Türkiye her zaman ülkemize kardeşlik duygusuyla yaklaşmıştır – Dr. Furkan Şaban

Kuzey Makedonya 273 kez okundu.
 

Türkiye her zaman ülkemize kardeşlik duygusuyla yaklaşmıştır – Dr. Furkan Şaban

Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki dini ve kültürel ilişkiler yeni projelerle güçleniyor. İslam Dini Birliği’nde Türkiye ile ilişkilerden sorumlu Dr. Furkan Şaban, hedeflerini ve Ramazan faaliyetlerini Yeniden Birlik’e değerlendirdi.
Üsküp’ün sokaklarından Bursa’nın akademik atmosferine uzanan bir yolculuk… Bugün ise iki dost ülke arasındaki dini ve kültürel bağların güçlenmesi için önemli bir sorumluluk üstleniyor. Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nde Türkiye ile ilişkilerden sorumlu olarak göreve başlayan Dr. Furkan Şaban, Ramazan ayı vesilesiyle hedeflerini ve projelerini paylaştı. Yeni Görev, Büyük Onur, Önemli Sorumluluk Yeniden Birlik: KMC İslam Dini Birliği bünyesinde "Türkiye Cumhuriyeti ile İlişkilerden Sorumlu" olmak sizin için ne ifade ediyor? Dr. Furkan Şaban: Ülkemizde yaşayan Müslümanları temsil eden resmî kurum olan KMC İslam Dini Birliği bünyesinde yer alan "Türkiye Cumhuriyeti ile İlişkiler" biriminde görev almak benim için hem büyük bir onur hem de önemli bir sorumluluk anlamına geliyor. Bu görevi, sadece ülkede yaşayan Türk toplumunun temsiliyeti açısından değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki ortak tarih, kültür ve manevi bağların daha da güçlendirilmesine katkı sağlayan bir görev olarak görüyorum. Kuzey Makedonya ile Türkiye arasında uzun yıllara dayanan güçlü ve çok yönlü ilişkiler bulunmakta. Özellikle Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Diyanet Vakfı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı gibi kurumlarla İslam Dini Birliği arasında yıllardır sürdürülen güçlü ve verimli iş birlikleri bulunuyor. Gerçekleştirilen ortak projelerin devamlılığını sağlamak, bu iş birliklerini daha da geliştirmek ve yeni alanlara taşımak temel hedeflerimdendir. Dolayısıyla bu görev, sadece mevcut ilişkileri sürdürmek değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını daha da pekiştirecek yeni projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlama sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Kültürel ve Tarihî Köprüleri Güçlendirmek Yeniden Birlik: Sizce iki dost ülke arasındaki dini ve kültürel bağların daha da güçlendirilmesi için atılması gereken en önemli adımlar nelerdir? Bu noktada kurumunuzun rolünü nasıl görüyorsunuz? Dr. Furkan Şaban: Türkiye, her zaman ülkemize kardeşlik duygusuyla yaklaşmış ve desteğini birçok alanda açık bir şekilde hissettirmiştir. Özellikle son yıllarda Osmanlı döneminden günümüze ulaşan tarihî eserlerin yeniden restore edilmesi ve bu eserlerin tekrar İslam Dini Birliği'nin vakıfları bünyesine kazandırılması son derece önemli ve tarihî gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmalar, sadece mimari eserlerin korunması değil, aynı zamanda ortak tarihimizin ve kültürel mirasımızın yaşatılması açısından da büyük anlam taşımaktadır. Bu noktada kurumumuz olan KMC İslam Dini Birliği, iki ülke arasındaki iş birliklerinin hayata geçirilmesinde kritik ve çok önemli bir rol üstlenmektedir. Bu ilişkilerin daha da güçlenmesi adına yakın zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında Üsküp'teki Hacı Balaban Camii ile Kalkandelen'deki Alaca Camii'nin restorasyon süreci başlatılmıştır. Bu tür somut projeler, iki ülke arasındaki iş birliğinin ne kadar güçlü ve verimli olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Bunun yanı sıra Çayır belediyesinde bulunan Tophane bölgesinde inşa edilen yeni cami de bu anlamda önemli bir kazanımdır. Üsküp’ten Bursa’ya Uzanan Yolculuk Yeniden Birlik: Sayın Dr. Furkan Şaban, 1993 Üsküp doğumlusunuz. Tefeyyüz İlkokulu, İsa Bey Medresesi, ardından Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler... Bu yolculuk sizi bugün iki ülke arasında resmi bir köprü vazifesi gören noktaya getirdi. Bize kısaca 'Furkan Şaban'ın hikayesini' anlatır mısınız? Bu iki kültür arasında büyüyen bir akademisyen olarak, Üsküp'ün ve Bursa'nın sizde bıraktığı en belirgin izler nelerdir? Dr. Furkan Şaban: Yahya Kemal Beyatlı'nın "Üsküp ki Şar Dağı'nda devamıydı Bursa'nın" sözünü, hayatımın bir kısmını Üsküp'te, diğer kısmını ise Bursa'da geçirerek adeta yaşayarak tecrübe etmenin onurunu taşıyorum. Doğup büyüdüğüm Üsküp bana köklerimi, kimliğimi ve kültürel mirasımızın derinliğini öğretti. Eğitim hayatımın önemli bir bölümünü geçirdiğim Bursa ise ilmî birikimimi geliştirdiğim, ufkumu genişleten ve bana farklı bir perspektif kazandıran bir şehir oldu. Her iki şehrin de mimari, tarihî ve kültürel açıdan birbirine çok benzeyen yönleri var. Osmanlı mirasının izlerini sokaklarında, camilerinde ve insanların hayatlarında da görmek mümkün. Üsküp ve Bursa'da uzun süre yaşamış birisi olarak, bu iki şehrin insanın gönül dünyasında derin ve unutulmaz hâtıralar bıraktığını rahatlıkla söyleyebilirim. Belki de bugün üstlendiğim bazı görevlerin arkasında, bu iki şehirde kazandığımız bu tecrübeler ve hâtıralar yatmakta. İki farklı coğrafyada ama aynı medeniyetin izlerini taşıyan bu şehirler, bana hem akademik hem de insanî anlamda önemli bir bakış açısı kazandırdı. Şimdi ise bu birikimi, iki ülke arasında daha güçlü bağlar kurulmasına katkı sağlayacak çalışmalara dönüştürmek en büyük temennimdir. Ramazan’da Tarihî Bir Ana Tanıklık Yeniden Birlik: Ramazan ayının ilk gecesinde memleketiniz Üsküp'ün Çayır belediyesini Tophane bölgesinde, Türkiye'nin destekleriyle inşa edilen yeni caminin Ramazan’a özel açılış törenine katıldınız. Hem doğduğunuz topraklarda hem mübarek bir ayda hem de yeni görevinizle böyle bir açılışta bulunmak size neler hissettirdi? O anı bizimle paylaşır mısınız? Bir Üsküplü olarak bu güzel caminin şehrinize kazandırılması sizin için ne ifade ediyor? Dr. Furkan Şaban: Ramazan ayını memleketim Üsküp'te karşılamak ve bu mübarek ayın ilk teravih namazında böyle tarihî bir ana şahitlik etmek gerçekten tarif edilmesi zor bir duyguydu. İnsan bazen bulunduğu anın ne kadar özel olduğunu hemen fark edemeyebilir; fakat o akşam caminin içinde ve avlusunda toplanan cemaatin heyecanını, ilk ezanın ve ilk teravihin huzurunu yaşarken bunun Üsküp için çok anlamlı bir an olduğunu derinden hissettim. Bir Üsküplü olarak bu bölgede yaşayan Müslümanların önemli bir ihtiyacının karşılanmış olması beni ayrıca mutlu etti. Bu caminin inşasında emeği geçen, katkı sağlayan ve destek veren herkese gönülden teşekkür ediyorum. İnşallah bu cami sadece namaz kılınan bir mekân değil; aynı zamanda insanların bir araya geldiği, gençlerin karakterlerini inşa ettiği ve manevî hayatın güçlendiği bir merkez olacaktır. Müftülük Ziyaretlerinde Öncelikler Yeniden Birlik: Yeni göreviniz kapsamında önümüzdeki dönemde Kuzey Makedonya müftülükleri ziyaret ediyorsunuz. Bu ziyaretlerde öncelikli hedefleriniz neler? Dr. Furkan Şaban: Her yıl olduğu gibi bu yıl da İslam Dini Birliği bünyesinde oluşturulan Ramazan Komisyonu ile kurumumuza bağlı müftülüklere ziyaretlerde bulunuyoruz. Bu ziyaretlerin temel amacı, kurumumuzun başkanı Reîsü'l-Ulemâ Hfz. H. Şakir Fetai'nin ve İslam Dini Birliği'nin selamlarını ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimize iletmektir. Aynı zamanda bu ziyaretler vesilesiyle kurumumuza bağlı camilerimizi, din görevlilerimizi, medreselerimizi ve fakültemizi ziyaret ediyor; bu din ve eğitim kurumlarının faaliyetlerini sürdürebilmesinde ülkede yaşayan Müslümanların desteklerinin ne kadar önemli ve belirleyici olduğunu vurguluyoruz. Bu kurumların ayakta kalmasında cemaatimizin katkısı gerçekten kilit bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ziyaretlerimiz sırasında Müslüman kardeşlerimize teşekkürlerimizi de özellikle ifade ediyoruz. Ben de kendi görev alanım çerçevesinde özellikle Türkçe konuşulan camilerde cemaatimizle bir araya gelerek onları ziyaret etmeye, kendileriyle daha yakından tanışmaya ve görüşlerini dinlemeye gayret edeceğim. Bu buluşmaların hem cemaatimizle daha güçlü bir bağ kurmamıza hem de ihtiyaçları daha yakından görmemize katkı sağlayacağına inanıyorum. Ramazan Boyunca Dayanışma ve Paylaşım Yeniden Birlik: Ramazan ayı boyunca iki ülke arasındaki dinî ve kültürel iş birliği kapsamında bizleri neler bekliyor? Bu Ramazan'da Kuzey Makedonya'daki Müslümanlar için sürprizleriniz veya özel programlarınız var mı? Dr. Furkan Şaban: Ramazan ayı boyunca iki ülke arasındaki dini ve kültürel iş birliğinin somut şekilde hissedildiği birçok program gerçekleştiriliyor. Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği'nin koordinasyonunda, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleriyle çeşitli şehirlerde iftar programları düzenlenmektedir. Bu kapsamda Kalkandelen'de her gün yaklaşık 200 kişilik, İştip'te ise 150 kişilik iftar sofraları kurulmaktadır. Bu sofralar yalnızca bir yemek organizasyonu değil; aynı zamanda kardeşliğin, paylaşmanın ve Ramazan'ın bereketini birlikte yaşamanın güzel bir örneğidir. Bunun yanında Ramazan ayının 15. günü, dünya genelinde "Yetimler Günü" olarak idrak edilmektedir. Bu vesileyle Kuzey Makedonya genelinde "Yetim Gülerse Dünya Güler" şiarıyla anlamlı bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirdik. Program kapsamında 100 yetim çocuğumuza kıyafet yardımı ulaştırıldı. Amacımız, özellikle bu mübarek ayda yetim çocuklarımızın yüzlerinde bir tebessüme vesile olabilmek ve onların yalnız olmadıklarını hissettirebilmektir. Bu hayırlı çalışmanın gerçekleştirilmesine katkı sunan T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü başta olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımızı ifade ediyoruz. Yetimlerin yüzündeki tebessüme vesile olan herkesten Allah razı olsun. Ramazan ayı boyunca bu tür sosyal ve manevi faaliyetlerle toplumumuzda dayanışma ve kardeşlik duygusunu güçlendirmeye devam edeceğiz. Restorasyon Projeleri ve Gelecek Planları Yeniden Birlik: İlerleyen yıllarda iki ülke arasında hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeler var. Özellikle, Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında Üsküp Hacı Balaban Camii ve Kalkandelen Alaca Camii'nin restorasyonu gündemde. Bu projelerin şu anki durumu nedir ve süreç nasıl ilerleyecek? Ayrıca, gelecekte restorasyonu planlanan başka tarihi eserler var mı? Dr. Furkan Şaban: Öncelikle şu anda devam eden bazı restorasyon çalışmalarının tamamlanması büyük önem taşıyor. Özellikle Manastır şehrinde yürütülen restorasyon projelerinin tam anlamıyla sonuçlanması gerekiyor. Bunun ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında gündemde olan Hacı Balaban Camii ve Alaca Camii restorasyonlarının başlayabilmesi için gerekli resmî prosedürlerin tamamlanması bekleniyor. Bu süreçler tamamlandığında, projeler somut olarak uygulama aşamasına geçecektir. İnşallah bu projelerin tamamlanmasının ardından restorasyona ihtiyaç duyan diğer tarihî camilerimiz için de benzer çalışmaların yapılması gündeme gelecektir. Ramazan’da Görev ve Manevi Denge Yeniden Birlik: Ve son sorum. Resmi görevinizde ilk Ramazan'ınızı yaşıyorsunuz. Duygular da farklı, sorumluluklar da... Bir yanda Üsküplü bir evlat olarak Ramazan'ın manevi iklimini yaşamak, diğer yanda Türkiye ile ilişkilerden sorumlu bir yetkili olarak bu aya dair planlamalar yapmak... Bu iki hal arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Dr. Furkan Şaban: Her sorumluluk aslında beraberinde bir fedakârlık da getiriyor. Üstlenilen görevin hakkını verebilmek için çoğu zaman zamanınızdan ve kişisel hayatınızdan ödün vermeniz gerekiyor. Özellikle Ramazan ayı kurumumuz açısından yılın en yoğun dönemlerinden biri. Bu nedenle bazen günlerce evimde iftar yapma imkânı bulamıyorum; farklı şehirlerdeki programlara katılmak, çeşitli görevleri yerine getirmek ve toplumumuzla bir araya gelmek için sürekli sahada olmamız gerekiyor. Ancak helal ve hayırlı bir işte çalışmanın da bir ibadet olduğu bilinci çok önemli. Aslında insan yaptığı işi en güzel şekilde yerine getirdiğinde, niyeti de hayırlıysa bunun manevi bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Bu düşünce, yoğun çalışma temposu içinde bize ayrı bir motivasyon veriyor. Diğer yandan Ramazan'ın manevi ikliminden de uzak kalmamaya özellikle gayret ediyorum. Programımı mümkün olduğunca buna göre planlamaya çalışıyorum. En az günde bir cüz Kur'ân okumaya ve anlamını da tefekkür etmeye vakit ayırmak, teravih namazlarında vaaz vermek benim için çok kıymetli. Böylece hem görevimizin sorumluluğunu yerine getirmeye hem de Ramazan'ın ruhunu dolu dolu yaşamaya çalışıyorum. Dr. Furkan Şaban Kimdir? Dr. Furkan Şaban, 24 Haziran 1993 tarihinde Üsküp’te doğdu. İlköğretimini Tefeyyüz İlkokulu’nda, ortaöğrenimini ise İsa Bey Medresesi’nde tamamladı. Lisans eğitimini Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamlayan Şaban, aynı dönemde Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden de ikinci bir lisans diploması aldı. 2019 yılında İslam hukuku alanında yüksek lisansını tamamlayan Şaban, tezinde kripto paraların İslam hukukuna göre para statüsünü (Bitcoin örneği) ele aldı. 2025 yılında ise “Vehbi Süleyman Gavoçi’nin Fıkıh Anlayışı” üzerine hazırladığı doktora tezini başarıyla savunarak doktor unvanını aldı. İslam hukuku ve İslami finans alanında makaleler ve kitap bölümleri kaleme alan Dr. Şaban, Arnavutça’dan Türkçe’ye yaptığı çevirilerle de İslam literatürüne katkı sağladı. Ayrıca “Üsküp’ün Yedi Rengi” adlı kitabın yazarıdır ve Üsküp Müftülüğü’nün çocuk dergisi “Hënëza” için yazılar kaleme almaktadır. Türkçe ve Arnavutça ana dillerine sahip olan Dr. Furkan Şaban; Makedonca, Arapça ve İngilizce dillerinde de iyi düzeyde iletişim kurabilmektedir. Hüsamettin Gina
Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki dini ve kültürel ilişkiler yeni projelerle güçleniyor. İslam Dini Birliği’nde Türkiye ile ilişkilerden sorumlu Dr. Furkan Şaban, hedeflerini ve Ramazan faaliyetlerini Yeniden Birlik’e değerlendirdi.

Üsküp’ün sokaklarından Bursa’nın akademik atmosferine uzanan bir yolculuk… Bugün ise iki dost ülke arasındaki dini ve kültürel bağların güçlenmesi için önemli bir sorumluluk üstleniyor. Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nde Türkiye ile ilişkilerden sorumlu olarak göreve başlayan Dr. Furkan Şaban, Ramazan ayı vesilesiyle hedeflerini ve projelerini paylaştı.

Yeni Görev, Büyük Onur, Önemli Sorumluluk

Yeniden Birlik: KMC İslam Dini Birliği bünyesinde " Türkiye Cumhuriyeti ile İlişkilerden Sorumlu" olmak sizin için ne ifade ediyor?

Dr. Furkan Şaban: Ülkemizde yaşayan Müslümanları temsil eden resmî kurum olan KMC İslam Dini Birliği bünyesinde yer alan " Türkiye Cumhuriyeti ile İlişkiler" biriminde görev almak benim için hem büyük bir onur hem de önemli bir sorumluluk anlamına geliyor. Bu görevi, sadece ülkede yaşayan Türk toplumunun temsiliyeti açısından değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki ortak tarih, kültür ve manevi bağların daha da güçlendirilmesine katkı sağlayan bir görev olarak görüyorum. Kuzey Makedonya ile Türkiye arasında uzun yıllara dayanan güçlü ve çok yönlü ilişkiler bulunmakta. Özellikle Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Diyanet Vakfı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı gibi kurumlarla İslam Dini Birliği arasında yıllardır sürdürülen güçlü ve verimli iş birlikleri bulunuyor. Gerçekleştirilen ortak projelerin devamlılığını sağlamak, bu iş birliklerini daha da geliştirmek ve yeni alanlara taşımak temel hedeflerimdendir. Dolayısıyla bu görev, sadece mevcut ilişkileri sürdürmek değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını daha da pekiştirecek yeni projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlama sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

Kültürel ve Tarihî Köprüleri Güçlendirmek

Yeniden Birlik: Sizce iki dost ülke arasındaki dini ve kültürel bağların daha da güçlendirilmesi için atılması gereken en önemli adımlar nelerdir? Bu noktada kurumunuzun rolünü nasıl görüyorsunuz?

Dr. Furkan Şaban: Türkiye, her zaman ülkemize kardeşlik duygusuyla yaklaşmış ve desteğini birçok alanda açık bir şekilde hissettirmiştir. Özellikle son yıllarda Osmanlı döneminden günümüze ulaşan tarihî eserlerin yeniden restore edilmesi ve bu eserlerin tekrar İslam Dini Birliği'nin vakıfları bünyesine kazandırılması son derece önemli ve tarihî gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmalar, sadece mimari eserlerin korunması değil, aynı zamanda ortak tarihimizin ve kültürel mirasımızın yaşatılması açısından da büyük anlam taşımaktadır. Bu noktada kurumumuz olan KMC İslam Dini Birliği, iki ülke arasındaki iş birliklerinin hayata geçirilmesinde kritik ve çok önemli bir rol üstlenmektedir. Bu ilişkilerin daha da güçlenmesi adına yakın zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında Üsküp'teki Hacı Balaban Camii ile Kalkandelen'deki Alaca Camii'nin restorasyon süreci başlatılmıştır. Bu tür somut projeler, iki ülke arasındaki iş birliğinin ne kadar güçlü ve verimli olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Bunun yanı sıra Çayır belediyesinde bulunan Tophane bölgesinde inşa edilen yeni cami de bu anlamda önemli bir kazanımdır.

Üsküp’ten Bursa’ya Uzanan Yolculuk

Yeniden Birlik: Sayın Dr. Furkan Şaban, 1993 Üsküp doğumlusunuz. Tefeyyüz İlkokulu, İsa Bey Medresesi, ardından Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler... Bu yolculuk sizi bugün iki ülke arasında resmi bir köprü vazifesi gören noktaya getirdi. Bize kısaca 'Furkan Şaban'ın hikayesini' anlatır mısınız? Bu iki kültür arasında büyüyen bir akademisyen olarak, Üsküp'ün ve Bursa'nın sizde bıraktığı en belirgin izler nelerdir?

Dr. Furkan Şaban: Yahya Kemal Beyatlı'nın "Üsküp ki Şar Dağı'nda devamıydı Bursa'nın" sözünü, hayatımın bir kısmını Üsküp'te, diğer kısmını ise Bursa'da geçirerek adeta yaşayarak tecrübe etmenin onurunu taşıyorum. Doğup büyüdüğüm Üsküp bana köklerimi, kimliğimi ve kültürel mirasımızın derinliğini öğretti. Eğitim hayatımın önemli bir bölümünü geçirdiğim Bursa ise ilmî birikimimi geliştirdiğim, ufkumu genişleten ve bana farklı bir perspektif kazandıran bir şehir oldu. Her iki şehrin de mimari, tarihî ve kültürel açıdan birbirine çok benzeyen yönleri var. Osmanlı mirasının izlerini sokaklarında, camilerinde ve insanların hayatlarında da görmek mümkün. Üsküp ve Bursa'da uzun süre yaşamış birisi olarak, bu iki şehrin insanın gönül dünyasında derin ve unutulmaz hâtıralar bıraktığını rahatlıkla söyleyebilirim. Belki de bugün üstlendiğim bazı görevlerin arkasında, bu iki şehirde kazandığımız bu tecrübeler ve hâtıralar yatmakta. İki farklı coğrafyada ama aynı medeniyetin izlerini taşıyan bu şehirler, bana hem akademik hem de insanî anlamda önemli bir bakış açısı kazandırdı. Şimdi ise bu birikimi, iki ülke arasında daha güçlü bağlar kurulmasına katkı sağlayacak çalışmalara dönüştürmek en büyük temennimdir.

Ramazan’da Tarihî Bir Ana Tanıklık

Yeniden Birlik: Ramazan ayının ilk gecesinde memleketiniz Üsküp'ün Çayır belediyesini Tophane bölgesinde, Türkiye'nin destekleriyle inşa edilen yeni caminin Ramazan’a özel açılış törenine katıldınız. Hem doğduğunuz topraklarda hem mübarek bir ayda hem de yeni görevinizle böyle bir açılışta bulunmak size neler hissettirdi? O anı bizimle paylaşır mısınız? Bir Üsküplü olarak bu güzel caminin şehrinize kazandırılması sizin için ne ifade ediyor?

Dr. Furkan Şaban: Ramazan ayını memleketim Üsküp'te karşılamak ve bu mübarek ayın ilk teravih namazında böyle tarihî bir ana şahitlik etmek gerçekten tarif edilmesi zor bir duyguydu. İnsan bazen bulunduğu anın ne kadar özel olduğunu hemen fark edemeyebilir; fakat o akşam caminin içinde ve avlusunda toplanan cemaatin heyecanını, ilk ezanın ve ilk teravihin huzurunu yaşarken bunun Üsküp için çok anlamlı bir an olduğunu derinden hissettim. Bir Üsküplü olarak bu bölgede yaşayan Müslümanların önemli bir ihtiyacının karşılanmış olması beni ayrıca mutlu etti. Bu caminin inşasında emeği geçen, katkı sağlayan ve destek veren herkese gönülden teşekkür ediyorum. İnşallah bu cami sadece namaz kılınan bir mekân değil; aynı zamanda insanların bir araya geldiği, gençlerin karakterlerini inşa ettiği ve manevî hayatın güçlendiği bir merkez olacaktır.

Müftülük Ziyaretlerinde Öncelikler

Yeniden Birlik: Yeni göreviniz kapsamında önümüzdeki dönemde Kuzey Makedonya müftülükleri ziyaret ediyorsunuz. Bu ziyaretlerde öncelikli hedefleriniz neler?

Dr. Furkan Şaban: Her yıl olduğu gibi bu yıl da İslam Dini Birliği bünyesinde oluşturulan Ramazan Komisyonu ile kurumumuza bağlı müftülüklere ziyaretlerde bulunuyoruz. Bu ziyaretlerin temel amacı, kurumumuzun başkanı Reîsü'l-Ulemâ Hfz. H. Şakir Fetai'nin ve İslam Dini Birliği'nin selamlarını ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimize iletmektir. Aynı zamanda bu ziyaretler vesilesiyle kurumumuza bağlı camilerimizi, din görevlilerimizi, medreselerimizi ve fakültemizi ziyaret ediyor; bu din ve eğitim kurumlarının faaliyetlerini sürdürebilmesinde ülkede yaşayan Müslümanların desteklerinin ne kadar önemli ve belirleyici olduğunu vurguluyoruz. Bu kurumların ayakta kalmasında cemaatimizin katkısı gerçekten kilit bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ziyaretlerimiz sırasında Müslüman kardeşlerimize teşekkürlerimizi de özellikle ifade ediyoruz. Ben de kendi görev alanım çerçevesinde özellikle Türkçe konuşulan camilerde cemaatimizle bir araya gelerek onları ziyaret etmeye, kendileriyle daha yakından tanışmaya ve görüşlerini dinlemeye gayret edeceğim. Bu buluşmaların hem cemaatimizle daha güçlü bir bağ kurmamıza hem de ihtiyaçları daha yakından görmemize katkı sağlayacağına inanıyorum.

Ramazan Boyunca Dayanışma ve Paylaşım

Yeniden Birlik: Ramazan ayı boyunca iki ülke arasındaki dinî ve kültürel iş birliği kapsamında bizleri neler bekliyor? Bu Ramazan'da Kuzey Makedonya'daki Müslümanlar için sürprizleriniz veya özel programlarınız var mı?

Dr. Furkan Şaban: Ramazan ayı boyunca iki ülke arasındaki dini ve kültürel iş birliğinin somut şekilde hissedildiği birçok program gerçekleştiriliyor. Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği'nin koordinasyonunda, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleriyle çeşitli şehirlerde iftar programları düzenlenmektedir. Bu kapsamda Kalkandelen'de her gün yaklaşık 200 kişilik, İştip'te ise 150 kişilik iftar sofraları kurulmaktadır. Bu sofralar yalnızca bir yemek organizasyonu değil; aynı zamanda kardeşliğin, paylaşmanın ve Ramazan'ın bereketini birlikte yaşamanın güzel bir örneğidir. Bunun yanında Ramazan ayının 15. günü, dünya genelinde "Yetimler Günü" olarak idrak edilmektedir. Bu vesileyle Kuzey Makedonya genelinde "Yetim Gülerse Dünya Güler" şiarıyla anlamlı bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirdik. Program kapsamında 100 yetim çocuğumuza kıyafet yardımı ulaştırıldı. Amacımız, özellikle bu mübarek ayda yetim çocuklarımızın yüzlerinde bir tebessüme vesile olabilmek ve onların yalnız olmadıklarını hissettirebilmektir. Bu hayırlı çalışmanın gerçekleştirilmesine katkı sunan T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü başta olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımızı ifade ediyoruz. Yetimlerin yüzündeki tebessüme vesile olan herkesten Allah razı olsun. Ramazan ayı boyunca bu tür sosyal ve manevi faaliyetlerle toplumumuzda dayanışma ve kardeşlik duygusunu güçlendirmeye devam edeceğiz.

Restorasyon Projeleri ve Gelecek Planları

Yeniden Birlik: İlerleyen yıllarda iki ülke arasında hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeler var. Özellikle, Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında Üsküp Hacı Balaban Camii ve Kalkandelen Alaca Camii'nin restorasyonu gündemde. Bu projelerin şu anki durumu nedir ve süreç nasıl ilerleyecek? Ayrıca, gelecekte restorasyonu planlanan başka tarihi eserler var mı?

Dr. Furkan Şaban: Öncelikle şu anda devam eden bazı restorasyon çalışmalarının tamamlanması büyük önem taşıyor. Özellikle Manastır şehrinde yürütülen restorasyon projelerinin tam anlamıyla sonuçlanması gerekiyor. Bunun ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında gündemde olan Hacı Balaban Camii ve Alaca Camii restorasyonlarının başlayabilmesi için gerekli resmî prosedürlerin tamamlanması bekleniyor. Bu süreçler tamamlandığında, projeler somut olarak uygulama aşamasına geçecektir. İnşallah bu projelerin tamamlanmasının ardından restorasyona ihtiyaç duyan diğer tarihî camilerimiz için de benzer çalışmaların yapılması gündeme gelecektir.

Ramazan’da Görev ve Manevi Denge

Yeniden Birlik: Ve son sorum. Resmi görevinizde ilk Ramazan'ınızı yaşıyorsunuz. Duygular da farklı, sorumluluklar da... Bir yanda Üsküplü bir evlat olarak Ramazan'ın manevi iklimini yaşamak, diğer yanda Türkiye ile ilişkilerden sorumlu bir yetkili olarak bu aya dair planlamalar yapmak... Bu iki hal arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Dr. Furkan Şaban: Her sorumluluk aslında beraberinde bir fedakârlık da getiriyor. Üstlenilen görevin hakkını verebilmek için çoğu zaman zamanınızdan ve kişisel hayatınızdan ödün vermeniz gerekiyor. Özellikle Ramazan ayı kurumumuz açısından yılın en yoğun dönemlerinden biri. Bu nedenle bazen günlerce evimde iftar yapma imkânı bulamıyorum; farklı şehirlerdeki programlara katılmak, çeşitli görevleri yerine getirmek ve toplumumuzla bir araya gelmek için sürekli sahada olmamız gerekiyor. Ancak helal ve hayırlı bir işte çalışmanın da bir ibadet olduğu bilinci çok önemli. Aslında insan yaptığı işi en güzel şekilde yerine getirdiğinde, niyeti de hayırlıysa bunun manevi bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Bu düşünce, yoğun çalışma temposu içinde bize ayrı bir motivasyon veriyor. Diğer yandan Ramazan'ın manevi ikliminden de uzak kalmamaya özellikle gayret ediyorum. Programımı mümkün olduğunca buna göre planlamaya çalışıyorum. En az günde bir cüz Kur'ân okumaya ve anlamını da tefekkür etmeye vakit ayırmak, teravih namazlarında vaaz vermek benim için çok kıymetli. Böylece hem görevimizin sorumluluğunu yerine getirmeye hem de Ramazan'ın ruhunu dolu dolu yaşamaya çalışıyorum.

Dr. Furkan Şaban Kimdir?

Dr. Furkan Şaban, 24 Haziran 1993 tarihinde Üsküp’te doğdu. İlköğretimini Tefeyyüz İlkokulu’nda, ortaöğrenimini ise İsa Bey Medresesi’nde tamamladı. Lisans eğitimini Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamlayan Şaban, aynı dönemde Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden de ikinci bir lisans diploması aldı.

2019 yılında İslam hukuku alanında yüksek lisansını tamamlayan Şaban, tezinde kripto paraların İslam hukukuna göre para statüsünü (Bitcoin örneği) ele aldı. 2025 yılında ise “Vehbi Süleyman Gavoçi’nin Fıkıh Anlayışı” üzerine hazırladığı doktora tezini başarıyla savunarak doktor unvanını aldı.

İslam hukuku ve İslami finans alanında makaleler ve kitap bölümleri kaleme alan Dr. Şaban, Arnavutça’dan Türkçe’ye yaptığı çevirilerle de İslam literatürüne katkı sağladı. Ayrıca “Üsküp’ün Yedi Rengi” adlı kitabın yazarıdır ve Üsküp Müftülüğü’nün çocuk dergisi “Hënëza” için yazılar kaleme almaktadır.

Türkçe ve Arnavutça ana dillerine sahip olan Dr. Furkan Şaban; Makedonca, Arapça ve İngilizce dillerinde de iyi düzeyde iletişim kurabilmektedir.

Hüsamettin Gina

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.