SSM'den başbakan'a ültimatom: Gel, toplu sözleşmeyi imzala, yoksa yolları kapatırız

Kuzey Makedonya 101 kez okundu.
 

SSM'den başbakan'a ültimatom: Gel, toplu sözleşmeyi imzala, yoksa yolları kapatırız

Ancak çağrı bir ültimatomla son buldu: Eğer Başbakan "işçilerin evine" gelmezse, sendikalar ana ulaşım arterlerinde blokajlar ve eylemlerle tırmanışa geçeceklerini duyurdu.
Kuzey Makedonya'da ücret pazarlıkları gerilimli bir dönemece girdi. Sendikalar Konfederasyonu (SSM) Başkanı Slobodan Trendafilov, Başbakan Hristiyan Mickoski'yi 2 Şubat Pazartesi saat 09:00'da sendika merkezine bir toplantıya çağırdı. Çağrının amacı net: SSM'ye göre ücret artışı getirecek ve "zam etkisini" 2028'den Şubat 2026'ya çekecek bir toplu sözleşmenin imzalanması. Ancak çağrı bir ültimatomla son buldu: Eğer Başbakan "işçilerin evine" gelmezse, sendikalar ana ulaşım arterlerinde blokajlar ve eylemlerle tırmanışa geçeceklerini duyurdu. İki Cepheli Mücadele: Ekonomik ve Siyasi Trendafilov mücadeleyi iki cepheye ayırdı: Ekonomik cephe: Enflasyon karşısında eriyen alım gücüne karşı, asgari ücretin 600 avroya çıkarılması ve tüm ücretlere 100 avroya varan doğrusal zam talebi. Siyasi cephe: Daha da kritik olan bu cephede, SSM'nin ilk hedefi Meclis olacak. Gerekçe olarak, milletvekillerinin "çekmecede yasa beklettiğini" ve konuyu aylardır ertelerken işçilerin eriyen ücretlerle yaşamak zorunda kaldığını gösterdiler. Başbakan'tan Net Yanıt Yok, "Reset" Talebi Var Başbakan Mickoski, çağrıyı kabul edip etmeyeceğine veya sözleşmeyi imzalayıp imzalamayacağına dair net bir yanıt vermekten kaçındı. Bunun yerine, hükümetin tezini tekrarladı: Kamu çalışanlarının ücretlerinin büyük kısmı için "düzenleme" yapıldığını, ancak SSM'nin bir şartı kabul etmediğini belirtti. Söz konusu şart, genel toplu sözleşmedeki ücretleri düzenleyen bölümün silinmesi ve önümüzdeki üç yıl boyunca bu konunun, 2028'e kadar sektörel çözümlerle paralel olarak "yeniden müzakere edilmesi". Özetle hükümet mevcut çerçeveyi "reset"lemek, SSM ise ücretleri siyasi iradenin insafına bırakmayacak tek garanti olarak gördüğü mevcut mekanizmadan vazgeçmek istemiyor. Çıkmazın Özü: Hukuki Yapı Tıkanıklığın kalbinde bu hukuki yapı yatıyor. Ücretler genel toplu sözleşmede yer aldığında, sendikaların daha geniş ve değiştirilmesi zor bir "güvenlik ağı" bulunuyor. Konu sektörel sözleşmelere ve siyasi dönemlere bölündüğünde ise pazarlık gücü parçalanıyor ve her yıl sonucu belirsiz yeni bir "pazarlık turu" haline geliyor. Böyle bir durumda hükümet "plan sunuyor" argümanını kullanırken, sendikalar anında hissedilecek bir etki ve iktidarın keyfine göre değişmeyecek kurallar üzerinde ısrar ediyor. Halkla İlişkiler Savaşı Kamuda çatışma, artık bir anlatı savaşına dönüşmüş durumda. Hükümet, anlaşmayı "imzalamayan sendika" olarak göstermeye çalışırken, SSM sorunu "şart koşan ve özü erteleyen iktidar" mesajıyla yönetmek istiyor. Önümüzdeki hafta, pazartesi günkü davetin gerçekten bir anlaşma için son şans mı, yoksa blokajlar, siyasi baskı ve asgari ücret ve toplu sözleşme mücadelesinde yeni bir turun ilk durağı mı olduğunu gösterecek.
Ancak çağrı bir ültimatomla son buldu: Eğer Başbakan "işçilerin evine" gelmezse, sendikalar ana ulaşım arterlerinde blokajlar ve eylemlerle tırmanışa geçeceklerini duyurdu.

Kuzey Makedonya'da ücret pazarlıkları gerilimli bir dönemece girdi. Sendikalar Konfederasyonu (SSM) Başkanı Slobodan Trendafilov, Başbakan Hristiyan Mickoski'yi 2 Şubat Pazartesi saat 09:00'da sendika merkezine bir toplantıya çağırdı. Çağrının amacı net: SSM'ye göre ücret artışı getirecek ve "zam etkisini" 2028'den Şubat 2026'ya çekecek bir toplu sözleşmenin imzalanması.

Ancak çağrı bir ültimatomla son buldu: Eğer Başbakan "işçilerin evine" gelmezse, sendikalar ana ulaşım arterlerinde blokajlar ve eylemlerle tırmanışa geçeceklerini duyurdu.

İki Cepheli Mücadele: Ekonomik ve Siyasi

Trendafilov mücadeleyi iki cepheye ayırdı:

  • Ekonomik cephe: Enflasyon karşısında eriyen alım gücüne karşı, asgari ücretin 600 avroya çıkarılması ve tüm ücretlere 100 avroya varan doğrusal zam talebi.

  • Siyasi cephe: Daha da kritik olan bu cephede, SSM'nin ilk hedefi Meclis olacak. Gerekçe olarak, milletvekillerinin "çekmecede yasa beklettiğini" ve konuyu aylardır ertelerken işçilerin eriyen ücretlerle yaşamak zorunda kaldığını gösterdiler.

Başbakan'tan Net Yanıt Yok, "Reset" Talebi Var

Başbakan Mickoski, çağrıyı kabul edip etmeyeceğine veya sözleşmeyi imzalayıp imzalamayacağına dair net bir yanıt vermekten kaçındı. Bunun yerine, hükümetin tezini tekrarladı: Kamu çalışanlarının ücretlerinin büyük kısmı için "düzenleme" yapıldığını, ancak SSM'nin bir şartı kabul etmediğini belirtti.

Söz konusu şart, genel toplu sözleşmedeki ücretleri düzenleyen bölümün silinmesi ve önümüzdeki üç yıl boyunca bu konunun, 2028'e kadar sektörel çözümlerle paralel olarak "yeniden müzakere edilmesi". Özetle hükümet mevcut çerçeveyi "reset"lemek, SSM ise ücretleri siyasi iradenin insafına bırakmayacak tek garanti olarak gördüğü mevcut mekanizmadan vazgeçmek istemiyor.

Çıkmazın Özü: Hukuki Yapı

Tıkanıklığın kalbinde bu hukuki yapı yatıyor. Ücretler genel toplu sözleşmede yer aldığında, sendikaların daha geniş ve değiştirilmesi zor bir "güvenlik ağı" bulunuyor. Konu sektörel sözleşmelere ve siyasi dönemlere bölündüğünde ise pazarlık gücü parçalanıyor ve her yıl sonucu belirsiz yeni bir "pazarlık turu" haline geliyor. Böyle bir durumda hükümet "plan sunuyor" argümanını kullanırken, sendikalar anında hissedilecek bir etki ve iktidarın keyfine göre değişmeyecek kurallar üzerinde ısrar ediyor.

Halkla İlişkiler Savaşı

Kamuda çatışma, artık bir anlatı savaşına dönüşmüş durumda. Hükümet, anlaşmayı "imzalamayan sendika" olarak göstermeye çalışırken, SSM sorunu "şart koşan ve özü erteleyen iktidar" mesajıyla yönetmek istiyor.

Önümüzdeki hafta, pazartesi günkü davetin gerçekten bir anlaşma için son şans mı, yoksa blokajlar, siyasi baskı ve asgari ücret ve toplu sözleşme mücadelesinde yeni bir turun ilk durağı mı olduğunu gösterecek.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.