2008'de hayaldi, 2022'de gerçek oldu: Veysel Saraç'ın hikâyesi

Kuzey Makedonya 257 kez okundu.
 

2008'de hayaldi, 2022'de gerçek oldu: Veysel Saraç'ın hikâyesi

Bir ihtiyaç, bir gözlem ve 2008'de not defterine düşülen bir hayal... Veysel Saraç, Makedonya'da Türk şirketlerinin yaşadığı dil bariyerini fark ettiğinde, aslında bir girişimin de temelini atmış oldu. Yıllar sonra Nordves Consulting, iki ülke arasında sadece bir danışmanlık firması değil, aynı zamanda bir güven köprüsü haline geldi.
Saraç'la, Makedonya'da yatırım yapmanın inceliklerini, enerji sektöründeki fırsatları ve gençlere verdikleri burslarla ördükleri sosyal sorumluluk ağını konuştuk. KURULUŞ HİKÂYESİ: BİR İHTİYAÇTAN DOĞAN GİRİŞİM Veysel Saraç, yaklaşık 6 yıl Limak şirketinin Üsküp projesinde muhasebe müdürlüğü yaptığını belirtti. O dönemde Türkiye'den gelen alt taşeron firmaların en büyük sorununun dil bariyeri olduğunu fark ettiğini ifade eden Saraç, Makedonya'daki mevcut muhasebe şirketleriyle çalışmalarına rağmen, özellikle yıl sonu raporları ve vergilendirme konularında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Saraç, o günleri şöyle anlattı: "Özellikle dil bariyeri konusunda çok sıkıntı çektiklerini gördük… Türkiye'den gelen şirketlerin bu sıkıntılarından dolayı benim bu danışmanlık şirketini açmamda daha da büyük bir etken oldu." Danışmanlık şirketi kurma fikrinin aslında 2008 yılına, not defterine düştüğü notlara dayandığını aktaran Saraç, Limak'ta yaşadığı gözlemlerin hayalini gerçeğe dönüştürme konusundaki en büyük itici güç olduğunu vurguladı. 6 Haziran 2022'de Nordves Consulting'in resmen faaliyete başladığını sözlerine ekledi. FARK YARATAN UNSUR: MUHASEBE DİLİ Peki, sadece Türkçe bilmek yeterli mi? Veysel Saraç'a göre asıl kritik fark, bambaşka bir "dil"de yatıyor: Muhasebe Dili. Türkiye'de eğitim almış ve Türkiye'nin muhasebe sistemine vakıf bir ekip olarak, müşterilerine sadece ana dillerinde değil, mesleki terminolojide de hitap edebildiklerini belirten Saraç, bu durumun kendilerini Makedonya'daki diğer firmalardan ayıran en önemli rekabet avantajı olduğunu ifade etti. Saraç, bu konuda şunları söyledi: "Biz karşı tarafla sadece ana dilimiz Türkçe olduğu için değil, aynı zamanda muhasebe dilimiz de Türkçe olduğu için anlaşıyoruz." Limak'ta çalışırken Antalya'da aldıkları eğitim ve Türkiye'deki muhasebe programını kullanmalarının, iki ülkenin muhasebe sistemine de hâkim olmalarını sağladığını sözlerine ekledi. GOOGLE TRANSLATE RİSKİ: 'B' DİYECEĞİNE 'A' DİYORLAR Veysel Saraç, muhasebe alanında yapılan teknik çeviri hatalarının büyük riskler doğurduğuna dikkat çekti. Bir muhasebe terimini yanlış aktarmanın, karşı tarafın tüm finansal tabloyu yanlış okumasına neden olabileceğini ifade etti. Bu durumu çarpıcı bir örnekle açıklayan Saraç, şöyle konuştu: "Biz bazen Makedonya'da bu kavramları birebir Google Translate şeklinde çevirmeye kalkışıyoruz. Onları çevirdiğimiz zaman da karşı tarafa, yani Türkiye'den gelen yatırımcılara o şekilde aktardığımız zaman çoğu zaman da yanlış anlaşılma ortaya çıkıyor." Hukukta olduğu gibi muhasebede de farklı kavramlar bulunduğunu belirten Saraç, kelimesi kelimesine yapılan çevirilerin "B" denmesi gerekirken "A" denmesine yol açtığını söyledi. Doğru kavramlarla yapılan iletişimin ise hem müşteri için anlaşılır olduğunu, hem de kendi işlerini kolaylaştırdığını vurguladı. DİLİ AŞMAK: UZUN VADEDE HİZMET KALİTESİ Kalıcı olmanın sırrının dili aşmakta yattığını belirten Veysel Saraç, kapıyı Türkçe açtıktan sonra içeri girmek ve kalmak için hizmet kalitesinin konuşması gerektiğini ifade etti. Saraç, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: "Dil tabii ki önemli bir rekabet avantajı oluyor ama uzun vadeye yayıldığında artık dili aşmış olduğunuz için ikinci en önemli konu da hizmet konusu." Bu anlayışla Makedonya'nın en büyük projelerine imza atan firmaların muhasebe ve vergi danışmanlığını yürüttüklerini aktaran Saraç, enerji, otoyol ve serbest bölgelerde fabrika inşaatları gibi dev projelerde yer alan şirketlerin sadece Türkçe bilerek değil, talep ettikleri yoğun hizmeti sunarak ellerinde tutulduğunu söyledi. BÜYÜK VİZYON: BÖLGESEL OYUNCU OLMAK Veysel Saraç, hizmet anlayışlarının ardında küçük bir danışmanlık ofisi değil, bölgesel bir vizyon olduğunu vurguladı. Hedeflerinin klasik muhasebecilikten çok daha ötesi olduğunu belirtti. Şirketi kurarken büyük hedefler belirlediklerini ifade eden Saraç, şöyle konuştu: "Biz şirketi kurarken en büyük hedeflerimizden birisi, klasik muhasebeci mantığı olarak değil de, dünyadaki, özellikle ilk büyük dört muhasebe şirketi başta olmak üzere, dünyadaki en büyük muhasebe şirketlerini örnek alarak, kendimize beş ve on yıllık hedefler yaptık." "Küresel düşün, yerel çalış" felsefesiyle hareket ettiklerini aktaran Saraç, beş yıllık hedeflerini Makedonya'da önemli bir muhasebe şirketi olarak bilinmek, on yıllık hedefini ise başta Priştina, Belgrad ve Saraybosna olmak üzere bölgede ofisler açmak olarak belirlediğini sözlerine ekledi. Sosyal medyadan Karadağ ve Bosna'dan gelen tekliflerin, vizyonlarının ne kadar doğru olduğunu kanıtladığını ifade etti. ENERJİ SEKTÖRÜ: YATIRIMCININ GÖZDESİ Türkiye'den gelen şirketlerin en büyük ilgiyi enerji sektörüne gösterdiğini belirten Veysel Saraç, 60 megavatlık projelerin arkasındaki itici gücü anlattı. Makedonya'nın enerji alanındaki avantajlarını şöyle sıraladı: "Serbest piyasa olduğu için bir de enerji fiyatını da serbest piyasa belirlediği için cazip hale gelmektedir. Özellikle yine Makedonya'nın yaklaşık 300 gün güneşli bir havaya sahip olması ki çok önemli." Makedonya'da enerji piyasasının serbest piyasaya tabi olduğunu belirten Saraç, yatırımcıların ürettikleri enerjiyi Budapeşte merkezli HUPX veya Üsküp merkezli MEMO borsalarına doğrudan satabildiğini ifade etti. Tek bir alıcıya bağımlı olmamanın ve fiyatın piyasada belirlenmesinin, Makedonya'yı enerji yatırımları için son derece cazip kıldığını vurguladı. STRATEJİK AVANTAJLAR: AB ÜYELİĞİ ve COĞRAFİ YAKINLIK Uzun vadeli yatırımcı için iki kartın daha devreye girdiğini belirten Veysel Saraç, bunları Avrupa'ya açılan bir kapı olma potansiyeli ve coğrafi yakınlık olarak sıraladı. Saraç, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: "Özellikle yatırımcılar Makedonya'yı ileride Avrupa Birliği üyesi olarak da görüyorlar… malum İstanbul Üsküplü 1 saatlik bir uçuş. Yani hem yakınlık hem serbest piyasa koşulları Türkiye'de Makedonya özellikle enerji sektörü konusunda yatırımları daha da cazip hale getirmektedir." Yatırımcıların, Makedonya'nın ileride AB üyesi olması durumunda şirketlerinin de dolaylı olarak Avrupa pazarına açılacağını gördüğünü ifade eden Saraç, İstanbul-Üsküp arasının sadece 1 saatlik bir uçuş olduğunu hatırlattı. Bu kombinasyonun, enerji sektörü başta olmak üzere birçok alanda yatırımı teşvik ettiğini sözlerine ekledi. SİYASİ İRADE ve EKONOMİK HEDEFLER Veysel Saraç, güçlü siyasi ilişkilere rağmen ticari potansiyelin tam karşılığının henüz bulunamadığını, ancak bu açığı kapatmak için artık somut adımlar atıldığını belirtti. Son dönemdeki gelişmeleri şöyle sıraladı: "Birisi geçen sene Kuzey Makedonya ile Türkiye arasında Yüksek İş birliği Konseyi kuruldu… İkinci önemli konuda yine geçtiğimiz ay Türkiye Ticaret Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı'nın teşvik verici önemli ülkeler listesinde Makedonya'yı da ilk 20'de zannedersem koydu… Tabii ki siyasi irade çok önemli. Siyasi irade olmadan bu gelişmelerin olması mümkün değil." Geçen yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Mickoski'nin imzaladığı Yüksek İşbirliği Konseyi, Türkiye Ticaret Bakanlığı'nın Makedonya'yı teşvik listesine alması, Makedonya-Türkiye Ticaret Odası ve DEİK'in çalışmalarının ticaret hacminin gelişmesi yolunda önemli adımlar olduğunu vurgulayan Saraç, doğalgaz konusunda Kazancı Holding ile imzalanan 1 milyar euroluk iyi niyet anlaşmasını da bu potansiyelin somut göstergeleri arasında saydı. Türkiye'nin, Makedonya'nın en büyük 7. ticaret ortağı konumuna yükseldiğini, hedefin ise ilk üçe girmek ve 1 milyar euroluk hacmi aşmak olduğunu sözlerine ekledi. YATIRIMCININ KEŞFETTİĞİ AVANTAJLAR: VERGİ Türk yatırımcının Makedonya'da başta vergi olmak üzere devlet teşviklerinden oluşan geniş bir avantajlar paketiyle karşılaştığını belirten Veysel Saraç, bu avantajları şöyle sıraladı: "Makedonya'da kurumlar vergisi yüzde 10. Yani net karın üzerinden yüzde 10. Ve özellikle serbest bölgelerde yatırım yapan, fabrikalar kuran şirketler için de bu daha da cazip. Çünkü 10 yıl süre boyunca şirketle kurumlar vergisi ödemiyor, katma değeri vergisi ödemiyor ve kişisel gelir vergisi ödemiyor." Mikro firmalar için 50 bin avro ciroya kadar sıfır vergi, 50-100 bin avro arasında ciro üzerinden yüzde 1 vergi seçeneği bulunduğunu aktaran Saraç, orta ve büyük ölçekli şirketler için ise yüzde 10 kurumlar vergisinin geçerli olduğunu ifade etti. Serbest bölgelerde yatırım yapan firmaların 10 yıl süreyle kurumlar vergisi, KDV ve kişisel gelir vergisinden muaf olduğunu belirten Saraç, stratejik yatırımlarda arsa alımından yatırım tutarının yüzde 50'sine kadar nakdi veya ayni iade gibi ek teşviklerin de bulunduğunu sözlerine ekledi. YATIRIMCIYI ŞAŞIRTAN DETAY: ÇALIŞMA SAATLERİ Türk yatırımcıyı en çok şaşırtan şeyin iş yapış ritminin beklenenden çok farklı olması olduğunu belirten Veysel Saraç, en net örneğin çalışma saatleri olduğunu söyledi. Saraç, bu konuda şu gözlemini paylaştı: "Bir de en çok şaşırdıkları mesele de yani bizim malum biz 8-4 çalışıyoruz. 4'ten sonra telefonu kimse açmıyor. Hafta sonu kimseyi bulamıyorsun. Tabii Türkiye'de daha kapitalist bir ülke. Ve bizde 40 saat haftalık çalışma, Türkiye'de 48 saat en az yani çalışma saati."* Makedonya'da mesai saatinin 16.00'da bittiğini ve sonrasında kimseye ulaşmanın mümkün olmadığını ifade eden Saraç, hafta sonu ise ofislerin tamamen kapalı olduğunu belirtti. Türkiye'nin 48 saatlik çalışma temposuna alışkın iş adamlarının, ilk başta Makedon sisteminin kendilerine uyum sağlayacağını düşündüğünü, ancak zamanla onların bu sisteme adapte olduğunu gözlemlediğini sözlerine ekledi. VERGİ UYUM KONSEYİ: İLK AĞIZDAN BİLGİ AYRICALIĞI Bir danışman için en büyük gücün doğru ve erken bilgi olduğunu belirten Veysel Saraç, Vergi Uyum Konseyi'ndeki üyeliğinin tam da bu bilgiye ilk elden ulaşmanın kapısını açtığını ifade etti. Konsey üyeliğinin kendilerine kattıklarını şöyle anlattı: "Bize neler kattı? Özellikle vergi konularındaki bütün yeni değişiklikleri ilk ağızdan duyma. Özellikle mesela e-fatura sistemine geçildi. E-fatura konusunda ilk deney yapacak şirketler arasından girme gibi bir faydası oldu bize." Vergi Dairesi Genel Müdürü'nün davetiyle kurulan konseyde yer alan tek Türk firması olduklarını vurgulayan Saraç, tüm vergi değişikliklerini ilk ağızdan duyma ve e-fatura gibi uygulamalarda pilot firmalar arasında yer alma fırsatı yakaladıklarını söyledi. DEVLET ve REEL SEKTÖR BULUŞMASI Veysel Saraç, Vergi Uyum Konseyi'nin işleyişinin özünün iki tarafı birleştirmek olduğunu belirtti. Konseyin yapısını şöyle açıkladı: "Vergi Uyum Konseyi tabii dünyada uygulanan bir sistem. Makedonya'da yeni olmasına rağmen. Bu bir yanda devlet ayağını, diğer yandan da reel sektör ayağını bir araya getiren çok önemli bir konu." Konsey sayesinde sahada yaşanan sıkıntıları birebir vergi dairesiyle görüşüp çözme imkânı bulduklarını ifade eden Saraç, yaptıkları toplantılardaki sonuçların vergi dairesinin sitesinde yayınlanmaya başladığını, stopaj gibi konulardaki bilgi kirliliğinin azaldığını ve süreçlerin hızlandığını sözlerine ekledi. SOSYAL SORUMLULUK: DÜN BURSLU ÖĞRENCİ, BUGÜN BURS VEREN İŞ İNSANI Veysel Saraç'ın sosyal sorumluluk anlayışı bir döngüyü tamamlıyor: dün burs alan öğrenci, bugün burs veren iş insanı. Kendi öğrencilik yıllarını anlatan Saraç, şöyle konuştu: "Burslu okudum, burslu bir öğrenciydim. Dolayısıyla burslu okumanın ne manaya geldiğini çok iyi bilen öğrencilerden birisiyim." Burslu okumanın ne demek olduğunu çok iyi bildiğini belirten Saraç, şirketinin üçüncü yılında Uluslararası Balkan Üniversitesi ile imzaladığı memorandumla işletme bölümünde okuyan dört öğrenciye burs imkânı sağladığını ifade etti. Makedonya-Türkiye Ticaret Odası'nın burslarına da katkıda bulunduklarını aktaran Saraç, burs verdikleri öğrencilere staj ve pratik eğitim imkânı da sunarak onları iş hayatına hazırladıklarını söyledi. Hedeflerinin önümüzdeki yıllarda burs sayısını artırmak olduğunu sözlerine ekledi. YATIRIMCIYA ALTIN TAVSİYELER Veysel Saraç, röportajda Türk yatırımcılara altın tavsiyelerde bulundu. Şirket kurarken sosyal medyaya değil, resmî kurumlara güvenilmesi gerektiğini vurguladı. Tavsiyelerini şöyle sıraladı: "Birincisi Türkiye Cumhuriyeti Üsküp Büyükelçiliği Ticari Müşavirliği. Onlarda Sayın Sinan Bey'in başta olduğu bu kurumda Makedonya'da yatırım konusunda yardımcı olabilecek hukuk büroları, muhasebe büroları, diğer iş danışmanlık şirketleri, ciddi ve güvenilir şirketlerin kesinlikle listesi var… İkinci en önemli kaynak da Makedonya Türkiye Ticaret Odası." Sosyal medyada gördüğü reklamlarla hareket edenlerin şirket kuruluş maliyetinin iki katına çıktığı örnekler olduğunu belirten Saraç, bu iki kurumun güvenilir danışmanlık şirketlerinin listesine sahip olduğunu ifade etti. Eş dost ve akraba tavsiyelerinin de değerlendirilebileceğini, ancak ilk durağın mutlaka Ticaret Müşavirliği ve MATTO olması gerektiğini sözlerine ekledi. MESLEĞİN GELECEĞİ: MEYDAN OKUMA Makedonya'da 4 bin Türk firması bulunduğunu belirten Veysel Saraç, en büyük ortak sorunun kalifiye eleman olduğunu ifade etti. Gençlerin muhasebeye bakışını şöyle değerlendirdi: "Özellikle Türkiye yatırımcılarının en önemli sıkıntılarından birisi de kalifiyeli personel istihdam etme konusunda… Muhasebeyi dediğim gibi basit bir büro işi olarak ve sıkıcı bir iş olarak görüyorlar. Halbuki bizim için öyle değil. Hakikaten her gün bir meydan okuma bizim için." Gençlerin muhasebeyi "sıkıcı" sandığını, oysa her gün yeni bir meydan okuma olduğunu vurgulayan Saraç, özellikle 1 Ocak 2025'ten itibaren uygulanmaya başlayan yeni uluslararası finansal raporlama standartlarının mesleğin dinamizmini gösterdiğini belirtti. Yatırımcıların bir muhasebeciyle çalışma zorunluluğu (yıl sonu raporlarını sadece muhasebeciler teslim edebiliyor) bulunduğunu hatırlatan Saraç, bunun mesleğin geleceğini garanti altına aldığını ifade etti. Büyüme vizyonuyla yola çıkan Nordves Consulting'in, gençlere farklı bir meydan okuma sunmaya hazırlandığını sözlerine ekledi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu Veysel Saraç bir burslu öğrenciydi, şimdi burs veren bir iş insanı. Bir muhasebeciydi, şimdi danışmanlıkta bölgesel bir vizyonun temelini atıyor. Dil bariyerinden başlayan yolculuğu, onu Makedonya'da kök salmış, gözünü ise Balkanlar'a dikmiş bir başarı hikâyesinin mimarı yaptı. H.Gina
Bir ihtiyaç, bir gözlem ve 2008'de not defterine düşülen bir hayal... Veysel Saraç, Makedonya'da Türk şirketlerinin yaşadığı dil bariyerini fark ettiğinde, aslında bir girişimin de temelini atmış oldu. Yıllar sonra Nordves Consulting, iki ülke arasında sadece bir danışmanlık firması değil, aynı zamanda bir güven köprüsü haline geldi.

Saraç'la, Makedonya'da yatırım yapmanın inceliklerini, enerji sektöründeki fırsatları ve gençlere verdikleri burslarla ördükleri sosyal sorumluluk ağını konuştuk.

KURULUŞ HİKÂYESİ: BİR İHTİYAÇTAN DOĞAN GİRİŞİM

Veysel Saraç, yaklaşık 6 yıl Limak şirketinin Üsküp projesinde muhasebe müdürlüğü yaptığını belirtti. O dönemde Türkiye'den gelen alt taşeron firmaların en büyük sorununun dil bariyeri olduğunu fark ettiğini ifade eden Saraç, Makedonya'daki mevcut muhasebe şirketleriyle çalışmalarına rağmen, özellikle yıl sonu raporları ve vergilendirme konularında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.

Saraç, o günleri şöyle anlattı:

"Özellikle dil bariyeri konusunda çok sıkıntı çektiklerini gördük… Türkiye'den gelen şirketlerin bu sıkıntılarından dolayı benim bu danışmanlık şirketini açmamda daha da büyük bir etken oldu."

Danışmanlık şirketi kurma fikrinin aslında 2008 yılına, not defterine düştüğü notlara dayandığını aktaran Saraç, Limak'ta yaşadığı gözlemlerin hayalini gerçeğe dönüştürme konusundaki en büyük itici güç olduğunu vurguladı. 6 Haziran 2022'de Nordves Consulting'in resmen faaliyete başladığını sözlerine ekledi.

FARK YARATAN UNSUR: MUHASEBE DİLİ

Peki, sadece Türkçe bilmek yeterli mi? Veysel Saraç'a göre asıl kritik fark, bambaşka bir "dil"de yatıyor: Muhasebe Dili.

Türkiye'de eğitim almış ve Türkiye'nin muhasebe sistemine vakıf bir ekip olarak, müşterilerine sadece ana dillerinde değil, mesleki terminolojide de hitap edebildiklerini belirten Saraç, bu durumun kendilerini Makedonya'daki diğer firmalardan ayıran en önemli rekabet avantajı olduğunu ifade etti.

Saraç, bu konuda şunları söyledi:

"Biz karşı tarafla sadece ana dilimiz Türkçe olduğu için değil, aynı zamanda muhasebe dilimiz de Türkçe olduğu için anlaşıyoruz."

Limak'ta çalışırken Antalya'da aldıkları eğitim ve Türkiye'deki muhasebe programını kullanmalarının, iki ülkenin muhasebe sistemine de hâkim olmalarını sağladığını sözlerine ekledi.

GOOGLE TRANSLATE RİSKİ: 'B' DİYECEĞİNE 'A' DİYORLAR

Veysel Saraç, muhasebe alanında yapılan teknik çeviri hatalarının büyük riskler doğurduğuna dikkat çekti. Bir muhasebe terimini yanlış aktarmanın, karşı tarafın tüm finansal tabloyu yanlış okumasına neden olabileceğini ifade etti.

Bu durumu çarpıcı bir örnekle açıklayan Saraç, şöyle konuştu:

"Biz bazen Makedonya'da bu kavramları birebir Google Translate şeklinde çevirmeye kalkışıyoruz. Onları çevirdiğimiz zaman da karşı tarafa, yani Türkiye'den gelen yatırımcılara o şekilde aktardığımız zaman çoğu zaman da yanlış anlaşılma ortaya çıkıyor."

Hukukta olduğu gibi muhasebede de farklı kavramlar bulunduğunu belirten Saraç, kelimesi kelimesine yapılan çevirilerin "B" denmesi gerekirken "A" denmesine yol açtığını söyledi. Doğru kavramlarla yapılan iletişimin ise hem müşteri için anlaşılır olduğunu, hem de kendi işlerini kolaylaştırdığını vurguladı.

DİLİ AŞMAK: UZUN VADEDE HİZMET KALİTESİ

Kalıcı olmanın sırrının dili aşmakta yattığını belirten Veysel Saraç, kapıyı Türkçe açtıktan sonra içeri girmek ve kalmak için hizmet kalitesinin konuşması gerektiğini ifade etti.

Saraç, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:

"Dil tabii ki önemli bir rekabet avantajı oluyor ama uzun vadeye yayıldığında artık dili aşmış olduğunuz için ikinci en önemli konu da hizmet konusu."

Bu anlayışla Makedonya'nın en büyük projelerine imza atan firmaların muhasebe ve vergi danışmanlığını yürüttüklerini aktaran Saraç, enerji, otoyol ve serbest bölgelerde fabrika inşaatları gibi dev projelerde yer alan şirketlerin sadece Türkçe bilerek değil, talep ettikleri yoğun hizmeti sunarak ellerinde tutulduğunu söyledi.

BÜYÜK VİZYON: BÖLGESEL OYUNCU OLMAK

Veysel Saraç, hizmet anlayışlarının ardında küçük bir danışmanlık ofisi değil, bölgesel bir vizyon olduğunu vurguladı. Hedeflerinin klasik muhasebecilikten çok daha ötesi olduğunu belirtti.

Şirketi kurarken büyük hedefler belirlediklerini ifade eden Saraç, şöyle konuştu:

"Biz şirketi kurarken en büyük hedeflerimizden birisi, klasik muhasebeci mantığı olarak değil de, dünyadaki, özellikle ilk büyük dört muhasebe şirketi başta olmak üzere, dünyadaki en büyük muhasebe şirketlerini örnek alarak, kendimize beş ve on yıllık hedefler yaptık."

"Küresel düşün, yerel çalış" felsefesiyle hareket ettiklerini aktaran Saraç, beş yıllık hedeflerini Makedonya'da önemli bir muhasebe şirketi olarak bilinmek, on yıllık hedefini ise başta Priştina, Belgrad ve Saraybosna olmak üzere bölgede ofisler açmak olarak belirlediğini sözlerine ekledi. Sosyal medyadan Karadağ ve Bosna'dan gelen tekliflerin, vizyonlarının ne kadar doğru olduğunu kanıtladığını ifade etti.

ENERJİ SEKTÖRÜ: YATIRIMCININ GÖZDESİ

Türkiye'den gelen şirketlerin en büyük ilgiyi enerji sektörüne gösterdiğini belirten Veysel Saraç, 60 megavatlık projelerin arkasındaki itici gücü anlattı.

Makedonya'nın enerji alanındaki avantajlarını şöyle sıraladı:

"Serbest piyasa olduğu için bir de enerji fiyatını da serbest piyasa belirlediği için cazip hale gelmektedir. Özellikle yine Makedonya'nın yaklaşık 300 gün güneşli bir havaya sahip olması ki çok önemli."

Makedonya'da enerji piyasasının serbest piyasaya tabi olduğunu belirten Saraç, yatırımcıların ürettikleri enerjiyi Budapeşte merkezli HUPX veya Üsküp merkezli MEMO borsalarına doğrudan satabildiğini ifade etti. Tek bir alıcıya bağımlı olmamanın ve fiyatın piyasada belirlenmesinin, Makedonya'yı enerji yatırımları için son derece cazip kıldığını vurguladı.

STRATEJİK AVANTAJLAR: AB ÜYELİĞİ ve COĞRAFİ YAKINLIK

Uzun vadeli yatırımcı için iki kartın daha devreye girdiğini belirten Veysel Saraç, bunları Avrupa'ya açılan bir kapı olma potansiyeli ve coğrafi yakınlık olarak sıraladı.

Saraç, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:

"Özellikle yatırımcılar Makedonya'yı ileride Avrupa Birliği üyesi olarak da görüyorlar… malum İstanbul Üsküplü 1 saatlik bir uçuş. Yani hem yakınlık hem serbest piyasa koşulları Türkiye'de Makedonya özellikle enerji sektörü konusunda yatırımları daha da cazip hale getirmektedir."

Yatırımcıların, Makedonya'nın ileride AB üyesi olması durumunda şirketlerinin de dolaylı olarak Avrupa pazarına açılacağını gördüğünü ifade eden Saraç, İstanbul-Üsküp arasının sadece 1 saatlik bir uçuş olduğunu hatırlattı. Bu kombinasyonun, enerji sektörü başta olmak üzere birçok alanda yatırımı teşvik ettiğini sözlerine ekledi.

SİYASİ İRADE ve EKONOMİK HEDEFLER

Veysel Saraç, güçlü siyasi ilişkilere rağmen ticari potansiyelin tam karşılığının henüz bulunamadığını, ancak bu açığı kapatmak için artık somut adımlar atıldığını belirtti.

Son dönemdeki gelişmeleri şöyle sıraladı:

"Birisi geçen sene Kuzey Makedonya ile Türkiye arasında Yüksek İş birliği Konseyi kuruldu… İkinci önemli konuda yine geçtiğimiz ay Türkiye Ticaret Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı'nın teşvik verici önemli ülkeler listesinde Makedonya'yı da ilk 20'de zannedersem koydu… Tabii ki siyasi irade çok önemli. Siyasi irade olmadan bu gelişmelerin olması mümkün değil."

Geçen yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Mickoski'nin imzaladığı Yüksek İşbirliği Konseyi, Türkiye Ticaret Bakanlığı'nın Makedonya'yı teşvik listesine alması, Makedonya-Türkiye Ticaret Odası ve DEİK'in çalışmalarının ticaret hacminin gelişmesi yolunda önemli adımlar olduğunu vurgulayan Saraç, doğalgaz konusunda Kazancı Holding ile imzalanan 1 milyar euroluk iyi niyet anlaşmasını da bu potansiyelin somut göstergeleri arasında saydı. Türkiye'nin, Makedonya'nın en büyük 7. ticaret ortağı konumuna yükseldiğini, hedefin ise ilk üçe girmek ve 1 milyar euroluk hacmi aşmak olduğunu sözlerine ekledi.

YATIRIMCININ KEŞFETTİĞİ AVANTAJLAR: VERGİ

Türk yatırımcının Makedonya'da başta vergi olmak üzere devlet teşviklerinden oluşan geniş bir avantajlar paketiyle karşılaştığını belirten Veysel Saraç, bu avantajları şöyle sıraladı:

"Makedonya'da kurumlar vergisi yüzde 10. Yani net karın üzerinden yüzde 10. Ve özellikle serbest bölgelerde yatırım yapan, fabrikalar kuran şirketler için de bu daha da cazip. Çünkü 10 yıl süre boyunca şirketle kurumlar vergisi ödemiyor, katma değeri vergisi ödemiyor ve kişisel gelir vergisi ödemiyor."

Mikro firmalar için 50 bin avro ciroya kadar sıfır vergi, 50-100 bin avro arasında ciro üzerinden yüzde 1 vergi seçeneği bulunduğunu aktaran Saraç, orta ve büyük ölçekli şirketler için ise yüzde 10 kurumlar vergisinin geçerli olduğunu ifade etti. Serbest bölgelerde yatırım yapan firmaların 10 yıl süreyle kurumlar vergisi, KDV ve kişisel gelir vergisinden muaf olduğunu belirten Saraç, stratejik yatırımlarda arsa alımından yatırım tutarının yüzde 50'sine kadar nakdi veya ayni iade gibi ek teşviklerin de bulunduğunu sözlerine ekledi.

YATIRIMCIYI ŞAŞIRTAN DETAY: ÇALIŞMA SAATLERİ

Türk yatırımcıyı en çok şaşırtan şeyin iş yapış ritminin beklenenden çok farklı olması olduğunu belirten Veysel Saraç, en net örneğin çalışma saatleri olduğunu söyledi.

Saraç, bu konuda şu gözlemini paylaştı:

"Bir de en çok şaşırdıkları mesele de yani bizim malum biz 8-4 çalışıyoruz. 4'ten sonra telefonu kimse açmıyor. Hafta sonu kimseyi bulamıyorsun. Tabii Türkiye'de daha kapitalist bir ülke. Ve bizde 40 saat haftalık çalışma, Türkiye'de 48 saat en az yani çalışma saati."*

Makedonya'da mesai saatinin 16.00'da bittiğini ve sonrasında kimseye ulaşmanın mümkün olmadığını ifade eden Saraç, hafta sonu ise ofislerin tamamen kapalı olduğunu belirtti. Türkiye'nin 48 saatlik çalışma temposuna alışkın iş adamlarının, ilk başta Makedon sisteminin kendilerine uyum sağlayacağını düşündüğünü, ancak zamanla onların bu sisteme adapte olduğunu gözlemlediğini sözlerine ekledi.

VERGİ UYUM KONSEYİ: İLK AĞIZDAN BİLGİ AYRICALIĞI

Bir danışman için en büyük gücün doğru ve erken bilgi olduğunu belirten Veysel Saraç, Vergi Uyum Konseyi'ndeki üyeliğinin tam da bu bilgiye ilk elden ulaşmanın kapısını açtığını ifade etti.

Konsey üyeliğinin kendilerine kattıklarını şöyle anlattı:

"Bize neler kattı? Özellikle vergi konularındaki bütün yeni değişiklikleri ilk ağızdan duyma. Özellikle mesela e-fatura sistemine geçildi. E-fatura konusunda ilk deney yapacak şirketler arasından girme gibi bir faydası oldu bize."

Vergi Dairesi Genel Müdürü'nün davetiyle kurulan konseyde yer alan tek Türk firması olduklarını vurgulayan Saraç, tüm vergi değişikliklerini ilk ağızdan duyma ve e-fatura gibi uygulamalarda pilot firmalar arasında yer alma fırsatı yakaladıklarını söyledi.

DEVLET ve REEL SEKTÖR BULUŞMASI

Veysel Saraç, Vergi Uyum Konseyi'nin işleyişinin özünün iki tarafı birleştirmek olduğunu belirtti.

Konseyin yapısını şöyle açıkladı:

"Vergi Uyum Konseyi tabii dünyada uygulanan bir sistem. Makedonya'da yeni olmasına rağmen. Bu bir yanda devlet ayağını, diğer yandan da reel sektör ayağını bir araya getiren çok önemli bir konu."

Konsey sayesinde sahada yaşanan sıkıntıları birebir vergi dairesiyle görüşüp çözme imkânı bulduklarını ifade eden Saraç, yaptıkları toplantılardaki sonuçların vergi dairesinin sitesinde yayınlanmaya başladığını, stopaj gibi konulardaki bilgi kirliliğinin azaldığını ve süreçlerin hızlandığını sözlerine ekledi.

SOSYAL SORUMLULUK: DÜN BURSLU ÖĞRENCİ, BUGÜN BURS VEREN İŞ İNSANI

Veysel Saraç'ın sosyal sorumluluk anlayışı bir döngüyü tamamlıyor: dün burs alan öğrenci, bugün burs veren iş insanı.

Kendi öğrencilik yıllarını anlatan Saraç, şöyle konuştu:

"Burslu okudum, burslu bir öğrenciydim. Dolayısıyla burslu okumanın ne manaya geldiğini çok iyi bilen öğrencilerden birisiyim."

Burslu okumanın ne demek olduğunu çok iyi bildiğini belirten Saraç, şirketinin üçüncü yılında Uluslararası Balkan Üniversitesi ile imzaladığı memorandumla işletme bölümünde okuyan dört öğrenciye burs imkânı sağladığını ifade etti. Makedonya-Türkiye Ticaret Odası'nın burslarına da katkıda bulunduklarını aktaran Saraç, burs verdikleri öğrencilere staj ve pratik eğitim imkânı da sunarak onları iş hayatına hazırladıklarını söyledi. Hedeflerinin önümüzdeki yıllarda burs sayısını artırmak olduğunu sözlerine ekledi.

YATIRIMCIYA ALTIN TAVSİYELER

Veysel Saraç, röportajda Türk yatırımcılara altın tavsiyelerde bulundu. Şirket kurarken sosyal medyaya değil, resmî kurumlara güvenilmesi gerektiğini vurguladı.

Tavsiyelerini şöyle sıraladı:

"Birincisi Türkiye Cumhuriyeti Üsküp Büyükelçiliği Ticari Müşavirliği. Onlarda Sayın Sinan Bey'in başta olduğu bu kurumda Makedonya'da yatırım konusunda yardımcı olabilecek hukuk büroları, muhasebe büroları, diğer iş danışmanlık şirketleri, ciddi ve güvenilir şirketlerin kesinlikle listesi var… İkinci en önemli kaynak da Makedonya Türkiye Ticaret Odası."

Sosyal medyada gördüğü reklamlarla hareket edenlerin şirket kuruluş maliyetinin iki katına çıktığı örnekler olduğunu belirten Saraç, bu iki kurumun güvenilir danışmanlık şirketlerinin listesine sahip olduğunu ifade etti. Eş dost ve akraba tavsiyelerinin de değerlendirilebileceğini, ancak ilk durağın mutlaka Ticaret Müşavirliği ve MATTO olması gerektiğini sözlerine ekledi.

MESLEĞİN GELECEĞİ: MEYDAN OKUMA

Makedonya'da 4 bin Türk firması bulunduğunu belirten Veysel Saraç, en büyük ortak sorunun kalifiye eleman olduğunu ifade etti.

Gençlerin muhasebeye bakışını şöyle değerlendirdi:

"Özellikle Türkiye yatırımcılarının en önemli sıkıntılarından birisi de kalifiyeli personel istihdam etme konusunda… Muhasebeyi dediğim gibi basit bir büro işi olarak ve sıkıcı bir iş olarak görüyorlar. Halbuki bizim için öyle değil. Hakikaten her gün bir meydan okuma bizim için."

Gençlerin muhasebeyi "sıkıcı" sandığını, oysa her gün yeni bir meydan okuma olduğunu vurgulayan Saraç, özellikle 1 Ocak 2025'ten itibaren uygulanmaya başlayan yeni uluslararası finansal raporlama standartlarının mesleğin dinamizmini gösterdiğini belirtti. Yatırımcıların bir muhasebeciyle çalışma zorunluluğu (yıl sonu raporlarını sadece muhasebeciler teslim edebiliyor) bulunduğunu hatırlatan Saraç, bunun mesleğin geleceğini garanti altına aldığını ifade etti. Büyüme vizyonuyla yola çıkan Nordves Consulting'in, gençlere farklı bir meydan okuma sunmaya hazırlandığını sözlerine ekledi.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu Veysel Saraç bir burslu öğrenciydi, şimdi burs veren bir iş insanı. Bir muhasebeciydi, şimdi danışmanlıkta bölgesel bir vizyonun temelini atıyor. Dil bariyerinden başlayan yolculuğu, onu Makedonya'da kök salmış, gözünü ise Balkanlar'a dikmiş bir başarı hikâyesinin mimarı yaptı.

H.Gina

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.