahim’e teşekkürlerini sunuyor. Turne alışkanlıklarının aksine, Üsküp’te gördüğü zarafet karşısında kalış süresini uzattığını belirten usta isim, "Normalde bir gün kalır döneriz ama Enes Bey'in nezaketiyle buraları gezmek, yaşamak için kalışımızı iki üç güne çıkardık. Her açıdan mutlu olduğumuz, olumlu izlenimlerle ayrıldığımız bir konser oldu" diyerek memnuniyetini dile getirdi.

"Müzikte Sınırlar Yok, Dijital Çağ Gönül Köprülerini Eşitledi"

Üsküp’te sahne alan Coşkun Sabah, sahnede karşılaştığı refleksin, Türkiye’nin herhangi bir şehrindeki konser atmosferinden hiçbir farkı olmadığını hayranlıkla anlatan usta besteci, Üsküp’te yaşayan soydaşlarımızın Türk müziğine olan derin bağlılığını şöyle anlattı:

"Türkiye'de bir konser veriyormuşum gibi hissettim. Türkiye'deki reaksiyon neyse, buradaki de aynısıydı; çünkü şarkıların hepsini istisnasız biliyorlar. Demek ki çok sıkı takip ediliyoruz. Şarkılarımız ezbere biliniyor."

Yıllardır Türk müziğine yön veren ve hafızalara kazınan ölümsüz eserlerin sahibi olan Sabah için, binlerce kilometre ötedeki bir salonda şarkılarının koro halinde söylenmesi bir sanatçının ulaşabileceği en tepe noktalardan biri.

“O akşam salonda yükselen 'Anılar', 'Hatıram Olsun', 'Aşığım Sana Doyamıyorum' gibi eserler adeta dev bir koro halinde, çok volümlü bir şekilde okundu. Bu durum bir besteci için, benim için son derece değerli ve tarifi imkânsız"

Matka Kanyonu’nda Coşkun Sabah Sevgisi: "Beni Anında Tanıyorlar, Hiç Tereddüt Etmiyorlar"

Üsküp sokaklarında ve şehrin doğa harikası Matka Kanyonu'nda adeta bir fotoğraf maratonu yaşadığını vurgulayan usta sanatçı halkın kendisine olan samimi yaklaşımını ve gezisi sırasında yaşadığı neşeli anları kendi mizahi üslubuyla aktardı:

"Burada üçüncü günümüz ve her gün adeta bir fotoğraf maratonu yaşıyoruz; günde herhalde kırk, elli, altmış tane fotoğraf çekiliyoruzdur. Dün Matka Kanyonu’na gittik. Orada da her görenle yine bir o kadar anı fotoğrafı çektirdik. Bilirsiniz, ben şakacı bir insanım, şaka yapmayı da çok severim. Kanyon'da gezerken bir hanımefendi heyecanla yaklaşıp, 'Aa Coşkun Sabah, siz Coşkun Sabah mısınız?' diye sordu. Ben de muziplik yapıp, 'Yok, ben ona çok benziyorum' dedim. Hanımefendi ısrarla, 'Yok yok, siz Coşkun'sunuz' dedi."

"Vardar Ovası Repertuvarımızın Baş Tacıdır"

Balkan müziğinin ve ritimlerinin müzik hafızasında her zaman çok özel bir yeri olduğunu belirten Coşkun Sabah, bu toprakların ezgilerine olan hayranlığını gizlemiyor. Türkiye’de bu müziğin sevilmesinde Suzan Kardeş gibi değerli öncülerin büyük katkısı olduğunu ifade eden usta sanatçı, iki coğrafya arasındaki kültürel ve müzikal entegrasyonun derinliğini örneklerle gözler önüne serdi.

"Rumeli ve Balkan müziği yıllardır Türkiye’de de belli bir düzeyde hakimiyet kurmuş durumda. Bu müziği bizlere sunan Suzan Kardeş gibi değerli öncülerimiz ve onu takip eden müzisyen arkadaşlarımız var. Rumeli’nin gerçekten çok güzel türküleri var. Örneğin, Türkiye’de halen çok popüler olan 'Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar' gibi ezgiler buraların ürünüdür ve benim kendi sahnemde de severek okuduğum bir eserdir. "

İki kültürün birbirini nasıl beslediğine dair unutulmaz bir anısını paylaşan ünlü besteci, 1993 yılında Üsküp’e gerçekleştirdiği ilk turne sırasında yaşadığı şaşırtıcı bir sürprizi paylaştı:

"Rahmetli Enver Bey’in (Enver Maliçi) organizasyonuyla 1993 yılında buralara geldiğimde bizi gezdirmeye götürmüşlerdi. Bir mekâna gittik; bir baktım, orada çalan orkestra benim 'Aşığım Sana Doyamıyorum' bestemi Makedonca’ya çevirmiş, kendi lisanlarında okuyorlar. Beni görünce bu güzel jesti yaptılar. Bu, müziğimizin nasıl iç içe geçtiğinin en somut kanıtıydı. Tabii bir de bu toprakların asıl simgesi olan 'Vardar Ovası' var ki, o zaten bizim baş tacımızdır. Bu türkü Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de en sevdiği şarkılardan biridir. Repertuvarımızın bir numarası olarak aslında ilk önce onu saymamız gerekirdi, o derece kıymetlidir."

Üsküp Sokakları Bir Coşkun Sabah Bestesine mi İlham Oluyor?

"İstanbul Sokakları" gibi Türk müziğine yön veren kült bir eserin mimarı olan Coşkun Sabah’ın Üsküp sokaklarındaki yürüyüşü, müzik dünyasını heyecanlandıracak yeni bir ilhamın da kapısını aralıyor. Sanatçıların üretim sürecindeki en büyük beslenme kaynağının insan hikayeleri olduğunu vurgulayan Sabah, yeni bir beste ihtimalini şu sözlerle değerlendiriyor:

"Evet, kesinlikle bir ' Üsküp Sokakları' ya da 'Skopye Sokakları' şarkısı yapılabilir. Dur bakalım, üzerinde bir düşünelim... Neden olmasın? Biz besteciler bu tür tarihi ve duygu yüklü atmosferlerden çok beslenir, buralardan ilham alırız. Bizim asıl kaynağımız, halkın içerisindeki o doğal yaşam öykülerinden ve soydaşlarımızla kurduğumuz bağdan duyduğumuz hissiyatlardır. Biz şarkılarımızı o hissiyatlar ile yaparız. Dolayısıyla Üsküp için de bir beste olabilir, niye olmasın?"

"Burada Kendimi İstanbul’un Bir Mahallesinde Gibi Hissediyorum"

Üsküp’te geçirilen günlerin ardından buradaki atmosferi gurbet kelimesiyle yan yana getirmeyi kesinlikle reddeden ünlü besteci, kentin kalbinde hissettiği o sıcak ev sahipliğini ve içsel huzuru şu sözlerle özetledi:

"Ben burada kendimi aynen İstanbul'da, Türkiye'de gibi hissediyorum. O yüzden burada Türk kahvesini içerken de içimde en ufak bir yabancılık hissi uyanmıyor. Üç gündür etrafımızda hep bizim vatandaşlarımız, hep soydaşlarımız var. Hiç ama hiç gurbette gibi hissetmiyorum kendimi. Gerçekten sanki İstanbul'un bir mahallesindeymişim gibi bir duygu bu. Zaten kaldığımız Otel’in hemen altı tarihi çarşıya açılıyor; o çarşı da tamamen bizim insanımızla, vatandaşlarımızla dolu. İşte bu yüzden buralarda gurbet duygusuna yer yok."

Coşkun Sabah’tan Dijital Dünyaya Sert Eleştiri: "YouTube’un Algoritma Sistemi Yanlış, Sanatçılar Birlik Olmalı"

Üsküp’teki muazzam konser atmosferinin ardından gözünü stüdyoya ve yeni projelerine çeviren Coşkun Sabah, hayranlarına bir ay sonra yayınlanacak beşinci teklisinin (single) müjdesini veriyor.

"Her yıl ya da on sekiz ayda bir tekli yapıyorum. Yeni teklimiz de bir ay sonra müzikseverlerle buluşacak; stüdyo kayıtları bitme aşamasında. Ne yazık ki halkın bundan haberi olmuyor. Eserler sadece dijital platformlarda yayınlandığı için haberdar olmak zorlaşıyor. Bu gerçekten üzüntü verici."

Bu dijital engeli aşmak için Instagram hesabını adeta bir iletişim üssü gibi kullandığını ve geri sayımlarla takipçilerini bilgilendirdiğini ifade eden ünlü besteci, asıl büyük sorunun YouTube'un arama algoritmasından kaynaklandığını savunuyor.

"YouTube öyle otomatik bir sistem kurmuş ki, tüm sanatçıların birlik olup bu sistemi kesinlikle değiştirmesi lazım. Örneğin arama motoruna 'Coşkun Sabah' yazdığınızda, karşınıza kafadan otuz altı yıllık 'Anılar' ya da 'Hatıram Olsun' gibi on milyonlarca dinlenmiş eski profiller çıkıyor. Bu tamamen yanlış bir taktik. Mantıklı olan, bir sanatçıyı arattığınızda en son çıkardığı güncel şarkının ilk olarak önünüze düşmesidir. Bu sistemsel yanlışı her yerde dile getiriyorum ve tüm sanatçıların bu konuda ortak hareket etmesi gerektiğine inanıyorum."

"Üsküp’ten Çok Olumlu İzlenimlerle Ayrılıyorum"

Coşkun Sabah, şehre veda etmeye hazırlanırken arkasında sadece müzikal bir başarı değil, çok güçlü dostluk bağları da bırakıyor. Sahnede ve sokakta hissettiği o muazzam enerjiyi özetleyen Sabah, veda duygularını şu sözlerle ifade ediyor:

"Güzel anılarla, çok güzel dostluk anılarıyla ayrılıyorum. Bütün düşüncelerim çok pozitif. Hepsi olumlu. Konser çok pozitif. Çok güzel dönüşler aldık. Herkes çok mutlu. Sosyal medyada çok büyük paylaşım oldu. Amacımıza ulaştık."

Bu kusursuz sinerjinin kendisi için en büyük mutluluk kaynağı olduğunu belirten usta besteci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü olur ya, bir aktivite yaparsın, sonucunu iyi alamazsın. Geri dönüşleri iyi olmaz. Biz bunu değil, en üst seviyede, top seviyede amacımıza ulaştık. Bu da ayrıca çok mutluluk verici bir olay. Bundan dolayı da çok mutluyum. Çok olumlu izlenimlerle ayrılıyorum."

Üsküp Mutfağına Tam Not: "Buradaki Etin Kalitesini Türkiye’de Yiyemem, Hamur Ağızda Eriyor"

Coşkun Sabah’ın Üsküp’e dair biriktirdiği olumlu izlenimler sadece kültürel ve müzikal alanla sınırlı kalmıyor; kentin mutfak kültürü de usta sanatçıdan tam not alıyor. Üsküp’ün geleneksel tatlarına ve un kalitesine hayran kaldığını belirten Sabah, lezzet deneyimlerini şu sözlerle paylaşıyor:

"Yemekler güzel. Mesela ben çok güzel et yedim. Şunu itiraf edeyim, Türkiye'dekilere ilham olsun bu; buradaki yediğim etin kalitesini Türkiye'de ben yiyemem. Dün balığa götürdüler, balık yedik. Balık da çok güzeldi, mezeler güzeldi. Mesela ızgara kalamar yedik; müthiş lezzetliydi. Ki bir deniz ülkesi olmamasına rağmen hepsi çok lezzetliydi."

Üsküp’ün fırın kültürüne ve sofraların vazgeçilmezi olan ekmeklerine de ayrı bir parantez açan usta besteci, hamur işlerindeki bu büyük başarıyı iki coğrafya arasındaki un farkına bağlıyor:

"Mesela ekmekler, hamurunuz çok güzel. Hiç kompliman değil bu, abartı da yapmıyorum. Hamur kalitesi olarak; mesela o pide gibi olan, üstünde susamlar olan klasik ekmekleri ağzımıza atıyoruz, fazla çiğnemeye gerek kalmadan eriyor. O hamur ağızda eriyor yani. Türkiye'de çiğnediğin zaman ağzında daha da büyüyor. Herhalde un farkımız var, sizden onu anlıyorum. Bütün yemekler başarılı."

Gelecek Konserlerin Müjdesiyle Veda: "Elbet Bir Gün Buluşacağız, Bu Böyle Yarım Kalmayacak"

Usta sanatçı Coşkun Sabah’ın Yeniden Birlik okurlarına ve salonu dolduran gençlere mesajı tam anlamıyla bir vefa ve gelecek müjdesi taşıyor. Bu unutulmaz buluşmanın tek bir konserle sınırlı kalmayacağını, Kuzey Makedonya’nın diğer bölgelerindeki soydaşlarla da bir araya gelmek için şimdiden planlar yapıldığını söyledi:

"Onlara sonsuz sevgilerimi sunuyorum. Konserde gördünüz; her yaş grubundan kitleler vardı. Seksen, seksen beş yaşında, zar zor yürüyen büyüklerimizi de gördüm, gençleri ve çok gençleri de gördüm. Büyük bir yaş yelpazesi aralığı vardı. Bu da sevindirici bir olay. Her yaş grubundan orada konuklarımızın olması bizler için değerlidir ve olumlu bir şeydir. Vedam Türk sanat müziğindeki o güzel şarkı gibi olsun: 'Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak.' Öyle diyorum. Çok teşekkür ediyorum, sağ olun."

H.Gina

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.