Prof. Dr. Güven Arıklı Üsküp’te konuştu: KKTC mücadelesi soydaşlarla büyüyecek
Prof. Dr. Güven Arıklı Üsküp’te konuştu: KKTC mücadelesi soydaşlarla büyüyecek
Üzüntümüzle üzülen, sevincimizle sevinenlerle omuz omuzayız." Türk Birliği Derneği Başkanı Güven Arıklı, Balkanlar’daki STK’larla yürütülen güç birliğinin perde arkasını anlatıyor. Üsküp’ten yükselen bu ses, sadece bir ziyaretin değil, bir ömür sürecek olan "boyun borcu"nun hikayesi.
KKTC Türk Birliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Güven Arıklı, Kuzey Makedonya’ya 16. kez geldiğini belirterek, ziyaretin temel amacının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin izolasyonlar altındaki mücadelesini ve Türkiye ile dayanışmasını anlatmak olduğunu söyledi. Bugüne kadar 26 ülkeye gittiklerini, bazılarına defalarca ziyaret düzenlediklerini ifade eden Arıklı, Kuzey Makedonya’nın kendisi için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. Arıklı, Üsküp’te basın kuruluşları, milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla bir dizi temas gerçekleştireceklerini açıkladı.
“ KKTC izolasyonlar altında eziliyor”
Arıklı, “Her gittiğimiz yerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin izolasyonlar altında nasıl ezildiğini, dış dünyaya açılmadaki zorluklarını ve ana vatan Türkiye ile etkin çalışılması gerektiğini anlatıyoruz” dedi. Kuzey Makedonya’da Türk Hareket Partisi Genel Başkanı Enes İbrahim başta olmak üzere yerel siyasetçilerin KKTC’ye gösterdiği ilginin kendileri için çok değerli olduğunu belirten Arıklı, bu nedenle temaslarına özel önem verdiklerini kaydetti.
“En büyük gücümüz ana vatan Türkiye”
KKTC’nin ayakta kalma mücadelesinde en büyük gücün Türkiye Cumhuriyeti olduğunu vurgulayan Arıklı, şunları söyledi:
“Türkiye, maddi ve manevi her anlamda KKTC’nin üzerinden elini çekmemiştir, çekmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs adasının garantörüdür. Sadece KKTC’nin değil; Mavi Vatan’daki yer altı zenginliklerinin paylaşımı ve dış güçlerin buradaki söz sahibi olma çabalarına karşı Türkiye’nin kararlı duruşunu anlatmak da bizim görevimiz.”
Arıklı, bu mesajları bir kez daha duyurmak için Kuzey Makedonya’da olduklarını sözlerine ekledi.
Balkanlardaki Türk STK’larla güç birliği: “Bizim davamızı kendi davası gibi gören dostlarımız var”
Güven Arıklı, Balkanlardaki Türk varlığına yönelik çalışmalarını ve bölgedeki sivil toplum kuruluşlarıyla diyaloğunu değerlendirdi. Arıklı, Kosova’ya gideceklerini, daha önce Bulgaristan ve Bosna Hersek’te temaslarda bulunduklarını belirterek, “Bizim davamızı kendi davası gibi gören, derdimizle dertlenen dostlarla birlikte çalışıyoruz” dedi.
Arıklı, Balkan coğrafyasındaki Türk sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü bir diyalog yürüttüklerini söyledi. Bölgedeki Ufuk Derneği gibi STK temsilcileri ile düzenli olarak bir araya geldiklerini ifade eden Arıklı, bu ilişkileri daha üst seviyelere taşımayı hedeflediklerini vurguladı.
“Üzüntümüzle üzülen, sevincimizle sevinen dostlar”
Arıklı, KKTC’nin uluslararası etkinliklerine Balkanlar’dan STK ve gazeteci katılımı sağlamaya özen gösterdiklerini belirterek şunları söyledi:
“Bize inanan, bizim davamızı kendi davası gibi gören, bizim derdimizle dertlenen, üzüntümüzle üzülen, sevincimizle sevinen dostlarla birlikte hareket ediyoruz. Gerek KKTC’de gerek burada etkinlikler yaptık, yapmaya devam edeceğiz.”

Geçen yıl Üsküp’te Avrupa Türk Gazeteciler Çalıştayı
Arıklı, geçen yıl Üsküp’te düzenlenen Avrupa Türk Gazeteciler Çalıştayı’na dikkat çekerek, Almanya, Hollanda, İsviçre, İngiltere, Danimarka, Belçika, Kosova ve Türkiye’den gazetecilerin bir araya geldiğini hatırlattı. Bu çalıştayda Türk dünyasının sorunlarını, özellikle de KKTC’nin içinde bulunduğu durumu Balkanlar’ın merkezinden duyurmaya çalıştıklarını ifade etti.
Çalıştay sonucunda hazırlanan sonuç bildirgesinin, Avrupa, Balkanlar ve Türk dünyasındaki birçok gazeteci tarafından işlendiğini belirten Arıklı, “Tabii ki bunlar hemen artı getirecek çalışmalar değil. Ama oturduğumuz yerden kaderimizi beklemek de doğru değil. Çalışmak gerekiyor, uğraşmak gerekiyor” dedi.
“Türkiye var oldukça biz de varız”
KKTC’nin tutunacak tek dalının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu vurgulayan Arıklı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye Cumhuriyeti var olduğu müddetçe bizler de var oluyoruz. Çünkü tutunacak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için konuşuyorum özelde, tutunacak tek dalımız Türkiye Cumhuriyeti'dir.”
Arıklı, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nda gözlemci üye statüsünde bulunmasını “büyük bir başarı ve onur verici bir durum” olarak nitelendirdi.
“Sadece KKTC’nin değil, tüm Türklüğün sesi olmak”
Türk Birliği Dayanışma Derneği’nin misyonunu anlatan Arıklı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sesi değiliz. Balkanlardaki, Orta Asya’daki, Avrupa’daki tüm Türk kardeşlerimizin sesiyiz. Derneğimiz, 26 ülkede paneller, televizyon programları, STK toplantıları ve basın yayın kuruluşları aracılığıyla bu sesi duyurmayı kendine şiar edinmiştir. Bu çalışmalar bitmiyor, bitmeyecek. Allah nefes verdiği müddetçe bu davanın savunucusu olmak boynumuzun borcudur.”
“Doğru gazetecilik sabır, inanç ve tevekkül ister”
KKTC Türk Birliği Dayanışma Derneği Başkanı ve Hakikat Gazetesi’nin sahibi Güven Arıklı, dijitalleşen dünyada Türk dünyası arasındaki bilgi akışını değerlendirdi. Sosyal medyanın doğru kullanıldığında büyük bir güç olduğunu belirten Arıklı, “Doğru kişinin doğru zamanda, doğru zeminde, doğru işi yaptığında mutlaka sonuç alınır” dedi.
Hakikat Gazetesi’nin köklü bir yayın kuruluşu olduğunu hatırlatan Arıklı, dijitalleşmenin gazetecilik alanında köklü değişimlere yol açtığını söyledi. Eskiden bir haberin ancak ertesi gün gazetelerde yer aldığını, okuyucuya ulaşmasının zaman aldığını belirten Arıklı, şimdi ise anlık paylaşımlarla haberciliğin anında kitlelere ulaşabildiğini ifade etti.
“Herkes sosyal medyada gazetecilik yapmaya çalışıyor”
Sosyal medyanın herkesin gazetecilik yapmaya çalıştığı bir mecraya dönüştüğünü vurgulayan Arıklı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Artık gazetecilik sosyal medyada herkesin yaptığı, yapmaya çalıştığı, kimisinin yüzüne gözüne bulaştırdığı, kimisinin hakkaniyetle yaptığı bir dijitalleşme noktasına geldi. Sosyal medya, doğru kullanıldığında büyük bir imkândır. Ancak kullanan kişinin doğru kişi olması gerekir.”
“Doğru kişi, doğru zaman, doğru zemin”
Arıklı, doğru gazeteciliğin temel unsurlarını sıralayarak, bir haberi sadece yazmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda doğru zeminde ve doğru zamanda sunulması gerektiğini söyledi. Bu üç unsurun bir araya gelmesi durumunda mutlaka sonuç alınacağını belirten Arıklı, şunları kaydetti:
“Bazen bir icraat yaparsınız, bir işlem yaparsınız, o an sonucu alamayabilirsiniz. Beklemek lazım, devam etmek lazım. Konjonktür bugün müsait değildir ama yarın müsaittir. Yarın değilse bir hafta sonra müsaittir. Bunu sabırla, inanç doğrultusunda, biraz da Allah’a tevekkül ederek çalıştığınızda mutlaka sonuç alınacağına inanan biriyim.”
28 yıllık gazeteci tecrübesi
50 yaşında olduğunu ve 28 yıldır basının içinde bulunduğunu ifade eden Arıklı, bu süreçte edindiği tecrübelerle dijital dünyanın doğru kullanıldığında Türk dünyası arasında bilgi akışını hızlandırdığını ve güçlendirdiğini sözlerine ekledi.
Arıklı, özellikle KKTC ile ilgili haberlerin, görsel ve duygusal unsurlarla ( KKTC bayrağı, tarihi güzellikler, şehitlikler gibi sembol mekânlar) desteklenerek sosyal medyada daha geniş kitlelere ulaştırılabileceğini belirtti.
“Balkanlar’da Türk basınının en büyük sorunu yeni nesle ulaşmak”
Güven Arıklı, bir medya patronu gözüyle Balkanlar’da Türkçenin ve Türk basınının karşılaştığı en büyük zorluğun “yeni nesle ulaşmak” olduğunu söyledi. Arıklı, Z kuşağının konulara yaşamsal bakması gerektiğini vurgulayarak, “Onları konuların içine dahil edip, müdahil olmalarını sağlamalıyız” dedi.
Arıklı, Balkanlar’daki Türk basınının en büyük sorununun yeni nesillere ulaşamama olduğunu ifade etti. Belli bir yaş grubu ve üzerindeki kuşakların, Türklüğün geçmişte yaşadığı sıkıntıları alt kuşaklara aktardığını veya aktarmaya çalıştığını belirten Arıklı, ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.
“Z kuşağı hayatın içinde olmalı”
Yeni neslin, büyüklerinden duyduklarıyla yetinmemesi gerektiğini vurgulayan Arıklı, şunları kaydetti:
“Yeni nesli konuların içine dahil ederek, müdahil olmasını sağlayarak, imkânlar sunarak onları hayata hazırlamalıyız. Z kuşağı dediğimiz bu arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, evlatlarımız konulara yaşamsal bakmalı. Hayatın ta kendisi olduğunu ve gelecekte bu mirası bir sonraki nesle bırakacakları inancını vermeliyiz.”
“Medyayı iyi kullanırsan kendini iyi anlatırsın”
Bu hedefe ulaşmada medyanın etkin kullanımının hayati önem taşıdığını belirten Arıklı, “Medyayı iyi kullanırsanız kendinizi iyi anlatırsınız, doğru kişilerle, doğru yerde, doğru zamanda” dedi. Balkanlardaki Türklüğün, Türkçenin ve Türk insanının yaşadığı zorlukların tüm dünyaya aktarılması gerektiğini ifade eden Arıklı, şöyle devam etti:
“Doğru bilgilerle, doğru zamanda, sonuç odaklı yayınlar yaparak, vicdanına seslenerek, kimsenin hakkını yemeden, kendi hakkını da yedirmeden, Allah korkusu, kul utancıyla eğer bir iş yapıldığında medya alanı için konuşuyorum, bir sonuca varılacaktır.”

“Bayrağı devredecek nesiller yetiştirmeliyiz”
Arıklı, sadece kendi döneminde yapılan çalışmalarla yetinilmemesi gerektiğini, aynı zamanda gelecek nesillerin planlanması gerektiğini vurguladı:
“Yeni nesli bu işlerin içine ne kadar çok çekersek, bayrağı onlara verirsek, önümüzdeki 20-25-30 yıl içinde onlar da kendilerinden sonra gelen nesle bu mirası devreder. Siz ‘ben bu işi yaptım, bıraktım’ derseniz, ‘bundan sonra kim yapacak?’ sorusu havada kalır. Benden sonra kim gelecek? Bunu planlamalıyız.”
Türk Birliği Dayanışma Derneği olarak, aynı inanç ve ruhla, korkmadan, utanmadan, alnının akıyla bu davanın mücadelesini her platformda sürdüreceklerini sözlerine ekleyen Arıklı, bayrağı devredecek nesiller yetiştirmenin en büyük görevleri olduğunu belirtti.
Arıklı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kuzey Makedonya’nın benzer tarihi ve kültürel mirası paylaştığını belirterek, iki toplum arasındaki gönül bağını somut iş birliklerine dönüştürme konusunda adımlar attıklarını söyledi. Arıklı, ayrıca bir akademisyen ve sosyolog olarak Balkanlar’daki Türk kimliğinin korunması için gençlerle birebir ilgilenilmesi gerektiğini vurguladı.
“Sekiz etkinlikte konuklarımızı ağırladık”
Bugüne kadar düzenledikleri sekiz etkinliğe Kuzey Makedonya’dan dernek temsilcileri ve yetkililerini davet ettiklerini söyleyen Arıklı, şunları anlattı:
“Davetlilerimize KKTC’nin tarihi yerlerini, şehitliklerini gezdirdik. Siyasilerle, belediye başkanlarıyla, STK’larla, basın yayın kuruluşlarıyla görüşmelerini sağladık. Onlar da döndüklerinde Kuzey Makedonya’daki kendi tarihi, turistik ve kültürel miraslarını bizim insanımıza anlattılar. Bir kişiye bile ulaşabiliyorsak bu kazanımdır. Bugün bir, yarın iki, öbür gün üç olur.”
“Türk’ün olduğu her yerde bu çalışmalar yapılmalı”
Bu tür iş birliklerinin sadece Kuzey Makedonya ile sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Arıklı, “Bugün Kuzey Makedonya, yarın Bulgaristan, öbür gün Azerbaycan, Almanya, Hollanda… Türk’ün olduğu her yerde bu çalışmaların yapılması gerekiyor” dedi.
“Gençleri dinlemeden kimlik aktarımı olmaz”
Bir akademisyen ve sosyolog olarak Balkanlar’daki Türk kimliğinin korunması ve genç nesillere aktarılması konusunda sivil toplum kuruluşlarına düşen en kritik görevi de tanımlayan Arıklı, ilk adımın “gençleri dinlemek” olduğunu söyledi.
“100 gencin 50’si idealsizse sıkıntı var demektir”
Gençlere önce ideallerinin sorulması gerektiğini belirten Arıklı, şu çarpıcı analizi yaptı:
“Bir kere gençleri karşımıza alıp ‘Gelecekten ne bekliyorsun? Planın, programın var mı?’ diye sormak lazım. 100 gence bu soruyu sorduğunuzda, 50’si doğru düzgün, inançlı bir şekilde kendini hazırlıyor, 50’si hazırlamıyorsa burada bir sıkıntı var demektir. Bu yüzde 50’lik kesimin neden hiç idealinin olmadığını araştırmalıyız. Ailevi mi, bireysel mi, hükümete dönük mü, sosyal medyadaki içeriklerden mi etkileniyor? Psikolojik sorun mu, şiddete maruz kalma mı? Tek tek ilgilenmek başarıyı getirir.”
“Toplu konuşma yetmez, birebir müdahale şart”
Sadece toplantılar düzenleyip konuşma yapmanın yeterli olmadığını vurgulayan Arıklı, sözlerini şöyle tamamladı:
“100 çocuğu getirip ‘tak tak tak’ konuşup ‘hadı eyvallah’ deyip göndermek başka bir şeydir. O 100 kişi için bir psikolog, sosyolog olmalı. Birebir ‘Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma, gel buraya, sıkıntın mı var?’ diye sormak gerekiyor. Sınavlar mı kötü geçti? Ailevi problem mi? İdeal sizlik mi? Param yok mu? Ruhum gitmiş mi? İşte o zaman o çocuğu ‘kapmak’ gerekiyor. Geleceği ancak böyle kurtarırız. Bıkmadan, usanmadan, ekibi genişleterek, birebir müdahale ile sonuç odaklı çalışmalıyız.”
Arıklı, önümüzdeki süreçte Balkanlar genelinde, özellikle Kuzey Makedonya’da daha aktif rol alacaklarını söyledi. Ancak sadece Makedonya ile sınırlı kalmadıklarını, Balkanlar, Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa’da çalışmalar yürüttüklerini belirten Arıklı, en büyük sorunun maddiyat olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Güven Arıklı, derneğinin gelecek dönem planlarını açıklarken, çalışmaları sadece Kuzey Makedonya ile sınırlı görmediklerini ifade etti. Arıklı, “Sadece Makedonya olarak bakmıyoruz. Balkanlar, Orta Asya, Orta Doğu, yeri geldiğinde Avrupa anlamında çalışmalarımız var” dedi.
“6-7 arkadaşımızla mücadele ediyoruz”
Şu anda yurt dışında eğitim veren, konuşan, dert dinleyen ve dert anlatan 6-7 arkadaşlarıyla çalıştıklarını belirten Arıklı, ekibini büyütmek istediklerini söyledi:
“Bu 6-7 kişiyi 16-17 kişi yapmamız gerekiyor. Ama bunu yaparken dünyanın kapitalist sisteminin bize verdiği en büyük problemlerden biri şu: Ne yaparsan yap, para lazım. Bu parayı bulmak için de ahlaklı bir şekilde, onurunla para kazanıp bunu yapmak gerekiyor.”
“10 yıldır yapıyoruz, bir 10 yıl daha devam”
10 yıldır bu çalışmaları sürdürdüklerini ve kendilerince bir yere kadar geldiklerini ifade eden Arıklı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok da güzel gidiyor. Bir 10 yıl daha devam ettirdiğimizde, konjonktür bize müsaade ettiğinde eminim ki daha da büyük başarılar ortaya çıkacaktır.”
H.Gina
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.