Merhum Dr. Adnan Şabani: Bir kongrede, bir ödülde, yüreklerde

Sağlık 285 kez okundu.
 

Merhum Dr. Adnan Şabani: Bir kongrede, bir ödülde, yüreklerde

Geçen hafta Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani tarafından, Kosova plastik cerrahisinin kurucusu Dr. Adnan Şabani’ye vefatının ardından Liyakat Madalyası verildi. Oğlu Burak Şabani, madalyayı, babasını ve bıraktığı mirası Yeniden Birlik’e anlattı.
Geçen hafta, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani (görev süresi sona erdi) tarafından Üsküp doğumlu Dr. Adnan Şabani’ye, vefatının ardından Liyakat Madalyası verildi. Bu madalya, onun yıllarca süren fedakâr çalışmalarının devletin en üst makamı tarafından tescili oldu. Aile için büyük bir gurur kaynağı. Biz de bu tarihi anı ve madalyanın anlamını, babasının izinden giderek Bit Pazar Polikliniği’nde müdür danışmanı olarak görev yapan oğlu doktor Burak Şabani ile konuştuk. Burak Bey’in anlattıkları, hem bir evladın babasına olan saygısını hem de Kosova tıbbına kazandırılan eşsiz mirası gözler önüne seriyor. “1968’de Üsküp’te iş bulamamış, Kaçanik’te başlamış” Röportaja, “Biraz rahmetlinin o dönemin zorluklarında, kısıtlı imkanlarda yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?” sorusuyla başlıyoruz. Burak Bey, babasının Kosova tıbbına adını altın harflerle yazdırmış bir isim olduğunu biliyor. Fakat söz, o zorlu başlangıç yıllarına geldiğinde, Burak Bey’in sesi hatıralarla doluyor, anlatırken adeta o günlere geri gidiyor. “Babamız Dr. Adnan Şabani, 1967’de Üsküp Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Ama bir-iki sene iş bulamadı. O vakitler çok zordu. Dolayısıyla 1968’de Kaçanik’te (Kosova’da küçük bir şehir)  başladı işe. Sonra Priştine’den Cerrahi Kliniği’nden görmüşler onu, çağırmışlar Priştine’ye” O yılların zorluğunu anlatırken, Üsküp-Priştine arasında mekik dokuyan bir aile tablosu çiziyor Burak Bey: “Bütün ailece Üsküp, Priştine derken… Git gel. Annem, biz çocuklar… Her gün gidiş geliş. Sonra savaş çıktı, birkaç sene babamı işten attılar. Ama savaş biter bitmez, yeniden başladı çalışmaya Kosova’da. Dayanamazdı evde durmaya.” “Beklemedik, şaşırdık” – Liyakat Madalyası’nın haberi Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani tarafından Dr. Adnan Şabani’ye vefatından sonra (post mortem) verilen “Kosova Cumhurbaşkanlığı Liyakat Madalyası” haberi aileye ulaştığında, duygular karmaşık ve en üst seviyeye ulaştı. “Bir sene olmuştu vefat edeli. Böyle şeyler genelde birkaç sene sonra verilir – tabii ki verilirse. Biz beklemiyorduk. Kız kardeşime telefonda söylediler. ‘Şu gün gelin, madalya vereceğiz’ dediler.” Tören, Cumhurbaşkanı Osmani’nin görev süresinin son günlerinde gerçekleşmiş. Bu ayrıntıyı özellikle vurguluyor Burak Bey: “Osmani’nin görev süresinin bitmesine 4 gün vardı. Son günlerinde yaptı bu töreni. O yüzden daha da anlamlı.” Peki törende neler yaşandı? “Protokol 5 dakika sürdü. Bizi çağırdılar. Cumhurbaşkanı dedi ki: ‘Babanız çok fedakâr bir insandı. Hem insan olarak hem de mesleğinde. Savaşta da yardım etti. Bilime de katkısı büyük. Teşekkürler.’ Biz de teşekkür ettik, babamı unutmadıkları için…” Törenin ardından küçük bir kokteyl düzenlenmiş. Orada babasının eski meslektaşlarıyla karşılaşmanın duygusunu şöyle anlatıyor: “Bir doktor Hüsni vardı, rahmetli babamdan sonra müdürdü. Ona da bir plaket verdiler. Meslektaşlar geldi, ‘Çok iyi adamdı, ne yaptıysa iyi yaptı’ dediler. Biz alışık değiliz böyle şeylere. Bu hayattaki en pozitif sürprizlerden biriydi. Benim için, kız kardeşim Emire için, kardeşim Besim için. Büyük halam ağlıyordu. Amcam Faruk da geldi, hepsi çok duygulandılar” “Şimdiye kadar ailemizde böyle bir şey yoktu” – Madalyanın anlamı Bu madalya sadece bir nişan değil. Burak Bey için, Şabani ailesinin hafızasında bir dönüm noktası. “Şimdiye kadar bizim ailede böyle büyük bir devlet nişanı yoktu. Bu bize gurur veriyor. Ama aynı zamanda bir sorumluluk: Onun yolundan çıkmayalım, onun dürüstlüğünü, disiplinini unutmayalım.” Peki bu madalya genç Şabani kuşağı için ne ifade ediyor? “Pozitif bir imaj. Onun adını hiç unutmamayı, onun yolunda gitmeyi temsil ediyor. Bize verdiği dürüstlükleri, çalışkanlığı, hastaya yaklaşımı… Bunlar şimdi bize emanet.” “Evde nasıl bir babaydı?” Binlerce öğrenci yetiştirmiş, sayısız hayat kurtarmış bir cerrah… Peki evde nasıl bir babaydı Dr. Adnan Şabani? “O bütün hayatını hastanede geçirdi. Yirmi dört saat tıpla uğraşıyordu. Evde de hep tıp konuşurdu. Ben de onun yolunu seçtim, Priştine’de tıp fakültesini yazdım. Ama savaş çıkınca Üsküp’e döndüm ve burada mezun oldum.” Burak Bey, babasının kendisine söylediği bir sözü özellikle hatırlıyor: “Dedi ki: ‘Hastanede gördüklerini ve orada olanları hiçbir zaman ailenize anlatmayın. Orada çok şeyler göreceksin. Gördüklerini kimseye anlatma, kahve içtiğin arkadaşına bile. Sadece senin ve hastanın arasında kalmalı’” Peki disiplinli bir babanın evladı olmak nasıldı? “Zordu. Küçükken biraz zor gelirdi o disiplin. Ama şimdi anlıyorum: o disiplin bizi her açıdan olumlu etkiledi. Daha güçlü yaptı, daha çalışkan yaptı. Onun laflarını hiçbir zaman unutmadım (ihmal) etmedim. Çok bilgisi vardı, çok okuyordu, hem tıp, hem dini kitapları. Bilgiliydi. Hitabeti güçlü kişiydi. Sohbetleri çok severdi” “Yaşasaydı yarım saat konuşurdu” Burak Bey’e, babası bu madalyayı hayattayken alsaydı kürsüde neler söylerdi diye soruyorum. “Kardeşimle konuştuk bunu. O yaşasaydı, çok severdi böyle şeyleri. Ne konuşacağını tahmin edemeyiz. Ama mutlaka güzel hazırlanırdı. İki saat önce gelirdi törene. Geç kalmasın diye. Alırdı madalyayı, kalkardı kürsüye, yarım saat hiç durmadan konuşurdu” Babasının hem Kosova hem de Makedonya halkına yardım ettiğini belirten Burak şunları vurguladı: “O her hafta sonu Üsküp’e gelirdi. Buradan da hastalar giderdi ona. Sadece Kosova’dan değil, Sancak’tan, her yerden…” Onun hasta sevgisini ve meslektaşlarının ona olan saygısını anlatırken Burak Bey’ şunların altını çizdi: “Bir buçuk sene önce Priştine’de hastalandı. Nöroloji servisine yattı. Orada çalışan doktorlar – ki bazıları onun öğrencileri – dediler ki: ‘İnanamıyorsunuz, emekli doktorlara kimse gelmez ziyarete. Ama babanıza durmadan geliyorlar. Prizren’den, Yakova’dan, Ferizovik’ten 10-15 kişilik gruplarda insanlar geliyor. Nedir bu iş sorarak şaşkınlıklarını belirtiyorlardı?’” Cevabı kendisi veriyor Burak Bey: “Çünkü o kimseyi kırmamış, kendini yüksekten tutmamış. Saygılı kişiliği vardı. Kosova’da onu insanlar seviyorlardı” “En güzeli: Onun adına bir kongre ve ödül” Son olarak, Dr. Adnan Şabani’nin adını ve vizyonunu yaşatmak adına bir proje var mı diye soruyorum. Burak Bey, bu konuda umutlu: “Vakıf, kitap, burs… Bu tür girişimler Kosova’da mevcut. Meslektaşları babamı ‘Canlı ansiklopedi’ olarak tanımlıyorlardı. Biyografi kitabı çıkarmak istiyorlardı. Kendisi daha hayatta iken. Ama bir türlü olmadı. Annemin vefatından sonra son 3-4 yıl biraz kenara çekildi.” Burak bey vefatından sonra Kosova’da yapılanları şöyle özetliyor: “Kosova’da her sene düzenlenen Cerrahi Kongresi var. Kosova Cerrahları Birliği bu kongrede seçilecek en güzel eserlere ‘Doktor Adnan Şabani Ödülünü’ verecek. O karar ölümünden üç hafta sonra Priştine Tıp Fakültesi Dekanlığında düzenlenen Anma Oturumunda alındı. Bizi oraya davet ettiler. Ailece gittik. Dekanlar, emekli doktorlar, genç cerrahlar… Hepsi oradaydı” Söz konusu mirasın sadece ödülle sınırlı kalmayacağını belirten Burak Şabani, babasına ait tüm materyalleri toplamaya karar verdiklerini de sözlerine ekledi: “Belki bir kitap olur. Gerçekten anlatmaya değer bir hayat.” Son söz Röportajın sonunda Burak Bey’e eklemek istediği bir şey olup olmadığını soruyorum. “Teşekkürler. Babam için bunları konuştuk. İnsanlar çok iyi bilir onu, ama bazı şeyler hâlâ bilinmiyor. Bu röportaj bir fırsat olacak. Biz ise onun izini sürmeye devam edeceğiz.” Bit Pazar Polikliniği’nde bir oğulun babasına olan vefasını ve bir devletin bir evladına olan vefa borcunu ödediği ana tanıklık ediyoruz. Dr. Adnan Şabani artık sadece bir cerrah değil; bir kongrede, bir ödülde, her yıl anılacak bir isimde ve en önemlisi – yüreklerde yaşıyor. Dr. Adnan Şabani hakkında? Kosova plastik ve rekonstrüktif cerrahisinin kurucusu olarak kabul edilen Dr. Adnan Şabani, 15 Haziran 1944’te Üsküp’te doğdu. 1967 yılında Üsküp Tıp Fakültesi’nden 9.00 ortalamayla mezun olarak dönemin Yugoslavya’sındaki en genç doktorlardan biri unvanını aldı. Uzmanlık eğitimini Üsküp, Zagreb, Belgrad ve Ljubljana gibi dönemin önde gelen tıp merkezlerinde tamamladı. İki ayrı uzmanlığa sahip nadir hekimlerdendi: Genel Cerrahi (Üsküp, 1973) ve Plastik & Rekonstrüktif Cerrahi (Belgrad, 1976). 1 Mayıs 1978’de Priştine’de Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nü kurdu ve 2003 yılına kadar bu bölümün başhekimliğini yaptı. Bu tarihten önce Kosova’da bu alanda uzmanlaşmış bir sağlık hizmeti yoktu; onun çabalarıyla bu branş ülkeye kazandırıldı. 2009 yılında emekli olana kadar aynı klinikte başhekim olarak görevini sürdürdü. Sadece bir cerrah değil, aynı zamanda bir eğitimci olan Dr. Şabani, Priştine Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrahi dersi asistanı olarak görev yaptı ve onlarca gencin yetişmesine öncülük etti. Onun sayesinde yetişen doktorlar, bugün Kosova sağlık sisteminin bel kemiğini oluşturmaktadır. 20’den fazla bilimsel çalışmanın yazarı veya ortak yazarı olan Dr. Şabani, eski Yugoslavya’daki tıp öğrenci kongrelerinde birçok bilimsel çalışmaya mentorluk yaptı. Ayrıca, Cerrahi Kliniği meslektaşları arasındaki ilişkiler, doktorun ve kurumun itibarını koruma konusundaki duyarlılığı nedeniyle bir ödül kazandı. Dr. Adnan Şabani, 6 Nisan 2025 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ancak açtığı yollar, yetiştirdiği öğrenciler ve kazandırdığı branş ile Kosova tıp tarihinde yaşamaya devam ediyor. Hüsamettin Gina
Geçen hafta Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani tarafından, Kosova plastik cerrahisinin kurucusu Dr. Adnan Şabani’ye vefatının ardından Liyakat Madalyası verildi. Oğlu Burak Şabani, madalyayı, babasını ve bıraktığı mirası Yeniden Birlik’e anlattı.

Geçen hafta, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani (görev süresi sona erdi) tarafından Üsküp doğumlu Dr. Adnan Şabani’ye, vefatının ardından Liyakat Madalyası verildi. Bu madalya, onun yıllarca süren fedakâr çalışmalarının devletin en üst makamı tarafından tescili oldu. Aile için büyük bir gurur kaynağı.

Biz de bu tarihi anı ve madalyanın anlamını, babasının izinden giderek Bit Pazar Polikliniği’nde müdür danışmanı olarak görev yapan oğlu doktor Burak Şabani ile konuştuk. Burak Bey’in anlattıkları, hem bir evladın babasına olan saygısını hem de Kosova tıbbına kazandırılan eşsiz mirası gözler önüne seriyor.

“1968’de Üsküp’te iş bulamamış, Kaçanik’te başlamış”

Röportaja, “Biraz rahmetlinin o dönemin zorluklarında, kısıtlı imkanlarda yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?” sorusuyla başlıyoruz. Burak Bey, babasının Kosova tıbbına adını altın harflerle yazdırmış bir isim olduğunu biliyor. Fakat söz, o zorlu başlangıç yıllarına geldiğinde, Burak Bey’in sesi hatıralarla doluyor, anlatırken adeta o günlere geri gidiyor.

“Babamız Dr. Adnan Şabani, 1967’de Üsküp Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Ama bir-iki sene iş bulamadı. O vakitler çok zordu. Dolayısıyla 1968’de Kaçanik’te (Kosova’da küçük bir şehir)  başladı işe. Sonra Priştine’den Cerrahi Kliniği’nden görmüşler onu, çağırmışlar Priştine’ye”

O yılların zorluğunu anlatırken, Üsküp-Priştine arasında mekik dokuyan bir aile tablosu çiziyor Burak Bey:

“Bütün ailece Üsküp, Priştine derken… Git gel. Annem, biz çocuklar… Her gün gidiş geliş. Sonra savaş çıktı, birkaç sene babamı işten attılar. Ama savaş biter bitmez, yeniden başladı çalışmaya Kosova’da. Dayanamazdı evde durmaya.”

“Beklemedik, şaşırdık” – Liyakat Madalyası’nın haberi

Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani tarafından Dr. Adnan Şabani’ye vefatından sonra (post mortem) verilen “ Kosova Cumhurbaşkanlığı Liyakat Madalyası” haberi aileye ulaştığında, duygular karmaşık ve en üst seviyeye ulaştı.

“Bir sene olmuştu vefat edeli. Böyle şeyler genelde birkaç sene sonra verilir – tabii ki verilirse. Biz beklemiyorduk. Kız kardeşime telefonda söylediler. ‘Şu gün gelin, madalya vereceğiz’ dediler.”

Tören, Cumhurbaşkanı Osmani’nin görev süresinin son günlerinde gerçekleşmiş. Bu ayrıntıyı özellikle vurguluyor Burak Bey:

“Osmani’nin görev süresinin bitmesine 4 gün vardı. Son günlerinde yaptı bu töreni. O yüzden daha da anlamlı.”

Peki törende neler yaşandı?

“Protokol 5 dakika sürdü. Bizi çağırdılar. Cumhurbaşkanı dedi ki: ‘Babanız çok fedakâr bir insandı. Hem insan olarak hem de mesleğinde. Savaşta da yardım etti. Bilime de katkısı büyük. Teşekkürler.’ Biz de teşekkür ettik, babamı unutmadıkları için…”

Törenin ardından küçük bir kokteyl düzenlenmiş. Orada babasının eski meslektaşlarıyla karşılaşmanın duygusunu şöyle anlatıyor:

“Bir doktor Hüsni vardı, rahmetli babamdan sonra müdürdü. Ona da bir plaket verdiler. Meslektaşlar geldi, ‘Çok iyi adamdı, ne yaptıysa iyi yaptı’ dediler. Biz alışık değiliz böyle şeylere. Bu hayattaki en pozitif sürprizlerden biriydi. Benim için, kız kardeşim Emire için, kardeşim Besim için. Büyük halam ağlıyordu. Amcam Faruk da geldi, hepsi çok duygulandılar”

“Şimdiye kadar ailemizde böyle bir şey yoktu” – Madalyanın anlamı

Bu madalya sadece bir nişan değil. Burak Bey için, Şabani ailesinin hafızasında bir dönüm noktası.

“Şimdiye kadar bizim ailede böyle büyük bir devlet nişanı yoktu. Bu bize gurur veriyor. Ama aynı zamanda bir sorumluluk: Onun yolundan çıkmayalım, onun dürüstlüğünü, disiplinini unutmayalım.”

Peki bu madalya genç Şabani kuşağı için ne ifade ediyor?

“Pozitif bir imaj. Onun adını hiç unutmamayı, onun yolunda gitmeyi temsil ediyor. Bize verdiği dürüstlükleri, çalışkanlığı, hastaya yaklaşımı… Bunlar şimdi bize emanet.”

“Evde nasıl bir babaydı?”

Binlerce öğrenci yetiştirmiş, sayısız hayat kurtarmış bir cerrah… Peki evde nasıl bir babaydı Dr. Adnan Şabani?

“O bütün hayatını hastanede geçirdi. Yirmi dört saat tıpla uğraşıyordu. Evde de hep tıp konuşurdu. Ben de onun yolunu seçtim, Priştine’de tıp fakültesini yazdım. Ama savaş çıkınca Üsküp’e döndüm ve burada mezun oldum.”

Burak Bey, babasının kendisine söylediği bir sözü özellikle hatırlıyor:

“Dedi ki: ‘Hastanede gördüklerini ve orada olanları hiçbir zaman ailenize anlatmayın. Orada çok şeyler göreceksin. Gördüklerini kimseye anlatma, kahve içtiğin arkadaşına bile. Sadece senin ve hastanın arasında kalmalı’”

Peki disiplinli bir babanın evladı olmak nasıldı?

“Zordu. Küçükken biraz zor gelirdi o disiplin. Ama şimdi anlıyorum: o disiplin bizi her açıdan olumlu etkiledi. Daha güçlü yaptı, daha çalışkan yaptı. Onun laflarını hiçbir zaman unutmadım (ihmal) etmedim. Çok bilgisi vardı, çok okuyordu, hem tıp, hem dini kitapları. Bilgiliydi. Hitabeti güçlü kişiydi. Sohbetleri çok severdi”

“Yaşasaydı yarım saat konuşurdu”

Burak Bey’e, babası bu madalyayı hayattayken alsaydı kürsüde neler söylerdi diye soruyorum.

“Kardeşimle konuştuk bunu. O yaşasaydı, çok severdi böyle şeyleri. Ne konuşacağını tahmin edemeyiz. Ama mutlaka güzel hazırlanırdı. İki saat önce gelirdi törene. Geç kalmasın diye. Alırdı madalyayı, kalkardı kürsüye, yarım saat hiç durmadan konuşurdu”

Babasının hem Kosova hem de Makedonya halkına yardım ettiğini belirten Burak şunları vurguladı: “O her hafta sonu Üsküp’e gelirdi. Buradan da hastalar giderdi ona. Sadece Kosova’dan değil, Sancak’tan, her yerden…”

Onun hasta sevgisini ve meslektaşlarının ona olan saygısını anlatırken Burak Bey’ şunların altını çizdi:

“Bir buçuk sene önce Priştine’de hastalandı. Nöroloji servisine yattı. Orada çalışan doktorlar – ki bazıları onun öğrencileri – dediler ki: ‘İnanamıyorsunuz, emekli doktorlara kimse gelmez ziyarete. Ama babanıza durmadan geliyorlar. Prizren’den, Yakova’dan, Ferizovik’ten 10-15 kişilik gruplarda insanlar geliyor. Nedir bu iş sorarak şaşkınlıklarını belirtiyorlardı?’”

Cevabı kendisi veriyor Burak Bey:

“Çünkü o kimseyi kırmamış, kendini yüksekten tutmamış. Saygılı kişiliği vardı. Kosova’da onu insanlar seviyorlardı”

“En güzeli: Onun adına bir kongre ve ödül”

Son olarak, Dr. Adnan Şabani’nin adını ve vizyonunu yaşatmak adına bir proje var mı diye soruyorum. Burak Bey, bu konuda umutlu:

“Vakıf, kitap, burs… Bu tür girişimler Kosova’da mevcut. Meslektaşları babamı ‘Canlı ansiklopedi’ olarak tanımlıyorlardı. Biyografi kitabı çıkarmak istiyorlardı. Kendisi daha hayatta iken. Ama bir türlü olmadı. Annemin vefatından sonra son 3-4 yıl biraz kenara çekildi.”

Burak bey vefatından sonra Kosova’da yapılanları şöyle özetliyor:

“Kosova’da her sene düzenlenen Cerrahi Kongresi var. Kosova Cerrahları Birliği bu kongrede seçilecek en güzel eserlere ‘Doktor Adnan Şabani Ödülünü’ verecek. O karar ölümünden üç hafta sonra Priştine Tıp Fakültesi Dekanlığında düzenlenen Anma Oturumunda alındı. Bizi oraya davet ettiler. Ailece gittik. Dekanlar, emekli doktorlar, genç cerrahlar… Hepsi oradaydı”

Söz konusu mirasın sadece ödülle sınırlı kalmayacağını belirten Burak Şabani, babasına ait tüm materyalleri toplamaya karar verdiklerini de sözlerine ekledi:

“Belki bir kitap olur. Gerçekten anlatmaya değer bir hayat.”

Son söz

Röportajın sonunda Burak Bey’e eklemek istediği bir şey olup olmadığını soruyorum.

“Teşekkürler. Babam için bunları konuştuk. İnsanlar çok iyi bilir onu, ama bazı şeyler hâlâ bilinmiyor. Bu röportaj bir fırsat olacak. Biz ise onun izini sürmeye devam edeceğiz.”

Bit Pazar Polikliniği’nde bir oğulun babasına olan vefasını ve bir devletin bir evladına olan vefa borcunu ödediği ana tanıklık ediyoruz. Dr. Adnan Şabani artık sadece bir cerrah değil; bir kongrede, bir ödülde, her yıl anılacak bir isimde ve en önemlisi – yüreklerde yaşıyor.

Dr. Adnan Şabani hakkında?

Kosova plastik ve rekonstrüktif cerrahisinin kurucusu olarak kabul edilen Dr. Adnan Şabani, 15 Haziran 1944’te Üsküp’te doğdu. 1967 yılında Üsküp Tıp Fakültesi’nden 9.00 ortalamayla mezun olarak dönemin Yugoslavya’sındaki en genç doktorlardan biri unvanını aldı.

Uzmanlık eğitimini Üsküp, Zagreb, Belgrad ve Ljubljana gibi dönemin önde gelen tıp merkezlerinde tamamladı. İki ayrı uzmanlığa sahip nadir hekimlerdendi: Genel Cerrahi (Üsküp, 1973) ve Plastik & Rekonstrüktif Cerrahi (Belgrad, 1976).

1 Mayıs 1978’de Priştine’de Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nü kurdu ve 2003 yılına kadar bu bölümün başhekimliğini yaptı. Bu tarihten önce Kosova’da bu alanda uzmanlaşmış bir sağlık hizmeti yoktu; onun çabalarıyla bu branş ülkeye kazandırıldı. 2009 yılında emekli olana kadar aynı klinikte başhekim olarak görevini sürdürdü.

Sadece bir cerrah değil, aynı zamanda bir eğitimci olan Dr. Şabani, Priştine Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrahi dersi asistanı olarak görev yaptı ve onlarca gencin yetişmesine öncülük etti. Onun sayesinde yetişen doktorlar, bugün Kosova sağlık sisteminin bel kemiğini oluşturmaktadır.

20’den fazla bilimsel çalışmanın yazarı veya ortak yazarı olan Dr. Şabani, eski Yugoslavya’daki tıp öğrenci kongrelerinde birçok bilimsel çalışmaya mentorluk yaptı. Ayrıca, Cerrahi Kliniği meslektaşları arasındaki ilişkiler, doktorun ve kurumun itibarını koruma konusundaki duyarlılığı nedeniyle bir ödül kazandı.

Dr. Adnan Şabani, 6 Nisan 2025 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ancak açtığı yollar, yetiştirdiği öğrenciler ve kazandırdığı branş ile Kosova tıp tarihinde yaşamaya devam ediyor.

Hüsamettin Gina

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.