Estetik ve sağlık kardeştir: Üsküplü Dr. Dt. Fatih Rasim ile modern diş hekimliğini konuştuk

Sağlık 881 kez okundu.
 

Estetik ve sağlık kardeştir: Üsküplü Dr. Dt. Fatih Rasim ile modern diş hekimliğini konuştuk

Balkanlar’ın kalbi Üsküp’te temelleri atılan bir kariyer, bugün Türkiye’de restoratif diş tedavisinin en güncel teknikleriyle buluşuyor. Eğitim hayatına Üsküp Kiril ve Metodiy Üniversitesi’nde başlayan ve diş teknisyenliği lisesinden gelen "mutfak" tecrübesini akademik başarıyla taçlandıran Dr. Dt. Fatih Rasim, mesleki serüvenini Haber Sitemize verdiği bu özel mülakatta paylaştı.
Ankara Gazi Üniversitesi’ndeki uzmanlık sürecinden Epsilon Dental Clinic’in kuruluş felsefesine kadar pek çok konuya değinen Rasim, hekimliği sadece teknik bir uygulama değil, bir aktarım sanatı olarak görüyor. Özellikle kongre ve eğitimlere olan tutkusunu "bilginin zekâtını vermek" olarak tanımlayan hekimimizle; mikroskopik diş hekimliğinin detaylarını, estetik ve sağlığın kardeşliğini ve Üsküp’ten Ankara’ya uzanan bu ilham verici köprüyü satırlara döktük. Üsküp’ten Yükselen Bir Hekimlik Anlayışı Yeniden Birlik: Diş hekimliği kariyerinizin ilk adımı Üsküp Kiril ve Metodiy Üniversitesi'nde başlıyor. Bu tercihin ardında nasıl bir motivasyon vardı? Hekimlik fikri çocukluktan gelen bir hayal miydi, yoksa zamanla şekillenen bir karar mı? Dr. Dt. Fatih Rasim: Öncelikle bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Aslında bu yolculuğun temelleri lise yıllarıma kadar uzanıyor. Diş hekimliğiyle ilk temasım, eski adıyla Pançe Karagyozov Diş Teknisyenliği Meslek Lisesi'nde eğitim gördüğüm dönemde başladı. O yıllarda dişlerle ve dental üretim süreçleriyle iç içe olmak, mesleğin estetik ve teknik yönlerini yakından tanımamı sağladı. Bu sürece başlamamda annemin yönlendirmesinin de önemli bir payı olduğunu özellikle belirtmek isterim. Üniversite tercih dönemine geldiğimde aklımın bir köşesinde mimarlık fakültesi vardı; tasarım ve estetik bakış açısı beni her zaman cezbetmiştir. Ancak diş teknisyenliği temelli bir eğitimden geliyor olmam, el becerisi ve detay hassasiyeti gerektiren bir alanda zaten güçlü bir altyapı kazandığımı fark etmemi sağladı. Bu nedenle, hem teknik hem sanatsal yönümü bir arada kullanabileceğim en doğru yolun diş hekimliği olduğuna karar verdim. Bu karar doğrultusunda Üsküp Kiril ve Metodiy Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde eğitimime başladım. Geriye dönüp baktığımda, çocukluk hayalinden çok zaman içinde şekillenen; deneyim, yönlendirme ve kişisel farkındalıkla olgunlaşan bir meslek seçimi yaptığımı söyleyebilirim. Bugün mesleğimi icra ederken hissettiğim aidiyet duygusu da bu yolculuğun ne kadar doğru bir tercih olduğunu bana her gün yeniden hatırlatıyor. Çok kültürlü bir okuldan bütüncül hekimliğe Yeniden Birlik: Makedonya'da diş hekimliği eğitimi almak size neler kattı? Eğitim sisteminin farklı yönleri, hocalarınızın yaklaşımı veya o dönemdeki hasta profili, hekimlik anlayışınızı nasıl etkiledi? Dr. Dt. Fatih Rasim: Makedonya'da eğitim almak, mesleki gelişimimin yanı sıra kişisel bakış açımı da derinleştiren bir deneyim oldu. Ülkenin çok kültürlü ve çok etnikli yapısını fakülte ortamında da birebir yaşamak, farklı dillerden ve kültürlerden insanlarla iletişim kurmayı öğrenmek benim için son derece geliştiriciydi. Bu çeşitliliğin hekimlik pratiğinde empati kurma, hastayı anlama ve iletişim dili oluşturma açısından büyük bir avantaj sağladığını düşünüyorum. Hocalarımla kötü bir ilişki yaşadığımı hatırlamıyorum; ancak akademik yaklaşımın kişiden kişiye değişebileceğini hepimiz biliyoruz. Bu noktada öğrencilere en önemli tavsiyem, hocaların hem teorik bilgi birikiminden hem de klinik tecrübelerinden mümkün olan en üst düzeyde faydalanmaya çalışmalarıdır. Çünkü diş hekimliği, yalnızca kitap bilgisiyle değil, ustalık aktarımıyla gelişen bir meslek. Türkiye ile Makedonya'daki eğitim sistemleri arasında belirgin farklar olduğunu söylemek mümkün. Bu farkları birçok başlık altında toplamak mümkün olsa da, diş hekimliği gibi yoğun pratik gerektiren bir meslekte en dikkat çekici avantajlardan biri hasta yoğunluğunun sağladığı klinik deneyimdir. Kalabalık nüfusun getirdiği vaka çeşitliliği ve çalışma temposu, öğrencilerin daha erken dönemde el becerilerini geliştirmesine ve klinik özgüven kazanmasına önemli katkı sağlıyor. Bu deneyimler, hekimliğe yalnızca teknik bir meslek olarak değil; iletişim, kültürel farkındalık ve klinik sezgi gerektiren bütüncül bir disiplin olarak bakmamı sağladı. Tesadüf mü, Kader mi? Türkiye’ye Uzanan Akademik Geçiş Yeniden Birlik: Lisans eğitiminizin ardından doktora için Türkiye'yi ve özellikle Gazi Üniversitesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nı tercih ettiniz. Bu kararın arkasındaki itici güç neydi? Dr. Dt. Fatih Rasim: Türkiye'de uzmanlık süreci, tercih sıralamasına dayalı merkezi bir sistemle ilerliyor. Açık konuşmak gerekirse, ilk hedefim Restoratif Diş Tedavisi değildi; ağız, diş ve çene cerrahisi alanında uzmanlaşmak istiyordum. Hatta tercih listemde Ankara ve Ankara'daki fakülteler de yer almıyordu. Ancak Türkiye'ye geldiğim dönemde sistemde yapılan değişiklikler sonrasında elime ulaşan yerleştirme seçenekleri; restoratif diş tedavisi, radyoloji ve oral patoloji gibi bölümlerle sınırlıydı. Bu noktada, hem klinik uygulama alanının genişliği hem de mesleki üretkenliğe imkân tanıyan yapısı nedeniyle restoratif diş tedavisini seçtim. Tercihlerim arasında İstanbul ve İzmir bulunduğu için ilk olarak Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne yönlendirildim; ancak daha sonra gelişen idari süreçler sonucunda Ankara'ya ve Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı'na geçiş yaptım. Geriye dönüp baktığımda, başlangıçta planladığım bir yol olmasa da zaman içinde hem Ankara'ya hem de restoratif diş tedavisi disiplinine güçlü bir aidiyet geliştirdiğimi söyleyebilirim. Diş teknisyenliği lisesiyle başlayan, diş hekimliği eğitimiyle devam eden ve restoratif diş tedavisi doktorası ile derinleşen bu süreç için bir hocamın söylediği "çekirdekten restoratifçisin" ifadesini bugün gülümseyerek benimsediğimi söyleyebilirim. Bu yolculuk, bazen seçimlerin değil, süreçlerin insanı doğru yere taşıdığının güzel bir örneği oldu. Restoratif Diş Tedavisi: Dişi Yeniden İnşa Etmek Yeniden Birlik: Restoratif diş tedavisi... Bu biraz ağır bir isim. Halkın diliyle söylersek, sizin doktoranız tam olarak ne? Dolgu mu, estetik mi, yoksa başka bir şey? Dr. Dt. Fatih Rasim: Restoratif diş tedavisi aslında ismi teknik olsa da oldukça kapsayıcı bir alandır. Halkın diliyle anlatmak gerekirse; çürük veya madde kaybına uğramış dişleri yeniden sağlıklı, fonksiyonel ve estetik hale getirme işidir. Yani yalnızca "dolgu yapmak" değil, dişi mümkün olan en doğal formuna geri kazandırmayı hedefler. Günlük pratiğimizde çürük dişleri kompozit dolgularla tedavi eder, kanal tedavisi gerektiren dişlerde enfekte dokuyu temizledikten sonra dişin üst yapısını yeniden restore ederiz. Ön bölgede estetik beklentinin yüksek olduğu durumlarda diş aralıklarını kapatma, renklenmeleri giderme veya kırıkları onarma gibi işlemleri yine estetik kompozit materyallerle gerçekleştiririz. Arka bölgede ise ileri derecede harabiyete uğramış dişleri, dayanıklılığı artırmak amacıyla indirekt restorasyonlarla yeniden fonksiyonel hale getiririz. Ayrıca diş hekimliğinde "restoratif" kavramı, implant üstü restorasyonlarda da kullanılır; yani eksik dişlerin yerine yapılan implantların üzerine yerleştirilen estetik ve fonksiyonel üst yapılar da bu kapsamda değerlendirilir. Özetle restoratif diş tedavisi; dolgu, estetik uygulamalar ve dişin yeniden yapılandırılmasını içeren, doğal dişi korumayı ve ağız sağlığını uzun vadede sürdürülebilir kılmayı amaçlayan bütüncül bir tedavi yaklaşımıdır. Göremediğiniz yeri tedavi edemezsiniz Yeniden Birlik: Mikroskopla tedavi yapıyorsunuz. Kulağa çok bilim kurgu gibi geliyor. Normal tedaviyle mikroskoplu tedavi arasında ne fark var? Hasta olarak biz bu farkı hissedebiliyor muyuz? Dr. Dt. Fatih Rasim: Sorunuzun son kısmından başlayayım: Evet, hasta olarak bu farkı hissedebiliyorsunuz — ancak çoğu zaman bunu gerçekten anlamak için deneyimlemek gerekiyor. Mikroskopla yapılan tedaviler genellikle lastik örtü (rubber dam) izolasyonu ile birlikte uygulanır ve aslında bu ikisi modern diş hekimliğinde birbirinin tamamlayıcısıdır. İzolasyon sayesinde ağız içi daha kuru, daha steril ve daha kontrollü bir çalışma alanına dönüşür; bu da hem hasta konforunu hem de tedavi kalitesini artırır. Hastalarımdan aldığım geri bildirimler de genellikle bu yönde oluyor. Fakat tedaviye başlamadan önce bunu kelimelerle anlatmak gerçekten zor; yaşayınca fark edilen bir detay. Teknik açıdan baktığımızda ise mikroskop günümüz modern diş hekimliğinde bana göre artık bir lüks değil, gereklilik. Çok küçük, karanlık ve dar bir alanda çalışıyoruz. Böyle bir ortamda mutlak surette aydınlatma ve büyütmeye ihtiyaç duyarız. Çoğu zaman insan gözünün seçemeyeceği çatlaklar, kanallar, ara yüz boşlukları ya da sınır detaylarıyla karşılaşıyoruz. Bu noktada mikroskop devreye giriyor ve çalıştığımız bölgeyi 25-40 kata kadar büyütebiliyor. Şöyle düşünün: Bir dişi, bulunduğunuz odanın yarısı kadar büyük gördüğünüzü hayal edin. Böyle bir görüş netliğiyle yapılan bir işlemin hassasiyeti ve başarı ihtimali doğal olarak artar. Mikroskopik diş hekimliğinin temel mottosu şudur: "Göremediğiniz yeri tedavi edemezsiniz." Ben de bu anlayışla çalışıyorum. Amaç yalnızca daha büyük görmek değil; daha kontrollü, daha minimal invaziv ve daha öngörülebilir sonuçlar elde etmek. Sonuçta kazanan hem tedavinin kalitesi hem de hastanın uzun vadeli ağız sağlığı oluyor. Estetik ve sağlık kardeştir Yeniden Birlik: Estetik çok önemli günümüzde. Herkes beyaz dişler, güzel gülüşler istiyor. Sizce estetik yaptırırken dişlerin sağlığından ödün veriliyor mu? İkisini birden korumak mümkün mü? Dr. Dt. Fatih Rasim: Kesinlikle mümkün. Hatta günümüzde estetik ve sağlığı birbirinin alternatifi gibi görmek yerine, birlikte korunması gereken iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz. Bu soru çoğunlukla dişleri sağlıklı olmasına rağmen daha estetik bir gülüş isteyen hastalarımızdan geliyor. Günümüz teknolojileri ve minimal invaziv yaklaşımlar sayesinde dişlere hiç dokunmadan ya da çok küçük müdahalelerle estetik bir görünüm elde etmek mümkün. Örneğin beyazlatma uygulamaları, kompozit bonding işlemleri veya mikro düzeyde şekillendirmelerle doğal diş dokusu korunarak belirgin iyileşmeler sağlanabilir. İlk bakışta çapraşık dişlere zarar vermeden estetik bir sonuç elde edilemeyecek gibi düşünülse de, ortodontik tedavilerle dişler ideal konumlarına getirildikten sonra yapılan estetik düzenlemeler hem daha doğal hem de daha koruyucu sonuçlar verir. Bu yaklaşım, dişleri küçültmek yerine doğru konuma taşımayı hedeflediği için uzun vadede çok daha sağlıklıdır. Burada en kritik nokta doğru planlamadır. Hastanın beklentileri, diş eti sağlığı, yüz yapısı, dudak desteği ve fonksiyonel kapanış ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir. Estetik yalnızca beyaz ve düzgün dişler demek değildir; doğal görünüm, yüzle uyum ve fonksiyonun korunması da bu bütünün parçalarıdır. Hekim tarafından planlanan sürece sadık kalındığında ve koruyucu yaklaşımlar önceliklendirildiğinde, hem sağlığı hem estetiği koruyan sonuçlara ulaşmak günümüz diş hekimliğinde rahatlıkla mümkündür. Amaç "yapılmış gibi duran" değil, sağlıklı, doğal ve uzun ömürlü bir gülüş tasarlamaktır. Kongreler: Bilginin Zekâtı Yeniden Birlik: Geçenlerde Genç Diş Hekimleri Derneği'nin bir kongresine katıldınız. Kongre deyince akla hemen kalabalık salonlar, uzun sunumlar geliyor. Bu organizasyonlar sizin için neyi ifade ediyor? Makedonya'da kongre düzenleme gibi planlarınız var mı? Dr. Dt. Fatih Rasim: Kongreler dışarıdan bakıldığında kalabalık salonlar ve uzun sunumlar gibi görünebilir; ancak benim için çok daha anlamlı bir yere sahipler. Hem doktora sürecimde hem de yaklaşık 2,5 yıl Başkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştığım dönemde beni en çok tatmin eden şey, öğrencilere bildiklerimi aktarmak ve pratikte nasıl uygulandığını göstermekti. Bizde "bilginin zekâtını vermek" diye güzel bir ifade vardır; kongreler, düzenlediğim eğitimler ve pratik kurslara da öncelikle bu gözle bakıyorum. Aynı zamanda her kongre benim için yoğun bir güncel literatür taraması ve yeni yaklaşımları takip etme süreci anlamına geliyor. Böylece hem kendimi sürekli güncel tutuyorum hem de özellikle genç meslektaşlarımla güncel bilgileri paylaşma fırsatı buluyorum. Geçtiğimiz aylarda Kalkandelen'de düzenlenen uluslararası bir sempozyuma davetli konuşmacı olarak katıldım. Öncesinde Kosova ve Arnavutluk'ta pratik kurslar düzenleme fırsatım oldu. Balkan coğrafyasında ve özellikle Makedonya'da aktif olmayı gerçekten önemsiyorum ve dönem dönem bu yönde girişimlerde bulunuyorum. Elbette bu tür organizasyonlar çok paydaşlı ve planlama gerektiren süreçler; uygun şartların oluşması gerekiyor. Yine de inanıyorum ki yakın zamanda güzel projelerle memleketimde daha aktif şekilde yer alacak ve mesleki paylaşımı uluslararası ölçekte sürdürmeye devam edeceğim. Epsilon: Mükemmele En Yakın Değer Yeniden Birlik: Epsilon Dental Clinic... Çok ilgi çekici isim. Bu ismi nasıl buldunuz? Bir hikayesi var mı? Dr. Dt. Fatih Rasim: Epsilon Dental Clinic bizim için çok yeni, heyecan verici ve aynı zamanda kişisel anlam taşıyan bir proje. Eşim Dr. Hilal Rasim ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu klinik fikri netleştiğinde, ilk yaptığımız şeylerden biri marka ismini belirlemek oldu. Zamanımız oldukça kısıtlıydı ve doğru ismin kliniğin ruhunu yansıtacağına inanıyorduk. İlginçtir, "epsilon" kelimesini ilk kez bir dizide duydum. Kelime kulağımda güçlü ve sade bir etki bıraktı. Daha sonra matematikteki anlamına baktığımda kararımız netleşti. Matematikte epsilon (ε), sıfıra en yakın değer olarak ifade edilir; başka bir deyişle mükemmele en yakın yaklaşımı temsil eder. Biz de diş hekimliğinde yaptığımız işi "mükemmele en yakın değer" anlayışıyla gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Günümüz diş hekimliği, özellikle dijital sistemlerle çalışırken matematiksel verilerin hassasiyetine dayanır; bazen mikron düzeyinde ölçümler ve hesaplamalar yaparız. Bu nedenle "epsilon", hem bilimsel hassasiyeti hem de kusursuza en yakın sonucu hedefleyen yaklaşımımızı simgeleyen güçlü bir metafor haline geldi. Kısacası Epsilon Dental Clinic ismi; bilimsel doğruluk, dijital hassasiyet ve mükemmele en yakın sonucu sunma hedefimizi yansıtan bir kimlik ifadesidir. Bu isim, yalnızca bir marka değil, aynı zamanda çalışma felsefemizi anlatan bir söz gibi. Büyümek değil, gelişmek önemli Yeniden Birlik: Gelecek için planlarınız neler? Daha büyük bir klinik, daha fazla cihaz, belki yurt dışında bir şeyler? Makedonya hayalleri var mı? Dr. Dt. Fatih Rasim: Gelecek hedefimiz daha büyük bir klinikten ziyade, daha güçlü bir vizyon inşa etmek. Zaman ne gösterir bilemeyiz; ancak fiziksel büyüklükten çok, daha donanımlı, teknolojik altyapısı güçlü ve hastalarımıza üst düzey konfor sunan bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz. Dijital teknolojiler, minimal invaziv yaklaşımlar ve estetik diş hekimliğinde referans noktası olabilecek bir merkez oluşturmak temel amacımız. Yurt dışı bağlantıları ve mesleki iş birlikleri de bu vizyonun doğal bir parçası. Eğer ileride yeni bir klinik projesi hayata geçecekse, bunun Makedonya'da olmasını özellikle isterim. Şimdilik eğitimler aracılığıyla memleketime katkı sunmaya çalışıyorum; ancak uygun şartlar oluştuğunda, pratik anlamda da insanlarına tedavi hizmeti sunmak benim için çok kıymetli olur. Gençlere tavsiyeler: Sevgi, özen ve ufuk Yeniden Birlik: Son olarak... Diş hekimi olmayı düşünen gençler var aramızda. Ya da Makedonya'dan gelip burada okumak isteyenler. Onlara ne söylemek istersiniz? Dr. Dt. Fatih Rasim: Klasik ve klişe gibi gelebilir ama ister diş hekimliği ister başka bir meslek olsun, gençlere öncelikle yaptıkları işi gerçekten severek ve hatta daha da önemlisi özenerek yapmalarını öneririm. Akademik sürecimde diş hekimliğini yeni kazanmış birçok öğrenciyle sohbet etme ve onları gözlemleme fırsatım oldu. Özellikle Türkiye'deki sınav sistemi nedeniyle yalnızca puanı yettiği için bu bölümü tercih eden, ancak süreç içinde meslekte kendini bulamayan ve zamanla işi sevmeden, özensiz çalışmak zorunda kalan meslektaşlarla karşılaştım. Bir meslek, yalnızca geçim kaynağı değil; insanın kendine ve yaptığı işe duyduğu saygının bir yansımasıdır. Makedonya'dan gelip burada okumak isteyen öğrenciler için ise şunu söyleyebilirim: Türkiye'de oldukça yoğun ve disiplinli bir eğitim süreciyle karşılaşacaklar. Bu süreç zorlayıcı olsa da, mesleki donanım açısından çok güçlü bir temel kazandırdığı da kesin. Bu nedenle burada eğitim almayı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Fakülte ya da branş fark etmeksizin tüm üniversite öğrencilerine özellikle önereceğim konu ise eğitim hayatları boyunca en az bir ya da iki dönem farklı ülkelerde değişim programlarına katılmalarıdır. Erasmus Programme gibi uluslararası deneyimler, genç bir bireyin bakış açısını genişleten, özgüvenini artıran ve hayat boyu etkisini sürdüren kazanımlar sağlar. Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. H.Gina
Balkanlar’ın kalbi Üsküp’te temelleri atılan bir kariyer, bugün Türkiye’de restoratif diş tedavisinin en güncel teknikleriyle buluşuyor. Eğitim hayatına Üsküp Kiril ve Metodiy Üniversitesi’nde başlayan ve diş teknisyenliği lisesinden gelen "mutfak" tecrübesini akademik başarıyla taçlandıran Dr. Dt. Fatih Rasim, mesleki serüvenini Haber Sitemize verdiği bu özel mülakatta paylaştı.

Ankara Gazi Üniversitesi’ndeki uzmanlık sürecinden Epsilon Dental Clinic’in kuruluş felsefesine kadar pek çok konuya değinen Rasim, hekimliği sadece teknik bir uygulama değil, bir aktarım sanatı olarak görüyor. Özellikle kongre ve eğitimlere olan tutkusunu "bilginin zekâtını vermek" olarak tanımlayan hekimimizle; mikroskopik diş hekimliğinin detaylarını, estetik ve sağlığın kardeşliğini ve Üsküp’ten Ankara’ya uzanan bu ilham verici köprüyü satırlara döktük.

Üsküp’ten Yükselen Bir Hekimlik Anlayışı

Yeniden Birlik:  Diş hekimliği kariyerinizin ilk adımı Üsküp Kiril ve Metodiy Üniversitesi'nde başlıyor. Bu tercihin ardında nasıl bir motivasyon vardı? Hekimlik fikri çocukluktan gelen bir hayal miydi, yoksa zamanla şekillenen bir karar mı?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Öncelikle bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Aslında bu yolculuğun temelleri lise yıllarıma kadar uzanıyor. Diş hekimliğiyle ilk temasım, eski adıyla Pançe Karagyozov Diş Teknisyenliği Meslek Lisesi'nde eğitim gördüğüm dönemde başladı. O yıllarda dişlerle ve dental üretim süreçleriyle iç içe olmak, mesleğin estetik ve teknik yönlerini yakından tanımamı sağladı. Bu sürece başlamamda annemin yönlendirmesinin de önemli bir payı olduğunu özellikle belirtmek isterim.

Üniversite tercih dönemine geldiğimde aklımın bir köşesinde mimarlık fakültesi vardı; tasarım ve estetik bakış açısı beni her zaman cezbetmiştir. Ancak diş teknisyenliği temelli bir eğitimden geliyor olmam, el becerisi ve detay hassasiyeti gerektiren bir alanda zaten güçlü bir altyapı kazandığımı fark etmemi sağladı. Bu nedenle, hem teknik hem sanatsal yönümü bir arada kullanabileceğim en doğru yolun diş hekimliği olduğuna karar verdim.

Bu karar doğrultusunda Üsküp Kiril ve Metodiy Üniversitesi  Diş Hekimliği Fakültesi’nde eğitimime başladım. Geriye dönüp baktığımda, çocukluk hayalinden çok zaman içinde şekillenen; deneyim, yönlendirme ve kişisel farkındalıkla olgunlaşan bir meslek seçimi yaptığımı söyleyebilirim. Bugün mesleğimi icra ederken hissettiğim aidiyet duygusu da bu yolculuğun ne kadar doğru bir tercih olduğunu bana her gün yeniden hatırlatıyor.

Çok kültürlü bir okuldan bütüncül hekimliğe

Yeniden Birlik: Makedonya'da diş hekimliği eğitimi almak size neler kattı? Eğitim sisteminin farklı yönleri, hocalarınızın yaklaşımı veya o dönemdeki hasta profili, hekimlik anlayışınızı nasıl etkiledi?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Makedonya'da eğitim almak, mesleki gelişimimin yanı sıra kişisel bakış açımı da derinleştiren bir deneyim oldu. Ülkenin çok kültürlü ve çok etnikli yapısını fakülte ortamında da birebir yaşamak, farklı dillerden ve kültürlerden insanlarla iletişim kurmayı öğrenmek benim için son derece geliştiriciydi. Bu çeşitliliğin hekimlik pratiğinde empati kurma, hastayı anlama ve iletişim dili oluşturma açısından büyük bir avantaj sağladığını düşünüyorum.

Hocalarımla kötü bir ilişki yaşadığımı hatırlamıyorum; ancak akademik yaklaşımın kişiden kişiye değişebileceğini hepimiz biliyoruz. Bu noktada öğrencilere en önemli tavsiyem, hocaların hem teorik bilgi birikiminden hem de klinik tecrübelerinden mümkün olan en üst düzeyde faydalanmaya çalışmalarıdır. Çünkü diş hekimliği, yalnızca kitap bilgisiyle değil, ustalık aktarımıyla gelişen bir meslek.

Türkiye ile Makedonya'daki eğitim sistemleri arasında belirgin farklar olduğunu söylemek mümkün. Bu farkları birçok başlık altında toplamak mümkün olsa da, diş hekimliği gibi yoğun pratik gerektiren bir meslekte en dikkat çekici avantajlardan biri hasta yoğunluğunun sağladığı klinik deneyimdir. Kalabalık nüfusun getirdiği vaka çeşitliliği ve çalışma temposu, öğrencilerin daha erken dönemde el becerilerini geliştirmesine ve klinik özgüven kazanmasına önemli katkı sağlıyor.

Bu deneyimler, hekimliğe yalnızca teknik bir meslek olarak değil; iletişim, kültürel farkındalık ve klinik sezgi gerektiren bütüncül bir disiplin olarak bakmamı sağladı.

Tesadüf mü, Kader mi? Türkiye’ye Uzanan Akademik Geçiş

Yeniden Birlik: Lisans eğitiminizin ardından doktora için Türkiye'yi ve özellikle Gazi Üniversitesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nı tercih ettiniz. Bu kararın arkasındaki itici güç neydi?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Türkiye'de uzmanlık süreci, tercih sıralamasına dayalı merkezi bir sistemle ilerliyor. Açık konuşmak gerekirse, ilk hedefim Restoratif Diş Tedavisi değildi; ağız, diş ve çene cerrahisi alanında uzmanlaşmak istiyordum. Hatta tercih listemde Ankara ve Ankara'daki fakülteler de yer almıyordu. Ancak Türkiye'ye geldiğim dönemde sistemde yapılan değişiklikler sonrasında elime ulaşan yerleştirme seçenekleri; restoratif diş tedavisi, radyoloji ve oral patoloji gibi bölümlerle sınırlıydı. Bu noktada, hem klinik uygulama alanının genişliği hem de mesleki üretkenliğe imkân tanıyan yapısı nedeniyle restoratif diş tedavisini seçtim.

Tercihlerim arasında İstanbul ve İzmir bulunduğu için ilk olarak Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne yönlendirildim; ancak daha sonra gelişen idari süreçler sonucunda Ankara'ya ve Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı'na geçiş yaptım.

Geriye dönüp baktığımda, başlangıçta planladığım bir yol olmasa da zaman içinde hem Ankara'ya hem de restoratif diş tedavisi disiplinine güçlü bir aidiyet geliştirdiğimi söyleyebilirim. Diş teknisyenliği lisesiyle başlayan, diş hekimliği eğitimiyle devam eden ve restoratif diş tedavisi doktorası ile derinleşen bu süreç için bir hocamın söylediği "çekirdekten restoratifçisin" ifadesini bugün gülümseyerek benimsediğimi söyleyebilirim. Bu yolculuk, bazen seçimlerin değil, süreçlerin insanı doğru yere taşıdığının güzel bir örneği oldu.

Restoratif Diş Tedavisi: Dişi Yeniden İnşa Etmek

Yeniden Birlik: Restoratif diş tedavisi... Bu biraz ağır bir isim. Halkın diliyle söylersek, sizin doktoranız tam olarak ne? Dolgu mu, estetik mi, yoksa başka bir şey?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Restoratif diş tedavisi aslında ismi teknik olsa da oldukça kapsayıcı bir alandır. Halkın diliyle anlatmak gerekirse; çürük veya madde kaybına uğramış dişleri yeniden sağlıklı, fonksiyonel ve estetik hale getirme işidir. Yani yalnızca "dolgu yapmak" değil, dişi mümkün olan en doğal formuna geri kazandırmayı hedefler.

Günlük pratiğimizde çürük dişleri kompozit dolgularla tedavi eder, kanal tedavisi gerektiren dişlerde enfekte dokuyu temizledikten sonra dişin üst yapısını yeniden restore ederiz. Ön bölgede estetik beklentinin yüksek olduğu durumlarda diş aralıklarını kapatma, renklenmeleri giderme veya kırıkları onarma gibi işlemleri yine estetik kompozit materyallerle gerçekleştiririz. Arka bölgede ise ileri derecede harabiyete uğramış dişleri, dayanıklılığı artırmak amacıyla indirekt restorasyonlarla yeniden fonksiyonel hale getiririz.

Ayrıca diş hekimliğinde "restoratif" kavramı, implant üstü restorasyonlarda da kullanılır; yani eksik dişlerin yerine yapılan implantların üzerine yerleştirilen estetik ve fonksiyonel üst yapılar da bu kapsamda değerlendirilir.

Özetle restoratif diş tedavisi; dolgu, estetik uygulamalar ve dişin yeniden yapılandırılmasını içeren, doğal dişi korumayı ve ağız sağlığını uzun vadede sürdürülebilir kılmayı amaçlayan bütüncül bir tedavi yaklaşımıdır.

Göremediğiniz yeri tedavi edemezsiniz

Yeniden Birlik: Mikroskopla tedavi yapıyorsunuz. Kulağa çok bilim kurgu gibi geliyor. Normal tedaviyle mikroskoplu tedavi arasında ne fark var? Hasta olarak biz bu farkı hissedebiliyor muyuz?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Sorunuzun son kısmından başlayayım: Evet, hasta olarak bu farkı hissedebiliyorsunuz — ancak çoğu zaman bunu gerçekten anlamak için deneyimlemek gerekiyor. Mikroskopla yapılan tedaviler genellikle lastik örtü (rubber dam) izolasyonu ile birlikte uygulanır ve aslında bu ikisi modern diş hekimliğinde birbirinin tamamlayıcısıdır. İzolasyon sayesinde ağız içi daha kuru, daha steril ve daha kontrollü bir çalışma alanına dönüşür; bu da hem hasta konforunu hem de tedavi kalitesini artırır. Hastalarımdan aldığım geri bildirimler de genellikle bu yönde oluyor. Fakat tedaviye başlamadan önce bunu kelimelerle anlatmak gerçekten zor; yaşayınca fark edilen bir detay.

Teknik açıdan baktığımızda ise mikroskop günümüz modern diş hekimliğinde bana göre artık bir lüks değil, gereklilik. Çok küçük, karanlık ve dar bir alanda çalışıyoruz. Böyle bir ortamda mutlak surette aydınlatma ve büyütmeye ihtiyaç duyarız. Çoğu zaman insan gözünün seçemeyeceği çatlaklar, kanallar, ara yüz boşlukları ya da sınır detaylarıyla karşılaşıyoruz. Bu noktada mikroskop devreye giriyor ve çalıştığımız bölgeyi 25-40 kata kadar büyütebiliyor. Şöyle düşünün: Bir dişi, bulunduğunuz odanın yarısı kadar büyük gördüğünüzü hayal edin. Böyle bir görüş netliğiyle yapılan bir işlemin hassasiyeti ve başarı ihtimali doğal olarak artar.

Mikroskopik diş hekimliğinin temel mottosu şudur: "Göremediğiniz yeri tedavi edemezsiniz." Ben de bu anlayışla çalışıyorum. Amaç yalnızca daha büyük görmek değil; daha kontrollü, daha minimal invaziv ve daha öngörülebilir sonuçlar elde etmek. Sonuçta kazanan hem tedavinin kalitesi hem de hastanın uzun vadeli ağız sağlığı oluyor.

Estetik ve sağlık kardeştir

Yeniden Birlik:  Estetik çok önemli günümüzde. Herkes beyaz dişler, güzel gülüşler istiyor. Sizce estetik yaptırırken dişlerin sağlığından ödün veriliyor mu? İkisini birden korumak mümkün mü?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Kesinlikle mümkün. Hatta günümüzde estetik ve sağlığı birbirinin alternatifi gibi görmek yerine, birlikte korunması gereken iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz. Bu soru çoğunlukla dişleri sağlıklı olmasına rağmen daha estetik bir gülüş isteyen hastalarımızdan geliyor.

Günümüz teknolojileri ve minimal invaziv yaklaşımlar sayesinde dişlere hiç dokunmadan ya da çok küçük müdahalelerle estetik bir görünüm elde etmek mümkün. Örneğin beyazlatma uygulamaları, kompozit bonding işlemleri veya mikro düzeyde şekillendirmelerle doğal diş dokusu korunarak belirgin iyileşmeler sağlanabilir.

İlk bakışta çapraşık dişlere zarar vermeden estetik bir sonuç elde edilemeyecek gibi düşünülse de, ortodontik tedavilerle dişler ideal konumlarına getirildikten sonra yapılan estetik düzenlemeler hem daha doğal hem de daha koruyucu sonuçlar verir. Bu yaklaşım, dişleri küçültmek yerine doğru konuma taşımayı hedeflediği için uzun vadede çok daha sağlıklıdır.

Burada en kritik nokta doğru planlamadır. Hastanın beklentileri, diş eti sağlığı, yüz yapısı, dudak desteği ve fonksiyonel kapanış ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir. Estetik yalnızca beyaz ve düzgün dişler demek değildir; doğal görünüm, yüzle uyum ve fonksiyonun korunması da bu bütünün parçalarıdır.

Hekim tarafından planlanan sürece sadık kalındığında ve koruyucu yaklaşımlar önceliklendirildiğinde, hem sağlığı hem estetiği koruyan sonuçlara ulaşmak günümüz diş hekimliğinde rahatlıkla mümkündür. Amaç "yapılmış gibi duran" değil, sağlıklı, doğal ve uzun ömürlü bir gülüş tasarlamaktır.

Kongreler: Bilginin Zekâtı

Yeniden Birlik: Geçenlerde Genç Diş Hekimleri Derneği'nin bir kongresine katıldınız. Kongre deyince akla hemen kalabalık salonlar, uzun sunumlar geliyor. Bu organizasyonlar sizin için neyi ifade ediyor? Makedonya'da kongre düzenleme gibi planlarınız var mı?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Kongreler dışarıdan bakıldığında kalabalık salonlar ve uzun sunumlar gibi görünebilir; ancak benim için çok daha anlamlı bir yere sahipler. Hem doktora sürecimde hem de yaklaşık 2,5 yıl Başkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştığım dönemde beni en çok tatmin eden şey, öğrencilere bildiklerimi aktarmak ve pratikte nasıl uygulandığını göstermekti. Bizde "bilginin zekâtını vermek" diye güzel bir ifade vardır; kongreler, düzenlediğim eğitimler ve pratik kurslara da öncelikle bu gözle bakıyorum.

Aynı zamanda her kongre benim için yoğun bir güncel literatür taraması ve yeni yaklaşımları takip etme süreci anlamına geliyor. Böylece hem kendimi sürekli güncel tutuyorum hem de özellikle genç meslektaşlarımla güncel bilgileri paylaşma fırsatı buluyorum.

Geçtiğimiz aylarda Kalkandelen'de düzenlenen uluslararası bir sempozyuma davetli konuşmacı olarak katıldım. Öncesinde Kosova ve Arnavutluk'ta pratik kurslar düzenleme fırsatım oldu. Balkan coğrafyasında ve özellikle Makedonya'da aktif olmayı gerçekten önemsiyorum ve dönem dönem bu yönde girişimlerde bulunuyorum. Elbette bu tür organizasyonlar çok paydaşlı ve planlama gerektiren süreçler; uygun şartların oluşması gerekiyor.

Yine de inanıyorum ki yakın zamanda güzel projelerle memleketimde daha aktif şekilde yer alacak ve mesleki paylaşımı uluslararası ölçekte sürdürmeye devam edeceğim.

Epsilon: Mükemmele En Yakın Değer

Yeniden Birlik: Epsilon Dental Clinic... Çok ilgi çekici isim. Bu ismi nasıl buldunuz? Bir hikayesi var mı?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Epsilon Dental Clinic bizim için çok yeni, heyecan verici ve aynı zamanda kişisel anlam taşıyan bir proje. Eşim Dr. Hilal Rasim ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu klinik fikri netleştiğinde, ilk yaptığımız şeylerden biri marka ismini belirlemek oldu. Zamanımız oldukça kısıtlıydı ve doğru ismin kliniğin ruhunu yansıtacağına inanıyorduk.

İlginçtir, "epsilon" kelimesini ilk kez bir dizide duydum. Kelime kulağımda güçlü ve sade bir etki bıraktı. Daha sonra matematikteki anlamına baktığımda kararımız netleşti. Matematikte epsilon (ε), sıfıra en yakın değer olarak ifade edilir; başka bir deyişle mükemmele en yakın yaklaşımı temsil eder.

Biz de diş hekimliğinde yaptığımız işi "mükemmele en yakın değer" anlayışıyla gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Günümüz diş hekimliği, özellikle dijital sistemlerle çalışırken matematiksel verilerin hassasiyetine dayanır; bazen mikron düzeyinde ölçümler ve hesaplamalar yaparız. Bu nedenle "epsilon", hem bilimsel hassasiyeti hem de kusursuza en yakın sonucu hedefleyen yaklaşımımızı simgeleyen güçlü bir metafor haline geldi.

Kısacası Epsilon Dental Clinic ismi; bilimsel doğruluk, dijital hassasiyet ve mükemmele en yakın sonucu sunma hedefimizi yansıtan bir kimlik ifadesidir. Bu isim, yalnızca bir marka değil, aynı zamanda çalışma felsefemizi anlatan bir söz gibi.

Büyümek değil, gelişmek önemli

Yeniden Birlik: Gelecek için planlarınız neler? Daha büyük bir klinik, daha fazla cihaz, belki yurt dışında bir şeyler? Makedonya hayalleri var mı?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Gelecek hedefimiz daha büyük bir klinikten ziyade, daha güçlü bir vizyon inşa etmek. Zaman ne gösterir bilemeyiz; ancak fiziksel büyüklükten çok, daha donanımlı, teknolojik altyapısı güçlü ve hastalarımıza üst düzey konfor sunan bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz. Dijital teknolojiler, minimal invaziv yaklaşımlar ve estetik diş hekimliğinde referans noktası olabilecek bir merkez oluşturmak temel amacımız.

Yurt dışı bağlantıları ve mesleki iş birlikleri de bu vizyonun doğal bir parçası. Eğer ileride yeni bir klinik projesi hayata geçecekse, bunun Makedonya'da olmasını özellikle isterim. Şimdilik eğitimler aracılığıyla memleketime katkı sunmaya çalışıyorum; ancak uygun şartlar oluştuğunda, pratik anlamda da insanlarına tedavi hizmeti sunmak benim için çok kıymetli olur.

Gençlere tavsiyeler: Sevgi, özen ve ufuk

Yeniden Birlik: Son olarak... Diş hekimi olmayı düşünen gençler var aramızda. Ya da Makedonya'dan gelip burada okumak isteyenler. Onlara ne söylemek istersiniz?

Dr. Dt. Fatih Rasim: Klasik ve klişe gibi gelebilir ama ister diş hekimliği ister başka bir meslek olsun, gençlere öncelikle yaptıkları işi gerçekten severek ve hatta daha da önemlisi özenerek yapmalarını öneririm. Akademik sürecimde diş hekimliğini yeni kazanmış birçok öğrenciyle sohbet etme ve onları gözlemleme fırsatım oldu. Özellikle Türkiye'deki sınav sistemi nedeniyle yalnızca puanı yettiği için bu bölümü tercih eden, ancak süreç içinde meslekte kendini bulamayan ve zamanla işi sevmeden, özensiz çalışmak zorunda kalan meslektaşlarla karşılaştım. Bir meslek, yalnızca geçim kaynağı değil; insanın kendine ve yaptığı işe duyduğu saygının bir yansımasıdır.

Makedonya'dan gelip burada okumak isteyen öğrenciler için ise şunu söyleyebilirim: Türkiye'de oldukça yoğun ve disiplinli bir eğitim süreciyle karşılaşacaklar. Bu süreç zorlayıcı olsa da, mesleki donanım açısından çok güçlü bir temel kazandırdığı da kesin. Bu nedenle burada eğitim almayı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Fakülte ya da branş fark etmeksizin tüm üniversite öğrencilerine özellikle önereceğim konu ise eğitim hayatları boyunca en az bir ya da iki dönem farklı ülkelerde değişim programlarına katılmalarıdır. Erasmus Programme gibi uluslararası deneyimler, genç bir bireyin bakış açısını genişleten, özgüvenini artıran ve hayat boyu etkisini sürdüren kazanımlar sağlar.

Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim.

H.Gina

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.