Bir ömür sanat, bir ömür kültür: Bedi İbrahim’in 40 yıllık yolculuğu

Kültür 879+ kez okundu.
 

Bir ömür sanat, bir ömür kültür: Bedi İbrahim’in 40 yıllık yolculuğu

Kuzey Makedonya’nın en prestijli kültür ve sanat ödüllerinden biri olan Aziz Kliment Ohridski Devlet Ödülü’ne layık görülen Prof. Bedi İbrahim, sanat yolculuğunu ve kültüre dair düşüncelerini Sanat Fakültesi’nde, ders verdiği sanat sınıflarından birinde anlattı.
Atölye kokusu, yarım kalmış eskizler ve heykel taslakları arasında gerçekleşen bu özel söyleşide, İbrahim, kırk yıla yayılan üretim sürecini, sanat anlayışını ve kültürel belleğe dair eleştirilerini Yeniden Birlik haber sitesine özel açıklamalarla paylaştı. Sanat eğitiminin içinden, doğrudan üretim alanından yükselen bu röportaj; bir ödülün ötesinde, Balkanlardan Anadolu’ya uzanan çok katmanlı bir sanat mirasının izini sürüyor. “Aziz Kliment Ohridski Ödülü, kırk yıllık bir sürecin tasdikidir” 2025 yılında Kuzey Makedonya’nın en prestijli kültür ve sanat ödüllerinden biri olan Aziz Kliment Ohridski Devlet Ödülü, kırk yıllık üretimiyle ülkenin sanat ve eğitim hayatında derin izler bırakan Prof. Bedi İbrahim’e verildi. Sanatçı için bu ödül, bireysel bir başarıdan çok, uzun yıllara yayılan emeğin devlet nezdinde onaylanması anlamına geliyor. “Tabii ki ödül gurur verici. Benim için gurur verici ve ödülün anlamı büyüktür. Çünkü eğitim için, kültür, sanat için veriliyor.” Aziz Kliment Ohridski’nin çok yönlü bir şahsiyet olduğunu hatırlatan İbrahim, bu ödülün taşıdığı tarihsel ve kültürel değerin altını çiziyor. “Kliment Ohridski çok yönlü bir şahıs. Sadece dini bir şahıs değil, Kiril alfabesinin çalışanlarından biri. Yani bir harfi üretmek ilginç ve güzel bir şey.” Sanatçıya göre bu ödül, ülkedeki en prestijli kültür-sanat ödüllerinden biri. “Onun için ödül büyük ödül, en prestijli ödüllerden bir tanesidir. Kültür ve sanat için o ödülü kazandım. Onun için gerçekten çok gurur verici bir şeydir benim için.” Sanatçı bu ödülü bir beklentinin karşılanması olarak değil, bir tasdikname olarak gördüğünü vurguluyor. “Meclisteki disiplin bana umut verdi” Ödül töreni, Kuzey Makedonya Meclisi’nde, devlet protokolüne uygun bir disiplinle gerçekleştirildi. Protokol ortamlarına mesafeli olduğunu belirten Bedi İbrahim, törendeki düzenin kendisi için umut verici olduğunu söylüyor. “Ben çok protokol olan yerlere gitmemişimdir ve gitmekte pek o taraflı değilim.” Törenin senaryoya uygun biçimde, dakikası dakikasına ilerlemesi sanatçının dikkatini çekmiş. “Atmosfer mecliste gerçekten çok profesyonel ve senaryoya göre bir şey gerçekleşti. O senaryo düzen demek.” Bu düzenin, devlet kurumlarında hâlâ bir sistemin var olduğunu gösterdiğini ifade ediyor. “Benim için bir ümit de çünkü devletimizde bir düzen var, bir kuruluşta bir düzen var.” “Bu ödül yeni bir başlangıç değil, sürecin devamı” Bedi İbrahim için bu ödül bir son ya da yeni bir başlangıç değil; 1984 yılında başlayan sanat yolculuğunun doğal bir devamı. “1984'ten sanat arenası içindeyim. Tam 40 senelik bir özgeçmişim var.” Sanat yaşamının farklı evrelerinden söz eden İbrahim, üretimle eğitimin her zaman iç içe olduğunu vurguluyor. “2002'den şimdiye kadar 25–26 sene yüksek üniversitede, fakültede profesör olarak çalıştım.” Sanatçı için emekliliğin yalnızca teknik bir kavram olduğunu belirten Bedi İbrahim şunların altını çiziyor. “Sanatçı son demene kadar sanatçıdır ve son demene kadar çalışır. Vücut, sağlık verdiği kadar çalışıyoruz.” “Makedonya sanatında bir iz bıraktık” 1985–1995 yılları, Makedonya’da sanatın dönüşüm yaşadığı özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu yıllar, alternatif sanat arayışlarının ve yeni akımların yoğunlaştığı bir süreçti. “O dönemde yeni akımlara, interaktif akımlara, postmodern ve çağdaş soyut akımlara açıktık.” Bu dönemin Makedonya resim sanatında kalıcı bir iz bıraktığını düşünen sanatçı, sanat ve eğitimi birlikte yürütmenin önemine dikkat çekiyor. “Sanırım ki o dönemde Makedonya resim sanatında bir iz bıraktık.” Sanatçının sıkça kullandığı Mevlâna metaforu, bu yaklaşımı özetliyor: “Sanatçı iki taraftan yanan mumdur, iki tarafı ışık verir. Bir özel hayatım, evi idare etmek, oraya ışık saçmak, aileye ışık saçmak. Bir de sanatta ışık saçmak. Ama o mum bazen iki taraftan yandığı için bazen yıpratıyor, harcıyor, çabuk harcıyor insanı. Ama devam” “Köklerim balkanlar, dallarım Anadolu’ya uzandı” Balkan ve Rumeli kültüründen beslenen Bedi İbrahim, sanatında kök kavramını geniş bir coğrafi ve kültürel perspektifle ele alıyor. “Her sanatçı zannımca köklerini araştırmak, kültürünü araştırmak.” Bu arayış, onu özellikle Anadolu coğrafyasına yönlendirmiş. “Ben biraz doğu kültürüne aşığım. Bilhassa Türkiye.” Mimar Sinan ve Kapadokya üzerine yaptığı araştırmalar, sanatının temel referansları arasında yer alıyor. Bedi İbrahim, “Başta Mimar Sinan'ı araştırdım. İkinci, Kapadokya'yı araştırdım.” İfadelerini kullandı. “Doğa benim en büyük atölyemdir” Doğa, sanatçının üretim sürecinde merkezi bir konuma sahip. Özellikle Prespa bölgesi, onun için bir gözlem ve esin kaynağı alanı. “Prespa bölgesine çok sık ziyaretim olmuştur. Gölü takip etmek, ıssız bir vadide karınca, böcek, kelebek, çeşit kuşları takip etmek.” Sanatçı, doğayla kurulan bu ilişkinin eserlerine doğrudan yansıdığını söylüyor. “Oradan da esinlenmek.” “Çatışma yok, harmoni Var” Balkan coğrafyasının kültürel çeşitliliği, Bedi İbrahim’in sanatında bir çatışma değil, bir uyum alanı olarak yer buluyor. “Çatışma hiçbir zaman yok. Harmoni var.” Her medeniyetin kültüre kattığı değerli unsurların, sanat aracılığıyla bir üst seviyeye taşınması gerektiğini savunuyor. “Her medeniyetin bir pozitif şeyleri var kültürde. O değerli şeyleri aldık ve bir basamak üste çıkarmak.” “Kuşlar, kapılar, eşikler: Bir günlük gibi” Sanatçının eserlerinde sıkça karşılaşılan kuş, kapı, eşik, yuva ve aile ağacı gibi semboller, onun sanatsal dilinin temelini oluşturuyor. Bedi İbrahim, “İlk çalışmalarıma bir paket olarak verdiğim isim kuşlardır. Ondan sonra kapılardır. Eşik, soy ağacı, aile ağacı, yuva”, ifadelerini kullanıyor. Bu sembollerin hepsi, özgürlük ve yaşamla bağlantılı. “Ama bunlar hepsi kuşa bağlıdır.” “Üsküp Türk Çarşısı’nda geri dönüş yok” Bedi İbrahim, Üsküp Türk Çarşısı’nda yaşanan dönüşümü kültürel bellek açısından büyük bir kayıp olarak değerlendiriyor. “Çok ileri gitti. Bu artık… geri dönüşü yok. Geri dönüşü yok, maalesef.” Yanlış malzeme kullanımı ve plansız müdahalelerin, tarihsel dokuyu geri dönülmez biçimde zedelediğini vurguluyor. Prof. Bedi İbrahim’in sanatı; Balkanlardan Anadolu’ya, doğadan kente uzanan çok katmanlı bir hafıza alanı oluşturuyor. Aziz Kliment Ohridski Devlet Ödülü ise bu yolculuğun yalnızca bir durağı. Asıl miras, sanatçının kırk yıl boyunca inşa ettiği kültürel bellek ve genç kuşaklara bıraktığı ilhamdır. H.Gina
Kuzey Makedonya’nın en prestijli kültür ve sanat ödüllerinden biri olan Aziz Kliment Ohridski Devlet Ödülü’ne layık görülen Prof. Bedi İbrahim, sanat yolculuğunu ve kültüre dair düşüncelerini Sanat Fakültesi’nde, ders verdiği sanat sınıflarından birinde anlattı.

Atölye kokusu, yarım kalmış eskizler ve heykel taslakları arasında gerçekleşen bu özel söyleşide, İbrahim, kırk yıla yayılan üretim sürecini, sanat anlayışını ve kültürel belleğe dair eleştirilerini Yeniden Birlik haber sitesine özel açıklamalarla paylaştı.
Sanat eğitiminin içinden, doğrudan üretim alanından yükselen bu röportaj; bir ödülün ötesinde, Balkanlardan Anadolu’ya uzanan çok katmanlı bir sanat mirasının izini sürüyor.

“Aziz Kliment Ohridski Ödülü, kırk yıllık bir sürecin tasdikidir”

2025 yılında Kuzey Makedonya’nın en prestijli kültür ve sanat ödüllerinden biri olan Aziz Kliment Ohridski Devlet Ödülü, kırk yıllık üretimiyle ülkenin sanat ve eğitim hayatında derin izler bırakan Prof. Bedi İbrahim’e verildi. Sanatçı için bu ödül, bireysel bir başarıdan çok, uzun yıllara yayılan emeğin devlet nezdinde onaylanması anlamına geliyor.

“Tabii ki ödül gurur verici. Benim için gurur verici ve ödülün anlamı büyüktür. Çünkü eğitim için, kültür, sanat için veriliyor.”

Aziz Kliment Ohridski’nin çok yönlü bir şahsiyet olduğunu hatırlatan İbrahim, bu ödülün taşıdığı tarihsel ve kültürel değerin altını çiziyor.

“Kliment Ohridski çok yönlü bir şahıs. Sadece dini bir şahıs değil, Kiril alfabesinin çalışanlarından biri. Yani bir harfi üretmek ilginç ve güzel bir şey.”

Sanatçıya göre bu ödül, ülkedeki en prestijli kültür-sanat ödüllerinden biri.

“Onun için ödül büyük ödül, en prestijli ödüllerden bir tanesidir. Kültür ve sanat için o ödülü kazandım. Onun için gerçekten çok gurur verici bir şeydir benim için.”

Sanatçı bu ödülü bir beklentinin karşılanması olarak değil, bir tasdikname olarak gördüğünü vurguluyor.

“Meclisteki disiplin bana umut verdi”

Ödül töreni, Kuzey Makedonya Meclisi’nde, devlet protokolüne uygun bir disiplinle gerçekleştirildi. Protokol ortamlarına mesafeli olduğunu belirten Bedi İbrahim, törendeki düzenin kendisi için umut verici olduğunu söylüyor.

“Ben çok protokol olan yerlere gitmemişimdir ve gitmekte pek o taraflı değilim.”

Törenin senaryoya uygun biçimde, dakikası dakikasına ilerlemesi sanatçının dikkatini çekmiş.

“Atmosfer mecliste gerçekten çok profesyonel ve senaryoya göre bir şey gerçekleşti. O senaryo düzen demek.”

Bu düzenin, devlet kurumlarında hâlâ bir sistemin var olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.

“Benim için bir ümit de çünkü devletimizde bir düzen var, bir kuruluşta bir düzen var.”

“Bu ödül yeni bir başlangıç değil, sürecin devamı”

Bedi İbrahim için bu ödül bir son ya da yeni bir başlangıç değil; 1984 yılında başlayan sanat yolculuğunun doğal bir devamı.

“1984'ten sanat arenası içindeyim. Tam 40 senelik bir özgeçmişim var.”

Sanat yaşamının farklı evrelerinden söz eden İbrahim, üretimle eğitimin her zaman iç içe olduğunu vurguluyor.

“2002'den şimdiye kadar 25–26 sene yüksek üniversitede, fakültede profesör olarak çalıştım.”

Sanatçı için emekliliğin yalnızca teknik bir kavram olduğunu belirten Bedi İbrahim şunların altını çiziyor.

“Sanatçı son demene kadar sanatçıdır ve son demene kadar çalışır. Vücut, sağlık verdiği kadar çalışıyoruz.”

“Makedonya sanatında bir iz bıraktık”

1985–1995 yılları, Makedonya’da sanatın dönüşüm yaşadığı özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu yıllar, alternatif sanat arayışlarının ve yeni akımların yoğunlaştığı bir süreçti.

“O dönemde yeni akımlara, interaktif akımlara, postmodern ve çağdaş soyut akımlara açıktık.”

Bu dönemin Makedonya resim sanatında kalıcı bir iz bıraktığını düşünen sanatçı, sanat ve eğitimi birlikte yürütmenin önemine dikkat çekiyor.

“Sanırım ki o dönemde Makedonya resim sanatında bir iz bıraktık.”

Sanatçının sıkça kullandığı Mevlâna metaforu, bu yaklaşımı özetliyor:

“Sanatçı iki taraftan yanan mumdur, iki tarafı ışık verir. Bir özel hayatım, evi idare etmek, oraya ışık saçmak, aileye ışık saçmak. Bir de sanatta ışık saçmak. Ama o mum bazen iki taraftan yandığı için bazen yıpratıyor, harcıyor, çabuk harcıyor insanı. Ama devam”

“Köklerim balkanlar, dallarım Anadolu’ya uzandı”

Balkan ve Rumeli kültüründen beslenen Bedi İbrahim, sanatında kök kavramını geniş bir coğrafi ve kültürel perspektifle ele alıyor.

“Her sanatçı zannımca köklerini araştırmak, kültürünü araştırmak.”

Bu arayış, onu özellikle Anadolu coğrafyasına yönlendirmiş.

“Ben biraz doğu kültürüne aşığım. Bilhassa Türkiye.”

Mimar Sinan ve Kapadokya üzerine yaptığı araştırmalar, sanatının temel referansları arasında yer alıyor.

Bedi İbrahim, “Başta Mimar Sinan'ı araştırdım. İkinci, Kapadokya'yı araştırdım.” İfadelerini kullandı.

“Doğa benim en büyük atölyemdir”

Doğa, sanatçının üretim sürecinde merkezi bir konuma sahip. Özellikle Prespa bölgesi, onun için bir gözlem ve esin kaynağı alanı.

“Prespa bölgesine çok sık ziyaretim olmuştur. Gölü takip etmek, ıssız bir vadide karınca, böcek, kelebek, çeşit kuşları takip etmek.”

Sanatçı, doğayla kurulan bu ilişkinin eserlerine doğrudan yansıdığını söylüyor.

“Oradan da esinlenmek.”

“Çatışma yok, harmoni Var”

Balkan coğrafyasının kültürel çeşitliliği, Bedi İbrahim’in sanatında bir çatışma değil, bir uyum alanı olarak yer buluyor.

“Çatışma hiçbir zaman yok. Harmoni var.”

Her medeniyetin kültüre kattığı değerli unsurların, sanat aracılığıyla bir üst seviyeye taşınması gerektiğini savunuyor.

“Her medeniyetin bir pozitif şeyleri var kültürde. O değerli şeyleri aldık ve bir basamak üste çıkarmak.”

“Kuşlar, kapılar, eşikler: Bir günlük gibi”

Sanatçının eserlerinde sıkça karşılaşılan kuş, kapı, eşik, yuva ve aile ağacı gibi semboller, onun sanatsal dilinin temelini oluşturuyor.

Bedi İbrahim, “İlk çalışmalarıma bir paket olarak verdiğim isim kuşlardır. Ondan sonra kapılardır. Eşik, soy ağacı, aile ağacı, yuva”, ifadelerini kullanıyor.

Bu sembollerin hepsi, özgürlük ve yaşamla bağlantılı.

“Ama bunlar hepsi kuşa bağlıdır.”

“Üsküp Türk Çarşısı’nda geri dönüş yok”

Bedi İbrahim, Üsküp Türk Çarşısı’nda yaşanan dönüşümü kültürel bellek açısından büyük bir kayıp olarak değerlendiriyor.

“Çok ileri gitti. Bu artık… geri dönüşü yok. Geri dönüşü yok, maalesef.”

Yanlış malzeme kullanımı ve plansız müdahalelerin, tarihsel dokuyu geri dönülmez biçimde zedelediğini vurguluyor.

Prof. Bedi İbrahim’in sanatı; Balkanlardan Anadolu’ya, doğadan kente uzanan çok katmanlı bir hafıza alanı oluşturuyor. Aziz Kliment Ohridski Devlet Ödülü ise bu yolculuğun yalnızca bir durağı. Asıl miras, sanatçının kırk yıl boyunca inşa ettiği kültürel bellek ve genç kuşaklara bıraktığı ilhamdır.

H.Gina

Habere ifade bırak !
Habere Ek Video
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.