Avni Abdullah: "Gazetecilik zevkti, şimdi yalnızlık"

Kuzey Makedonya 1084+ kez okundu.
 

Avni Abdullah: "Gazetecilik zevkti, şimdi yalnızlık"

Makedonya Türk medyasının yaşayan hafızası Avni Abdullah, geçmişin güçlü Birlik ruhunu ve bugünün dağınık yapısını değerlendirerek çözümü kurumsallaşmada görüyor.
Makedonya Türk medyasının yaşayan hafızası olarak bilinen duayen gazeteci Avni Abdullah, yıllar sonra memleketine yaptığı ziyarette Balkan Türk basınının dününü ve bugününü yeniden masaya yatırıyor. Onun anlattıkları, sadece bir gazetecinin geçmişi değil; bir toplumun hafızası, Türkçe’nin Balkanlardaki direnişi ve kültürel varoluş mücadelesi… Bugünün dağınık ve destekten yoksun medya ortamını “yalnızlık” kelimesiyle tarif eden Abdullah, geçmişte Birlik Gazetesi’nin üstlendiği büyük rolü hatırlatırken bir uyarıda bulunuyor: “Çağ değişti ama sorumluluk değişmedi; Türk medyasını yaşatmak istiyorsak enstitüleşmekten başka çare yok.” Köy yollarından gazete odalarına taşınan sorunlar, yumurtayla ödenen abonelikler, aydınların bir araya geldiği kültür buluşmaları… Abdullah’ın hafızası, Makedonya Türk basınının altın yıllarına doğru kapıları aralıyor. Bugün ise aynı yolculuk, genç gazetecilerin omuzlarında, daha zorlu ve daha yalnız bir şekilde sürüyor. Gazeteciliğin “Zevk” olduğu yıllar Abdullah, gazeteciliğin insana büyük bir haz ve olgunluk verdiğini anlatıyor. Ona göre mesleğin en güzel tarafı, toplumun dertlerine çözüm bulmak ve bu sorunları dile getirebilmekti. Gazetecilik, onun için sadece bir meslek değil; halkın sesi olmak, sorumluluk üstlenmek ve toplumsal iyiliğe katkı sunmak demekti. “Gazeteci olmak müthiş bir zevktir. Bazı dertleri anlatabilmek, çözüm bulmak insanı olgunlaştırır; Allah katında da makbuldür.” sözleri, bu tutkunun özeti niteliğinde. Birlik Gazetesinin altın dönemi Abdullah’a göre Birlik Gazetesi’nin geçmişi, Makedonya Türk toplumunun en örgütlü ve birlik içinde olduğu dönemlerden biriydi. Gazeteler farklı dillerde yayımlansa da toplumun bütünlüğü korunuyordu. Gazete, yalnızca haber aktarmıyor; toplumun sorunlarını görünür kılıyor, ilgili kurumların harekete geçmesine vesile oluyordu. Bu nedenle Birlik, bir medya organından çok daha fazlası olarak görülüyordu. Gazetecilik bir toplumsal hizmetti O dönemde gazetecilik, masa başında yazı yazmaktan ibaret değildi. Gazeteciler köylere, okullara gider; öğretmenleri, aileleri, öğrencileri dinler; onların ihtiyaçlarını rapor ederdi. Birlik gazetesi, toplumun adeta nabzını tutan bir yapıydı. Öğretmenlerin köylerden gazeteye gelip dertlerini anlatması, Birlik’in halk için nasıl bir merkez hâline geldiğinin önemli bir göstergesiydi. Gazete ekibi, topladığı sorunları daha sonra toplumun etkili kurumlarına taşıyarak çözüm yolları arardı. Bu işleyiş, Birlik’i gerçek anlamda bir toplumsal enstitüye dönüştürmüştü. Bir gazeteden fazlası: Mektep, akademi, kültür ocağı Birlik Gazetesi, Türkçe’nin doğru kullanılması konusunda da bir okul işlevi görüyordu. Dönemin önemli aydınlarından Necati Zekeriya, gazetenin başyazarı olarak büyük bir kültürel rehberlik üstlenmişti. Abdullah, ayrıca Süreyya Yusuf’un gazetecileri Öz Türkçe kullanmaya teşvik ettiğini, Arapça kökenli kelimeleri bilinçli olarak tercih etmediklerini anlatıyor. Bu yaklaşım, Türkçe’nin Balkanlarda temiz ve güçlü bir şekilde yaşamasına katkı sundu. Gazete yalnızca kültürel değil, sosyal bir merkezdi de. Tiyatrodan spor faaliyetlerine, toplantılardan güzellik yarışmalarına kadar geniş bir toplumsal etkileşim alanı yaratıyordu. Birlik’in düzenlediği etkinlikler, Türk toplumunu bir araya getiren önemli buluşmalardı. Halk, gazeteye büyük bir aidiyet hissi duyuyor; hatta gazete bedeli kimi zaman parayla, kimi zaman yumurta gibi küçük hediyelerle ödeniyordu. Bu, halkın gazeteye olan bağlılığının en sıcak örneklerindendi. Bugün: Yalnızlaşan gazeteciler ve gençlerin omzundaki yük Abdullah, günümüzde gazetecilerin daha yalnız olduğunu ifade ediyor. Toplumsal dayanışma zayıflamış; medya kurumları da eski gücünü kaybetmiş durumda. Genç gazetecilerin omzuna fazla yük bindirildiğini düşünüyor: Tecrübe eksikliğiyle birlikte, maddi ve kurumsal destek yetersizliği onları zor bir konuma itiyor. Teknoloji hızla gelişmiş olsa da Abdullah’a göre gazetecilik hâlâ insanın aklı, yeteneği ve yorum gücüyle yürüyen bir meslek. “İyi gazeteciyi ne yapay zekâ ne de makineler geçebilir.” cümlesi, mesleğin özünü tanımlayan en çarpıcı ifadelerden biri. Medyanın sorunları: Toplumsal sorunların yansıması Abdullah’a göre Makedonya’daki Türk medyasının yaşadığı zorluklar, aslında toplumun yaşadığı genel sıkıntıların doğal bir yansıması. Her topluluk, kendi iç menfaatlerine odaklanırken, nüfus olarak azınlıkta olan Türkler daha fazla baskı altında kalıyor. Bu nedenle Türk medyası da hem finansal hem kurumsal hem de kadro bakımından zorlanıyor. Devletin tüm unsurlarıyla kapsayıcı bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini belirten Abdullah, Makedonya’nın yalnızca Makedonlardan değil; Türkler, Arnavutlar ve diğer topluluklardan oluştuğunu vurguluyor. Çözüm: Enstitüleşmiş bir Türkçe Medya yapılanması Abdullah’ın geleceğe dair en net çözüm önerisi, güçlü ve profesyonel bir Türkçe medya enstitüsü kurulması. Şehir merkezinde yer alacak, 30–40 kişilik kadrosu bulunan, başyazarı ve uzman ekipleriyle çalışan bu enstitü, hem Makedonya’nın hem Türkiye’nin desteğiyle sürdürülebilir bir yapı hâline gelebilir. Bu enstitü, genç gazetecilerin yetişmesini sağlayacak; Türkçe’nin doğru kullanımını koruyacak; toplumla devlet arasında bir iletişim köprüsü kuracak. Türkiye ile Makedonya arasında köprü kurma görevi Avni Abdullah, Türkçe medyanın bir diğer önemli misyonunu da iki ülke arasında bağ kurmak olarak görüyor. Türkiye ile Makedonya’nın yakınlaşması, hem kültürel hem ekonomik hem de toplumsal anlamda ortak faydalar sağlayacaktır. “Türkiye ile Makedonya’yı yakınlaştırmak, bizim de kârımız olur.” sözleri, bu bakışın özetidir. Sonuç: Gazeteciliğin ruhu hâlâ aynı Avni Abdullah’ın anlattıkları, geçmişin romantik bir özlemi değil; Türkçe medyanın bugünkü konumu ve geleceği için gerçekçi bir rehber niteliğinde. Gazeteciliğin kökleri değişmese de, şartlar değişmiştir. Ancak bir gerçek sabittir: Toplumun sesi olmak, sorunları dile getirmek ve Türkçe’yi yaşatmak… Makedonya Türk medyasının geleceği, güçlü bir kurumsallaşma adımına bağlı görünmektedir: Enstitüleşmek şart. H.Gina    
Makedonya Türk medyasının yaşayan hafızası Avni Abdullah, geçmişin güçlü Birlik ruhunu ve bugünün dağınık yapısını değerlendirerek çözümü kurumsallaşmada görüyor.

Makedonya Türk medyasının yaşayan hafızası olarak bilinen duayen gazeteci Avni Abdullah, yıllar sonra memleketine yaptığı ziyarette Balkan Türk basınının dününü ve bugününü yeniden masaya yatırıyor. Onun anlattıkları, sadece bir gazetecinin geçmişi değil; bir toplumun hafızası, Türkçe’nin Balkanlardaki direnişi ve kültürel varoluş mücadelesi…

Bugünün dağınık ve destekten yoksun medya ortamını “yalnızlık” kelimesiyle tarif eden Abdullah, geçmişte Birlik Gazetesi’nin üstlendiği büyük rolü hatırlatırken bir uyarıda bulunuyor:
“Çağ değişti ama sorumluluk değişmedi; Türk medyasını yaşatmak istiyorsak enstitüleşmekten başka çare yok.”

Köy yollarından gazete odalarına taşınan sorunlar, yumurtayla ödenen abonelikler, aydınların bir araya geldiği kültür buluşmaları… Abdullah’ın hafızası, Makedonya Türk basınının altın yıllarına doğru kapıları aralıyor.

Bugün ise aynı yolculuk, genç gazetecilerin omuzlarında, daha zorlu ve daha yalnız bir şekilde sürüyor.

Gazeteciliğin “Zevk” olduğu yıllar

Abdullah, gazeteciliğin insana büyük bir haz ve olgunluk verdiğini anlatıyor. Ona göre mesleğin en güzel tarafı, toplumun dertlerine çözüm bulmak ve bu sorunları dile getirebilmekti. Gazetecilik, onun için sadece bir meslek değil; halkın sesi olmak, sorumluluk üstlenmek ve toplumsal iyiliğe katkı sunmak demekti.

Gazeteci olmak müthiş bir zevktir. Bazı dertleri anlatabilmek, çözüm bulmak insanı olgunlaştırır; Allah katında da makbuldür.” sözleri, bu tutkunun özeti niteliğinde.

Birlik Gazetesinin altın dönemi

Abdullah’a göre Birlik Gazetesi’nin geçmişi, Makedonya Türk toplumunun en örgütlü ve birlik içinde olduğu dönemlerden biriydi. Gazeteler farklı dillerde yayımlansa da toplumun bütünlüğü korunuyordu.

Gazete, yalnızca haber aktarmıyor; toplumun sorunlarını görünür kılıyor, ilgili kurumların harekete geçmesine vesile oluyordu. Bu nedenle Birlik, bir medya organından çok daha fazlası olarak görülüyordu.

Gazetecilik bir toplumsal hizmetti

O dönemde gazetecilik, masa başında yazı yazmaktan ibaret değildi. Gazeteciler köylere, okullara gider; öğretmenleri, aileleri, öğrencileri dinler; onların ihtiyaçlarını rapor ederdi. Birlik gazetesi, toplumun adeta nabzını tutan bir yapıydı.

Öğretmenlerin köylerden gazeteye gelip dertlerini anlatması, Birlik’in halk için nasıl bir merkez hâline geldiğinin önemli bir göstergesiydi.

Gazete ekibi, topladığı sorunları daha sonra toplumun etkili kurumlarına taşıyarak çözüm yolları arardı. Bu işleyiş, Birlik’i gerçek anlamda bir toplumsal enstitüye dönüştürmüştü.

Bir gazeteden fazlası: Mektep, akademi, kültür ocağı

Birlik Gazetesi, Türkçe’nin doğru kullanılması konusunda da bir okul işlevi görüyordu.
Dönemin önemli aydınlarından Necati Zekeriya, gazetenin başyazarı olarak büyük bir kültürel rehberlik üstlenmişti.

Abdullah, ayrıca Süreyya Yusuf’un gazetecileri Öz Türkçe kullanmaya teşvik ettiğini, Arapça kökenli kelimeleri bilinçli olarak tercih etmediklerini anlatıyor. Bu yaklaşım, Türkçe’nin Balkanlarda temiz ve güçlü bir şekilde yaşamasına katkı sundu.

Gazete yalnızca kültürel değil, sosyal bir merkezdi de. Tiyatrodan spor faaliyetlerine, toplantılardan güzellik yarışmalarına kadar geniş bir toplumsal etkileşim alanı yaratıyordu.

Birlik’in düzenlediği etkinlikler, Türk toplumunu bir araya getiren önemli buluşmalardı. Halk, gazeteye büyük bir aidiyet hissi duyuyor; hatta gazete bedeli kimi zaman parayla, kimi zaman yumurta gibi küçük hediyelerle ödeniyordu. Bu, halkın gazeteye olan bağlılığının en sıcak örneklerindendi.

Bugün: Yalnızlaşan gazeteciler ve gençlerin omzundaki yük

Abdullah, günümüzde gazetecilerin daha yalnız olduğunu ifade ediyor. Toplumsal dayanışma zayıflamış; medya kurumları da eski gücünü kaybetmiş durumda.

Genç gazetecilerin omzuna fazla yük bindirildiğini düşünüyor:
Tecrübe eksikliğiyle birlikte, maddi ve kurumsal destek yetersizliği onları zor bir konuma itiyor.

Teknoloji hızla gelişmiş olsa da Abdullah’a göre gazetecilik hâlâ insanın aklı, yeteneği ve yorum gücüyle yürüyen bir meslek.
“İyi gazeteciyi ne yapay zekâ ne de makineler geçebilir.” cümlesi, mesleğin özünü tanımlayan en çarpıcı ifadelerden biri.

Medyanın sorunları: Toplumsal sorunların yansıması

Abdullah’a göre Makedonya’daki Türk medyasının yaşadığı zorluklar, aslında toplumun yaşadığı genel sıkıntıların doğal bir yansıması. Her topluluk, kendi iç menfaatlerine odaklanırken, nüfus olarak azınlıkta olan Türkler daha fazla baskı altında kalıyor.

Bu nedenle Türk medyası da hem finansal hem kurumsal hem de kadro bakımından zorlanıyor.

Devletin tüm unsurlarıyla kapsayıcı bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini belirten Abdullah, Makedonya’nın yalnızca Makedonlardan değil; Türkler, Arnavutlar ve diğer topluluklardan oluştuğunu vurguluyor.

Çözüm: Enstitüleşmiş bir Türkçe Medya yapılanması

Abdullah’ın geleceğe dair en net çözüm önerisi, güçlü ve profesyonel bir Türkçe medya enstitüsü kurulması.
Şehir merkezinde yer alacak, 30–40 kişilik kadrosu bulunan, başyazarı ve uzman ekipleriyle çalışan bu enstitü, hem Makedonya’nın hem Türkiye’nin desteğiyle sürdürülebilir bir yapı hâline gelebilir.

Bu enstitü, genç gazetecilerin yetişmesini sağlayacak; Türkçe’nin doğru kullanımını koruyacak; toplumla devlet arasında bir iletişim köprüsü kuracak.

Türkiye ile Makedonya arasında köprü kurma görevi

Avni Abdullah, Türkçe medyanın bir diğer önemli misyonunu da iki ülke arasında bağ kurmak olarak görüyor. Türkiye ile Makedonya’nın yakınlaşması, hem kültürel hem ekonomik hem de toplumsal anlamda ortak faydalar sağlayacaktır.

“Türkiye ile Makedonya’yı yakınlaştırmak, bizim de kârımız olur.” sözleri, bu bakışın özetidir.

Sonuç: Gazeteciliğin ruhu hâlâ aynı

Avni Abdullah’ın anlattıkları, geçmişin romantik bir özlemi değil; Türkçe medyanın bugünkü konumu ve geleceği için gerçekçi bir rehber niteliğinde.

Gazeteciliğin kökleri değişmese de, şartlar değişmiştir. Ancak bir gerçek sabittir:
Toplumun sesi olmak, sorunları dile getirmek ve Türkçe’yi yaşatmak…

Makedonya Türk medyasının geleceği, güçlü bir kurumsallaşma adımına bağlı görünmektedir:
Enstitüleşmek şart.

H.Gina

 

 

Habere ifade bırak !
Habere Ek Video
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.