“Dolaşım Göçü” yeni kalkınma fırsatı mı? Arta Celili’den strateji çağrısı

Kuzey Makedonya 488 kez okundu.
 

“Dolaşım Göçü” yeni kalkınma fırsatı mı? Arta Celili’den strateji çağrısı

Genç nüfusun yarısından fazlası ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. “Kaybolan Potansiyel” adlı araştırmaya göre gençlerin yüzde 57’sinden fazlası göç etmeye hazır. Bu oran, küresel ortalamanın neredeyse iki katı. Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca bireysel tercihlerle değil, uzun süredir çözülemeyen sistemsel eksikliklerle de yakından ilişkili.
Mayka Tereza Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Arta Celili, Yeniden Birlik haber sitesine verdiği özel röportajda, bu verilerin gençlerin ülkeye dair gelecek algısında ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini söylüyor. “Yüzde 57 çok yüksek bir oran. Bu, gençlerin devletten yeterli motivasyon ve destek görmediğini düşündüğünü gösteriyor,” diyen Celili, durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Göç tek başına bir ülkenin meselesi değil Kuzey Makedonya’daki tablo bölgeye özgü değil. Arnavutluk, Sırbistan ve Bosna-Hersek gibi ülkelerde de benzer eğilimler görülüyor. Celili, göçün izole bir olgu olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Göçü bir sorun olarak adlandırmak istemiyorum. Bu bir sorun değil; durdurulması mümkün olmayan, tüm devletlerin yönetmeyi öğrenmesi gereken bir süreçtir.” Günümüzde göç, yalnızca insan kaybı olarak değil; bilgi, deneyim ve fikir alışverişi için bir fırsat olarak da ele alınıyor. “Dolaşım göçü” kavramına dikkat çeken Celili, insanların bir ülkeden ayrılıp başka bir ülkede deneyim kazandıktan sonra geri dönebileceğini ve bunun kalkınmaya katkı sağlayabileceğini belirtiyor. “İnsanlar gidiyor, geri dönüyor. Bu süreçte bilgi ve tecrübe dolaşıma giriyor ve doğru politikalarla bu durum bir ülkenin gelişimini destekleyebilir,” diyor. Göç yeni değil, doğal bir süreç Göçün son yıllara özgü bir olgu olmadığına da dikkat çeken Celili, bunun insanlık tarihi kadar eski bir gerçeklik olduğunu söylüyor. “İnsanlar her zaman göç etti. Bu yalnızca bugünün ya da son on yılın meselesi değil,” diyerek tarihsel perspektifin önemini vurguluyor. Beyin göçü kısa ve uzun vadede ciddi sonuçlar doğursa da Celili’ye göre bu sürecin yönü değiştirilebilir. Devletin diaspora ile birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Celili, bilgi dolaşımını teşvik eden stratejilerin kritik olduğunu söylüyor. “Doğru politikalarla, göç etmiş insanların bilgi ve deneyimi ülkenin gelişimine yeniden kazandırılabilir” değerlendirmesinde bulunuyor. Gençlerde güvensizlik: Nepotizm algısı Gençlerin yalnızca teoriyle değil, pratikle güçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Celili, eğitimin iş gücü piyasasıyla daha fazla temas etmesi gerektiğini vurguluyor. “Gerçek yetkinlik, iş dünyasıyla kurulan doğrudan temasla oluşur,” diyor. Gençler arasında iş bulmak için “parti desteği” gerektiği algısı yaygın. Bu durumun özellikle kamu sektöründe güvensizlik yarattığını ifade eden Celili, çözümün şeffaf ve liyakate dayalı istihdam politikalarında olduğunu söylüyor. Tüm zorluklara rağmen iyimser bir bakış Endişe verici tabloya rağmen Doç. Dr. Arta Celili umutlu. “Kendim, çocuklarım ve tüm gençler için daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyorum,” diyerek iyimserliğini koruyor. Celili’ye göre çözüm çok açık: Gençler kalkınma politikalarının merkezine yerleştirilmeli. Şeffaflık, adil istihdam, nepotizmin olmadığı ve liyakate dayalı bir sistem olmazsa olmaz. Dolaşım göçünün bir diğer boyutu da ülkeye gelen yabancı işçiler. Farklı kültürlerden gelen bu grupların topluma uyumunun iyi yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Celili, asıl tehlikenin göç değil, yabancı düşmanı söylemler olduğunu belirtiyor. Geri dönüş umudu var Araştırmalar, gençlerin büyük bir bölümünün koşullar iyileşirse geri dönmeye açık olduğunu gösteriyor. Bu da geleceğe dair güçlü bir umut ve iyimserlik anlamına geliyor. Doç. Dr. Arta Celili’ye göre göç, gerçekliğimizin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecek. Ancak doğru yönetildiğinde, bu süreç bir zorluk olmaktan çıkıp toplumsal ve ekonomik bir fırsata dönüşebilir. Gençlerin ülkede kalmak ya da geri dönmek için hâlâ umudu var. Bu umudun karşılık bulup bulmayacağı ise şeffaflık, liyakat ve gençleri merkeze alan politikaların hayata geçirilmesine bağlı. Aksi hâlde “kayıp potansiyel”, yalnızca bir rapor başlığı değil, ülkenin kalıcı gerçeği hâline gelebilir. H.Gina
Genç nüfusun yarısından fazlası ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. “Kaybolan Potansiyel” adlı araştırmaya göre gençlerin yüzde 57’sinden fazlası göç etmeye hazır. Bu oran, küresel ortalamanın neredeyse iki katı. Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca bireysel tercihlerle değil, uzun süredir çözülemeyen sistemsel eksikliklerle de yakından ilişkili.

Mayka Tereza Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Arta Celili, Yeniden Birlik haber sitesine verdiği özel röportajda, bu verilerin gençlerin ülkeye dair gelecek algısında ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini söylüyor.

“Yüzde 57 çok yüksek bir oran. Bu, gençlerin devletten yeterli motivasyon ve destek görmediğini düşündüğünü gösteriyor,” diyen Celili, durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.

Göç tek başına bir ülkenin meselesi değil

Kuzey Makedonya’daki tablo bölgeye özgü değil. Arnavutluk, Sırbistan ve Bosna-Hersek gibi ülkelerde de benzer eğilimler görülüyor. Celili, göçün izole bir olgu olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Göçü bir sorun olarak adlandırmak istemiyorum. Bu bir sorun değil; durdurulması mümkün olmayan, tüm devletlerin yönetmeyi öğrenmesi gereken bir süreçtir.”

Günümüzde göç, yalnızca insan kaybı olarak değil; bilgi, deneyim ve fikir alışverişi için bir fırsat olarak da ele alınıyor.

“Dolaşım göçü” kavramına dikkat çeken Celili, insanların bir ülkeden ayrılıp başka bir ülkede deneyim kazandıktan sonra geri dönebileceğini ve bunun kalkınmaya katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

“İnsanlar gidiyor, geri dönüyor. Bu süreçte bilgi ve tecrübe dolaşıma giriyor ve doğru politikalarla bu durum bir ülkenin gelişimini destekleyebilir,” diyor.

Göç yeni değil, doğal bir süreç

Göçün son yıllara özgü bir olgu olmadığına da dikkat çeken Celili, bunun insanlık tarihi kadar eski bir gerçeklik olduğunu söylüyor. “İnsanlar her zaman göç etti. Bu yalnızca bugünün ya da son on yılın meselesi değil,” diyerek tarihsel perspektifin önemini vurguluyor.

Beyin göçü kısa ve uzun vadede ciddi sonuçlar doğursa da Celili’ye göre bu sürecin yönü değiştirilebilir. Devletin diaspora ile birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Celili, bilgi dolaşımını teşvik eden stratejilerin kritik olduğunu söylüyor.

“Doğru politikalarla, göç etmiş insanların bilgi ve deneyimi ülkenin gelişimine yeniden kazandırılabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Gençlerde güvensizlik: Nepotizm algısı

Gençlerin yalnızca teoriyle değil, pratikle güçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Celili, eğitimin iş gücü piyasasıyla daha fazla temas etmesi gerektiğini vurguluyor. “Gerçek yetkinlik, iş dünyasıyla kurulan doğrudan temasla oluşur,” diyor.

Gençler arasında iş bulmak için “parti desteği” gerektiği algısı yaygın. Bu durumun özellikle kamu sektöründe güvensizlik yarattığını ifade eden Celili, çözümün şeffaf ve liyakate dayalı istihdam politikalarında olduğunu söylüyor.

Tüm zorluklara rağmen iyimser bir bakış

Endişe verici tabloya rağmen Doç. Dr. Arta Celili umutlu. “Kendim, çocuklarım ve tüm gençler için daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyorum,” diyerek iyimserliğini koruyor.

Celili’ye göre çözüm çok açık: Gençler kalkınma politikalarının merkezine yerleştirilmeli. Şeffaflık, adil istihdam, nepotizmin olmadığı ve liyakate dayalı bir sistem olmazsa olmaz.

Dolaşım göçünün bir diğer boyutu da ülkeye gelen yabancı işçiler. Farklı kültürlerden gelen bu grupların topluma uyumunun iyi yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Celili, asıl tehlikenin göç değil, yabancı düşmanı söylemler olduğunu belirtiyor.

Geri dönüş umudu var

Araştırmalar, gençlerin büyük bir bölümünün koşullar iyileşirse geri dönmeye açık olduğunu gösteriyor. Bu da geleceğe dair güçlü bir umut ve iyimserlik anlamına geliyor.

Doç. Dr. Arta Celili’ye göre göç, gerçekliğimizin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecek. Ancak doğru yönetildiğinde, bu süreç bir zorluk olmaktan çıkıp toplumsal ve ekonomik bir fırsata dönüşebilir.

Gençlerin ülkede kalmak ya da geri dönmek için hâlâ umudu var. Bu umudun karşılık bulup bulmayacağı ise şeffaflık, liyakat ve gençleri merkeze alan politikaların hayata geçirilmesine bağlı. Aksi hâlde “kayıp potansiyel”, yalnızca bir rapor başlığı değil, ülkenin kalıcı gerçeği hâline gelebilir.

H.Gina

Habere ifade bırak !
Habere Ek Video
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.